Müellifin kendi meali · 6
(Kadın) Buna (anlattıklarına) kesinlikle çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunu açıklaması (ona isnat edilen) o fuhşu ve o kötülüğü ondan uzaklaştıracağımız içindi. Çünkü o zaten (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Andolsun, kadın ona (yapılanlara) çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunun (başına gelenlerin) olması o fuhuş ve o kötülüğü ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, bizim (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Andolsun, kadın ona (yapılanlara) çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunun (başına gelenlerin) olması o fuhuş ve o kötülüğü ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, bizim (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Andolsun ki (kadın) ona çok üzüldü, Yusuf da ona üzülmüştü.
(Kadın) Buna (anlattıklarına) kesinlikle çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunu açıklaması (ona isnat edilen) o fuhşu ve o kötülüğü ondan uzaklaştıracağımız içindi. Çünkü o zaten (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Andolsun, kadın ona (yapılanlara) çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunun (başına gelenlerin) olması o fuhuş ve o kötülüğü ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, bizim (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Alıntıladığı mealler · 7
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Diyanet İşleri Başkanlığı
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,95
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) meali
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,95
And olsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Diyanet İşleri Başkanlığı
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,95
Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık
geleneksel/yaygın meal
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,90
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) meali
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,90
Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.
Diyanet Vakfı Meali
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
İhlas’ – ‘Halis’ Kelimeleri Hakkında Notlar
güven 0,90
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Diyanet İşleri Başkanlığı
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,85
Müellifin meali(Kadın) Buna (anlattıklarına) kesinlikle çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunu açıklaması (ona isnat edilen) o fuhşu ve o kötülüğü ondan uzaklaştıracağımız içindi. Çünkü o zaten (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Tefsirlerin en çok tartıştığı “hemme bihâ” burada arzu değil “çok üzülmek” diye okunmuştur; böylece Yusuf’a fuhuş meyli isnadı kalkar, âyet ismet delili hâline gelir.
(12/24) (Kadın) Buna (anlattıklarına) kesinlikle çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunu açıklaması (ona isnat edilen) o fuhşu ve o kötülüğü ondan uzaklaştıracağımız içindi. Çünkü o zaten (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Kaynağa git
Müellifin mealiAndolsun, kadın ona (yapılanlara) çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunun (başına gelenlerin) olması o fuhuş ve o kötülüğü ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, bizim (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Bölüm sonunda âyet dizisi içinde tekrar verilen müellif meâli ve arkasından gelen açıklama: kadın Yûsuf'un anlattıklarına, Yûsuf ise başına gelenlere çok üzülmüştür; burhan sayesinde üzüntüsü onu çökertmemiştir.
Andolsun, kadın ona (yapılanlara) çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunun (başına gelenlerin) olması o fuhuş ve o kötülüğü ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, bizim (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Kadın Yusuf'un anlattıklarına çok üzülmüştür. Aslında Yusuf da başına gelenlere çok üzülmüştür.
Kaynağa git
Müellifin mealiAndolsun, kadın ona (yapılanlara) çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunun (başına gelenlerin) olması o fuhuş ve o kötülüğü ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, bizim (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Tahlilin neticesi olarak verilen müellif meâli; "ayete şu manayı vermeyi zorunlu kılmaktadır" ifadesiyle açıkça sahiplenilmiştir. Hemme fiili "istek duymak" değil "çok üzülmek", el-muhlasîn ise "arındırılmış" olarak karşılanmıştır.
İşte bu durum ayete şu manayı vermeyi zorunlu kılmaktadır.
Andolsun, kadın ona (yapılanlara) çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunun (başına gelenlerin) olması o fuhuş ve o kötülüğü ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, bizim (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Kaynağa git
Kitabın merkezî tezine bağlanan sonuç: fuhşun Yûsuf'a yanaşamaması onun hadım edilmiş olmasındandır; bu da sahnenin zina zemini üzerine kurulmasını imkânsız kılar.
Fuhuş ve kötülüğün istese bile Yusuf'a yanaşamaması cümlesi Yusuf'un bulunduğu ortamın zina temeli üzerine oturtulmasını bu yönden de imkânsız kılmaktadır. Zira, eğer kadın onunla zina yapmak için kapıları kapatmış ve "haydi gel" diyerek zinaya davet etmiş, kadın onu arzulamış ve Yusuf da kadını arzulamış ise fuhuş ondan uzaklaşmamış anlamına gelmektedir. Fuhuşun istese bile Yusuf'a yanaşamayacak olması Yusuf'un hadımlığından dolayıdır.
