Und derjenige aus Ägypten, der ihn gekauft hatte, sagte zu seiner Frau: Bereite ihm einen gastfreundlichen Aufenthalt. Vielleicht wird er uns nützlich sein, oder nehmen wir ihn als Kind an. So verliehen Wir Yusuf eine feste Stellung im Land. Und Wir wollten ihn etwas von der Deutung der Geschichten lehren. Und Allah ist in Seiner Angelegenheit überlegen. Aber die meisten Menschen wissen nicht.
Wörter im Vers und ihre arabische Grammatik. Klicke ein Wort, um das Detail zu öffnen.
Mısır'da Onu satın alıp kadınına: "Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla" diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf'a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Mısır'da Onu satın alıp kadınına: "Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla" diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf'a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Mısır’da Onu satın alıp kadınına: “Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla” diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf’a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Mısır’da Onu satın alıp kadınına: “Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla” diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf’a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Mısır'da Onu satın alıp kadınına: "Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla" diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf'a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Mısır'da Onu satın alıp kadınına: 'Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için, asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla!' diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf'a imkân verdik. Allah, o tuzağa karşı üstün gelendir. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyor!..
Mısır’da Onu satın alıp kadınına: “Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla” diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf’a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yûsuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yûsuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler
Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yûsuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Bölüm başında, tahlilden önce verilen ve metinde açıkça "(DİB meali)" diye etiketlenen meal. Müellif bu meali üç noktada eleştirir: "(rüyadaki)" parantez eklemesi, mekkennâ'ya verilen "yerleştirdik" karşılığı ve "ekrimî mesvâhu" için verilen "Ona iyi bak" çevirisi.
Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yûsuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler (DİB meali).
Mısır'da Onu satın alıp kadınına: "Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla" diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf'a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Bölüm sonunda, tahlilin sonucu olarak verilen ve "ayete aşağıdaki gibi mana verebiliriz" diye açıkça sahiplenilen meal. DİB mealinden üç farkı: "ona iyi bak" yerine "asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla", "yerleştirdik" yerine "imkân verdik", "(rüyadaki) olayların yorumu" yerine "hadiselerin tevili". Ayrıca "işinde galiptir" yerine "o tuzağa karşı üstün gelendir".
Bu kadar açıklamadan sonra ayete aşağıdaki gibi mana verebiliriz. (…) Mısır'da Onu satın alıp kadınına: "Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla" diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf'a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
12/21, hadiselerin te'vîlinin öğretilmeye başlandığı an olarak delil getirilir: Mısır'da ve 'gulâm' (12-13 yaş) çağında. Müellife göre o zaman ile bu bölümdeki olaylar arasında uzun bir süre vardır ve öğretim ölünceye kadar sürecektir.
Ona hadiselerin tevilinin öğretilmeye başlanması ise henüz gulam (12-13 yaş) denilen bir yaşta ve Mısır’da başlamıştı. (21. ayet)
12/21'in ikinci ele alınışı: ellezî ismi mevsûlünün marife merciî âyetin öncesinde bulunmadığı için âyet başka bir âyete bağlanmak zorundadır. Müellif meâlini bu yüzden 'diyen de o kişiydi' diye kurmuştur. Cümle aynı zamanda meâlin müellife ait olduğunun açık beyanıdır.
Nitekim hatırlanacağı üzere 21. ayette Yusuf’u satın alan adam için de marife isimlere işaret eden bir ismi mevsul geçmişti. O İsmi mevsulden dolayı biz ayeti şu şekilde çevirmiştik.
12/21’deki Mısır ismi, 12/26’daki “hâ” zamirinin mercii olarak kullanılıyor: min ehlihâ = “oranın (yönetici) ehlinden biri”, yani Mısır’ın yöneticilerinden biri. Ayrıca 12/21 kıssanın kişi kadrosuna Yusuf’u satın alan eril kişiyi ve onun karısını verir.
İbarede geçen (…) ha zamirinin bilinen bir ismi gösterme zorunluğu bizi yine 21. ayette geçen (…) “Mısır” ismine götürmektedir. Çünkü 21-26 ayetleri arasında geçen tek marife isim odur.
Müellif, 12/21'de geçen "Mısır" kelimesini 12/25'teki هَا zamirinin tek olası merci'i (mercii marife isim) olarak gösterir. Ayrıca 12/21'in kişileri tanıtmadan verdiği ifadeyi ("Mısır'da onu satın alan karısına...") kıssanın isimsizlik üslûbuna örnek gösterir.
Bu bilgilerden sonra zamirden önceki ayetlere baktığımızda bu zamirin onun yerine geçeceği tek marife ismin 21. ayetteki َمِصْ ر “Mısır” kelimesi olduğu rahatlıkla görülecektir.
