And he raised his parents upon the throne, and they bowed to him in prostration. And he said, "O my father, this is the explanation of my vision of before. My Lord has made it reality. And He was certainly good to me when He took me out of prison and brought you [here] from bedouin life after Satan had induced [estrangement] between me and my brothers. Indeed, my Lord is Subtle in what He wills. Indeed, it is He who is the Knowing, the Wise.
Words in the verse and their Arabic grammar. Click a word to open the detail.
O ülkenin yönetimini iki atasına (İbrahim ve İshak) nispet etti. Hepsi ona (Allah’a) bir secdeye kapandılar. Yusuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önceki rüyamın aslıdır. Rabbim onu bir hakikat kıldı. Rabbim bana, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; beni o gizlilikten çıkararak ve sizi o çölden getirerek de ihsanda bulunmuştu. Şüphesiz Rabbim, dileyeceği şeyi tam zamanında yapandır. Çünkü El Alim, El Hâkim sadece O’dur.
O ülkenin yönetimini iki atasına (İbrahim ve İshak) nispet etti. Hepsi ona (Allah’a) bir secdeye kapandılar. Yusuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önceki rüyamın aslıdır. Rabbim onu bir hakikat kıldı. Rabbim bana, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; beni o gizlilikten çıkararak ve sizi o çölden getirerek de ihsanda bulunmuştu. Şüphesiz Rabbim, dileyeceği şeyi tam zamanında yapandır. Çünkü El Alim, El Hâkim sadece O’dur.
O ülkenin yönetimini iki atasına (İbrahim ve İshak) nispet etti. Hepsi O'na (Allah'a) secdeye kapandılar. Yusuf dedi ki: 'Babacığım! İşte bu, daha önceki rüyamın aslıdır. Rabbim onu bir hakikat kıldı. Rabbim bana, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; beni o gizlilikten çıkararak ve sizi o çölden getirerek de ihsanda bulunmuştu. Şüphesiz Rabbim, dileyeceği şeyi tam zamanında yapandır. Çünkü El Alim, El Hâkim sadece O'dur.'
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) mealitranslation quoted/assessed by the authorHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0.95
Yusuf anne babasını tahtın üzerine çıkarıp oturttu ve hepsi birden ona secde ettiler
geleneksel/yaygın meal (istisnasız tüm mealler)translation quoted/assessed by the authorHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0.95
anne babasını tahtın üzerine çıkardı
geleneksel/yaygın meal (istisnasız tüm mealler)translation quoted/assessed by the authorHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0.95
Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yusuf’a) saygı ile eğildiler. Yusuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir”.
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) mealitranslation quoted/assessed by the authorHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0.95
Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) mealitranslation quoted/assessed by the authorHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0.85
Yusuf, anasını, babasını tahtının üstüne çıkardı. Kardeşleriyle birlikte karşısında eğildiler. Yusuf dedi ki “Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkmasıdır. Rabbim onu gerçeğe çevirdi. Hapisten çıkardığı zaman da bana iyilikte bulunmuştu. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra Rabbim sizi çölden buraya getirdi. Benim Rabbim, tercih ettiği şeyi en ince ayrıntısına kadar yapar. Çünkü her şeyi bilen ve kararları doğru olan O’dur.”
Yusuf, anasını, babasını tahtının üstüne çıkardı. Kardeşleriyle birlikte karşısında eğildiler. Yusuf dedi ki “Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkmasıdır. Rabbim onu gerçeğe çevirdi. Hapisten çıkardığı zaman da bana iyilikte bulunmuştu. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra Rabbim sizi çölden buraya getirdi. Benim Rabbim, tercih ettiği şeyi en ince ayrıntısına kadar yapar. Çünkü her şeyi bilen ve kararları doğru olan O’dur.”
Yusuf, anasını, babasını tahtının üstüne çıkardı. Kardeşleriyle birlikte karşısında eğildiler. Yusuf dedi ki “Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkmasıdır. Rabbim onu gerçeğe çevirdi. Hapisten çıkardığı zaman da bana iyilikte bulunmuştu. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra Rabbim sizi çölden buraya getirdi. Benim Rabbim, tercih ettiği şeyi en ince ayrıntısına kadar yapar. Çünkü her şeyi bilen ve kararları doğru olan O’dur.”
Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçek kıldı…
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) mealitranslation quoted/assessed by the authorHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0.75
O ülkenin yönetimini iki atasına (İbrahim ve İshak) nispet etti. Hepsi ona (Allah’a) bir secdeye kapandılar. Yusuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önceki rüyamın aslıdır. Rabbim onu bir hakikat kıldı. Rabbim bana, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; beni o gizlilikten çıkararak ve sizi o çölden getirerek de ihsanda bulunmuştu. Şüphesiz Rabbim, dileyeceği şeyi tam zamanında yapandır. Çünkü El Alim, El Hâkim sadece O’dur.
İki kritik tercih: “el-arş” taht değil “o ülkenin yönetimi”, “ebeveyh” anne-baba değil “iki atası (İbrahim ve İshak)”; secdenin muhatabı da parantezle Yusuf’tan alınıp Allah’a verilmiştir. “es-sicn” yine “o gizlilik”tir.
(12/100) O ülkenin yönetimini iki atasına (İbrahim ve İshak) nispet etti. Hepsi ona (Allah’a) bir secdeye kapandılar. Yusuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önceki rüyamın aslıdır. Rabbim onu bir hakikat kıldı. Rabbim bana, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; beni o gizlilikten çıkararak ve sizi o çölden getirerek de ihsanda bulunmuştu. Şüphesiz Rabbim, dileyeceği şeyi tam zamanında yapandır. Çünkü El Alim, El Hâkim sadece O’dur.
O ülkenin yönetimini iki atasına (İbrahim ve İshak) nispet etti. Hepsi ona (Allah’a) bir secdeye kapandılar. Yusuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önceki rüyamın aslıdır. Rabbim onu bir hakikat kıldı. Rabbim bana, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; beni o gizlilikten çıkararak ve sizi o çölden getirerek de ihsanda bulunmuştu. Şüphesiz Rabbim, dileyeceği şeyi tam zamanında yapandır. Çünkü El Alim, El Hâkim sadece O’dur.
Bölüm sonunda, tahlilin sonucu olarak verilen ve açıkça sahiplenilen müellif meâli ("daha isabetli olduğunu öngördüğümüz meal şu şekilde olmalıdır"). DİB meâline göre değişen başlıca noktalar: "tahtın üzerine çıkardı" → "O ülkenin yönetimini iki atasına nispet etti"; secde edilen Yûsuf değil Allah; "rüyanın yorumu" → "rüyamın aslı"; "zindandan" → "o gizlilikten"; "dilediği şeyde incelikler sergileyen" → "dileyeceği şeyi tam zamanında yapan".
Bu açıklamalardan sonra anlamaya çalıştığımız ayete daha isabetli olduğunu öngördüğümüz meal şu şekilde olmalıdır.
Müellife göre bu cümle birçok meâlde böyle çevrilmiş, bir kısmında parantez içi (Yusuf) yerine (Yakup) konmuştur. Ona göre secde edilenin Yakup ya da Yûsuf olması fark etmez, her iki durum da sorunludur; "secde" kelimesini basit bir selamlamaya indirgemek de çözüm değildir.
Hepsi ona (Yusuf’a) saygı ile eğildiler (DİB meali).
Yusuf anne babasını tahtın üzerine çıkarıp oturttu ve hepsi birden ona secde ettiler
Müellifin ikinci kez, secde cümlesiyle birlikte aktardığı yaygın karşılık. Ona göre bu okuma "masallara layık" bir anlatımdır ve "onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine" dedirtecek mutlu sonla biter; tüm tefsirlere göre Yûsuf çok önce Mısır'a hazine bakanı olmuş, taht da o makamdır.
Mesela inceliyeceğimiz ayette geçen ilk cümleye tek bir istisnası dahi olmadan; … “Yusuf anne babasını tahtın üzerine çıkarıp oturttu ve hepsi birden ona secde ettiler” şeklinde meal verilmiştir.
