Müellifin kendi meali · 10
(Bekledikleri o) kervan geldi, bunun üzerine onlar (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini gönderdiler. O da üzerine düşen aracılığını yaptı. (Kervandakilere) şu köle çocuk (sizin için) ne kadar iyi bir haber. Ve onun etinin kesik olduğunu açığa çıkardılar (gösterdiler). Allah bu şeyi (tasarlayarak) yapıyor olduklarını elbette bilendir.
onun etinin (cinsel organının) kesik olduğunu açığa vurdular
Şu (buluntu) çocuk (köle) ne sevindirici bir haber
Bir kervan geldi (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini (sözüne uydukları önderlerini) gönderdiler. Bunun üzerine O kendisine düşen (yakışan) aracılığı yaptı.
(Bekledikleri o) kervan geldi, bunun üzerine onlar (Yusuf’un kardeşleri) azmettiricilerini gönderdiler. O da üzerine düşen aracılığını yaptı. (Kervandakilere) şu köle çocuk (sizin için) ne kadar iyi bir haber. Ve onun etinin kesik olduğunu açığa çıkardılar (gösterdiler). Allah bu şeyi (tasarlayarak) yapıyor olduklarını elbette bilendir.
(Bekledikleri o) kervan geldi, bunun üzerine onlar (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini gönderdiler. O da üzerine düşen aracılığını yaptı. (Kervandakilere) şu köle çocuk (sizin için) ne kadar iyi bir haber. Ve onun etinin kesik olduğunu açığa çıkardılar (gösterdiler). Allah bu şeyi (tasarlayarak) yapıyor olduklarını elbette bilendir.
Allah ise onların yapacakları şeyleri de bilendir
(Bekledikleri o) Kervan geldi, bunun üzerine onlar (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini gönderdiler. O da üzerine düşen aracılığını yaptı. (Kervandakilere) Şu köle çocuk (sizin için) ne kadar iyi bir haber. Ve onun etinin kesik olduğunu açığa çıkardılar (gösterdiler). Allah bu şeyi (tasarlayarak) yapıyor olduklarını elbette bilendir.
Alıntıladığı mealler · 12
Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf'u görünce) «Müjde! İşte bir oğlan!» dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir
Diyanet Vakfı
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,95
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. "Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!" diye haykırdı. (Yusuf'un kardeşleri) satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
geleneksel meal
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,95
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. "Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!" diye haykırdı. Yusuf'un kardeşleri satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Süleymaniye Vakfı
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,90
Ne kısmet! diye bağırdı, "bir oğlan çocuğu bu
Muhammed Esed meali
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,85
â…müjde bu bir gulam, dedi
Elmalılı Hamdi Yazır meali (orijinal)
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,85
Müjde, burada bir erkek çocuk var!, dedi
Edip Yüksel meali
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,85
"Müjde! Müjde! İşte bir oğlan" dedi
Diyanet İşleri Başkanlığı meali (yeni) ve TDV meali
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,85
"Müjde" dedi, işte bir erkek çocuk
Bayraktar Bayraklı meali
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,85
Müjde! Diye bağırdı, burada bir genç var,
Abdulbaki Gölpınarlı meali
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,85
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
belirsiz
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,85
Müellifin meali(Bekledikleri o) kervan geldi, bunun üzerine onlar (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini gönderdiler. O da üzerine düşen aracılığını yaptı. (Kervandakilere) şu köle çocuk (sizin için) ne kadar iyi bir haber. Ve onun etinin kesik olduğunu açığa çıkardılar (gösterdiler). Allah bu şeyi (tasarlayarak) yapıyor olduklarını elbette bilendir.
