Üzerinde 19 Var” – 1
27 AĞUSTOS DERS NOTLARI “ÜZERİNDE 19 VAR” İSNAD konusunda en küçük bir sapmanın nelere mal olacağına dair en güzel örnek yine MÜDDESSİR suresindeki şu ayettir. Müddesir 74/30 اَهَيَلَع َ ةَعَسَت اَ ََََت Bilindiği gibi bu ayet hem geçmişte hem de günümüzde meşhur 19 mucizesi edebiyatına temel olarak alınmaktadır. Söylemde kendi içinde tutarlı gözüken ve hatta o mucizenin olduğuna dair epey de malzeme ortaya koyan bu görüş, kelimelerin İSNADINI hiç ama hiç umursamamıştır oysa herhangi bir anlama ulaşmadan önce kelimelerin kime, neye, ne şekilde isnad edildiğinin ortaya konulması anlamın ilk ayağıdır. Bu olmadan ulaşılan anlam kelimelerin kendi anlamı değil, o kelimelere zorla giydirilmiş anlamlardır. Şimdi ayetin kendi içindeki isnadına bakalım (Müddesir 74/30) اَهَيَلَتا َ ةَعَسَت اَ ََََت bu ayetin irabını yapanlar cümleyi şu şekilde deşifre etmişlerdir... ayetteki اَهَيَلَع kelimesi mukadddem haber yani öne geçmiş haber kelimesi.. .َ ةَعَسَت اَ ََََت bu terkip ise MÜPTEDADIR. Yani cümle anlam olarak TISATE AŞERA ALEYHA şeklindedir. 19 mucizesini savunanlar ayete şu anlamı vermişlerdir Edip Yüksel Meali Üzerinde ondokuz vardır.* Edip yüksel, ayetin mealine bir yıldız koyarak orada bir dipnotun olduğunu belirtmiştir. O dipnot şu şekildedir Kuran'ın Tanrı sözü olduğuna dair, herkese açık fiziksel bir kanıt sağlayan bu büyük mucizenin bazı detaylarını "Üzerinde 19 Var" adlı kitapta sergiledik. Bu çevirinin sonundaki Notlar bölümünde bazı örnekleri bulabilirsiniz. Ama dilerseniz, bu konuda araştırma yapmış olanlar tarafından yazılmış hiçbir makale veya kitaba bakmadan, sıfırdan başlayarak, "Kuran, 19 kodu üzerine kurulu bir matematiksel yapıyla örülmüş müdür?" sorusunun cevabını kendiniz araştırabilirsiniz: Araştırmayı objektif olarak yaparsanız, şu ana kadar keşfedilen nice örneği aynen bulacağınızdan hiç kuşkum yok. Matematikten ve olasılık hesaplarından pek anlamayan bazı saf kişiler; rakamları yanyana koyarak, ekleyip bölerek manipülasyonlarla sözde "mucizeler" bulabildiği gibi; inkarcı bağnazlıktan ötürü Kuran'da mevcut olan matematiksel sistemi görmek istemiyenler de vardır. Edip yüksele göre bu ayet KURANDA 19 MÜCİZESİ VARDIR şeklinde anlaşılmaktadır. Yani ona göre Ayette müfred müennes HA zamirinin İSNADI kurandır Oysa az biraz Arapçada sayılara vakıf olanlar böyle bir söylem içine asla giremezler. Çünkü bu isnad saçam ve yalan bir isnad olur...Şöyle ki; Arapçada sayılar ve sayılan şey ADED- MADUD olarak adlandırılır..yani sayı ve sayılan Fakat Arapçada eğer sayı ifade eden bir kelime sayılan şeyden SONRA gelirlerse o zaman sayı değil SIFAT olurlar...Buna en güzel örnek NEFSUN VAHİDETÜN (nisa 1) ifadesidir. Nefsun vahitedün ifadesindeki VAHİDETÜN kelimesi sayı değil sıfattır. Bu durumda sayı olarak 1 (bir) değil, tür olarak tek tür anlamını ifade eder mesela VERDETÜN VAHİDETÜN ifadesi " BİR (1) TEK ÇİÇEK" anlamında değil, bir benzeri olmayan çiçek türü anlamındadır. Yani çiçek sayı olarak 1 tane değil, TÜR olarak eşsiz anlamındadır : 1 ve 2 sayıları aslında arapçada çok kullanılmazlar çünkü zaten kelimeleri sayı olarak 1 yapan TENVİN ve ikili yapan TESNİYE kullanımı vardır. Yani İKİ KİTAP demek için 2 sayısını kullanmaya hiç gerek yoktur...KİTABANİ denmesi yeterlidir 1 ve 