Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah Parlıyan, Ahmet Varol, Ali Bulaç, A. Fikri Yavuz, Bayraktar Bayraklı, DİB (yeni), TDV, Edip Yüksel, Elmalılı, Hasan Basri Çantay, Hayrat Neşriyat, Kadri Çelik, Muhammed Esed, Ömer Nasuhi Bilmen, Ümit Şimşek meallerivom Autor zitierte/bewertete ÜbersetzungHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0,70
Onlara sırt çevirdi.
Abdulaziz Bayındır, DİB (eski), Şaban Piriş meallerivom Autor zitierte/bewertete ÜbersetzungHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0,70
Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Onlardan yüz çevirdi ve “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. O artık acısını içinde saklıyordu.
Müellif 84 ve 85. âyetin DİB meâllerini arka arkaya koyarak aradaki çelişkiyi gösterir: 84'te kör olduğu söylenen babanın körlüğünden 85'te oğulları hiç söz etmemektedir. Eleştirilen meâldir, müellife ait değildir.
84) Onlardan yüz çevirdi ve “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. O artık acısını içinde saklıyordu. (DİB meali)
Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Bölüm sonunda numaralı olarak verilen müellif meali. "Vebyaddat aynâhu" ibaresi burada "gözlerine ak düştü" değil "anne baba bir iki evladının değeri arttı" şeklinde karşılanmıştır; müellif bu ibarenin ayrıntılı tahlilini sonraki bölüme bırakmıştır.
(84) Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Müellifin açıkça tercih ettiği karşılık. "Tevellâ + an" kalıbı Kur'an'da yalnız üç yerde (Yusuf 84, A'râf 79, A'râf 93) geçer; A'râf'taki iki yerde muhatap kavim helâk edildiği için "yüz çevirdi" manası imkânsızdır, dolayısıyla Yusuf 84 de aynı manayı almalıdır.
Her iki ayette de ele aldığımız ibareye tercih edilecek doğru mana “onlar hakkındaki ümitlerini tamamen yitirince” şeklinde olmalıdır.
Müellifin tespiti: yedi farklı karşılık aynı tek manaya çıkmakta, bu mana da âyetin devamıyla çelişmektedir; çünkü Yakup onlarla konuşmaya devam etmekte, hatta onlardan Mısır'a gidip Yusuf'u araştırmalarını istemektedir.
Meallerin kelimeye bu kadar çeşitli manalar vermesine rağmen aslında sonuçta bir tek şey anlaşılmaktadır. Yakup onlardan uzaklaşmış, onlara sırtını dönmüş, onlarla konuşmamıştır.
Bu okumayla bölümün başındaki tuhaflık çözülür: Yakup küçük oğluna üzülmemiş değildir; üzüntüsü ikiye katlanmıştır.
Yakup burada hiç gönlünden silmediği ve unutmadığı Yusuf ile ilgili tasasının üzerine bir başka tasanın daha eklendiğini söylemektedir. Bu durumda o sadece 25 yıl önce kaybettiği oğluna değil, biraz önce “oğlun hırsızlık yaptı” şeklinde haberini aldığı oğluna da üzülmüş olmaktadır. Yakup bu cümleyle üzüntüsünün ikiye katlandığını ifade etmektedir.
Müellifin açıkça sahiplendiği karşılık ("daha isabetli ve kıssa ile daha bağlantılı bir anlam olmalıdır"). Yakup'un önceden var olan üzüntüsünün üstüne yeni bir üzüntü eklenmiştir: üzüntü üzerine üzüntü, esef üzerine esef.
İşte bunları da göz önüne aldığımızda … “ya esfaya ala Yusufa” cümlesinin anlamının “vah! Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme” şeklinde olması daha isabetli ve kıssa ile daha bağlantılı bir anlam olmalıdır.
Edat tahlili: Yusuf 84'teki "yâ", Kur'an'daki 360 kullanımın dışında kalan benzersiz üç kullanımdan biridir; nidâ veya hayret değil hüzün bildirir. Delil olarak âyetin devamındaki "hüzn" kelimesi ve 12/86 gösterilir.
