und ich bin dem Glaubensbekenntnis meiner Väter Ibrahim, Ishaq und Ya’qub gefolgt. Es steht uns nicht zu, Allah etwas beizugesellen. Das ist etwas von Allahs Huld gegen uns und gegen die Menschen. Aber die meisten Menschen sind nicht dankbar.
Wörter im Vers und ihre arabische Grammatik. Klicke ein Wort, um das Detail zu öffnen.
“(Çünkü) Atalarım İbrahim İshak ve Yakup’un bildirisinde peşleri sıra (ben) geldim. Bizim herhangi bir şeyde Allah’a ortak olmamızın imkânı yoktur. İşte bu (Atalarımın milleti), bizim üzerimize de ve insanların üzerine de Allah’ın tercihinden dolayıdır, fakat insanların çoğu (Allah’ın tercihiyle) yetinmeyecekler.”
(Çünkü) Atalarım İbrahim İshak ve Yakup’un bildirisinde peşleri sıra (ben) geldim. Bizim herhangi bir şeyde Allah’a ortak olmamızın imkânı yoktur. İşte bu (Atalarımın milleti), bizim üzerimize de ve insanların üzerine de Allah’ın tercihinden dolayıdır, fakat insanların çoğu (Allah’ın tercihiyle) yetinmeyecekler.
(Çünkü) Atalarım İbrahim İshak ve Yakup'un bildirisinde, peşleri sıra (ben) geldim. Bizim herhangi bir şeyde Allah'a ortak olmamızın imkânı yoktur. İşte bu (Atalarımın milleti), bizim üzerimize de ve insanların üzerine de Allah'ın tercihinden dolayıdır, fakat insanların çoğu (Allah'ın tercihiyle) yetinmeyecekler.
"(Çünkü) Atalarım İbrahim, İshak ve Yakup'un bildirisinde peşleri sıra (ben) geldim. Bizim herhangi bir şeyde Allah'a ortak olmamızın imkânı yoktur. İşte bu (Atalarımın milleti), bizim üzerimize de ve insanların üzerine de Allah'ın tercihinden dolayıdır, fakat insanların çoğu (Allah'ın tercihiyle) yetinmeyecekler."
Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim, Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) mealivom Autor zitierte/bewertete ÜbersetzungHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0,95
Ben atalarımın dinine uymuş bulunuyorum; İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un dinine… Bizim herhangi bir şeyi Allah'a ortak saymaya hakkımız olamaz. İşte bu (Allah'ın ortağının olmaması), O'nun bize ve bütün insanlara olan büyük lütfudur. Ama insanların çoğu bunun kıymetini bilmez.
Ben atalarımın dinine uymuş bulunuyorum; İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un dinine… Bizim herhangi bir şeyi Allah'a ortak saymaya hakkımız olamaz. İşte bu, O'nun bize ve bütün insanlara olan büyük lütfudur. Ama insanların çoğu bunun kıymetini bilmez.
belirtilmemiş (katılımcı alıntısı)vom Autor zitierte/bewertete ÜbersetzungMüddessir” Kim?güven 0,70
Senden Sie Ihre Frage, Korrektur oder Ihren Vorschlag zu diesem Inhalt. Sie geht direkt an unser Team und wird nicht auf der Seite veröffentlicht.
“(Çünkü) Atalarım İbrahim İshak ve Yakup’un bildirisinde peşleri sıra (ben) geldim. Bizim herhangi bir şeyde Allah’a ortak olmamızın imkânı yoktur. İşte bu (Atalarımın milleti), bizim üzerimize de ve insanların üzerine de Allah’ın tercihinden dolayıdır, fakat insanların çoğu (Allah’ın tercihiyle) yetinmeyecekler.”
“nüşrike billâh”, “Allah’a bir şeyi ortak koşmak” değil “Allah’a ortak olmak” diye çevrilmiş; “fadl” ise lütuf değil “tercih”, “yeşkurûn” da şükür değil “yetinmek” olarak karşılanmıştır.