2 sayılarında ADED (sayı) ile MADUD (sayılan şey) arasında cinsiyet açısından tam bir uyum olma zorunluluğu vardır..yani eğer sayılan cisim müennes bir varlık ise sayı da müennes gelir eğer müzekker varlık ise sayıda müzekker gelir 3-9 arasındaki sayılarda ise durum tam tersinedir. Eğer sayılan şey müzekker ise sayı müennes, eğer sayılan şey müennes ise sayı müzekker gelir buna en güzel örnek ةَعَبَت ةَ تاَاٰمَت bu ifadedir ifadeye dikkat edilirse SAYI müzekker, sayılan şey ise müennestir yani 3-9 arasında sayı ve sayılan arasında cinsiyet açısından mutlaka bir zıtlık olması gerekmektedir 11 ve 12 sayılarında ise yine cinsiyet açısından sayı ve sayılan arasında bir uyum olması zorunludur 13-19 sayılarında ise durum biraz değişmektedir. Çünkü artık sayı çift basmaklı bir sayıdır Arapçada çift basamaklı sayılarda önce birler basamağı daha sonra onlar basamağı yazılır. İşte sayılan şeyin müzekker veya müennes olması da onlar ve birler basamağının durumundan anlaşılır...EĞER sayılan şey müennes ise onlar basamağı müzekker, birler basamağı müennes..yok eğer sayılan şey müennes ise birler onlar basmağı müzekker birler basamağı müennes olur Şimdi bu çerçevede müddessir suresindeki ayete tekra bakalım (Müddesir 74/30) اَهَيَلَع َ ةَعَسَت اَ ََََت Edip Yüksel Meali Üzerinde ondokuz vardır.* bu ayetteki sayı َ ةَعِسِت َِۜ ََِِت şeklindedir. bu sayının basamağı َ ةَعَسَت müennes, onlar basamağı اَ ََََت müzekkerdir... onlar basamağındaki sayı müzekker olduğu için sayılan şey TAM TERSİ MÜENNES olmalıdır. Şimdi bu 19 cu vatandaşlar buradaki bu sayıyı KURANA isnad etmişlerdir Buna göre KURAN ya da KİTAB kelimesinin de müennes olması gerekmektedir peki EL KURAN ve EL KİTAP kelimesinin müzekker mi müennes mi olduğunu nasıl anlarız?? elbette ki bu kelimelerin geçtiği ayetlerden mesela KİTAB kelimesinin müzekker mi müennes mi olduğu daha bakara suresinin en başından anlaşılabilir (Bakara 2/2 TEFSİR) ذٰلِك َ َالْكِت اب ََل ََر يْب َ َفٖيهَِ َه دًىَلِلْم تَّقٖين َ َ
Bu ayette kitap kelimesi bir işaret zamiri ile gösterilmiştir ve o işaret zamiri müennes değil müzekkerdir... Kur'an'da geçen KİTAB kelimelerinin İSTİSNASIZ hepsi müzekkerdir..yani müennes değildir Demek ki müddessir suresindeki sayının EL KİTABA İSNADI mümkün değildir. PEKİ KURAN KELİMESİ MÜZEKKER MİDİR? MÜENNES MİDİR? Yûnus/37 اَ َع ََعاَت اتذَا ا َٰلََاتالت اَاَت يلرََََتي اَت ِلاا ت اِهت ت اَ تَ اَت ََقَِديصَت ا ذذدا عَيَاَت يََِيَل ت اَََرَقديتَت ا ََ ََعْ ت اَت ََيََْت ِديل ت اَت َََْت ا َعَع َ دياَلت
Bu ve içinde ELKURAN geçen ayetlerin tamamında da EL KURAN kelimesi hep müzekker olarak geçmiştir o halde müddessir suresindeki sayıyı Kur'an'a isnad etmek tamamen asılsızdır aslında kelimelere tutunsak nereye ve ne şekilde isnad edildiği berrak bir şekilde bellidir her şeyden önce ayete baktığımızda sayının MADUDU yoktur... FAKAT zaten ayeti o şekilde bölmek TAHRİFİN ta kendisidir. kendisinden önceki cümlelerle MUTLAK bir gramer bağı olan kelimeleri bağlı bulunduğu cümleden koparıp yeni bir cümleymiş gibi anlam vermeye çalışmak TÜM İLKELERİ yerle bir etmek demektir Sema Firengiz: Sayılan bir şey yoksa;sayı niye var hocam? sayılan var, ama ayet o şekilde kendinden önceki ayetlerden koparalıp bağımsız bir ayet haline getirilince 19 diye bir varlık çıkıyor karşımıza dikkat edin 19 burada sayı olarak değil MÜPTEDA olarak ele alınmakta
