Вот они сказали: «Отец любит Йусуфа (Иосифа) и его брата больше, чем нас, хотя нас - целая группа. Воистину, наш отец пребывает в очевидном заблуждении.
Слова в аяте и их арабская грамматика. Нажмите на слово, чтобы открыть детали.
Bir gün (kardeşleri şöyle) demişlerdi: “Elbette ki Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha tercihe şayandır. Oysa güçlü bir topluluk olan biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.[7]”
Bir gün (kardeşleri şöyle) demişlerdi: “elbette ki Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha tercihe şayandır. Oysa güçlü bir topluluk olan biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.”
Bir gün (kardeşleri şöyle) demişlerdi: "elbette ki Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha tercihe şayandır. Oysa güçlü bir topluluk olan biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde."
Bir gün kardeşleri şöyle dediler: “Babamızın Yusuf’u ve öz kardeşini bizden çok tercih ettiği açık. Oysa biz sağlam bir topluluğuz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.”
Bir gün kardeşleri şöyle dediler: “babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ettiği kesin. Oysa güçlü ve birbirine bağlı olanlar biziz. Babamızın açık bir dalalet (sapıklık) içinde olduğu elbette kesindir.”
Bir gün kardeşleri şöyle dediler: “babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ettiği kesin. Oysa güçlü ve birbirine bağlı olanlar biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.”
Bir gün kardeşleri şöyle dediler: “Yusuf ve kardeşinin babamıza bizden daha sevgili olduğu kesin. Oysa güçlü ve birbirine bağlı olanlar biziz. Babamızın açık bir dalalet (sapıklık) içinde olduğu elbette kesindir.”
Bir gün (kardeşleri şöyle) demişlerdi: “Elbette ki Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha tercihe şayandır. Oysa güçlü bir topluluk olan biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.[7]”
Bir gün (kardeşleri şöyle) demişlerdi: “Elbette ki Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha tercihe şayandır. Oysa güçlü bir topluluk olan biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.[7]”
İkinci ele alış: müellife göre kardeşler bu sözle salih hâllerini bozmuş, böylece şeytanın vahyine açık hâle gelmişlerdir.
Kardeşler, Yüce Allah’ın dinini herkesten çok iyi bilenlerdir. “Babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ettiği açık. Oysa güçlü kuvvetli, birbirine bağlı olanlar biziz. Babamız açık bir sapıklık içinde” diyerek salih durumlarını bozmuş, babalarının veçhinin kendilerine kalmasını istemişler, bir Allah Resul’ü olan babalarının açık bir yanlış/hata/sapkınlık içinde olduğunu söyleyecek kadar da ileri gitmişlerdir.
Bir Allah resulüne “açık bir dalâlet içindesin” dedirtecek çok daha esaslı bir sebep olmalıdır; bu sebep bir sonraki âyette kısmen açığa çıkar.
Yakup’a kendi oğulları tarafından yakıştırılan dalalin kelimesini Yusuf’a duyduğu sevgiyle açıklamak tatminkâr değildir. Üstelik dalalin kelimesi ne kadar te’vil edilirse edilsin en hafif tabirle doğrudan sapmadır.
Babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ettiği kesin
HBB kökü (Kur’an’da 95 kullanım), kelimenin asıl anlamının tane olması ve İsfahânî’nin “alâ” harf-i ceriyle tercih anlamı verdiği tespitine dayanarak müellifin açıkça sahiplendiği çeviri tercihi.
cümlenin “Babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ettiği kesin” şeklinde çevrilmesinin kıssanın genel karakterine daha uygun olduğu görülecektir.
Müellif, âyete dayandırılan “kıskançlık” tezini reddeder; bu tez kıssayı Kur’an’ın geri kalanıyla bağı olmayan bir masala dönüştürmektedir.
Geleneksel anlayış bu ayetten yola çıkarak Yusuf kıssasının temelinin, Yakup’un Yusuf’a olan aşırı sevgisinin kardeşleri kıskançlığa ittiğini ve devamında gelişen olayların bu ana fikir etrafında döndüğünü söylemiştir.
Babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok sevdiği kesin
Müellifin reddettiği yaygın çeviri. Geleneksel anlayış kıssanın temelini bu çeviriye dayandırarak Yakup’un aşırı sevgisi ve kardeşlerin kıskançlığı tezini kurmuştur.