Aynı âyetin İsrâîliyyât yönünden ele alınışı: "Azîz / Mısır veziri" bilgisi âyette yoktur, Tevrat (Yaratılış 39/1) kaynaklıdır.
Ayette Mısır'da onu satın alan adam ve karısı hakkında hiçbir detay verilmemekte sadece "Mısır'da onu satın alan adam karısına dedi" şeklinde tanıtılmaktadır. Geleneksel kıssayı şekillendiren tefsir ve meal müellifleri bu adamın Mısır veziri olduğunu söylemelerinin ayetten herhangi bir delili yoktur. Adamın Mısır veziri olduğu bilgisi Tevrat (İsrailiyat) kaynaklı bir bilgidir.
Mısır'da Onu satın alıp kadınına: "Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla" diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf'a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Bölüm sonunda, tahlilin sonucu olarak verilen meâl; ayrıca "daha isabetli meal aşağıdaki gibi olmalıdır" cümlesiyle açıkça sahiplenilmiştir. DİB meâlinden başlıca farkları: (1) "Onu satın alan Mısırlı kişi" değil, ism-i mevsûl gereği "Mısır'da onu satın alan da o kişiydi"; (2) "hanımına" değil "kadınına"; (3) "Ona iyi bak" (ekrimî mesvâhu) değil "asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla"; (4) "o yere yerleştirdik" değil "o yerde Yusuf'a imkân verdik" (mekkennâ); (5) "olayların yorumu" değil "hadiselerin tevili"; (6) "Allah işinde galiptir" değil "Allah o tuzağa karşı üstün gelendir".
Bu ismi mevsulü dikkate alarak ayetin ilk cümlesine mana verilmesi durumunda, daha isabetli meal aşağıdaki gibi olmalıdır.
Mısır'da Onu satın alıp kadınına: "Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla" diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf'a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Bölümün ana tezi: 12/21'de Yûsuf'u satın alan adamı ve karısını tanıtan hiçbir tanımlama veya sıfat yoktur. Müellife göre bu kişilerin "Mısır Azîzi / vezir ve karısı" diye tanıtılması Kur'an'ın değil muharref Tevrat'ın (Eski Ahit, Yaratılış 39/1-6, Potifar) verdiği bilgidir; Kurtubî ve Râzî üzerinden aktarılan isim rivayetleri (Kıtfîr, Itfîr b. Rüveyhib, Râ'îl, Zelîha, Reyyân b. Velîd) Kur'an'da hiçbir dayanağı bulunmayan detaylardır.
Mesela yukarıya aldığımız ayette Yusuf'u köle olarak satın alıp evine getiren bir adamdan ve onun karısından bahsedilmektedir. Ayette adam ve karısının kimler olduğunu belirtecek herhangi bir tanımlama veya sıfat bulunmamaktadır. Kıssayı anlamaya çalışan bizler Yüce Allah'ın verdiği bu bilgilerle yetinmeli, onun tanıtmadığı kişileri adam şu kişidir, şu işi yapmaktadır, adı falandır, karısının ismi filandır şeklinde bir tanımlamanın içine girmemeliyiz.
Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yûsuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler
Bölüm başında, incelemeden önce verilen "çok bilinen meal"dir ve metinde açıkça "(DİB meali)" etiketi taşır. Müellif bunu eleştirmek/karşılaştırmak için almıştır; kendi karşılığını bölüm sonunda verecektir.
Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yûsuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler (DİB meali).
Müellif 12/21'i, Yusuf'un kölelik statüsünün sona erdiğinin Kur'ânî delili olarak kullanır; buna dayanarak 12/30'daki “fetâhâ”ya köle/hizmetçi anlamı verilemeyeceğini savunur.
Oysa Yusuf henüz gulam (13-14 yaş) çağındayken Mısır’a köle olarak gelmiş ama onu satın alan adam tarafından evlat edinmek amacıyla özgürleştirilmiştir.
Müellif, 12/21'de Yusuf'u satın alan kişi hakkında ne isim ne görev bilgisi verilmediğini; tefsirlerin Kıtfir/Itfir adını ve hazine vezirliği görevini uydurduğunu söyler.
Ayet sadece “Mısır’da onu satın alan (eril) kişi” demektedir. Ne adından ne görevinden ne de başka bir şeyinden hiç bahsedilmemektedir.
Müellifin nihai okuması: mesvâ Yusuf'un özgürlüğüdür; zamir sahipliği gösterdiğine göre ikram edilecek şey zaten Yusuf'un olan, ama kadının eline geçmiş olan özgürlüktür. "Onu kölelik zilletinden kurtar, zaten olması gereken özgürlüğüne kavuştur" demektir.