bu necla yadsımanın irabı görüldüğü üzere 19 MÜPTEDA dır..o halde ayete şu mana verilmesi gerekmektedir. ONDOKUZ, ONUN ÜZERİNDEDİR
ONUN kelimesi 10 UN değildir buna dikkat edilsin buna göre varlığın içinde 19 diye bir varlık aranması gerekmektedir Sema Firengiz: Ha ya mı gidiyor yok semra hanım ALEYHA ya haber diyorlar Sema Firengiz: Varlığın içinde 19 ne hocam Sema Firengiz: Bildim hocam Sema Firengiz: Aleyha haber olur mu ki valla onu bende bilmiyorum ama eğer oradaki TİSATE AŞER kelimesine müpteda, aleyha kelimesine de haber denilirse, bu cümle 19 diye bir varlıktan haber veriyor anlamına gelir Şimdi oradaki kelimelerin üzerinde duralım, her şeyden önce ayetteki HA zamirini kime döndereceğiz? yani hangi kelimeye İSNAD edeceğiz eğer zamir müphem değilse, o zamirin kime döneceği kendisinden önceki kelimelerde aranır kendisinden öncesine bakıp MÜENNES bir kelime (isim) bulmalıyız? ayetin öncesine baktığımızda müennes isim olarak karşımıza ilk çıkan kelime LEVVAHTÜN kelimesidir. Bu kelime hem müennestir hem akılsız bir varlıktır hem de çoğuldur Eğer bir varlık akılsız ise ve çoğul ise bu durumda onlara müfred müennes HA zamiri İSNAD edilebilir Arapça bilen arkadaşlar bu son söylediğim doğrumu dur?? Nirengi Sevim Hoca: Evet Sema Firengiz: Hatırladım hocam doğru halde bu HA zamirinin LEVVAHAT kelimesine dönmesi mümkündür değil mi? peki o zamirin başka bir kelimeye isnadı mümkün müdür??? cevap, evet mümkündür eğer ulaştığımız kelimeden daha kuvvetli bir kelime varsa ona dönderilebilir... mesela ةَََٰلَت kelimesi olabilir mi? Sema Firengiz: Ama o müennes mi ki Nirengi Sevim Hoca: Beşer kelimesinin herhangi bir ayrıntı söz konusu olmadan "insan" anlamında müzekker ve müennes için kullanıldığını belirten Zebîdî, bu kelimenin tekil, ikil ve çoğul için de kullanıldığına işaret eder. Bu ifadeden anlaşıldığına göre "beşer" kelimesi tekil olduğu gibi çoğul da olmaktadır. Nirengi Sevim Hoca: Beşer mi Hocam? +90 505 748 06 45: Kendisine levha verilen beşer Musa olması lazım. Sema Firengiz: Oldu diyelim.19 nedir güzel bir soru, kelimeye baktığımızda kelimenin müenens mi müzekker mi olduğu anlaşılmıyor....dolayısıyla o kelime SEMAİ M SEMAİ MÜENNES oluyor zaten necla yadsıman ve tüm gramerciler ve de tüm meal ve tefsir yazarları SEKAR kelimesine müennes demişler...peki hakikaten öylemi Sema Firengiz: Sema ortada bir kelime,müennes diyorlar sekar kelimesi Kur'an'da 4 defa geçer, bunun 3 tanesi müddessir suresinde bir tanesi ise kamer suresindedir. Kelimenin müzekker mi yoksa müennes mi olduğu buradaki kulalnımlarından anlaşılacaktır (Müddesir 74/42) م اَس ل ك ك مَْفٖىَس ق ر َ biri bu ayet, bu ayete baktığımızda kelimenin müenne mi müzekker mi olduğunu anlayabileceğimiz bir zamir, sıfat, fiil ya da başka bir kelime yoktur buradaki fiilerin TUBKİ mi yoksa YUBKİ mi olduğu SEKAR kelimesinin müzekker veya müennes olduğunu tespit etikten sonra bilinecektir Şimdi kelimenin müddessir suresi dışındaki tek kullanımına bakalım [21:46, 27.09.2020] TuvaRamazanDemir: (Kamer 54/48) يَاَوَت يلةََُعلااَت ِ ف ا رذعَ ت اَهتع ال لاا ل وََت ذلاقلاا َسذت ةََََٰت bu ayette sekar kelimesinin müennes mi müzekker mi olduğunu tespit etmemizi sağlayacak yardımcı