Olgunluk çağına ulaştığında ona (Yusuf'a) bir muhakeme yeteneği ve bir ilim verdik. Biz, Muhsinlere işte böyle karşılık veririz.
Bölüm sonunda, tahlilin sonucu olarak verilen ve "22. ayetin meali aşağıdaki gibi olmalıdır" cümlesiyle açıkça sahiplenilen meal. Bölüm başındaki mealden farkları: "hüküm" yerine "bir muhakeme yeteneği", "ilim" yerine "bir ilim" (tenvin korunmuş), "ödüllendiririz" yerine "karşılık veririz".
Buraya kadar yaptığımız açıklamalar doğrultusunda 22. ayetin meali aşağıdaki gibi olmalıdır. (…) Olgunluk çağına ulaştığında ona (Yusuf'a) bir muhakeme yeteneği ve bir ilim verdik. Biz, Muhsinlere işte böyle karşılık veririz."
Aynı âyetin muhtevâ yönünden ele alınışı: hükm ve ilim bir ödüldür; eşüdd çağı da bu ilmin değerini bilme ve muhakemeyi doğru kullanma çağıdır. Bu tespit, bir sonraki âyetteki "iradesiz Yûsuf" resmini geçersiz kılar.
Bu ayetten ilk anlaşılan şey Yusuf'un yetişkinlik çağına erişene kadar Yüce Allah'ın bildirdiği kurallar çerçevesinde yaşadığı ve Muhsinlerden olduğudur. Geçen onca zamanda Yüce Allah'ı kendisinden razı edecek bir yaşam içinde olmuş ve Yüce Allah bundan dolayı ona bir muhakeme yeteneği ve bir ilim vererek ödüllendirmiştir. Ayette belirtilen "eşud" çağı kendisine verilen ilmin değerini bilme ve muhakeme yeteneğini doğru kullanma çağıdır.
Müellifin nihai tespiti: verilen ilim "hadiseleri tevil etme ilmi", verilen hüküm ise bu ilmi doğru kullanacak muhakeme kabiliyetidir. İlim ve hüküm Yusuf'un kendi çabasının değil, Allah'ın vermesinin sonucudur.
Bu durumda 22. ayette geçen وَعِلْمًا حُكْمًا ُآتَيْنَاه "Ona bir ilim ve bir muhakeme yeteneği verdik" ibaresinden kast edilenin hadiseleri tevil etme ilmi ve bu ilmi doğru kullanacak muhakeme kabiliyeti olduğu anlaşılmaktadır.
Müellifin 12/22 tahlili: Yusuf eşüd çağında vahye uygun davrandığı için Allah tarafından Muhsin ilan edilmiş, ödül olarak ilim ve muhakeme yeteneği almıştır. Bu verginin gayesi gizlemek değil insanlara göstermek ve onları faydalandırmaktır; işte bu yüzden Yusuf o günün Mısır'ında görüşüne başvurulan tek kişi konumuna gelmiştir. Bölümün kilit çıkarımı bu âyet üzerinden kurulur.
Eşüd çağına geldiğinde davranışları Yüce Allah’ın vahyine göre olduğu için bizzat Yüce Allah tarafından Muhsin olarak tanıtılmış ve kendisine bir ilim ve muhakeme yeteneği verilerek ödüllendirilmiştir. Ona verilen bu ilim ve muhakeme yeteneği insanlardan gizlensin, kimseye göstermesin diye verilmemiştir. Tam tersi o ilim ve muhakeme yeteneğini insanlara göstersin, başkalarını da faydalandırsın diye verilmiştir.
22. âyet, 23. âyetin okunmasında karîne olarak kullanılır: Allah'ın "Muhsin" diye tanıttığı ve ilim ile hüküm vererek ödüllendirdiği bir kişiye şehvete yenik düşme isnat edilemez.
Bunlardan başka hemen bir ayet önce Yüce Allah Yusuf’un Muhsinlerden olduğu için ilim ve hüküm verilerek ödüllendirildiğini buyurmuştu. Muhsin olarak tanıtılan bir kişinin şehvetine yenik düşerek süfli düşünceler içinde olabilmesi mümkün değildir.
bir doğru karar verebilme yeteneği ve bir ilim verdik
Tenvin (nekrelik) gerekçesiyle verilenin sınırlı olduğu vurgulanır: her şeyi kapsayan bir hüküm ve ilim değil, "bir" hükmetme yeteneği ve "bir konudaki" ilim.