Bölüm sonunda, kelime kelime tahlilin neticesi olarak verilen tam müellif meâli; "ayetin çevirisi şu şekilde olmalıdır" ifadesiyle açıkça sahiplenilmiştir. Meâldeki her tercih dipnotlarla gerekçelendirilmiştir: "o kervan" 12/10'daki marife kullanıma, "bunun üzerine" fâ harfine, "azmettiricileri" vâridin önder/sevk eden anlamına, "üzerine düşen" delv'in görev anlamına, "aracılığını yaptı" edlâ'nın aracılık anlamına, "köle çocuk" gulâma, "iyi bir haber" büşrâya, "eti kesik" bidâanın koparıp atma manasına, "açığa çıkardılar" eserrûhunun izhâr anlamına dayanır.
Bu durumda ayetin çevirisi şu şekilde olmalıdır.
(Bekledikleri o) kervan geldi, bunun üzerine onlar (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini gönderdiler. O da üzerine düşen aracılığını yaptı. (Kervandakilere) şu köle çocuk (sizin için) ne kadar iyi bir haber. Ve onun etinin kesik olduğunu açığa çıkardılar (gösterdiler). Allah bu şeyi (tasarlayarak) yapıyor olduklarını elbette bilendir.
Kaynağa git
Müellifin mealionun etinin (cinsel organının) kesik olduğunu açığa vurdular
Kitabın ana tezini taşıyan karşılık: eserrûhu = açığa vurdular (ezdâd), bidâaten = b-d-a kökünün "bütünden bir parçayı koparıp atmak / eti kesmek" manası. Müellif "kanaatindeyiz" diyerek açıkça sahiplenir; gerekçe olarak köle pazarlarında kölelerin cinsel organlarına kadar teşhir edildiğini, dolayısıyla hadımlığın gizlenmesinin mümkün olmadığını gösterir.
Tüm bu açıklamalar bize göstermiştir ki Yusuf 12/19 da geçen eserruhu kelimesinin açığa çıkarma anlamı da bulunmaktadır. Şimdi ayette geçen veeserruhu bidaaten ibaresine bütüncül bir anlam verilmesi durumunda en doğru anlamın "onun etinin (cinsel organının) kesik olduğunu açığa vurdular" daha doğru olacağı kanaatindeyiz.
Kaynağa git
Müellif, Yûsuf sûresi içindeki bidâa kullanımlarından çıkardığı "nakdî sermaye" anlamıyla 12/19'daki yaygın çeviriyi geçersiz kılar; saklı bir sermayeyle ticaret olamayacağını ekler.
İşte bu durum 12/19 da geçen veeserruhu bidaaten ibaresine "ticaret için sakladılar" anlamını vermenin doğru olamayacağını göstermektedir. Ayrıca ticaret için sermayenin saklanması ticareti imkansız hale getirmektedir.
Kaynağa git
Müellifin mealionu ticaret için gizlediler
"Ve eserrûhu bidâaten" için tüm meâl ve tefsirlerin verdiği ve müellifin reddettiği karşılık; müellife göre bu anlam rivayetler üzerinden kurulmuştur, üstelik saklı bir sermaye ile ticaret imkânsızdır.
Ayetin devamında geçen ibaresine tüm meal ve tefsirler "onu ticaret için gizlediler" anlamı vermişlerdir. Tefsirler bu anlamı verdikten sonra onun kim/kimler tarafından ne şekilde gizlendiği ile ilgili uzun rivayetler aktarmışlardır.
Kaynağa git
Müellifin mealiŞu (buluntu) çocuk (köle) ne sevindirici bir haber
"Yâ buşrâ hâzâ gulâm" cümlesinin bütünü için müellifin tercihi: gulâm = köle çocuk, büşrâ = beklenen sevindirici haber. Parantez içindeki "buluntu" ilavesinin metinde bulunmadığını, 12/10'daki "lakate" kelimesine dayandığını dipnotta açıkça beyan eder.
Buna göre ayette geçen cümlesinin "Şu (buluntu)çocuk (köle)ne sevindirici bir haber" şeklinde çevrilmesi daha isabetli gözükmektedir.