kelimeler var mdıır? Kamer 48’de nasıl? ي وْم َي سْح ب ون َفِىَالنَّارَِع لٰىَو ج وهِهِمَْذ وق واَم سََّس ق ر َ bu ayette sekar kelimesinin müennes mi müzekker mi olduğunu tespit etmemizi sağlayacak yardımcı kelimeler var mdıır? ... hangi kelime Sevim Hoca: Messe,...Messet değil harikasınız peki messe müzekker midir... müennes midir? ......... konumuza odaklanalım....KAMER 48. ayete göre SEKAR kelimesi müzekker midir? BİZİM sevgili tesfircilerimiz ve mealcilerimiz kelimeyi yabancı kelime sayıyorlar Sevim Hoca: Yabancı bir kelime ise ve geldiği dilde müzekker muenneslik yoksa biz onu arapçada hangi kategoriye alabiliriz ki? ona atfedilen zamir, sıfat yada başka bir kelimeden mesela, yine bizim müfessirlerimize göre, ibrahim, musa, ismail, davut kelimeleri yabancı kelimelerdir ama bu isimlerin müzekker mi müennes mi olduğu ona atfen gelen diğer kelimelerden rahatlıkla anlaşılıyor Sevim Hoca: Müzekker [21:56, 27.09.2020] Sema Firengiz: Eee vet o halde demek ki müddessir 30.ayetteki HA zamiri SEKAR kelimesine dönemez, değil mi? Sema Firengiz: Siz başka yere götürdğnüz hocam ben götürmedim, eğer müennes ise daha kuvvetli olduğu için ona dönebilir dedim, dönüp dönmeyeceğini anlamak içinde kelimenin müzekker mi, müennes mi olduğunu tespit edelim dedim, onun için kamer suresine baktık H:K:Gürger- onun üzerinde 19 ifadesi, vahyin indiği döne mde ehli kitap kaynaklı asılsız bir iddia olarak görülmektedir. Bir sonraki ayette bu muhafızların sadece melekler olduğu ve sayılarını da sadece Allah'ın bileceği ifadeleriyle, genelde binlerce yıllık geçmişe sahip insanlığın, özelde ehli kitabın ürettiği bu anlamsız iddianın reddedildiğini düşünüyorum. Kabalacılıkta sayılara özel anlamlar yükleniyor bu sayılar içinde 19 da var. Allah'u alem eyvallah kemal hocam : insanlar kelimelere biraz değer verselerdi, ve kelimeler arasındaki İSNAD konusunda azıcık ilkeli davransalardır, kabalizmin dibini buldukları halde bunu Kuranın en büyük mucizesi saymazlardı Nermin: Hocam- o zaman buradaki yubki olacak değilmi aynen Nermin hocam! Aslında buraya kadar konunun NE OLMADIĞINI söyledik...bana gelen en büyük eleştirilerden birisi "yahu sen la ilahe diyorsun ama bir türlü ilahe demiyorsun" şeklinde oysa buraya kadar LA İLAHE nin sadece bir bölümünü söyledik yani daha LA İLAHE diyeceğimiz ok konu var. daha TİSATE AŞER kelimesinin MADUDUNU bulmadık, LEVVAHAT kelimesinin ne olmayacağına bakmadık, BEŞER kelimesinin neden marife geldiğine bakmadık, YUBKİ / TUBKİ...TEZER / YEZER fiillerine bakmadık...SE USLİHİ SEKAR ifadesine bakmadık...VE MA EDRAKE ME SAKAR kalıbına bakmadık. Kur'an 20 yaşındaki adama 100 yaşının iradesini ve bilgeliğini veriyor... Ali Sedat Aslan- Konulara geçmeyi bekliyoruz Ali Sedat hocam, buradaki LA İLAHE şu manada kullanılmıştır..siz daha öncesinde olmadığınız için duymamış olabilirsiniz....Biz Kur'an'daki gramatik yapının temelinde de LA İLAHE İLLALLAH formulü olduğunu söylüyoruz...onun için bir konu hakkında İLLA demeden önce tüm LA ları söylemek lazım diyoruz Sema Firengiz: Hocam bu analiz şeklinizle Kur'an bilgisayar olmadan,analiz edilebilir miydi ettim semra hocam, tabiki şimdiki imkanlara göre daha zor oluyordu ama ben beş sene öncesine kadar tüm çalımalarımı bilgisayarsız ve kelimeleri tek tek sayarak