Kaynağa git
Aynı âyetin harf-i cer / zamir konumu yönünden ele alınışı: DİB meâlinin doğru olabilmesi için cümle yapısının farklı kurulmuş olması gerekirdi.
Eğer bu böyle olsaydı burhan görerek uzaklaşan Yusuf olduğu için cümledeki harfi cer ve zamirin yerinin değişmiş olması gerekirdi. Cümle ise "Yusuf'u fuhuş ve kötülükten… şeklinde gelmeliydi. Çünkü meale göre burhanın gösterilmesinin amacı Yusuf'u fuhuştan alıkoymaktır. Ama cümle alıkonulanın Yusuf değil, fuhuş ve kötülük olduğunu göstermektedir.
Kaynağa git
Bölümün nahiv temelli ana bulgusu: âyette uzaklaştırılan Yûsuf değil, es-sû' ve el-fahşâ'dır. Bu, geleneksel okumanın yönünü tersine çevirir.
Bu cümle genelde Yusuf'a burhan gösterilerek, onun zina yapmaktan uzaklaştırılması şeklinde anlaşılmıştır. Oysa ayet gayet açık bir şekilde uzaklaştırılanın Yusuf değil olduğunu söylemektedir. Yani ayet; biz Yusuf'a burhan gösterdik, Yusuf'u fuhuş ve kötülükten uzaklaştırmak için değil, fuhuş ve kötülüğü ondan (Yusuf'tan) uzaklaştırmak için demektedir.
Kaynağa git
Müellifin mealiAndolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Açıkça "(DİB meali)" etiketiyle verilen meâl. Müellif bunu, harf-i cer ve zamir yerinin geleneksel okumayla bağdaşmadığını göstermek için karşılaştırma zemini olarak kullanır.
Şimdi bu ayete verilen meallerden birine bakalım.
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. (DİB meali)
Kaynağa git
Meâl tenkidi: bu çeviriler Yûsuf'u iradesiz ve düşük karakterli göstermektedir; müellife göre bu, nebîye yakışmayan bir resimdir.
Bu şekilde yapılan meallerin farkına varmamış olsalar da Yusuf'u iradesi olmayan ve güdülerinin peşinden koşan, Allah onu alıkoymasa kendiliğinden zinadan uzaklaşamayan düşük karakterli biri olarak resmettiği gayet açıktır.
Kaynağa git
Müellifin dört yönlü iç tutarlılık itirazı: muhsin nitelemesi (12/22), muhlas nitelemesi (12/24 sonu), hükm ve ilim verilmesi (12/22) yaygın meâlin resmettiği zayıf karakterli Yûsuf tablosuyla bağdaşmaz.
Şu hâlde Yusuf burhan görmese zinadan kendi başına uzaklaşamayacak kadar zayıf karakterli biridir!.. Sonra burhan olmasa her sıradan mü'minin kaçınması gereken zinadan kendini koruyamayacak biri için, bir ayet önce "Muhsin" denmesinin anlamı nedir? Dahası burhan olmasa kendi iradesiyle zinadan uzaklaşmayacak biri, nasıl oluyor da ayetin hemen devamında "muhlis" olarak adlandırılıyor? Üstüne burhan olmasa zinadan kendi iradesiyle kaçamayacak birine (bir ayet önce) muhakeme yeteneği ve ilim verilmesinin anlamı nedir?
Kaynağa git
Müellif, eleştirdiği meâlin gerektirdiği olay örgüsünü önce açıkça formüle eder; ardından bu örgünün doğurduğu çelişkileri sıralar.
Bu mealden anlaşıldığı kadarıyla, Yusuf insani güdüleri gereği kendisini ayartmaya çalışan kadına meyletmiş, fakat Yüce Allah kendisine bir "burhan" göstermiş ve Yusuf'ta bu şekilde zina yapmaktan uzaklaşmıştır. Ona burhan gösterilmesinin sebebi de Yusuf'u fuhuş ve kötülükten uzaklaştırma amacı taşımaktadır.