Kaynağa git
Müellifin mealiBir kervan geldi (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini (sözüne uydukları önderlerini) gönderdiler. Bunun üzerine O kendisine düşen (yakışan) aracılığı yaptı.
Âyetin ilk yarısı için müellifin v-r-d ve d-l-v kök tahlilleri sonunda tercih ettiği karşılık. "şu manayı vermek daha doğru olmalıdır" ifadesiyle açıkça sahiplenilmiştir.
Bu açıklamalardan sonra ayetin ... kısmına şu manayı vermek daha doğru olmalıdır. "Bir kervan geldi (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini (sözüne uydukları önderlerini) gönderdiler. Bunun üzerine O kendisine düşen (yakışan) aracılığı yaptı."
Kaynağa git
Müellifin mealiBir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf'u görünce) «Müjde! İşte bir oğlan!» dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir
Müellifin beş maddede sıraladığı açmazların hedefi olan yaygın meâl: vârid'in sucu sayılması, tek sucunun konuşması, çoğul "sakladılar", müfred-müennes/cemi-müzekker uyuşmazlığı, sevinilip saklanan Yûsuf'un ucuza satılması ve kovadan çocuk çıkması karşısında şaşırmak yerine "müjde" denmesi.
Ayete verilen "Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf'u görünce) «Müjde! İşte bir oğlan!» dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir" mealinde bu kadar çok açmaz olmasına rağmen ısrarla bu mananın üzerinde durmak, İsrailiyatla örülmüş kıssaların kafalarda ne kadar sağlam yer edindiğini göstermektedir.
Kaynağa git
Âyetin sarf-nahiv açmazı: müfred-müennes özneden sonra cemi-müzekker fiil; tekil ism-i fâil olan "vâride"nin ardından en az iki kişilik bir konuşma ve çoğul "sakladılar" fiili. Müellif bu uyuşmazlığı sucu kurgusunun geçersizliğine delil sayar.
Yusuf 12/19. ayet (bir kervan geldi) şeklinde başlamış hem "geldi" fiili hem "kervan" ismi müfred (tekil) ve müennes (dişi siğa) gelmiştir. Ama hemen ardından gelen (gönderdiler) fiili ise cemi (çoğul) ve müzekker (erkek siğa) olarak gelmiştir.
Kaynağa git
Müellifin âyetteki anahtar kelime kararı: vâridehum = onların sucuları değil, onların lideri / azmettiricisi.
Bu durumda Yusuf 12/19 da geçen varidehum kelimesi "onların sucuları" anlamında değil, tıpkı Firavun için kullanıldığı gibi, bir hedefe varmak için peşine takılan kişi anlamında kullanılmıştır. Yani "onların lideri, fikirleriyle yön veren, onları yönlendiren, azmettiren" anlamındadır.
Kaynağa git
Müellifin mealiBir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. "Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!" diye haykırdı. (Yusuf'un kardeşleri) satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Tahlil bölümünün başında "geleneğin verdiği meal" olarak açıkça nitelenip aktarılan ve reddedilecek olan meâl. Müellif bu iki âyetin tüm meâl ve tefsirlerde buna yakın şekilde geçtiğini belirtir.
Fakat bunu yaparken hep yaptığımız gibi önce geleneğin verdiği mealleri verecek ve neden o meallerin olmaması gerektiğini irdeleyeceğiz.
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. "Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!" diye haykırdı. (Yusuf'un kardeşleri) satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Kaynağa git
"Yâ buşrâ" ibaresinin tefsiri sadedinde Süddî ve A'meş'e nispet edilen rivayetler. Müellif, bu rivayetlerin sucunun yanındaki kadının adını dahi tespit ederek kıssanın boşluklarını doldurma çabası olduğunu söyler.
Yine ayette geçen ya buşra ibaresinin tefsiri için şunlar söylenmiştir.