(12/38) “(Çünkü) Atalarım İbrahim İshak ve Yakup’un bildirisinde peşleri sıra (ben) geldim. Bizim herhangi bir şeyde Allah’a ortak olmamızın imkânı yoktur. İşte bu (Atalarımın milleti), bizim üzerimize de ve insanların üzerine de Allah’ın tercihinden dolayıdır, fakat insanların çoğu (Allah’ın tercihiyle) yetinmeyecekler.”
(Çünkü) Atalarım İbrahim İshak ve Yakup’un bildirisinde peşleri sıra (ben) geldim. Bizim herhangi bir şeyde Allah’a ortak olmamızın imkânı yoktur. İşte bu (Atalarımın milleti), bizim üzerimize de ve insanların üzerine de Allah’ın tercihinden dolayıdır, fakat insanların çoğu (Allah’ın tercihiyle) yetinmeyecekler.
BÖLÜM SONU MEÂLİ. Müellifin "daha isabetli olduğunu öngördüğümüz mana" diyerek açıkça sahiplendiği tam karşılık. Üç tercih belirgin: millet = bildiri, nuşrike = "Allah'a ortak olmak" (ortak koşmak değil), fadl = tercih, yeşkurûn = yetinmek. Kaynak metinde "her-hangi" ve "üzeri-mize" satır sonu tirelemeleri vardır; meal_metni'nde birleştirilmiştir. ham_pasaj, meâli takdim eden cümlenin kaynaktaki birebir (sayfa geçişiyle kesilmiş) hâlidir.
Bu açıklamalardan sonra ayete daha isabetli olduğunu öngördüğü
(Çünkü) Atalarım İbrahim İshak ve Yakup’un bildirisinde peşleri sıra (ben) geldim
Müellifin "daha isabetli olacaktır" diyerek açıkça sahiplendiği ilk cümle karşılığı: millet = bildiri, itteba'tu = peşleri sıra geldim (uydum değil).
Kelimenin “yükümlülük altına sokan bir bildiri” anlamı göz önüne alındığında ayetin başında geçen … bu cümlenin anlamının “(Çünkü) Atalarım İbrahim İshak ve Yakup’un bildirisinde peşleri sıra (ben) geldim” şeklinde olması daha isabetli olacaktır.
Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim, Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler
BÖLÜM BAŞI MEÂLİ, açıkça "(DİB meali)" etiketli. Müellifin tahlile başlamadan önce koyduğu, eleştirdiği meâldir; kendi karşılığı bölüm sonunda ayrıca verilmiştir.
“Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim, Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler” (DİB meali)
12/38 hatırlatılır: Yûsuf muhatabına İbrâhîm, İshâk ve Ya'kûb'un ataları olduğunu ve onların peşi sıra gittiğini bildirmiştir. Müellife göre bu, adamın 'Sıddıklar ailesinin Yûsuf'u' diye hitap etmesinin sebebidir.
Yusuf daha önce bu kişiye İbrahim, İshak ve Yakup’un ataları olduğunu bildirmiş (38. ayet) onların peşi sıra gittiğini söylemişti.
(Çünkü) Atalarım İbrahim İshak ve Yakup'un bildirisinde, peşleri sıra (ben) geldim. Bizim herhangi bir şeyde Allah'a ortak olmamızın imkânı yoktur. İşte bu (Atalarımın milleti), bizim üzerimize de ve insanların üzerine de Allah'ın tercihinden dolayıdır, fakat insanların çoğu (Allah'ın tercihiyle) yetinmeyecekler.
Müellif 'ملة' kelimesini 'millet/bildiri' olarak çevirmekte; şükrü 'Allah'ın tercihiyle yetinme' olarak yorumlamaktadır.
(12/38) '(Çünkü) Atalarım İbrahim İshak ve Yakup'un bildirisinde, peşleri sıra (ben) geldim. Bizim herhangi bir şeyde Allah'a ortak olmamızın imkânı yoktur. İşte bu (Atalarımın milleti), bizim üzerimize de ve insanların üzerine de Allah'ın tercihinden dolayıdır, fakat insanların çoğu (Allah'ın tercihiyle) yetinmeyecekler.'
38. âyette Yûsuf atalarının dinine tâbi olduğunu söyler; müellife göre bu, Mısırlıların İbrâhîm soyundan ve dininden haberdar olduğunu gösterir ve geleneğin "Mısır bunları hiç duymamıştı" varsayımını çürütür.