Kaynağa git
Geleneksel okumanın iç tutarsızlığı: burhan Yûsuf'u fuhuş ve kötülükten uzaklaştırmak içinse, hemen sonraki âyetlerde fuhşa maruz kalıp iftira ile zindana atılması nasıl açıklanacaktır?
Ayette Yusuf'a burhan gösterilmesinin amacının bu ikisinden uzaklaştırmak olduğu açıkça belirtilmiştir. Fakat böyle denmiş olmasına rağmen hemen bu ayetten sonra gelen ayetlerde fuhşa maruz kalmış, ardından iftira ile zindana atılarak orada yıllarca kalmıştır.(!) Şu hâlde fahşa ve kötülüğün Yusuf'tan uzaklaştırılması ne anlama gelmektedir?
Kaynağa git
Âyetin kendi iç mantığından çıkarılan delil: burhan o odada gösterilmemiştir, çünkü kadın görmemiştir. Bu, burhanın kıssanın önceki bölümlerinde aranmasını gerektirir.
Ayete baktığımızda söz konusu burhanın Yusuf ile aynı mekânda bulunan kadın tarafından görülmemiş olduğu anlaşılacaktır. Eğer burhan o odada gösterilmiş olsaydı, bunu Yusuf gibi kadının da görmesi gerekirdi. Bu durumda Yusuf tarafından görülen burhanın ne olduğu kıssanın daha önceki bölümlerinde ve bu olayın dışında aranmalıdır.
Kaynağa git
Müellifin teşhisi: "burhan nedir?" sorusunun yüzyıllardır cevapsız kalmasının tek nedeni kıssayı Tevrat üzerinden okumaktır.
Garip ve kabul etmesi zor olan şudur ki; Yusuf'un gördüğü burhan neydi? sorusu cevapsız bir soru olarak yüzlerce yılı aşıp günümüze kadar gelmiştir. Bu sorunun cevapsız kalmasının tek nedeni, Kur'an'da anlatılan Yusuf kıssasını Tevrat'taki Yusuf kıssası mihmandarlığında anlamaya çabalayarak bunlar üzerine kelimelere anlam yüklemektir.
Kaynağa git
Müellifin Râzî değerlendirmesi: rivayetleri reddetmiş ama âyetteki burhanı tanımlamamış, üstelik Yûsuf'un meylini kendisi de kabul etmiştir.
Razi ayette geçen "burhan" hakkında rivayetler üzerinden aktarımlarda bulunanları bu şekilde eleştirmesine eleştirmiştir ama Yusuf'un gördüğü burhan hakkında hiçbir şey dememiştir. Öte yandan eleştirisi içinde "Yusuf, asli delillere göre zinadan uzak durmuştur..." diyerek Yusuf'un zinaya meylinin olduğunu kendisinin de kabul ettiğini göstermiştir. Ona göre de Yusuf önce meyletmiş ama "rabbinin burhanını" gördüğü için vazgeçmiştir. Yusuf'un gördüğü burhan nedir? sorusunu ise cevapsız bırakmıştır.
Kaynağa git
Müellif, müfessirlerin âyeti "zinaya çok yaklaşmış Yûsuf'un burhan sayesinde kurtulması" biçiminde kurguladığını tespit eder; bölümün tartışma konusu bu kurgudur.
Müfessirlerimiz, tam zina etmek üzere olan Yusuf'un, ayetin devamındaki cümlede geçen "burhan" sayesinde kurtulduğunu söylemişlerdir. Yusuf'u zinadan kurtaran bu burhan hakkında ise şunları söylemişlerdir.
Kaynağa git
Müellifin mealiAndolsun ki (kadın) ona çok üzüldü, Yusuf da ona üzülmüştü.
Bölüm sonunda, tahlilin sonucu olarak verilen ve müellifin açıkça sahiplendiği ("olması gereken anlamının ... olduğunu söyleyebiliriz") karşılık. "Hemme" burada arzu/şehvet değil, kökün asıl anlamı olan şiddetli üzüntü olarak karşılanmış; her iki fiil de mâzî kipinde korunmuştur. Bölüm başlığı da ("İçi Parçalandı") bu okumadır. Not: âyetin kalan kısmı (burhân, sû' ve fahşâ, muhlas kullar) bu bölümde ele alınmamıştır.