Tüm meal ve tefsir müelliflerinin delil olarak getirdiği ise ayette geçen ve “Babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok sevdiği kesin” şeklinde manalandırılan
Üç tekid unsuru: başta “inne” edatı, “lefî”deki lâm harfi ve sonda “mübîn” kelimesi. Bu kesinlik, oğulların babalarının yanlışını her yerde dillendirdiklerini ve başkalarını da inandırdıklarını düşündürür.
Kısacık bir cümlede üç tane tekid ifade eden şeyin (Edat, harfi cer, kelime) gelmesi oğulların, babalarına atfettikleri sapkınlığa! ne kadar inanmış olduklarını gösterir.
“Usbe” (ASB kökü) birbirine kenetlenmiş, söz-eylem-amaç birlikteliği olan topluluktur. Kardeşler bu tanımın dışında bıraktıkları Yusuf ve kardeşini ötekileştirmiştir.
Kardeşlerin, bu topluluğun içine Yusuf ve kardeşini dahil etmedikleri daha önce belirtilmişti. Bu duruma tersten bakıldığında Yusuf ve kardeşinin de onlarla amaç, eylem ve söz birliği içinde olmadıkları görülecektir.
Bir gün (kardeşleri şöyle) demişlerdi: “elbette ki Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha tercihe şayandır. Oysa güçlü bir topluluk olan biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.”
“ehabbu” sevgi değil “daha tercihe şayan” diye karşılanmıştır; müellif dipnotta aynı kelimenin 12/33’te de “daha çok tercih etmek” manasında kullanıldığını söyler.
(12/8) Bir gün (kardeşleri şöyle) demişlerdi: “elbette ki Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha tercihe şayandır. Oysa güçlü bir topluluk olan biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.493”
Müellif 12/8'i münafıklığın delili olarak kullanır: babalarının yüzüne mü'min, arkasından 'sapıtmış' diyen oğullar. Bu bölümde meâl metni verilmemiş, muhteva parafrazla anılmıştır.
Babalarının yanında sadık birer mü’min olan bu oğullar, babalarının arkasından onun sapıtmış olduğunu, hatta bu sapıklığının gün gibi ortada olduğunu söylemişlerdir. (Yusuf 8)
Müellif 8. âyetteki 'Yusuf ve kardeşi' ifadesinden, olay sırasında anne-baba bir kardeşin de yaşadığı sonucunu çıkarır; en kötü ihtimalle yeni doğmuş olsa bile kıssaya dâhil olduğunda en az 25 yaşında olmalıdır.
8. ayette Yusuf’a tuzak kurmak için konuşan kardeşler “Yusuf ve kardeşi” demektedirler. Bu bize o sıralarda Yusuf’un kardeşinin de var olduğunu göstermektedir.
Bir gün (kardeşleri şöyle) demişlerdi: "elbette ki Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha tercihe şayandır. Oysa güçlü bir topluluk olan biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde."
"Ehabbü" sevgi değil "daha çok tercih edilen" anlamında alınmıştır; müellif bu kullanımın Yûsuf 12/33'te de aynı manada geçtiğini belirtir.
(12/8) Bir gün (kardeşleri şöyle) demişlerdi: "elbette ki Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha tercihe şayandır. Oysa güçlü bir topluluk olan biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.495"
Bir gün kardeşleri şöyle dediler: “Babamızın Yusuf’u ve öz kardeşini bizden çok tercih ettiği açık. Oysa biz sağlam bir topluluğuz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.”
Bölüm sonunda, tahlilin sonucu olarak verilen müellif karşılığı ("incelediğimiz ayetlerin manası şöyle olmak durumundadır"). Müellif ayrıca "ehabbu" kelimesinin "daha çok sevmek" değil "daha fazla tercih etmek" manasında olduğunu belirtir.
Buna göre incelediğimiz ayetlerin manası şöyle olmak durumundadır.
Âyetteki "babamız, biz, bizden, babamıza" zamirleri konuşanın kardeşler olduğunu kesinleştirir. Rahatsızlıklarının sebebi Yûsuf'un babalarından sonra resul olma ihtimalidir; bunun başında da annelerinin ayrı olması gelir.