Bu cümlede geçen … ya edatının nida, hayret ve şaşkınlık belirten bir kullanımda olmayacağı kesindir. Ayetin devamında geçen hüzün kelimesini ve 86. ayette geçen “ben üzüntümü ve kederimi yalnızca Allah’a şikâyet ediyorum” cümlesini de göz önüne aldığımızda edatın bir hüznü ya da bir üzüntüyü belirtmesi gerekmektedir.
Müellifin tespit ettiği tuhaflık: Yakup yeni haberini aldığı oğluna değil 25 yıl önce kaybolan Yusuf'a üzülmekte, hatta gözlerine ak düşmesi de Yusuf'a duyduğu üzüntüden olmaktadır. "Bu cidden tuhaf bir durum, anlaşılmaz bir davranış biçimidir."
Kardeşleriyle beraber gönderdiği en küçük oğlunun hırsızlık suçlamasıyla Mısır’da alıkonulmuş olmasının haberini henüz almış olmasına rağmen, bu oğluna değil de 25 sene önce kaybolup gitmiş ve bir daha da haber alamamış oğlu için üzülmekte, hırsızlık suçlaması ile alıkonulan oğluna bir üzüntü duymamaktadır.
Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Sûrenin en radikal çevirilerinden biri: “ebyaddat aynâhu mine’l-huzn” gözlerin ağarması/körlük değil “anne baba bir iki evladının değeri arttı” diye okunmuştur; ayn burada göz değil değer/kıymet eksenindedir.
(12/84) Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Müellife göre 84. âyete verilen bu anlam yanlıştır ve 85-99 arası âyetlerin bütün kelimelerinin 'körlük' kurgusuna göre okunmasına yol açmıştır.
Daha önce işlediğimiz 84. ayette geçen … feb’yeddet aynehu ifadesine “gözlerine ak düştü” anlamı verilip bunun Yakup’un gözlerinin kör olduğu şeklinde açıklanması, ondan sonraki ayetlerde geçen kelimelerin hep o olaya dönük olarak anlamlandırılmasına neden olmuş
Müellif bu yaygın karşılığı reddeder; 12/93'e verilen ‘gözleri açılsın’ mealinin kaynağı olarak bu hatalı manayı gösterir. Daha önceki bölümlerde 12/84'ü incelerken Yakup'un gözlerinin kör olmadığını, bir hastalığa da tutulmadığını söylediğini hatırlatır.
84. Ayette geçen … veb’yeddet aynehu ibaresine verilen “gözlerine ak düştü” manasının bir sonucudur. Daha önce de belirttiğimiz gibi 85. ayet Yakup’un gözlerinde herhangi bir hastalığın bulunmadığının en büyük delilidir.
Müellif bir önceki bölümdeki 12/84 sonucunu (Yakup'un oğullarından tamamen ümidini kesmesi) burada bess kelimesinin karşılığını belirlemek için kullanır: Yakup'un oğullarına açamadığı sıkıntı, onlardan ümit kesmiş olmasıdır. Âyet numarası metinde yazılıdır, meâli bu bölümde verilmemiştir.
Ama bunun yanında babalarının kendilerinden ümit kestiğini bilmemektedirler. 84. ayette Yakup’un bu oğullarından tamamen ümidini kestiği üzerinde durmuştuk. İşte Yakup’un onlara açamadığı ve açamayacağı sıkıntı da bu olmalıdır.
Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Tahlilin sonucu olarak verilen müellif meâli. DİB'den farkları: 'onlardan yüz çevirdi' yerine 'onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi'; 'üzüntüden iki gözüne ak düştü' yerine 'hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı'. Müellif ayn kökünün 'a'yânü'l-ihve = anne baba bir kardeşler' ve b-y-d kökünün 'değer/kıymet, kusurdan arınmışlık' anlamlarına dayanmaktadır. Parantez içi açıklamalar müellife aittir.
Ve onlar hakkındaki ümidini tamamen yitirdi. “Yusuf’un (üzüntüsü) üstüne (gelen) üzüntüme ne yazık!” dedi. Ve O hüznün (gerçekleştiğini anlamasın)’dan dolayı anne baba bir iki evladının değeri arttı ama artık O (bunu) içinde tutan biridir.
Müellif "vebyaddat aynâhu mine'l-hüzn" ibaresine verilen yaygın manayı burada tartışmayıp sonraki bölüme bırakır; ancak bölüm sonundaki kendi mealinde bu ibareyi "anne baba bir iki evladının değeri arttı" şeklinde karşılar.