yapıyordum Sema Firengiz: Bitirdiniz mi hocam? tüm yazılarımı da el yazısıyla defterlere yazıyordum...kitaplığımda bu şekilde yazılmış onlarca defterim hala durur semra hanım, Kur'an'ı anlama çabası sonu olan, sonuna gelinebilecek bir çaba değildir ... ben kendimce bir takım düşüncelere ulaştığımı ve bu ulaştıklarımın da önemli şeyler olduğunu zannediyordum, o bir fiske ile onları yerle bir etti elde ettiklerimi kendisine yaslanıp destek alıncak şeyler sanarken o beni de yaslandıklarımı da ezdi geçti...eğer beni izleyeceksen sakın kendini bir şey zannetme dedi : sen bana değer katamazsın, ben sana değer katarım dedi sen beni açamazsın ben seni açarım dedi sen beni kuşatamazsın ben seni kuşatırım dedi ben Kuran okuyarak sıradan olmayı sevdim ben Kuran okuyarak hiç kimse olmayı sevdim ben onunla konuştuğumu zannederken o bana LAL olduğumu gösterdi belki bana psikopat diyecekler, ama vallahi Kuran canlı, hem de varlığın en canlısı neyse, psikopatlığa ve duygusallığı bir kenara bırakalım..... Ali sedat hocam, şimdi mi devam etmemi istiyorsunuz? NesbeŞnatlı: Evet evet o ayet grubunu anlamak için iki türlü yol izlenebilir, sondan başa 30, 29, 28, 27, 26 gibi ya da pasajın başınadan 26 27, 28, 29, 30, 31 şeklinde gelebiliriz bunu yapmak için ise hemen NOKTASIZ ve HAREKESİZ metne yönelmek zorundayız 01 02 ilk resmin 8.satırının en solundaki SİN ve elif işareti ile bugün ele aldığımız ayet gurubu başlıyor ikinci resim ise ALEYHA TİSATE AŞER kelimelerinin olduğu 30.ayet : bu ayet numaralarını veriyor ki anlaşılsın diye yoksa gördüğünüz gibi metinde ayet bölünmesi yok şimdi, eğer çalışmalarımıza noktasız ve harekesiz olan mushafı temel alacaksak, yapmamız gereken ilk şey kelimelerin İŞTİKAKINA bakmak olmak zorundadır. Çünkü karşımızda seslere tahsis edilmemiş bir metin var ve bu metnin bir anlama dönüştürülmesi ancak ve ancak iştikak yoluyla olacaktır
Bir kelimenin noktalarını belirlemek İŞTİKAK, o kelimenin kalıp oalrak şeklini belirlemek SARF, o kelimenin cümle içindeki konumunu belirlemek ise NAHİV dir yani yapılması gereken şey sadece bir sese tahsis edemeyeceğimiz işaretlerden oluşmuş kelimelere noktalar tayin etmek değil aynı zamanda tespit edilenin hem cümlenin hem Kuranın sarf ve nahivine uygun olma zorunluluğu vardır. Bunlardan daha önemlisi ise kelimelerin İSNADININ Kur'an'da bulunması gerekmektedir. bir cümleyi iştikak, sarf ve nahiv açısından iraba uygun hale getirmek işin sadece %50 sidir devamında elde edilen o cümlenin hem sure içinde hem de Kur'an içinde kuvvetli İSNADININ tespit edilmesi gelmektedir. işin en zahmetli kısmı işte bu isnad kısmıdır. Çünkü isnad, elde ettiğiniz cümlenin sadece sure ve Kuran içindeki yerini değil, varlık içindeki yerini de belirtmelidir Şimdi 30.ayetten geriye doğru gidelim çünkü en fazla meşgul olunan ayet o ayettir O ayetteki kelimeler şu şekildedir şu an yapmaya çalıştığımız İŞTİKAK, SARF, NAHİV VE İSNAD çalışmasıdır başlamadan şu İSNADI doğru yere koymak gerekmektedir. Aslına bakılırsa İŞTİKAK, SARF VE NAHİV konuları İSNAD şemsiyesi altındadır. Çünkü isnad olmadan ne sarf ne nahiv ne de iştikak yapılabilmesi mümkün değildir. hangi formda olursa olsun bir kelimenin anlaşılması için o kelimenin bir yere, bir şeye, bir kişiye atfedilmesi gerekmektedir. Buna İSNAD denir