Adamın "onu evlat ediniriz" demesinden anlaşıldığına göre bu mesva Yusuf'un özgürlüğüdür. Yusuf'un olduğu halde kadına "ona mesvasını ikram et" demesi, aslında "ona özgürlüğünü geri ver" anlamına gelmektedir.
Mekkennâ kelimesi meallerin çoğunda "yerleştirdik" diye çevrilir; müellife göre kıssanın akışı ve k-v-n kökünün anlam yelpazesi karşılığın "imkân verdik" olmasını gerektirir. Verilen imkân, tevilini öğreneceği hadiseleri yaşama imkânıdır.
Dolayısıyla Yusuf hakkında söylenen مَكَّنَّا mekkenna kelimesi, yerleştirdik değil "imkân verdik" anlamında olmalıdır. Kaldı ki, Yusuf'un Mısır'a yerleşmesine Yüce Allah değil ona haince tuzak kuran kardeşleri sebep olmuştur.
Âyetin "ve li nuallimehû min te'vîli'l-ehâdîs" ibaresi için müellifin sahiplendiği karşılık. Meallerin "rüya yorumlarını öğretelim diye" çevirisi ve "(rüyadaki)" parantezi reddedilir.
Yukarıdaki mealde olduğu gibi bu ibareyi "rüya yorumlarını öğretelim diye" şeklinde çevirmenin doğru olmadığını bir önceki kitapta ortaya koymuştuk. Arapça metin gayet açık bir şekilde "li nuallimehu min te'vilil ehadis" demektedir. Ehadis kelimesinin anlamları içinde rüya anlamı olmadığı gibi, kelimenin Kur'an'daki 36 kullanımının hiçbirinde bu kelimeye rüya anlamı verilmemiştir.
Mısır’da Onu satın alıp kadınına: “Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla” diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf’a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
“ekrimî mesvâhu” “kalacağı yeri güzel tut” değil “asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla”; “vallâhu ğâlibun alâ emrih” ise “Allah o tuzağa karşı üstün gelendir” diye kardeşlerin tuzağına bağlanmıştır.
(12/21) Mısır’da Onu satın alıp kadınına: “Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla” diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf’a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
belki bize faydası dokunur veya onu evlat ediniriz ona iyi davran ve ikram et
Müellifin, eleştirdiği geleneksel kıssa özetinin ilk maddesi olarak aktardığı 12/21 karşılığı; kendisi alıcının 'Aziz' olduğu özdeşleştirmesini kabul etmez.
Meal ve tefsirlerimize göre Yusuf’u köle pazarından satın alıp eve getiren ve karısına “belki bize faydası dokunur veya onu evlat ediniriz ona iyi davran ve ikram et” (Yusuf 21) diyen Aziz’dir.
Müellifin kıssa kurgusunda 12/45'teki kişi, 12/21'de Yûsuf'u köle iken satın alıp sonra özgürleştiren adamla aynı kişidir.
Bu kişinin 21. ayette Yusuf’u köle iken satın alan adam ve aynı zamanda 36 -42.ayetler arasında anlatılan olaylardaki ikinci adam olduğunu belirtmiştik.
Müellife göre 12/42'deki ism-i mevsûlün kastettiği kişi, 12/21'de Yûsuf'u köle olarak satın alıp özgürleştiren adamdır. O adam Yûsuf'u satın alırken soyunu, resul olacağını, kendisine hadiselerin te'vilinin öğretileceğini bilmiyordu; onun için Yûsuf pazarda satılan herhangi bir köleydi.
O ayette Mısırlı bir adamın Yusuf’u köle alarak satın aldığından bahsedilmiş ve tıpkı bu ayette olduğu gibi o adam da bir ismi mevsul … ile tanıtılmıştı.
Müellifin 12/21 üzerinden kurduğu ana soru. Cevabı: kıssanın hiçbir yerinde Yûsuf'un evlat edinildiğine dair emare yoktur; özgürdür ama evlatlık değildir.
Adam karısına iki şıklı bir önermeyle Yusuf’u özgürleştirmesini söylemektedir. Birincisi “bize faydalı olur” ikincisi ise “evlat ediniriz.” İşte bu söylem bize şu soruyu sordurmaktadır. Yusuf evlat edinildi mi?
Mısır’da Onu satın alıp kadınına: “Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla” diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf’a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Müellifin cilt 1'de tercih ettiği ve burada aynen tekrarladığı kendi meâli; bölümün ilerleyen kısmında 'biz ayeti şu şekilde çevirmiştik' diyerek açıkça sahiplenir. 'Ekrimî mesvâhu' = 'asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla' okunmuştur.