Suddi'nin söylediği görüşe göre Ya Buşra! diye nida eden sakanın arkadaşı idi ve sakanın adı "Büşra" idi. Binânaleyh o ona, senin "Ya Zeyd" dediğin gibi, "Ya Büşra!" demiştir. A'meş'in de şöyle söylediği rivayet edilmiştir; "Saka, adı "Büşra" olan bir kadına seslenerek "Ya Büşra!" dedi.
Kaynağa git
Müellif, âyet hakkında tefsirlerde aktarılan rivayetleri (kuyunun suyunun tatlılaşması, sucunun adının Mâlik b. Za'r el-Huzâî olması) nakleder ve bu bilgilerin ne Kur'an'da ne de İsrâiliyyât kaynaklarında bulunmadığını, uydurma olduklarının her hâllerinden belli olduğunu söyler.
Yine kuyunun suyu çorak iken Yusuf (a.s) içine atılınca tatlı olduğu; kervan sahiplerinin, kendilerine su getirsin diye, Malik b. Za'r el-Huzai adında birini kuyuya yolladıkları da rivayet edilmiştir.
Kaynağa git
Ve eserrûhu bidâ‘aten ibaresine verilen mananın (kervan Yûsuf’u sakladı) makul olmadığı; Yûsuf’un anlayacak yaşta olduğu hâlde kurtulmaya çalışmaması da açıklanmamış bir sorundur.
Sonrasında ise durum daha da karmaşık hal almaktadır. ًبِضَ اعَة ُوَأَسَرُّوه “Onu alıp ticaret malı olarak sakladılar” ibaresinde Yusuf’u saklayanın kervan olduğu söylenmektedir. Oysa kervanın bir çukurda bulduğu çocuğu saklamasının hiçbir anlamı yoktur. Üstelik Yusuf gulam olmasına rağmen etrafında olup bitenleri anlayacak yaştadır. Kuyudan ta Mısır’a kadar uzun bir yolculukta böyle bir çocuğu saklamaları hiç mümkün gözükmemektedir. Bunun yanında bu olaylar olurken Yusuf’un kurtulmak için herhangi bir çabasının olmaması da garip ve çok dikkat çekicidir.
Kaynağa git
Yabancı olan kervanın bile kuyuyu ve içinde su olduğunu bilmesi, kuyunun bilinmeyen bir yer olmadığını gösterir; bu da ğayâbet kelimesine verilen bilinmeyen dip manasını çürütür.
Bu kuyu 12/19’da yine karşımıza çıkacaktır. O ayette olay tam da kardeşlerin dediği gibi gelişmekte, oradan geçen bir kervanın sucuları kuyudan su çekmek için kovalarını kuyuya daldırmaktalar... Ama kovadan bekledikleri gibi su değil de bir ğulam çıkmaktadır. Kervan’ın o bölgenin insanları olmadıkları bellidir ama buna rağmen hem kuyudan hem de kuyunun dibinde su olduğundan haberdardırlar.
Kaynağa git
Müellif 12/19'daki "ğulâm" kelimesini, olaylar sırasında Yusuf'un cezaî ehliyeti bulunmayan bir çocuk olduğunun delili sayar.
Yusuf’un kardeşleri ile yaşadığı olaylarda henüz cezai ehliyeti olmayan, tek başına sorumluluk üstlenemeyecek kadar küçük olduğunu 12/19. Ayette geçen ğulam kelimesinden anlıyoruz.
Kaynağa git
Müellifin meali(Bekledikleri o) kervan geldi, bunun üzerine onlar (Yusuf’un kardeşleri) azmettiricilerini gönderdiler. O da üzerine düşen aracılığını yaptı. (Kervandakilere) şu köle çocuk (sizin için) ne kadar iyi bir haber. Ve onun etinin kesik olduğunu açığa çıkardılar (gösterdiler). Allah bu şeyi (tasarlayarak) yapıyor olduklarını elbette bilendir.