1.. 12/8. ayette babamız, biz, bizden, babamıza kelimeleri geçmesinden dolayı konuşanın kardeşler olduğu kesindir ve kendilerinden birinin değil de Yusuf’un babalarından sonra resul olmasından ya da olma ihtimalinden rahatsız olmuşlardır. Bunun sebeplerinin başında annelerinin ayrı olması gelmektedir.
babamızın açık bir yanlış/hata/sapıklık içinde olduğu elbette kesin
İkinci ele alış: müellife göre kardeşlerin babalarını "dalâl" ile itham etmesi, ağır sorumluluğun bir çocuğa yüklenmesine itirazdır.
En sonunda babamızın açık bir yanlış/hata/sapıklık içinde olduğu elbette kesin” demeleri, daha ğulam olan bir çocuğa yüklenecek ağır sorumluluğu düşünmelerinden de olabilir. Dolayısıyla “daha ağzı süt kokan bir çocuğa babamızın yaptığı bu yönelme açık bir yanlıştır” demek istemektedirler.
Müellifin tutarsızlık delili: kardeşlerin derdi babalarının sevgisini kendilerine yöneltmek olsaydı, engel gördükleri Bünyamin'i sağ bırakmamaları gerekirdi; ayrıca Yakup'un sağ kalan kardeşe korumacı tavrı kıssanın devamında sürmektedir.
Yakup’un çok sevdiği Yusuf ölünce Yakup’un, (Yusuf’a olan) tüm sevgi / alaka / yönelme / yüz / teveccühü, -“Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir” demelerine karşın- kardeşlere geçecekse, Yusuf’un kardeşi (Bünyamin) sağ kalırsa bu nasıl olacaktır!
Kardeşler “nahnu” ve “usbetun” kelimelerinin kapsamına Yusuf ve kardeşini sokmayarak ayrımcı bir dil kullanmışlardır.
Ayetin genel diline bakıldığında kardeşlerin kullandığı dilin bir ayrım içerdiği hemen göze çarpacaktır. Kendi kardeşleri olmalarına rağmen Yusuf ve kardeşini ötekileştirmişlerdir.
Bir gün kardeşleri şöyle dediler: “babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ettiği kesin. Oysa güçlü ve birbirine bağlı olanlar biziz. Babamızın açık bir dalalet (sapıklık) içinde olduğu elbette kesindir.”
Tahlilin ardından müellifin âyetin TAMAMI için verdiği kendi karşılığı. Hemen öncesinde açıkça sahiplenir: “… cümlenin ‘Babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ettiği kesin’ şeklinde çevrilmesinin kıssanın genel karakterine daha uygun olduğu görülecektir.” Bölüm başındaki karşılıktan farkı, son cümlenin tekid vurgusunu yansıtacak biçimde “Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde” yerine “Babamızın açık bir dalalet (sapıklık) içinde olduğu elbette kesindir” denmesidir.
Bir gün kardeşleri şöyle dediler: “babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ettiği kesin. Oysa güçlü ve birbirine bağlı olanlar biziz. Babamızın açık bir dalalet (sapıklık) içinde olduğu elbette kesindir.”
Bir gün kardeşleri şöyle dediler: “babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ettiği kesin. Oysa güçlü ve birbirine bağlı olanlar biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.”
Müellifin tercih ettiği meal: “sevme” yerine “tercih etme”. Sahiplenme bölümün ilerisinde açıkça beyan edilmiştir: “cümlenin ‘Babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ettiği kesin’ şeklinde çevrilmesinin kıssanın genel karakterine daha uygun olduğu görülecektir.”
(8) Bir gün kardeşleri şöyle dediler: “babamızın Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ettiği kesin. Oysa güçlü ve birbirine bağlı olanlar biziz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.”
Müellif bu âyeti kardeşlerin nifakının derinliğini göstermek için anar: resul olan babalarını 'açık sapıklık' ile itham etmişlerdir.
resul olan babalarına “babamız kesinlikle açık bir sapıklık içinde” (Yusuf 8) demeyi bile göze alan bu kardeşlerin, birdenbire her şeyden vazgeçip düzgün birer insan olmaları mümkün değildir.
Müellif 8. âyeti, kardeşlerin Yûsuf ve kardeşini baştan itibaren bir engel olarak gördüklerinin ve bu kardeşi hiç sevmediklerinin delili sayar.