Bu kadar açıklamadan sonra bu kelimenin ((…) hemme) olması gereken anlamının; "insanın içini yakan bir hüzün duyması, damla damla eriten, üzüntü"691 yani şiddetli bir şekilde üzülmek olduğunu söyleyebiliriz.
Andolsun ki (kadın) ona çok üzüldü, Yusuf da ona üzülmüştü.
Kaynağa git
Âyetin ikinci ele alınışı: "hemmet" kelimesine "istemek/arzulamak" anlamı verilemez, çünkü kadın (kapıları kilitleyerek) niyet aşamasını geçmiş, gerçekleştirme aşamasına gelmiştir.
Fakat tam da bu anlamlarından dolayı ayette bu kelimeye "istemek, arzulamak" anlamın verilmesi doğru olmamaktadır. Çünkü kadın niyet etmenin, arzulamanın, istemenin ötesine geçmiş, bunları gerçekleştirme aşamasına gelmiştir. Niyetini, arzusunu ve isteğini neredeyse gerçekleştirecek biri için bu kelimenin kullanılması doğru olmamaktadır.
Kaynağa git
Âyetin sarf yönüyle ilk ele alınışı: "hemmet" ve "hemme" fiillerinin ikisi de mâzîdir; mealler kadına ait olanı geçmiş, Yusuf'a ait olanı "istek duyacaktı" diye gelecek zaman yaparak kip değiştirmiştir. Müellife göre bu, "kelime mazi olarak yanlış vahyedilmiş de mealciler düzeltmiş" gibi davranmaktır.
Mesela, bu bölümde inceleyeceğimiz yukarıdaki ayetin başında geçen ve her ikisi de mazi (geçmiş zaman) olan (…) (fiili mazi, müfred, müennes, ğaib) ve (…) (fiili mazi, müfred, müzekker, ğaib) kelimelerinin biri geçmiş zaman, diğeri geniş zaman olarak çevrilmiştir.
Kaynağa git
Müellifin mealiAndolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Bölüm başında, incelemeden önce verilen ve metinde açıkça "(DİB meali)" diye etiketlenen meal. Müellifin eleştiri konusu budur.
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. (DİB meali)
Kaynağa git
Müellifin mealiAnd olsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Bölüm başında 23. âyetle birlikte, tahlilden önce ve "(DİB meali)" etiketiyle verilmiştir. Müellif bu bölümde 24. âyeti müstakil olarak tahlil etmez; onu, meal ve tefsirlerin olayı şehvet-cinsellik-zina ekseninde kurgulamasına dayanak yaptıkları ikinci âyet olarak anar.
(24) And olsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. (DİB meali)
Kaynağa git
Müellifin kendi yeniden inşası: 24. âyetteki hemm zinaya meyil değil üzüntüdür, burhan da bir görüntü değil 12/6'daki resûllük haberidir.
24. Ayet: Aziz (yönetici) kadın, Yusuf’un başından geçenlere çok üzülmüştür. Eğer 6. ayette babasının Yusuf’a kendisinden sonra resul olacağı söylenmemiş olsaydı (Burhan) Yusuf’un da buna çok üzüldüğü belirtilmiştir.
Kaynağa git
Geleneksel anlatımın özeti. Müellif bu okumayı, âyetlerde Yûsuf'un muhsin ve muhlis nitelenmesine rağmen ona zinaya meyil atfetmesi sebebiyle hayret verici buluyor.
24. ayet; Aslında zina etmek isteyen kadına Yusuf’un da meyli vardır. Ama tam o anda gördüğü Rabbin burhanı sayesinde zina etmekten vazgeçer.
Kaynağa git
Müellife göre 12/24'te de kadın hiçbir tanıtıcı nitelemeyle anılmaz; bu, 12/25'teki "seyyidehâ"nın "bilinen o kadının kocası" diye okunamayacağının nahvî gerekçesidir.
23 ve 24. ayetlere konu olan kadın için ise ayrıca kadın kelimesi bile kullanılmamış, sadece fiil ve zamirlerin müennes (dişil) kullanımlarından, olayın bir kadın ve Yusuf arasında geçtiğinin aktarılması yeterli görülmüştür.
Kaynağa git
12/24'teki "li-nasrife" fiilinin s-r-f kökü tahlili; müellif bu tahlili, uzaklaştırılanın kim/ne olduğu tartışmasına zemin yapar.
Ele alacağımız kelime savmak, çevirmek şeklinde çevrilen linasrife kelimesidir.