Ayette geçen ve genelde “hüznünden dolayı gözlerine ak düştü” manası verilen … cümlesi üzerinde daha sonra durulacaktır.
Âyetin manası: Yakup oğullarından yüz çevirmemiş, onlar hakkındaki ümidini kesmiştir. Onlardan tamamen ümit kesmediği için 25 yıl sonra ikinci oğlunu da onlarla göndermişti.
Tıpkı bu iki resul gibi Yakup da o güne kadar ümit beslediği oğullarından ümidini kesmiştir. Daha önce onlardan ümitli olduğu için Yusuf’u güvenmiş ve onların Yusuf’a düşmanlık yapmayacaklarına inanmıştır.
Kök tahlili: "tevellâ" v-l-y kökündendir, Kur'an'da bu kökten 232 kelime bulunur ve kökün anlamları arasında "tam bir ümitsizliğe düşmek" de vardır — müellifin tercih ettiği mananın sözlük dayanağı budur.
Bu kökten fiil olarak yakın olmak, yaklaşmak, peşinden gelmek, yönetmek, izini takip etmek, arkasını dönmek, uzaklaşmak, görevlendirmek, sevmek, yakınlık etmek, üstlenmek, üzerine almak, peş peşe gelmek, devam etmek, tam bir ümitsizliğe düşmek
Müellif geleneksel izahı reddeder: eğer yeni kaybolan oğlunun Yakup nezdinde kıymeti yoksa, onu 25 sene diğerlerinden sakınması ve Mısır'a göndermekte bu kadar titiz davranması açıklanamaz.
Bu durumu geleneksel anlayışın ortaya koyduğu şekliyle açıklayıp “Yusuf’a tüm oğullarından daha fazla değer veriyordu” demek meseleyi açıklığa kavuşturmamakta tam tersi daha karmaşık hale getirmektedir.
Onlardan yüz çevirdi, şu an üzerinde bulunduğum üzüntü ne tarifsiz bir üzüntü diye sızlandı ve kederini içine gömmesi yüzünden gözlerine boz geldi.
"Yâ esefâ alâ Yûsuf" âyeti; müellifin "yâ" nidâsının fâilsiz geldiği ve ikisi Yûsuf sûresinde bulunan üç kullanımdan biri olarak zikrettiği yer. Metinde sûre/âyet numarası yazılı değildir, meâlin sonunda "(TDV meali)" etiketi vardır.
Onlardan yüz çevirdi, şu an üzerinde bulunduğum üzüntü ne tarifsiz bir üzüntü diye sızlandı ve kederini içine gömmesi yüzünden gözlerine boz geldi. (TDV meali)
"Vetevellâ anhum" için meallerin verdiği karşılıklardan biri; müellif bu karşılıkların hiçbirinin âyetin devamıyla uyuşmadığını söyler. Meal-sahip eşleşmesi dipnot sırasına göre yapıldı.
"Yâ esefâ alâ Yûsuf" ibaresine mealler tarafından verilen karşılıklardan biri; müellif bu listeyi eleştirmeden aktarır. Meal-sahip eşleşmesi dipnot sırasına göre yapıldı.
"Vetevellâ anhum" için verilen karşılıklardan biri. Dipnot eşleşmesi ayrıştırılamadı; adaylar: Süleyman Ateş, Yaşar Nuri Öztürk, Muhammed Esed, Cemal Külünkoğlu mealleri.
Onlardan yüzünü çevirip öte taraf ufuklara seslendi.
"Vetevellâ anhum" için verilen karşılıklardan biri. Bu maddenin dipnotu son iki maddeyle birleşik göründüğü için sahibi ayrıştırılamadı; dipnotta sıralanan adaylar: Süleyman Ateş, Yaşar Nuri Öztürk, Muhammed Esed, Cemal Külünkoğlu mealleri.
· Onlardan yüzünü çevirip öte taraf ufuklara seslendi.
Alles, was in den auf dieser Website veröffentlichten Artikeln und Videos dargelegt wird, ist das, was die Autoren – allen voran Ramazan Demir – aus dem Koran verstanden haben; es ist niemals der Koran selbst.