Fakat Yusuf’un neye karşılık zindanı daha çok tercih ettiği sorusu hala cevabını bulamamıştır. Bu sorunun cevabını bulmak için 21. ayete dönmek durumundayız.
Müellifin kendi yeniden inşası. Adamın karısından istediği şey Yûsuf'a iyi bakması değil, onu özgürleştirmesidir; sebep ondan faydalanma veya evlât edinme umududur. Yûsuf o sırada gulâm yaşındadır ve hadiselerin tevîlinin öğretilmesi bu yaşlarda başlamıştır.
21. Ayet: Mısır’a köle olarak getirilen Yusuf, Mısır’lı bir adam tarafından satın alınıp evine getirilmiş ve faydalanma veya evlat edinme umuduyla onu özgürleştirmesini karısından istemiştir. Devam ayetlerinden Yusuf’un özgürleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar olurken Yusuf henüz gulam denilen bir yaştadır ve 6.ayette babası tarafından kendisine haber verilen hadiselerin tevilinden öğretilme o yaşlarda başlamıştır.
12/21 olayların Mısır'da geçtiğini bildirdiği için, marife gelen el-medîne'nin işaret ettiği bilinen yer Mısır'dır; kelime “Mısır yönetimi” anlamını kazanır.
21. Ayette olayların yaşandığı yerin Mısır olduğu bize bildirildiğine göre الْمَدِينَة el medine kelimesi “Mısır yönetimi” anlamına gelmektedir.
Aynı âyetin kölelik/özgürleştirme ve te'vîlü'l-ehâdîs eğitiminin başlangıcı yönünden ele alınışı.
Bu ayetten Yusuf'un köle olarak Mısır'a getirildiği anlaşılmaktadır... Yusuf'u Mısır'da satın alan adam ve karısı daha ilk günden Yusuf'u özgürleştirmişlerdir. Yine bu ayetten 6. ayette Yakup'un "sana hadiselerin tevilinden öğretecek" şeklinde bildirdiği hadiselerin tevilinden öğretilme sürecinin Yusuf daha küçük yaşlardayken başladığı anlaşılmaktadır.
Mısır'da Onu satın alıp kadınına: "Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla" diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf'a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Bölüm sonunda, olayların hatırda tutulması için Arapçasıyla birlikte yeniden verilen müellif meâli. "ekrimî mesvâhu" = asıl konumunu/özgürlüğünü bağışla, "te'vîlü'l-ehâdîs" = hadiselerin tevili, "gālibun alâ emrih" = o tuzağa karşı üstün gelen — hepsi müellifin kendi tercihleridir.
Mısır'da Onu satın alıp kadınına: "Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla" diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf'a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
21. âyet, kadından hiçbir tanıtıcı özellik verilmeden bahsedilen ilk yer olarak anılır; 23. âyetteki durumun emsali olarak gösterilir.
Mesela, 21. ayette olduğu gibi bu ayette de hiçbir ayırıcı ve tanıtıcı özelliği gündeme getirilmeden bir kadından bahsedilmektedir. Ne bir isim ne de bir unvan verilmemiştir.
Önceki bölümün sonucu olarak hatırlatılır: 21. âyet hem Yusuf'un köleliğinin bittiğini hem de hadiselerin tevilinden öğretilme sürecinin başladığını bildirir. 22. âyetteki "eşüdd" bu noktadan sonra hayli zaman geçtiğini gösterir.
O yaşıyla alakalı olarak en son şeyler bir önceki ayette söylenmişti. O ayetten bir yandan Yusuf'un köleliğinin bittiğini diğer taraftan hadiselerin tevilinden öğretilme sürecinin başladığını öğrenmiştik.
Âyetin yalnız ilk cümlesi için verilen karşılık. Müellif ellezî ism-i mevsûlünün marifelik özelliğine dayanarak "Onu satın alan Mısırlı kişi dedi ki" yerine "Onu Mısır'da satın alan da o kişiydi" karşılığını gerekli görür; böylece âyet, kişinin daha önce/başka bir yerde tanıtılmasını zorunlu kılan bir yapıya kavuşur. Sahiplenme "olması gerekmekte" ifadesiyle açıktır.
Aslında ismi mevsul olmasından dolayı ayetin ilk cümlesinin anlamı […] "Onu (Yusuf'u) Mısır'da satın alan da o kişiydi" olması gerekmekte ve "o kişi" diye belirtilen adamın, metnin daha öncesinde bahsedilmiş marife bir isim olması gerekmektedir.