Bölümün eleştiri konusu yaptığı yaygın karşılık. Müellife göre bu meâlde iki temel hata vardır: (1) rafea kelimesinin "kaldırıp oturtmak" gibi bir manası yoktur; (2) cümlede "oturttu" anlamı verebilecek hiçbir kelime bulunmamaktadır.
İncelediğimiz ayetin başında geçen … ifadesi, tek bir istisnası dahi olmadan “anne babasını tahtın üzerine çıkardı” veya “anne babasını tahtın üzerine çıkarıp oturttu” şeklinde meal verilmiştir. Bu cümle müfessirler tarafından da böyle anlaşılmış ve bunun üzerinden tefsirler yapılmıştır.
Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yusuf’a) saygı ile eğildiler. Yusuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir”.
Bölüm başında, tahlilden önce verilen ve açıkça "(DİB meali)" diye etiketlenen meâl. Müellif bu meâldeki "tahtın üzerine çıkardı" karşılığını bölüm boyunca sorgulayacaktır; ona göre el-arş bir oturak değil, Mısır'ın en üst düzey yönetimidir.
Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yusuf’a) saygı ile eğildiler. Yusuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir”. (DİB meali)
Tahlilin sonucu olarak verilen müellif karşılığı; bölümün başlığı da ("Anne Babaya Nispet Etti") buradan gelir. Müellife göre bu cümle Yûsuf'un anaerkil anlayışı kaldırıp erkek egemenliği kurduğu anlamına GELMEZ; iki atasının böyle anılması, kıssa boyunca bu soyu saklamak zorunda kalmış olmasındandır.
Müellifin şartlı düzeltmesi: eğer kelimeye kök anlamı (kaldırmak) üzerinden mana verilecekse karşılık en fazla "ana-babayı o tahtın üzerine kaldırdı" olabilirdi. Bu müellifin tercih ettiği meâl DEĞİLDİR — yalnız yaygın meâlin dahi kendi mantığına göre yanlış olduğunu gösteren bir farazi karşılıktır; bu yüzden meal_metni boş bırakıldı.
Öte yandan cümlenin içinde “oturttu” anlamı verebileceğimiz herhangi bir kelimenin olmadığını da belirtmiştik. Cümleye kaldırmak kök anlamı üzerinden mana verilecekse bunun “ana-babayı o tahtın üzerine kaldırdı” şeklinde olması gerekmektedir.
Müellif 12/100'ü, هَا zamirinin bir dişi kişiyi değil bir olayı/nesneyi (Yûsuf'un rüyasını) gösterdiğine delil olarak kullanır. Yalnız cümle parçası çevrilmiştir; tam meâl verilmemiştir.
Yine Yusuf suresinin 100.ayetinde حَقًّا رَبِّي جَعَلَهَا ْقَد ۖ “onu (rüyamı) gerçek yaptı” şeklinde gelen cümle içinde هَا ha zamiri Yusuf’un gördüğü rüya yerine kullanılmıştır.
Müellif bu âyeti, Yakup ve oğullarının çölde yaşadığının Kur'anî delili olarak kullanır ve kurtların çölde yaşamadığı bilgisiyle birleştirerek 'kurt' okumasının zeminini çürütür. Âyet numarası metinde açıkça verilmiştir.
Yusuf suresinin 12/100. ayetinde Yakup ve oğullarının yaşadığı yerlerin çöl olduğu belirtilmiştir. Halbuki yeryüzünde kurtların yaşamadığı iki coğrafya vardır. Yağmur ormanları ve çöller.
Müellifin bölüm boyunca cevapladığı soru budur; cevabı: şeytan araları 12/9'daki vahyi ile açmıştır.
· 12/100. ayet; Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra...” - Şeytan Yusuf ile kardeşlerinin arasını; nerede, nasıl ve hangi unsurları kullanarak açmıştır?
Müellife göre bu âyet, kardeşlerin bir nefrete büründüğünü Yusuf'un ağzından bir kez daha teyit eder; şeytan aralarını babalarının veçhini kullanarak bozmuştur.