Kuyudan su çekme sahnesi tümüyle değişmiştir: “vârid” su çekici değil “önder/lider”, “delvehu” kova değil “üzerine düşen görev”, “edlâ” “aracılık yapmak”, “ğulâm” “köle çocuk”, “bidâa” “bütünden bir parçayı koparıp atmak”, “esarrûhu” ise gizlemek değil “açığa vurmak”tır. Sonuç: kervana hadım edilmiş olduğu gösterilmiştir.
(12/19) (Bekledikleri o) kervan geldi,519 bunun üzerine520 onlar (Yusuf’un kardeşleri) azmettiricilerini521 gönderdiler. O da üzerine düşen522 aracılığını yaptı523. (Kervandakilere) şu köle çocuk524 (sizin için) ne kadar iyi bir haber.525 Ve onun etinin kesik olduğunu526 açığa çıkardılar (gösterdiler).527 Allah bu şeyi (tasarlayarak) yapıyor olduklarını elbette bilendir.
Kaynağa git
19. âyette Yûsuf için kullanılan 'gulâm' kelimesi, yaş hesabının ilk basamağıdır: ergenliğe yeni girmiş genç, yani 13-14 yaş.
Kur’an’da 13 defa geçen bu kelime “ergenlik yaşına henüz yeni girmiş, bıyıkları yeni terlemiş genç” anlamına gelmektedir. Bu yaş erkek çocuklarında genelde 13-14 civarında olmaktadır.
Kaynağa git
Müellif, 12/19'daki "ğulâm" nitelemesinden Yûsuf'un Mısır'a geldiğindeki yaşını (13-14) tespit eder; hadım edilme olayını da bu âyete bağlar.
Daha önce geçen 19. ayette Yusuf hadım haline getirilirken onun henüz bir gulam olduğu söylendiği için, onun Mısır'a geldiğinde yaşının 13-14 civarında olması gerekmektedir.
Kaynağa git
19. âyetteki "gulâm" kelimesinden hareketle Yusuf'un köle kervanına satıldığı sırada ergenliğe yeni girmiş, 13 yaşlarında olduğu sonucuna varılır.
Yusuf'un kardeşleri tarafından köle kervanına satıldığı sırada, henüz bir gulam olduğunu 19. ayette görmüştük. Gulam kelimesi, bıyığı yeni terlemiş genç, ergenlik çağına yeni girdiği belli olan çocuk demektir.
Kaynağa git
Müellifin meali(Bekledikleri o) kervan geldi, bunun üzerine onlar (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini gönderdiler. O da üzerine düşen aracılığını yaptı. (Kervandakilere) şu köle çocuk (sizin için) ne kadar iyi bir haber. Ve onun etinin kesik olduğunu açığa çıkardılar (gösterdiler). Allah bu şeyi (tasarlayarak) yapıyor olduklarını elbette bilendir.
Yaygın meâldeki "kova sarkıtma" sahnesinden tamamen ayrılan meâl: "vârid" su çeken değil önder/azmettirici, "delvehu" üzerine düşen görev, "edlâ" aracılık yapmak, "gulâm" köle çocuk, "bişâre" beklenen haber, "bidâa" bütünden bir parçayı koparıp atmak (hadımlık), "eserrûhu" ise gizlemek değil açığa vurmak anlamındadır.
(12/19) (Bekledikleri o) kervan geldi,521 bunun üzerine522 onlar (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini523 gönderdiler. O da üzerine düşen524 aracılığını yaptı525. (Kervandakilere) şu köle çocuk526 (sizin için) ne kadar iyi bir haber.527 Ve onun etinin kesik olduğunu528 açığa çıkardılar (gösterdiler).529 Allah bu şeyi (tasarlayarak) yapıyor olduklarını elbette bilendir.