biri söylemeden bir kelime var olmaz, biri yapmadan bir fiil meydana gelmez canlı cansız, akıllı akılsız iradeli iradesiz hangi varlık türü olursa olsun VAR OLMALARI ancak ve ancak birinin onları yapmasıyla mümkündür. Herhangi bir varlığı yada herhangi bir olayı yada herhangi bir sözü birine isnad etmeden de onların olabilmesi mümkün değildir Yani bir söz varsa ilk önce O sözü kime isnad edeceğiz sorusunun cevaplanması gerekmektedir. Sözün ne anlama geldiği ondan sonradır. Bu ilk isnad için herhangi bir gramer kuralı yoktur bu akılla bilinir fakat bundan sonrasında yapılan isnadlar (sarf, nahiv ve iştikak) akılla değil NAKİLLE (vuzuhi) bilinir..Çünkü burada artık ilkeler devreye girer ve her isnadın bir kuralla olması gerekmektedir. aslında bir sözün kim tarafından söylendiği isandın alt grubu olan sarf ve nahiv ile de anlaşılır..ama bu daha zahmetli bir yoldur dolayısıyla akıl kullanmak daha kolaydır mesela...BEN İNSANI YOKTAN YARATTIM...diye bir cümle okuduğunuzda cümlede sözü söyleyen belli olmasa bile YOKTAN YARATMA kudretinde olan sadece Allah olduğu akılla bilindiği için hemen Bu sözü Allah'a isnad edersiniz bunun için gramere ihtiyaç yoktur...ama BEN İNSANI YOKTAN YARATTIM sözünün cümle düzeni içinde kelimelerin nasıl anlam kazandığını anlamak sadece sırasıyla İŞTİKAK, SARF VE NAHİV ile oalcaktır İştikak, sarf ve nahiv de bir isnaddır ama bu isnadda akıl ilk sırada değildir çünkü bunlar akılla kavranır ama bağları size akıl değil İLKELER kurdurur.. mesela, Arapçada ...HALEKALLAHE İNSANU diye bir cümle kurarsanız (arapça bilenler son sese dikkat), siz sarf ve nahiv kurallarına göre İNSANI özne, Allahı nesne yapmış olursunuz...İşte sarf ve nahiv size neden böyle olduğunun ilkelerini söyler daha sonra bu ilkelere göre çıkan anlam üzerine artık siz aklınızı kullanırsınız biraz önce türkçe harflerle yazdığım arapça kelimenin türkçe anlamı İNSAN ALLAHI YARATTI şeklindedir...sarf ve nahive göre bu cümle bozuk bir cümle değildir. Fiil, fail meful doğru bir şekilde harekelenmiştir...FAKAT bu cümlenin insana isnad edilmesi mümkün değidlir...Çünkü sadece cümlenin sarf ve nahvini çözümlemek yetmemektedir. İSNAD da gerklidir isnada atıf, mal etmek, birine ait kılmak diyebilirsiniz Buraya kadar belirlediğimiz çerçeve üzerinden müddessir 30.ayetten geriye doğru gitmeye başlayalım Birinci adım İŞTİKAK 30 AYET el ayzmalarında böyle geçiyordu el yazmasında böyle geçen ayet, ASIM B. BEHDELE tarafından aşağıdaki gibi İŞTİKAK edilmiş (Müddesir 74/30) اَهَيَلَع َ ةَعَسَت اَ ََََت Asım b. behdelenin bu şekilde noktalayıp harekelediği bu cümleye baktığımızda, cümlenin YARIM bir cümle olduğu rahatlıkla anlaşlıyor değil mi? arapça bilenler lütefn cevap verir misiniz? sadece bakmakla bu ayetin yarım bir ayet olduğu anlaşılıyor değil mi? yani tek başına bu ayetin keliemelerine anlam versek bile ne dediği açık ve anlaşılır değildir....ONDOKUZ ONUN ÜZERİNDEDİR bir kaç gün önce LAFIZ, KAVL, KELİM, KELAM tarifleri vermiştim hatırlıyor musunuz? Sema Firengiz: Neyin üzerinde,kimin üzerindedir? hah bakın gördünüz mü cümlenin ne dediği anlaşılmıyor işte buna kelim denir, oysa bunun KELAM olması gerekmektedir. O halde bu ayet tek başına kelam değil, KELAM olan bir cümlenin KELİM olan parçasıdır [23:57, 27.09.2020] TuvaRamazanDemir: şimdi bu ayetin kendinden önceki sözün mü yoksa kendinden sonraki sözün mü bir parçası olduğunu tespit etmek gerekmektedir (ve bu da bir isnaddır) [23:58, 27.09.2020] TuvaRamazanDemir: yoksa kendinden önceki ve kendisinden sonraki de tek bir kelamdır ve bu ayet o kelamın ortasındamıdır? [23:58, 27.09.2020] TuvaRamazanDemir: bunu anlamanın yolu ilk önce kendisinden sonraki cümleye bakmatır kendisinden sonraki cümleye baktığımızda cümle bir VAV bağlacıyla başlıyor değil mi? Müdessir 31 و م ا َج ع لْن ا َا صْح اب َ َالنَّارََِاِلَََّم لٰئِك ةًََو م ا َج ع لْن ا َعِدَّت ه مََْاِلَََّفِتْن ةًََ لِلَّذٖين َ َك ف ر واَلِي سْت يْقِن ََالَّذٖين َ َا وت واَالْكِت اب ََو ي زْد اد َ َالَّذٖين َ َاٰم ن واَ اٖيم انًا َو ل َ َي رْت اب َ َالَّذٖين َ َا وت واَالْكِت اب ََو الْم ؤْمِن ون َ َو لِي ق ول َ َالَّذٖين َ َ فٖى َق ل وبِهِمََْم ر ض ََو الْك افِر ون ََم اذ اَا ر اد َ َاللّٰ َ َبِهٰذ اَم ث لًََك ذٰلِك َ َ ي ضِل َ َاللّٰ َ َم نََْي ش اء ََو ي هْدٖى َم نََْي ش اء ََو م ا َي عْل م ََج ن ود ََر بِّك َ َاِلَََّه و ََ و م ا َهِى ََاِلَََّذِكْرٰى َلِلْب ش رَِ vav dan sonra da bir fiil ve fail var değil mi? gramerde VAV harfinin 24 değişik kullanımı vardır ama hangisi olursa olsun bu harf öncesi ile sonrası arasına bir engel koyar..Bu engel tamamen farklı bir cümle şeklinde de olur, baplı ama iki bağımsız cümle şeklinde de olur. O zaman müddessir 30 demek ki kendinden önceki ayetlerin bir parçasıdır...doğru mu? Sema Firengiz: Evet güzel, o zaman müddessir 30.ayetin kendinden önceki cümlenin nesi olur sorusuna geçmeden önce cümledeki kelimelerin iştikakına bakabiliriz. cümlenin ilk kelimesi asım b. behdele kıraatinde اَهَيَلَع şeklindedir. Bu okuyuşa göre kelime bir harfi cer (ala) ve bir zamirden (ha) oluşmaktadır. peki el yazmasında bu kelime nasıl geçmektedir?
böyle geçmektedir. İşaretler, sayarsak bu kelimede 5 tane işaret vardır. İştikak kelimenin kökünü tespit etmek için yapılır...Arapçada kelimelerin kökü 3, 4 ve 5 harflidir. önce karşımızda 5 işaret olduğu için acaba bu işaretlerden oluşmuş beş harfli bir kelime varmı yokmu ona bakacağız...şu şekilde arama yapacağız 1. İŞARET......AYN ve ĞAYN 2. İŞARET ....LAM 3. İŞARET ....BA-TA- SE- NUN -YA 4. İŞARET ....HE 5.İŞARET......HEMZE (elif) tüm sözlükleri taradık bu şekilde birkombinasyonu olan herhangi bir kelimeye rastlayamadık demek ki kelimenin kök harfi 5 li değil dört harfliye geçtik...dört harfliler arasında da bu işaretlerin kombinasyonunda herhangi bir kelimeye rastlamadık 3 harfliye geldik....şimdi eğer bu kelimenin kökü 3 harfliyse şöyle olmalı 1.işaret ......ayn veya ğayn 2.işaret.....ba-ta-se-nun-ya 3.işaret ...he göre karşımıza 3 harfli şu kombinasyonlar çıkıyor tekrar yazıyorum 1.İŞARET.....AYN veya ĞAYN 2.İŞARET....LAM
3. İŞARET....HA göre lamdan sonra gelen işaret sıfatı müşebbehe veya simi fail için gelen mezid bir harftir buna göre şu kombinasyonlar çıkıyor...ALİHA...ĞALİHA...sözlükleri tarıyoruz sözlüklerde bu kombinasyonalrda herhangi bir kelimeyoktur o halde diyoruz ki ASIM B. BEHDELE bu kelimeyi اَهَيَلَع şeklinde noktalayıp harekelemekle isabet etmiştir Çünkü kelime ne yaparsanız yapın başka bir şekle girmemektedir böylelikle ilk kelimenin iştikakını, nokta ve harekesini yapmış olduk geçiyoruz ikinci kelimeye geçiyoruz ikinci kelimeye, el yazmalarında kelime şu şekşlde geçmekte