Bu kardeşlerin bir nefrete büründüğü Yusuf tarafından 100. ayette bir kez daha gündeme getirilmektedir. … “Şeytan benimle kardeşlerim arasını bozmuştu.” Şeytan Yusuf ve kardeşlerinin arasını babalarının veçhini kullanarak bozmuştu.
Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
'(DİB meali)' etiketiyle verilmiştir. Müellif bu âyeti, 12/6'daki sözlerin rüya yorumu olmadığını göstermek için delil getirir: kıssanın en sonunda Yûsuf, rüyasının karşılığının başka bir şey olduğunu söylemektedir. Âyet numarası metinde verilmemiştir; muhtevadan Yûsuf 12/100 olarak teşhis edildi.
Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (DİB meali)
Aynı âyetin ikinci ele alınışı: bu kez çölde yaşamış olmak, Yûsuf'un tarım ve depolama bilgisini beşerî yoldan edinmiş olamayacağının delili olarak kullanılır.
Çünkü babasının yanındayken çölde yaşamışlardır (Yusuf 100), dolayısıyla bu bilgi ve koruma becerisini orada öğrenmiş olması mümkün değildir.
Müellif 12/100'ü, Yûsuf'un şeytanın oyununu gördüğünün ve olayları başlatanın şeytan olduğunu bildiğinin delili olarak kullanır. Aktarılan kısmî meâlde sahiplenme işareti yoktur.
Nitekim kıssanın en sonunda “...şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra...” (Yusuf 12/100) diyerek, bu olayları başlatanın şeytan olduğunu bildiğini göstermiştir.
Müellif bu ibareyi, 12/9'da konuşanın kardeşlerden biri değil şeytan olduğunun delili sayar. Kısmî ibare karşılığıdır (metinde "kardeşlerinin" yazılmış, bağlamdan "kardeşlerimin" olmalı); tam meâl olmadığı için meal_metni boş bırakıldı.
Bu Yusuf’un 12/100. ayette dediği (en nezağa-ş şeytanu beyni ve beyne ihvati) “şeytan benimle kardeşlerinin arasını açmıştı” ibaresinden açıkça anlaşılmaktadır.
Yusuf, anasını, babasını tahtının üstüne çıkardı. Kardeşleriyle birlikte karşısında eğildiler. Yusuf dedi ki “Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkmasıdır. Rabbim onu gerçeğe çevirdi. Hapisten çıkardığı zaman da bana iyilikte bulunmuştu. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra Rabbim sizi çölden buraya getirdi. Benim Rabbim, tercih ettiği şeyi en ince ayrıntısına kadar yapar. Çünkü her şeyi bilen ve kararları doğru olan O’dur.”
Müellif bu âyeti, kıssada şeytanın etkin rolünün Yusuf'un ağzından tescili olarak kullanır.
Yusuf, anasını, babasını tahtının üstüne çıkardı. Kardeşleriyle birlikte karşısında eğildiler. Yusuf dedi ki “Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkmasıdır. Rabbim onu gerçeğe çevirdi. Hapisten çıkardığı zaman da bana iyilikte bulunmuştu. Şeytan benimle kardeşlerimin arası nı açtıktan sonra Rabbim sizi çölden buraya getirdi.
Yusuf, anasını, babasını tahtının üstüne çıkardı. Kardeşleriyle birlikte karşısında eğildiler. Yusuf dedi ki “Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkmasıdır. Rabbim onu gerçeğe çevirdi. Hapisten çıkardığı zaman da bana iyilikte bulunmuştu. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra Rabbim sizi çölden buraya getirdi. Benim Rabbim, tercih ettiği şeyi en ince ayrıntısına kadar yapar. Çünkü her şeyi bilen ve kararları doğru olan O’dur.”
Müellifin ana delili: "Rabbim sizi çölden buraya getirdi" ifadesi Yakub ailesinin çöllük bir yerde (Mekke civarında) yaşadığını gösterir; bu, Tevrat'ın Şekem/Nablus (dağlık, sulak Batı Şeria) bilgisini yalanlar. Âyetin sûre/âyet numarası metinde hiç verilmiyor; teşhis Türkçe meâl metnine dayanıyor.