Sorunun surenin içinde var olan cevabına geçmeden önce حُكْمًا ُآتَيْنَاه وَعِلْمًا "bir doğru karar verebilme yeteneği ve bir ilim verdik" ibresinde geçen hükmen ve ilmen kelimelerinin her konuyu ve her şeyi kapsamadığını bir sınırı olduğunu belirtmek gerekmektedir.
Âyetteki "hukmen" kelimesi için müellifin tahlil sonucu sahiplendiği karşılık. Baştaki mealin "hüküm" karşılığı yerine önerilir.
Ele aldığımız ayette kelime حُكْمًا şeklinde geçmektedir. Kur'an kullanımları ve lügat manaları göz önüne alındığında bu kelimeye yüklenmesi gereken doğru anlam "doğru karar verme yeteneği" veya "muhakeme yeteneği" veya "hükmetme kabiliyeti" olması gerekmektedir.
22. âyetteki 'eşüdd çağına ulaştığında' ifadesi; müellif bunu tam sorumluluk yaşı olarak tanımlar ve buradan Yûsuf'un 20 yaşın üstünde olduğu sonucunu çıkarır.
Eşüd çağı, genelde kişinin lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bildiği, yaptığı her şeyden bizzat kendisinin sorumlu olduğu, iradesinde olan mal, mülk, ilim, hikmet gibi şeylerin sorumluluğunu tek başına ve himâyeye ihtiyaç duymadan üstlendiği bir yaştır.
Müellif 12/22'yi, Yûsuf'un Muhsinliğinin Allah tarafından tescil edildiğinin ve dolayısıyla iki kişinin tespitinin isabetli olduğunun delili olarak kullanır.
Nitekim Yüce Allah daha önce (Yusuf 12/22) Yusuf’un Muhsinlerden olduğu için ödüllendirildiğini bildirmişti.
Müellif, 12/22'deki 'muhsin' nitelemesini Yûsuf'un vahye uygun yaşamasının delili sayar; bu da onun evlatlık nispetini kabul edemeyeceğinin gerekçesidir.
Yusuf henüz resul olmamıştır ama babasının vahyine göre yaşamaktadır. Çünkü vahye uygun yaşadığı için Muhsinlerdendir. (22. ayet)
Müellifin kendi yeniden inşası: Yûsuf'un muhsin nitelenmesi, eşüd çağına kadar vahye göre yaşamasının karşılığıdır; ilim ve muhakeme yeteneği de bu ihsanın ödülüdür.
22. Ayet: Yusuf kendisini satın alan ve evlat edinme umuduyla özgürleştiren insanların yanında Eşüd çağına kadar Yüce Allah’ın vahyine göre yaşamış ve bundan dolayı Yüce Allah tarafından Muhsin şeklinde nitelenmiştir. Yüce Allah onun Muhsin oluşunu, ona bir ilim ve muhakeme yeteneği vererek ödüllendirmiştir.
Olgunluk çağına ulaştığında bir muhakeme yeteneği ve bir ilim verdik. Biz, Muhsinlere işte böyle karşılık veririz.
Müellifin 31 ve 37. bölümlerde tahlil ederek tercih ettiği 12/22 meâli, burada Yusuf'un köle değil danışman olduğu tezinin ikinci Kur'ânî delili olarak yeniden veriliyor. “Hükm” yaygın meâllerdeki “hüküm/hikmet” yerine “muhakeme yeteneği” diye karşılanmıştır.
Olgunluk çağına ulaştığında bir muhakeme yeteneği ve bir ilim verdik. Biz, Muhsinlere işte böyle karşılık veririz.”
"Ve lemmâ belağa eşüddehû" ibaresinin tahlili: ş-d-d kökünün Kur'an'daki 102 kullanımı, bu formdaki 8 kullanımı taranarak (En'âm 6/152; İsrâ 17/34; Kehf 18/82 = kendi malını idare edebilecek kapasiteye ulaşmak; Hac 22/5; Mü'min 40/67; Ahkāf 46/15; Kasas 28/14 = olgunluk çağı, himayeye ihtiyaç duymamak) yaş değil hâl tespiti yapılır. İbare ayrıca Yusuf'un gulâm olarak Mısır'a gelişinden sonra hayli zaman geçtiğini gösterir.
Bu kullanımlardan yola çıkarak Yusuf'un ulaştığı yaşın, herhangi bir himayeye ihtiyaç duymadan, yaptığı hareketlerin, malının, verilen hikmet ve ilmin lehinde ya da aleyhinde olabilecek şeyleri bilebilecek ve bunlara gerekli önlemleri alabilecek yaşta olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Müellifin "ve kezâlike neczi'l-muhsinîn" için tercih ettiği karşılık; bölüm başındaki mealde "Muhsinleri işte böyle ödüllendiririz" denmişti. Cümle, verilen ilim ve hükmün Yusuf'un doğru ve en güzel tavırlarının karşılığı olduğunu gösterir.