Kelime s+r+f kök harflerinden türemiştir. Kur'an'da bu kökten türemiş 30 kullanım bulunmaktadır. Bir şeyi bir halden başka bir hale çevirmek veya onu başkasıyla değiştirmektir. Vazgeçirmek, alıkoymak, engellemek... Kelimenin Kur'an'daki kullanımları; çevirmek, dönüştürmek, halden hale sokarak açıklamak, uzaklaştırmak, kaçmak şeklindedir.
Kaynağa git
es-sû' kelimesinin marife gelmesinden çıkarılan sonuç: kastedilen, herkesin tanımını bildiği belirli bir kötülüktür; belirsiz genel bir "kötülük" değildir.
Üstelik kelime Yusuf suresinde şeklinde ( ال ) takısıyla gelmiştir. Bu da kelimeden kast edilen şeyin biliniyor olmasını, tarifinin var olduğunu göstermektedir.
Kaynağa git
12/24'teki el-fahşâ'nın kök ve kullanım tahlili: kelime bütün cinsel kabahatleri kapsar; müellif bunu "rızâya dayalı cinsel suçlar" diye tanımlar.
El fahşa kelimesi ş h f kökünden türemiştir ve Kur'an'da bu kökten 24 kullanım bulunmaktadır... Kelimenin Kur'an'daki bu kullanımlarından yola çıkarak Yusuf suresinde geçen el fahşa kelimesinin kapsamına zina, homoseksüellik, sevicilik gibi cinsel kabahatlerin hepsi girmiş olmaktadır.
Kaynağa git
Müellif, es-sû' ve el-fahşâ'ya yüklenen anlamların çeşitliliğini (Kurtubî, Elmalılı, Râzî, Mustafa İslamoğlu dipnotlarıyla) listeleyerek neyin kastedildiğinin anlaşılamadığını gösterir.
Bu cümle üzerinde durmamızın sebebi; ayette kötülük ve fuhşu şeklinde çevrilen kelimelerin tam olarak neyi kast ettiğinin anlaşılamamış olmasıdır. Ayette geçen bu iki kelimeye yüklenen anlamlar şu çeşitlilikte olmuştur.
Şehvet, arkadaşına hainlik etmek, Yusuf'un onu satın alan azize ihanet etmesi, öpme ve şehvetle bakma, zinadan önceki ön sevişme, zina olacağını haber veren hareketler, her türlü kötülük.
Zina, Tutkuya bağlı her türlü taşkınlık.
Kaynağa git
Müellifin mealiBiz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık
Âyetin "kezâlike li-nasrife anhu's-sû'e ve'l-fahşâ" cümlesinin yaygın çevirisi. Müellif bu çeviriyi "genelde ... ya da buna yakın çevrilmiştir" diyerek aktarır; sahiplenmez, tahlile konu eder.
Ele aldığımız bu iki ayetle ilgili son olarak 24. ayette şu şekilde geçen cümle üzerinde durmak istiyoruz. Bu cümle genelde "Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık" şeklinde ya da buna yakın çevrilmiştir.
Kaynağa git
Râzî'nin burhan rivayetlerini nakledenlere yönelik sert eleştirisi. Müellif bu eleştiriyi olumlar ama Râzî'nin de burada Yûsuf'un meylini örtük olarak kabul ettiğini not eder.
Ona şöyle denilebilir: sen bize hiçbir faydası bulunmayan bu laf atmalardan başka bir şey söylemiyorsun. Senin, buna delilin nerede? Hem, aynı şeyde delillerin birbirini takip etmesi caizdir. Yusuf, asli delillere göre zinadan uzak durmuştur. Binaenaleyh ona, bu kadar engel ilave edilince, onun bu işten vazgeçmesi ve kuvvetle sakınması mükemmel olmuş olur.
Kaynağa git
Âyetteki "burhan"ın ne olduğuna dair Râzî'nin naklettiği rivayetler (put, Ya'kûb'un temessülü, gökten ses, Cebrâîl). Müellif bunları kendi görüşü olarak değil, eleştirilen malzeme olarak aktarır.