Ayette geçen “... Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra Rabbim sizi çölden buraya getirdi...” ifadesi tefsircilerimizin hiç dikkatini çekmemiştir!.. Kur’an açıkça, Yakup ve ailesinin yaşadığı yerin çöllük bir yer olduğunu belirtmektedir...
Yusuf, anasını, babasını tahtının üstüne çıkardı. Kardeşleriyle birlikte karşısında eğildiler. Yusuf dedi ki “Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkmasıdır. Rabbim onu gerçeğe çevirdi. Hapisten çıkardığı zaman da bana iyilikte bulunmuştu. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra Rabbim sizi çölden buraya getirdi. Benim Rabbim, tercih ettiği şeyi en ince ayrıntısına kadar yapar. Çünkü her şeyi bilen ve kararları doğru olan O’dur.”
Müellife göre rüyanın te’vili budur; dolayısıyla Yakup’un 12/6’daki sözleri rüya te’vili olamaz. Metinde âyet numarası verilmemiştir.
Kıssanın en sonunda gelen şu ayet rüyanın te’vilinin ne olduğunu göstermektedir.
O ülkenin yönetimini iki atasına (İbrahim ve İshak) nispet etti. Hepsi O'na (Allah'a) secdeye kapandılar. Yusuf dedi ki: 'Babacığım! İşte bu, daha önceki rüyamın aslıdır. Rabbim onu bir hakikat kıldı. Rabbim bana, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; beni o gizlilikten çıkararak ve sizi o çölden getirerek de ihsanda bulunmuştu. Şüphesiz Rabbim, dileyeceği şeyi tam zamanında yapandır. Çünkü El Alim, El Hâkim sadece O'dur.'
Müellif 'رفع أبويه على العرش'ü 'anne-babasını taht üzerine çıkardı' değil 'ülkenin yönetimini iki atasına nispet etti' olarak yorumlamakta; 'أبويه'yi anne-baba değil 'iki ata (İbrahim ve İshak)' olarak anlamaktadır. Bu geleneksel mealden büyük sapma oluşturmaktadır.
(12/100) O ülkenin yönetimini iki atasına (İbrahim ve İshak) nispet etti. Hepsi O'na (Allah'a) secdeye kapandılar.
Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçek kıldı…
Müellif iki noktada kullanır: (1) Yusuf burada rüyasını yorumlamış biri gibi değil yeni öğrenmiş biri gibi konuşmaktadır; (2) rüyaya râci zamirin "cealehâ"da olduğu gibi müennes "hâ" olması gerektiğini gösterir. Metinde âyet numarası yazılı değildir; "Yusuf kıssasının en son ayeti" ifadesinden çıkarılmıştır.
Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçek kıldı… (DİB meali)
Müellifin tahlile başlarken kullandığı geçici/çalışma karşılığı: "taht" yerine "arş" bırakılmıştır. Bu nihai meâli değildir; müellif kelimeyi "yönetim" olarak çözecek ve bir sonraki bölümde cümleye bambaşka bir karşılık verecektir. Kaynağa nispet edilmediği ve müellifin kendi cümlesi içinde geçtiği için muellif sayıldı, ancak sahiplenme ifadesi bulunmadığından güven düşük tutuldu.
ayetin başında geçen … “anne-babasını arşın üstüne çıkardı” cümlesi üzerinde durmak gerekmektedir.
Müellif bu ibareden Yakup ve oğullarının tarıma elverişli olmayan bir yerde yaşadıkları, dolayısıyla gıdayı her zaman dışarıdan temin ettikleri sonucunu çıkarır. Metin içi kısmî karşılıktır; kaynak da sahiplenme işareti de yoktur.
Kıssanın en son ayetinde Yusuf, babasının ve kardeşlerinin yaşadıkları yerin çöl olduğunu belirtmektedir. … “sizi çölden getirdi”. (Yusuf 100) Bu ibare Yakup ve oğullarının tarıma elverişli olmayan bir yerde yaşadıklarını göstermektedir.
Everything explained in the articles and videos published on this site is what the authors — primarily Ramazan Demir — understood from the Qur'an; it is never the Qur'an itself.