Oysa hemen birkaç ayet sonra (37 ve 38. ayetler) Yusuf, Mısırlı olanlara İbrahim, İshak ve Yakup’tan bahsetmekte, onların dinine tabi olduğunu söylemekte ama Mısırlılar “bu saydığın isimlerden ve bu dinden bizim haberimiz yok” dememektedirler.
"(Çünkü) Atalarım İbrahim, İshak ve Yakup'un bildirisinde peşleri sıra (ben) geldim. Bizim herhangi bir şeyde Allah'a ortak olmamızın imkânı yoktur. İşte bu (Atalarımın milleti), bizim üzerimize de ve insanların üzerine de Allah'ın tercihinden dolayıdır, fakat insanların çoğu (Allah'ın tercihiyle) yetinmeyecekler."
Ramazan Demir'in kendi meali; İbrahim-İshak-Yakup soyuna atıf, müellifin soy/millet vurgusunu destekler.
Ben atalarımın dinine uymuş bulunuyorum; İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un dinine… Bizim herhangi bir şeyi Allah'a ortak saymaya hakkımız olamaz. İşte bu (Allah'ın ortağının olmaması), O'nun bize ve bütün insanlara olan büyük lütfudur. Ama insanların çoğu bunun kıymetini bilmez.
Müellif bu âyeti, Yusuf'un da kendisini İbrahim'le başlayan arka plan üzerinden tanımladığına delil olarak nakleder. Kitapta bu âyet için sûre/âyet numarası YAZILMAMIŞTIR; Türkçe metinden Yusuf 12/38 olduğu anlaşılmakta, numara belirsiz işaretlendi. Meal kaynak belirtilmeden verilmiştir.
Yine babası Yakup gibi Yusuf da düştüğü zindanda kendisini tanımlarken atası İbrahim ile başlayan şu arka plan tarif edilir. (…) Ben atalarımın dinine uymuş bulunuyorum; İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un dinine… Bizim herhangi bir şeyi Allah'a ortak saymaya hakkımız olamaz.
Ben atalarım İbrahim, İshak ve Yakup’un milletine tabi oldum.
Müellif, zindandaki Yusuf'un babasını "Yakup" diye anıp "İsrail" dememesini, Kur'an'ın İsrail lakabını Yakup'a yakıştırmaktan kaçındığına delil yapar. Metinde sûre/âyet numarası yazılı değildir; numara metnin içeriğinden tespit edilmiştir.
Fakat Kur’an’da anlatılan Yusuf kıssasında zindana düşen Yusuf babasını lakabıyla değil adıyla anmıştır.
َوَاتَّبَعْتُ مِلَّةَ آبَائِي إِبْرَاهِيمَ وَإِسْ حَاقَ وَيَعْقُوب ۚ Ben atalarım İbrahim, İshak ve Yakup’un milletine tabi oldum.
Biz asla (hiçbir zaman) herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşanlar olmadık.
Âyetin ikinci cümlesinin, geleneksel meâlin açmazını göstermek için kullanılan yaygın karşılığı. Müellifin kendi tercihi bundan farklıdır ("ortak koşmak" değil "ortak olmak"); sahiplenme işareti bulunmadığı için alıntı sayıldı.
Oysa ayetin devamında Yusuf hiçbir zaman şirk koşmadığını belirtmektedir. … “Biz asla (hiçbir zaman) herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşanlar olmadık.”
Ben atalarımın dinine uymuş bulunuyorum; İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un dinine… Bizim herhangi bir şeyi Allah'a ortak saymaya hakkımız olamaz. İşte bu, O'nun bize ve bütün insanlara olan büyük lütfudur. Ama insanların çoğu bunun kıymetini bilmez.
Şener Hoca tarafından, Yusuf'un müddessir (gizlenen resul) oluşu bağlamında alıntılandı; meal kaynağı belirtilmemiştir.
Ben atalarımın dinine uymuş bulunuyorum; İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un dinine…
Alles, was in den auf dieser Website veröffentlichten Artikeln und Videos dargelegt wird, ist das, was die Autoren – allen voran Ramazan Demir – aus dem Koran verstanden haben; es ist niemals der Koran selbst.