Kaynağa git
Müellifin mealiAllah ise onların yapacakları şeyleri de bilendir
Âyetin son cümlesi için müellifin sîga (muzâri) ve sıfat gerekçesiyle zorunlu gördüğü karşılık; ayrıca "ya'melûn" fiil değil amel bildirdiği için kelimeye "tasarlayıp yapıyor oldukları" vurgusu eklenir.
12/19. ayetin son kısmındaki "vallahi alimun bima yea'melune" cümlesine gelince; Cümlede geçen yea'melune fiilinin muzari (geniş, şimdiki, gelecek zaman kipinde) olması, alimun kelimesinin sıfat olması sebebiyle verilecek anlamın da şimdiki ya da gelecek zamana dönük olmasını gerektirmektedir. Bu durumda anlam "Allah ise onların yapacakları şeyleri de bilendir" veya "Allah ise yapıyor oldukları şeyleri de bilendir" şeklinde olmak durumundadır.
Kaynağa git
Müellifin mealine sevindirici haber
"Yâ buşrâ" için müellifin tercih ettiği karşılık; nidânın "vah/yazık" olamayacağını, büşrânın "beklenen ve umulan sevindirici haber" demek olduğunu gerekçe gösterir.
İbarede geçen nida harfinin "yazık, vah" anlamına gelmesi de mümkün değildir. Çünkü hemen sonra gelen Büşra kelimesi "beklenen ve umulan sevindirici, mutluluk verici haber" demektir. Kur'an'daki kullanımlarından da yola çıkarak bu ibarenin anlamının "ne sevindirici haber" ya da "ne kadar iyi bir haber" olduğunu söylememizde herhangi bir sorun olmamalıdır.
Kaynağa git
Müellifin mealiBir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. "Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!" diye haykırdı. Yusuf'un kardeşleri satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Bölüm başında, tahlilden önce aktarılan ve eleştirilen yaygın meâl. Kaynak etiketi verilmediği için meal_kaynak belirsiz bırakıldı; müellifin kitap düzeni beyanına göre bu tür başlangıç meâlleri çoğunlukla DİB mealidir ama burada açık etiket yoktur.
Mesela ele alacağımız ayet bağlamında tefsirlerimizde şunlar söylenmiştir.
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. "Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!" diye haykırdı. Yusuf'un kardeşleri satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Kaynağa git
Müellif, sinîn kelimesinin sayı olarak 3-9 aralığını gösterdiğini 12/19'u işlerken temellendirdiğini hatırlatır; 12/42'deki 'bid'a sinîn' bu yüzden 'birkaç yıl' demektir.
Cümlede geçen … kelimesi üzerinde 19. ayeti işlerken detaylı bilgiler vermiş, kelimenin diğer anlamlarının yanında sayı olarak 3-9 sayısını gösterdiğini belirtmiştik.
Kaynağa git
Müellifin mealiNe kısmet! diye bağırdı, "bir oğlan çocuğu bu
"Yâ buşrâ hâzâ gulâm" için aktarılan yedinci meâl; müellif kalan bütün meâllerin de bunlara benzediğini belirtir.
"Ne kısmet! diye bağırdı, "bir oğlan çocuğu bu" diğer kalan meallerin hepsinde de çeviriler bunlara benzer şekildedir.
Kaynağa git
Müellifin mealiâ…müjde bu bir gulam, dedi
"Yâ buşrâ hâzâ gulâm" için karşılaştırmalı olarak aktarılan meâllerden biri.
"â…müjde bu bir gulam, dedi"
Kaynağa git
Müellifin mealiMüjde, burada bir erkek çocuk var!, dedi
"Yâ buşrâ hâzâ gulâm" için karşılaştırmalı olarak aktarılan meâllerden biri.
"Müjde, burada bir erkek çocuk var!, dedi"
Kaynağa git
Müellifin meali"Müjde! Müjde! İşte bir oğlan" dedi
"Yâ buşrâ hâzâ gulâm" için aktarılan meâllerden biri; dipnotta DİB (yeni) ve TDV meâline nispet edilmiştir.