karşımızda 4 işaretten oluşmuş bir kelime var kombinasyon kökeni şu şekilelrdedir 1.işaret........be-te-se-ya-nun 2.işaret.......sin veya şın 3.işaret .......Ayn veya Ğayn 4.İşaret........Kapalı ta veya müzekker HU zamiri Buna göre 4.işaret ister HU olsun ister TA olsun kelimenin asıl harfi olamaz
geriye kalıyor diğer üçü Bunlardan şu kombinasyonlar çıkıyor.... BESEA - BESEĞA / BEŞEA - BEŞAĞA....TESEA-TESEĞA / TEŞEA - TEŞEĞA....SESEA - SESEĞA / SEŞEA SEŞEĞA ....NESEA-NESEĞA / NEŞEA - NEŞEĞA....YESEA -YESEĞA /YEŞEA - YEŞEĞA yani tam 20 tane kombinasyon çıkıyor...tek tek sözlükte bunlardan hangileri var diye tarama yapacağız hemen belirteyim.....ilk harfi PELTEK SE olan kombinasyonları hemen eleyebiliriz...Çünkü peltek se ve sin harfi yanyana gelemez geriye kaldı 16 ilkharfi be ikinci harfi sin olan hiç bir kelime yok...düştü 14 e ilk harfi BA ikinci harfi şın olan bir kelime var BEŞEA..bunu bir kenera yazıp devam edyoruz kaldı 13 BEŞEĞA diye bir kelime yok kaldı 12 ilk harfi BA olan kombşnasyonları bitirdik ve sadece bir kelime bulduk ilk harfi TE olanlara bakalım TESEA...diye bir kelime var....elimizde iki tane anlamlı kelşme oldu..kaldı 11 TESEĞA diye bir kelime yok elimizde kaldı 10 TEŞEA ve TEŞEĞA diye bir kelime de yok...kaldı 8 İLK HARFİ peltek se olan kelime zaten yok demiştik ilk harfi NUN olan kombinasyonlara bakıyoruz NESEA ve NESEĞA diye bir kelime de yok kaldı 6 NEŞEA ve NEŞEĞA diye kelimeler de yok ..kaldı 4 ilk harfi YA olan YESEA, YESEĞA, YEŞEA, YESEĞA diye kelimelrde yok... demek ki el yazmalarında noktsaız ve harekesiz şekilde geçen işaretlerin sadece İKİ TANE İŞTİKAKI VAR işte eğer biz en başından beri noktasız ve harekesiz metinle muhatap olsaydık hiç bu kadar zahmet çekmeden bu iştikakı bilecektik EndFigen: Beşea ve Tesea aynen; şimdi kelimelerin sözlük manalarına bakıyoruz
BEŞEA
TESEA...
buraya kadar anladık mı? birinci kelimeyi ALEYHA olarak kesin bir şekilde tespit etmiştik...ama ikinci kelimede karşımıza iki kombinasyon çıkıyor BEŞEA ve TESEA bundan sonrasında birinci ve ikinci kelimenin birlikte bir anlam oluşturup oluşturmadığına bakacağız sonra üçüncü kelimeye geçeceğiz ilk kelime ALEYHA dır...arapçada hiçbir şekilde bir cümle bu edat ve zamir ile başlamaz..Çünkü bu kelimeye ŞİBHİ CÜMLE denir....Şibhi cümlenin türkçe karşılığı cümle olmamakla beraber CÜMLEMSİ olan kelimelerdir arapçada iki türlü cümle vardır...isim cümlesi ve fiil cümlesi
tarif çok basittir...eğer bir cümle siim ile başlarsa isim, fiil ile başlarsa fiil cümlesi olur...PEKİ cümlemsi kelimelerle başlayan bir cümle yapısı var mıdır? cevap hayır yoktur demek ki en başta gelen Aleyha kelimesi cümle başı bir kelime değildir Öyleyse diğer kelimelere bakacağız...O kelimelerin FİİL olma durumu var mıdır? hayır yoktur...neden yoktur? Çünkü, birinci kelimenin başında gelen ALA kelimesi harfi cerdir. ve harfi cerler kesinlikle bir başka kelime ile bağ kuran harflerdir ve kesinlikle bağ kurdukları kelimeelr isim olmak zorundadır yani harfi cerler fiile değil İSME isnad edilirler konu biraz ağırlaşmaya başladı ,yarın devam.... RAMZAN DEMİR 27 Ağustos 2020
عرض المستند الأصلي (PDF) هنا
أرسل سؤالك أو تصحيحك أو اقتراحك حول هذا المحتوى. يصل مباشرة إلى فريقنا ولا يُنشر على الصفحة.