O die ihr glaubt, berauschender Trank, Glücksspiel, Opfersteine und Lospfeile sind nur ein Greuel vom Werk des Satans. So meidet ihn, auf daß es euch wohl ergehen möge!
Wörter im Vers und ihre arabische Grammatik. Klicke ein Wort, um das Detail zu öffnen.
Siz ey iman edenler! Sarhoşluk veren şeyler, şans oyunları, putperestçe uygulamalar ve gelecek hakkında kehanette bulunmak, şeytan işi iğrenç kötülüklerden başka bir şey değillerdir. O halde onlardan kaçının ki mutluluğa eresiniz.
Ey iman edenler! Şarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal okları, şeytana ait murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan geri durun ki felâh bulasınız.
Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.
Ey müminler! Şarap (içki içmek), kumar oynamak, ibadet için dikilen putlar, (cahillik devrinde kullanılan) fal okları hep şeytanın işinden pis birer şeydir. Onun için bunlardan sakının ki kurtulasınız.
Ey imân edenler! Muhakkak ki içki, kumar, putlar ve kısmet için çekilen zarlar şeytanın işinden olan murdar bir şeydir. Artık ondan kaçınınız ki felâh bulabilesiniz.
Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) mealivom Autor zitierte/bewertete ÜbersetzungHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0,90
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.
Siz ey iman edenler! Sarhoşluk veren şeyler, şans oyunları, putperestçe uygulamalar ve gelecek hakkında kehanette bulunmak, şeytan işi iğrenç kötülüklerden başka bir şey değillerdir. O halde onlardan kaçının ki mutluluğa eresiniz.
Müellif bu meali, nesneden bir adım uzaklaşıp ‘putperestçe uygulamalar’ ve ‘kehanette bulunmak’ gibi eyleme dönük karşılıklar denemesi bakımından ayrıca anar; yine de kendi tercihi olarak sahiplenmez.
Mustafa İslamoğlu (d. 1960):[10] “Siz ey iman edenler! Sarhoşluk veren şeyler, şans oyunları, putperestçe uygulamalar ve gelecek hakkında kehanette bulunmak, şeytan işi iğrenç kötülüklerden başka bir şey değillerdir. O halde onlardan kaçının ki mutluluğa eresiniz.”
Ey iman edenler! Şarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal okları, şeytana ait murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan geri durun ki felâh bulasınız.
Müellifin karşılaştırma için aktardığı meallerden biri; müellifin kendi tercihi değildir.
Suat Yıldırım (d. 1941):[9] “Ey iman edenler! Şarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal okları, şeytana ait murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan geri durun ki felâh bulasınız.”
Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.
Müellifin karşılaştırma için aktardığı meallerden biri; müellifin kendi tercihi değildir.
Yaşar Nuri Öztürk (ö. 2016):[8] “Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”
Ey inananlar! Şarap, kumar, dikili taşlar, şans okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.
Müellifin karşılaştırma için aktardığı meallerden biri; müellifin kendi tercihi değildir.
Süleyman Ateş (d. 1933):[7] “Ey inananlar! Şarap, kumar, dikili taşlar, şans okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”
Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.
Müellifin karşılaştırma için aktardığı meallerden biri; müellifin kendi tercihi değildir.
Diyanet Vakfı Meali:[6] “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”
Ey müminler! Şarap (içki içmek), kumar oynamak, ibadet için dikilen putlar, (cahillik devrinde kullanılan) fal okları hep şeytanın işinden pis birer şeydir. Onun için bunlardan sakının ki kurtulasınız.
Müellifin karşılaştırma için aktardığı meallerden biri; müellifin kendi tercihi değildir.
Ali Fikri Yavuz (ö. 1992):[5] “Ey müminler! Şarap (içki içmek), kumar oynamak, ibadet için dikilen putlar, (cahillik devrinde kullanılan) fal okları hep şeytanın işinden pis birer şeydir. Onun için bunlardan sakının ki kurtulasınız.”
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki felaha eresiniz.