Onlar daha surenin en başında babalarının şerefi ile kendi aralarındaki engel olarak Yusuf ve kardeşini görmüşler (Yusuf 8-9) Yusuf'u hadım ederek bir köle kervanına satmışlardır.
oysa güçlü kuvvetli, eylem ve söz birliği yapmış olan biziz
Müellifin yorumu: "nahnu usbetun" sözü, Yusuf'un geçeceği ağır sürece kendilerinin daha dayanıklı olduğu iddiasıdır. Bu karşılık için açık bir sahiplenme işareti yoktur.
Kardeşlerin söylediği “oysa güçlü kuvvetli, eylem ve söz birliği yapmış olan biziz” sözü hem Yusuf hem de Yusuf’un geçeceği süreçler bilinerek söylenmiş bir söz olmalıdır. Bu sözle kast ettikleri, geçilecek ağır sürece kendilerinin daha dayanıklı olduklarıdır.
bizim babamızın kesinlikle bir sapıklık içinde olduğu besbelli
Müellifin argümanı: bu sözü söyleyen oğulların vereceği söze güvenmek tutarlı olmaz; Yakup her ne kadar onların kendisi hakkında böyle düşündüğünü bilmese de, en azından Yusuf konusunda söylediklerine inanmamıştır. Bölüm ortasında, sahiplenme işareti olmadan anılan kısa karşılık.
Fakat Allah resulü olan babalarına bile “bizim babamızın kesinlikle bir sapıklık içinde olduğu besbelli” (Yusuf 8) diyen oğulların verecekleri sözlerde duracağına güvenmek çok tutarlı bir davranış olmayacaktır.
Bir gün kardeşleri şöyle dediler: “Yusuf ve kardeşinin babamıza bizden daha sevgili olduğu kesin. Oysa güçlü ve birbirine bağlı olanlar biziz. Babamızın açık bir dalalet (sapıklık) içinde olduğu elbette kesindir.”
Müellifin cilt 1'de verdiği ve burada 'birinci kitapta geçmişti' diyerek hatırlattığı kendi meâli. ehabbu'nun ikinci kullanımı olarak getirilir: Ya'kûb diğer oğullarını da sevmekte, ama Yûsuf ile kardeşini daha çok sevmektedir. Bu, 'daha sevgili' kalıbının iki iyi seçenek gerektirdiğini gösteren delildir.
Kelime sıfat olarak sadece Yusuf suresinde 2 defa (8 ve 33 ayet) geçmektedir. Bu kelimenin öteki kullanımı birinci kitapta geçmişti.
'Usbe' kelimesinin karşılığı üzerinden kardeşlerin yaşı hesaplanır: en küçüklerinin bile en az 16-20, en büyüklerinin en az 27-31 yaşında olması gerekir; 25 yıl sonraki karşılaşmada en küçükleri 41-45, en büyükleri 52-56 yaşındadır. Kısmî karşılık bölüm ortasındadır, açık sahiplenme cümlesi yoktur; ancak 'hedef ve güç birliği yapmış topluluk' müellifin kendi tahlilinden çıkan ayırt edici okumasıdır.
8. Ayette Yusuf’a tuzak kurmaya karar verdiklerinde kendilerini … vezeh’nu usbetun “biz hedef ve güç birliği yapmış bir topluluğuz” demektedirler. Bunların hedef ve güç birliği yapabilmeleri için en küçüklerinin dahi güçlenmiş ve hepsinin belirlediği hedefe yönelmiş olması gerekmektedir.
Müellif kardeşlerin başlangıçtaki 'babamız Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ediyor' sözünü hatırlatarak, sonunda hem Yusuf'un hem kardeşinin ortadan kaldırılmasıyla amaçlarına ulaştıklarını söyler. Âyet numarası metinde verilmemiştir.
Şimdi en başta söylenen “babamız Yusuf ve kardeşini bizden daha çok tercih ediyor” dediklerinde, babaları ile kendi aralarında engel olarak gördükleri iki kardeş de heder olmuştur.
elbette babamızın apaçık bir sapıklık içinde olduğu o kadar kesin ki
Müellife göre bu söz boş bir lakırdı değildir; kardeşler resul babalarının sapık olduğuna gerçekten inanmakta, dolayısıyla kendi yollarını doğru saymaktadırlar. İktibas kaynak belirtilmeden ve sahiplenme işareti olmadan verilmiştir.
bir Allah resulü olan babalarına bile "elbette babamızın apaçık bir sapıklık içinde olduğu o kadar kesin ki" (Yusuf 8) demekten çekinmemişlerdir.