Kadın, evin ortasında inci ve yakut kakmalı bir puta yöneldi ve onun üzerini bir bezle örttü... Onlar, İbn Abbas'dan şunu rivayet etmişlerdir: Yusuf, babası Yakup'u parmaklarını ısırır olduğu halde ve "Peygamber zümresinden takdir edilmiş olduğun halde, facirlerin işini mi yapıyorsun? Bundan utan!" der halde temessül etti, göründü... Onlar şöyle demişlerdir. Yusuf, birisinin gökten kendisine "Ey Yakup'un oğlu, sen kuşlar gibi olma. Kuşun tüyleri vardır. Ama zina ettiğinde, o güzel tüyleri dökülür (güzelliği gider)" diye seslendiğini duydu.
Kaynağa git
Kurtubî'den nakledilen ve müellifin "akla ziyan" saydığı rivayetler (İbn Abbas, Said b. Cübeyr, Mücahid nakilleri). Müellif bunları İsrâîliyyâtın üzerine eklenmiş uydurmalar sayar.
Şöyle de açıklanmıştır; Hz. Yusuf'un kadına meyletmesi bir masiyetti. O kocanın, hanımının önünde oturuşu gibi oturdu. El-Kuşeyri, Ebu Nasr, İbnu'l Enbari, En-Nahhas, El-Maverdi ve başkalarının da nakşettiklerine göre müfessirlerin çoğunluğu genel olarak bu kanaatte imişler.
Kaynağa git
Âyetin Kurtubî üzerinden ele alınışı. Müellif, Kurtubî'nin "karar verme söz konusu olmaksızın nefsin içinden geçen eğilimler" tanımını aktarır ve bu tanımın kendisiyle çeliştiğini gösterir: kadın kapıları kilitleyerek niyeti çoktan aşmıştır.
Kurtubi ayeti verdikten sonra bir şiir de vererek ayette geçen (…) kelimesinin anlamı hakkında şunları söyler: Ahmed b. Yahya dedi ki; Yani Züleyha masiyet işlemeye meyletti ve bunda ısrarlı idi. Yusuf da meyletti ama meylini gerçekleştirmedi. Böylelikle iki meyil arasında bir fark olduğu ortaya çıkmaktadır.
Kaynağa git
Müellifin mealiAndolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı
Âyetin bölüm ortasında yeniden ele alınışı: DİB meali (ve ona yakın diğer mealler), müfessirlerin "akla ziyan" rivayetler aktarmasının çıkış noktası olarak gösteriliyor.
bu cümle mealler tarafından "Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı" (DİB meali) şeklinde veya buna yakın anlamlarda çevrilmiştir. Buradan yola çıkan müfessirler akla ziyan rivayetleri aktarmış daha sonra da bu rivayetleri tartışmaya koyulmuşlardır.
Kaynağa git
Müellifin tutarlılık itirazı: meallerin verdiği anlam kabul edilirse âyetin iki fiiline de aynı mana verilmek zorundadır, yani "Yusuf da kadına göz koyup istek duymuştu" denmeliydi. Bu, meallerin kendi mantıklarının zorunlu sonucudur; müellifin benimsediği karşılık değildir.
Yukarıdaki mealde olduğu gibi kadına atfen gelen (…) kelimesine genelde "kadın ona göz koyup istek duymuştu" manası verilmiştir. Kelimeye bu anlam üzerinden mana verilmesi durumunda ayetin ilk cümlesi (…) "kadın ona göz koyup istek duymuştu, Yusuf da kadına göz koyup istek duymuştu" şeklinde çevrilmeliydi. Yani kadın Yusuf'a ne hissetmişse, Yusuf da aynısını kadına hissetti anlamına gelmeliydi.
Kaynağa git
Müellifin mealiAndolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.
Yûsuf'un 'ibâdinâ'l-muhlasîn'den olduğunu bildiren ayet; makalenin 'muhlas' okuyuşuna dayanak yaptığı ilk örnek.
وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَا أَنْ رَأَىٰ بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذَٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاءَ إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ
Kaynağa git
Geleneksel kıssa özetinin 12/24'e ilişkin kısmı: 'burhan' olmasa Yûsuf'un da meyledeceği iddiası. Müellif bu okumayı reddetmektedir.
Allah’ın burhanını görmese Yusuf’un da ona meylettiği kadın yine Aziz’in karısıdır (Yusuf 23, 24).
Kaynağa git
Geleneksel senaryonun 12/24 halkası (meyil + burhan). Müellif bunu benimsemez, canlandırarak eleştirir.