Müellifin karşılaştırma için aktardığı meallerden biri; müellifin kendi tercihi değildir.
İbn Kesir (ö. 774/1373; çeviri):[4] “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki felaha eresiniz.”
Ey imân edenler! Muhakkak ki içki, kumar, putlar ve kısmet için çekilen zarlar şeytanın işinden olan murdar bir şeydir. Artık ondan kaçınınız ki felâh bulabilesiniz.
Müellifin karşılaştırma için aktardığı meallerden biri; müellifin kendi tercihi değildir.
Ömer Nasuhi Bilmen (ö. 1971):[3] “Ey imân edenler! Muhakkak ki içki, kumar, putlar ve kısmet için çekilen zarlar şeytanın işinden olan murdar bir şeydir. Artık ondan kaçınınız ki felâh bulabilesiniz.”
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.
Müellifin, dört kelimeye verilen karşılıkların ne kadar istikrarlı bir nesnel çizgi izlediğini göstermek için aktardığı meallerden biri. Müellif bu meali sahiplenmez; yalnızca en dış katmanda durduğunu söyler.
Elmalılı Hamdi Yazır (ö. 1942):[2] “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”
Ey iman edenler! Hamr, meysir, ensâb ve ezlâm ancak şeytanın amelinden bir ricstir. Öyleyse ondan kaçının ki felaha eresiniz.
Makalenin konu âyeti. Müellif dört kelimeyi tercüme etmeden bırakan bu lafzî çeviriyi bilerek tercih eder; çünkü ona göre âyet dört nesneden değil bir ‘amel’den söz eder. Cümle iskeleti: dört isim mübtedâ ve ona atfedilenler, tek haber ‘rics’ (nesne değil vasıf), niteleyici ‘min ameli’ş-şeytân’, emir ‘fe’ctenibûhu’, gaye ‘leallekum tuflihûn’. Dört aracın maddeleri apayrı olduğu için onları tek haberde birleştiren şey madde değil ortak gayedir. Müellifin vardığı okuma: dördünde de gaye meşrudur; ortak illet, meşru bir gayenin gerçeklikten koparılmasıdır –‘hamr’ süreçte (aklın örtülmesi), ‘meysir’ sonuçta (şansa devir), ‘ezlâm’ gayenin sahipliğinde (alete devir), ‘ensâb’ gayenin dayanağında (sahte mercie atıf).
Buraya lafzî bir çeviri de ekleyelim, çünkü incelemenin dayanacağı zemin bu lafızdır: “Ey iman edenler! Hamr, meysir, ensâb ve ezlâm ancak şeytanın amelinden bir ricstir. Öyleyse ondan kaçının ki felaha eresiniz.”
Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz
Müellif bu âyeti, hamr kelimesine Kur'an'ın her yerinde tutarlı anlam verilmesi gerektiğini göstermek için delil olarak kullanır: burada 'içki' denen kelimeye Yûsuf'ta 'şaraplık üzüm' denemez.
Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz (DİB meali)
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.
Makalenin merkez ayeti. Müellif 13 meali (Gölpınarlı, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz, Bahaeddin Sağlam, Bayraktar Bayraklı, Diyanet Eski/Yeni, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı, Edip Yüksel, Erhan Aktaş, Mehmet Okuyan, Mustafa İslamoğlu) sıralayıp tamamını tarihselci sayar ve kendi okumasını önerir: hamr = bir şeyin gerçeğini gizleyip başka şekilde görünmesini sağlamak; meysir = gereken çabayı göstermemek; ensâb = hile ve aldatma; ezlâm = bir şeyi kabul edilebilir hâle getirmek için kesmek/biçim vermek. Dördü de nesne (mamûl) değil, bir fiilin mastarı olmak zorundadır; çünkü ayet bunları ‘ameli'ş-şeytân' saymaktadır.
Alles, was in den auf dieser Website veröffentlichten Artikeln und Videos dargelegt wird, ist das, was die Autoren – allen voran Ramazan Demir – aus dem Koran verstanden haben; es ist niemals der Koran selbst.