""Müjde! Müjde! İşte bir oğlan" dedi"
Kaynağa git
Müellifin meali"Müjde" dedi, işte bir erkek çocuk
"Yâ buşrâ hâzâ gulâm" için karşılaştırmalı olarak aktarılan meâllerden biri.
""Müjde" dedi, işte bir erkek çocuk"
Kaynağa git
Müellifin mealiHey müjde!...bu bir çocuk dedi
"Yâ buşrâ hâzâ gulâm" için karşılaştırmalı olarak aktarılan meâllerden biri.
Hey müjde!...bu bir çocuk dedi
Kaynağa git
Müellifin mealiMüjde! Diye bağırdı, burada bir genç var,
"Yâ buşrâ hâzâ gulâm" cümlesi için müellifin karşılaştırma amacıyla sıraladığı yedi meâlden biri; hepsinde nidâ "müjde" olarak çevrilmiştir.
Meallerimiz bu cümleyi şu şekillerde çevirmişlerdir. "Müjde! Diye bağırdı, burada bir genç var,"
Kaynağa git
Müellifin mealiBir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Müellif âyette fiillerin tekil-çoğul arasında gidip gelmesine dikkat çekiyor: câet (tekil) – erselû (çoğul) – edlâ (tekil). Meâlin kaynağı metinde belirtilmemiştir. [Kaynak adayi: Diyanet İşleri Başkanlığı (benzerlik 0.95) — teyit edilmedi.]
(19) Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu. … Bu iki ayete bakıldığında fiiller tekil ve çoğul arasında gidip gelmektedir. Mesela 19. ayetin başında ٌسَيَّارَة ْوَجَاءَت “kervan geldi” şeklinde kervana atfedilen fiil tekil gelirken, hemen sonrasında gelen … “sucularını gönderdiler” ibaresinde fiil çoğula dönüşmektedir. Bir sonraki ibarede ise suculara atfedilen ٰفَأَدْلَى feedlâ fiil tekrar tekil hale dönmektedir.
Kaynağa git
Müellifin meali(Bekledikleri o) Kervan geldi, bunun üzerine onlar (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini gönderdiler. O da üzerine düşen aracılığını yaptı. (Kervandakilere) Şu köle çocuk (sizin için) ne kadar iyi bir haber. Ve onun etinin kesik olduğunu açığa çıkardılar (gösterdiler). Allah bu şeyi (tasarlayarak) yapıyor olduklarını elbette bilendir.
Müellif 'وارد'ı 'su çeken' değil 'azmettirici/lider', 'دلو'yu 'kova' değil 'üzerine düşen görev', 'بضاعة'yi 'mal' değil 'etin kesik olduğu' şeklinde yorumlamakta; geleneksel mealden ciddi ölçüde ayrılmaktadır.
(12/19) (Bekledikleri o) Kervan geldi,[33] bunun üzerine[34] onlar (Yusuf'un kardeşleri) azmettiricilerini[35] gönderdiler. O da üzerine düşen[36] aracılığını yaptı[37]. (Kervandakilere) Şu köle çocuk[38] (sizin için) ne kadar iyi bir haber.[39] Ve onun etinin kesik olduğunu[40] açığa çıkardılar (gösterdiler).[41]
Kaynağa git
Müellifin mealine güzel haber
"Yâ büşrâ" ibaresi, "yâ" edatının nidâ dışı üç benzersiz kullanımından biri olarak anılıyor; müellif kendi karşılığını daha önce ilgili bölümde temellendirdiğini söylüyor.
Geriye kalan 3 kullanımdan bir tanesi Yusuf 19. ayette … ya yusra “ne güzel haber” şeklinde hayret ve sevinç belirtmek için kullanılmıştır. İlgili ayeti işlerken üzerinde detaylıca durulmuştu.
Kaynağa git