Aslında Yusuf da kadına meyletmiştir ama tam o anda ve orada gördüğü bir burhanla zinaya düşmekten kurtulmuştur.
Kaynağa git
Müellifin mealiAndolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Eleştirilmek üzere aktarılan meâl. Müellif burada yalnız "mealler" der; birkaç sayfa sonra aynı metin "(DİB meali)" etiketiyle tekrarlandığı için kaynak Diyanet İşleri Başkanlığı olarak alınmıştır.
Biraz önce meallerin bu ayeti şu şekilde çevirdiğini aktarmıştık; "Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı."
Kaynağa git
Müellifin meali(Kadın) Buna (anlattıklarına) kesinlikle çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunu açıklaması (ona isnat edilen) o fuhşu ve o kötülüğü ondan uzaklaştıracağımız içindi. Çünkü o zaten (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Müellif geleneksel 'هَمَّ بها' yorumunu ('Yusuf da ona meyil etti') reddederek her iki fiili de 'üzülmek' olarak karşılamakta; âyetin Yusuf'un masumiyetini değil sorgulama sürecini anlattığını savunmaktadır.
(12/24) (Kadın) Buna (anlattıklarına) kesinlikle çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunu açıklaması (ona isnat edilen) o fuhşu ve o kötülüğü ondan uzaklaştıracağımız içindi. Çünkü o zaten (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Kaynağa git
23-24. âyetlerdeki tespit ile Aziz kadının sonraki sözü arasındaki görünür çelişkiyi müellif kabul eder ve çözümünü ileriye (52-53. âyetler) havale eder: kadın Yûsuf'u korumak için kadınlara yalan söylemiş, onun kim olduğunu bildiği hâlde bilmiyormuş gibi davranmıştır.
suf’un başından geçenlerin tamamını Aziz kadına anlattığını söylemiştik. Fakat burada Aziz kadın Yusuf’un kendisine bir şey anlatmadığını, tam tersi sustuğunu söylemektedir. Bu bir çelişki olarak görülebilir ki; bu haliyle çelişkidir.
Kaynağa git
Müellifin mealiAndolsun, kadın ona (yapılanlara) çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunun (başına gelenlerin) olması o fuhuş ve o kötülüğü ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, bizim (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Müellifin kendi meâli (12/23 ile birlikte hatırlatılan blok): 'hemme' fiili karşılıklı meyil değil 'çok üzülmek' olarak okunmuş, böylece ne kadına ne Yûsuf'a şehvet meyli atfedilmiştir. Devamında müellif kadının üzülmesini, Yûsuf'un anlattıklarını ilk defa duymasına bağlar.
(24) Andolsun, kadın ona (yapılanlara) çok üzülmüştü. Eğer (Yusuf) Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da (başına gelenlere) çok üzülmüştü. Bunun (başına gelenlerin) olması o fuhuş ve o kötülüğü ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, bizim (o fuhuş ve o kötülükten) arındırılmış kullarımızdandır.
Kaynağa git
Ulemanın 12/24 okuması (Yusuf'un kadına meyli ve burhanı görüp vazgeçmesi) müellif tarafından aktarılıp benimsenmez; müellif kıssanın bu çerçevede kurulmasını eleştirir.
Aslında kadına karşı bir meyli olan Yusuf o anda Rabbin bir burhanını görerek, son anda kadınla zina yapmaktan vazgeçmiştir. (23-24 ayetler).
Kaynağa git
12/24 de aynı sorgulama sahnesinin parçası olarak anılır; müellif iki âyeti birlikte künyeler.
Zaten kendisini sorgulayan Aziz kadına hep Mısır’a köle olarak gelmezden önceki durumundan bahsetmiştir. (23-24 ayetler)
Kaynağa git
Müellif, müfessirlerin "Rabbin burhanı" ifadesini müstehcen bir sahnenin son anına yerleştirdiğini eleştirir. Âyet numarası verilmemiştir; "Rabbin burhanı" ibaresi Yûsuf 12/24'te geçer, bu yüzden numara tahmin olarak işaretlendi.
tam o sırada Rabbin burhanını görerek bundan vazgeçtiğini, daha sonra da kaçmaya çalıştığını söyleyen akla ziyan rivayetlere dayanarak ispatlamaya giriştiklerini daha önce aktarmıştık.
Kaynağa git