Ayetin bir sonraki cümlesinde َالْمُحْ سِنِين نَجْ زِي َوَكَذَٰلِك "Muhsinlere işte böyle karşılık veririz" buyurulmaktadır. Bu bize Yusuf'a verilen muhakeme yeteneği ve ilmin sergilediği, doğru ve en güzel tavırlar neticesinde olduğunu göstermektedir.
Müellife göre 12/22, Yusuf'un olgunluk çağına erişince hüküm ve ilim ile ödüllendirildiğini bildirir. Meâl verilmemiştir.
Tüm yaşadıklarına rağmen Yüce Allah’ın vahyine sarılıp Muhsinlerden olmuş, nihayet olgunluk çağına yetişmiş hüküm ve ilim verilerek ödüllendirilmiştir (12/22. ayet)
"Muhsinlerden olmuş" ifadesi dipnotta Yûsuf 12/22'ye bağlanmıştır. Müellife göre Yûsuf'un muhsin oluşu, burhan sayesinde sabredip alçalmamasının neticesidir.
Bu rüya sayesinde kardeşlerinin ihanetine dayanmış, bu rüya sayesinde hadım edilmenin kahredici baskısına galip gelebilmiş, her şeye katlanmıştır. Sıkıntılar insanları ya yüceltir ya da alçaltır!.. Yusuf, bu rüya sayesinde yücelmiş, sabredip alçalmayarak muhsinlerden olmuş.
Olgunluk çağına ulaştığında hüküm ve ilim verdik. Muhsinleri işte böyle ödüllendiririz.
Bölüm başında, tahlilden önce verilen meal. Kitabın yapı beyanına göre bu konumdaki mealler "çoğunlukla" DİB mealidir, ancak burada "(DİB meali)" etiketi konmamıştır; bu yüzden kaynak belirsiz sayıldı. Müellif bölüm sonunda "hüküm ve ilim" yerine "bir muhakeme yeteneği ve bir ilim", "ödüllendiririz" yerine "karşılık veririz" karşılıklarını tercih edecektir.
َوَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُ آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْ زِي الْمُحْ سِنِين
Olgunluk çağına ulaştığında hüküm ve ilim verdik. Muhsinleri işte böyle ödüllendiririz.
Yûsuf'un eşüd çağında muhsin nitelenmesi ve kendisine hüküm/ilim verilmesi; müellif bunu Yûsuf'un dirayetinin delili yapar. Bölümde âyet numarası verilmemiştir; içerik 12/22'ye işaret etmektedir (9. bölümde aynı içerik için '(22. ayet)' yazılmıştır).
Eşüd çağına geldiğinde Yüce Allah’ın vahyine göre yaşadığından dolayı Muhsin olarak nitelenen ve bundan dolayı kendisine bir ilim ve bir muhakeme yeteneği verilen biridir.
Müellif, incelenen âyetten "iki ayet önce" Yûsuf'a muhsinlerden olduğu için ilim ve hüküm verildiğini hatırlatır. Numara verilmemiştir; tarif edilen içerik Yûsuf 12/22'dir (âteynâhu hukmen ve ilmen ... neczi'l-muhsinîn) ve konum tarifi de buna uyar.
Daha küçük yaşlarda Allah resulü olacağı kendisine bildirilen, iki ayet önce Yüce Allah'ın Muhsinlerden olduğu için ilim ve hüküm vererek ödüllendirdiği Yusuf, onlara göre rabbin burhanını görmese zina yapabilecek kadar zayıf ve düşük karakterli biridir.
Yusuf'un eşüdd çağında Muhsinlerden olup ilim ve hükümle ödüllendirilmesi, müellife göre onun aynı dönemde müşrik gibi görünmüş olamayacağının delilidir. Metinde âyet numarası yazılı değil; ifade Yusuf 12/22'ye karşılık gelmektedir.
Aksine, o eşüd çağına geldiğinde Muhsinlerden olmuş ve Yüce Allah bundan dolayı onu, ilim ve hüküm vererek ödüllendirmiştir.
Alles, was in den auf dieser Website veröffentlichten Artikeln und Videos dargelegt wird, ist das, was die Autoren – allen voran Ramazan Demir – aus dem Koran verstanden haben; es ist niemals der Koran selbst.