Mısır'da Onu satın alıp kadınına: 'Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için, asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla!' diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf'a imkân verdik. Allah, o tuzağa karşı üstün gelendir. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyor!..
Müellif 'أكرمي مثواه'yı 'ikramda bulun' değil 'asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla' olarak yorumlamaktadır.
(12/21) Mısır'da Onu satın alıp kadınına: "Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için, asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla!" diyen de o kişiydi.
Âyet, Yûsuf'un tarım ve depolama bilgisini nerede edinmediğini eleyen zincirin bir halkası olarak kullanılır; müellif Yûsuf'u satın alan kişiyi 'bir devlet görevlisi' diye niteler.
Köle olarak geldiği Mısır’da bir devlet görevlisinin evine yerleşmiştir (Yusuf 21), dolayısıyla orada da öğrenmesi mümkün değildir.
Müellife göre 12/21, Yusuf'a hadiselerin tevilinden öğrenme imkânının verildiğini bildirir; ayrıca Yusuf'un Mısır'a köle olarak gelip hemen özgürlüğüne kavuştuğunu söyler. Meâl verilmemiştir.
Yusuf Mısır’a köle olarak gelmiş ama hemen özgürlüğüne kavuşmuştur. Yüce Allah hadiselerin tevilinden öğrenmesi için ona imkân vermiştir (12/21. ayet).
Yusuf'a hadiselerin te'vilinden öğretilmeye başlanmasının bildirildiği âyet; müellife göre 37. âyet, bu öğretimin kimlerle ilgili olduğunu ilk defa açıkça ortaya koyar.
İşte bunlar olduktan sonra Yüce Allah Yusuf’a hadiselerin te’vilinden öğretilmeye başlandığını bildirmişti (Yusuf 21-22).
Müellif 12/21'de Yûsuf'u satın alan adamla 12/36'daki ikinci adamı özdeşleştirmekten kaçınır; bunu gösterecek dilsel bağın henüz bulunmadığını, delillerin ileride geleceğini söyler.
Fakat 21. ayetteki Yusuf’u satın alan adamla, 36. ayette “ben kendi görüşümü belirtir, bir yorumla üst başkanıma benimsetirim, (kadın) bununla herkese üstün gelir” diyen adamın aynı adam olduğunu gösteren kuvvetli bağ kurduracak herhangi bir kelime yoktur.
Listede iki ayrı dipnotla iki kez geçen çeviri (DİB meali de aynı ifadeyi kullanıyor). Müellifin eleştirisi: bu çeviri âyetteki iki kelimeden birini (mesvâ) hiç karşılamamaktadır.
Ona iyi bak. (…) "Ekrimi Mesvahu" İbaresini "ona iyi bak" şeklinde bir çeviriyle karşılayanlar ayette geçen kelimelerin birini hiç çevirmemiş olmaktadırlar.
Mısır’da Onu satın alıp kadınına: “Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla” diyen de o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf’a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Müellif 12/21'i, Mısır toplumunun ana-erkil olduğuna dair "ikinci ipucu" olarak yeniden gündeme getirir: Yûsuf'u satın alan adam olduğu hâlde onu özgürleştirmeyi karısından istemektedir. Aktarılan meâl, müellifin kitabın 12/21 bölümlerinde (29.json ve 30.json kayıtlarıyla birebir aynı metin) kendi tercihi olarak verdiği meâlin tekrarıdır; bu yüzden muellif olarak işaretlendi.
Mısır’da Onu satın alıp kadınına: “Bize faydalı olacağını veya evlat edinmeyi umduğum için asıl konumunu (özgürlüğünü) ona bağışla” diyen de
o kişiydi. İşte bu şekilde; Hadiselerin tevilinden ona öğretmemiz için o yerde Yusuf’a imkân verdik. Allah o tuzağa karşı üstün gelendir fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Eleştirilen çeviri: mesvâ Kur'an'da manevi bir makam anlamında hiç kullanılmamıştır; sözlüklerde de böyle bir kullanım bulunamamıştır.
Onun yerini yüce tut. (…) "Bunun yerini üstün tut, onun yerini yüce tut" şeklindeki çevirilere gelince. (…) Herhangi bir olay da yaşamadığı için, onun kendisinden kaynaklanan değerli bir konumu olduğunu, ev sahibi ve sahibesinin bilmesine imkân yoktur.
Eleştirilen çeviri grubundan biri: isim olan mesvâ kelimesi de fiile çevrilmiştir.
Bunun yerini iyi yap, kendisine güzel bak. (…) "İzzet ikramda bulun, güzel ağırla", "bunun yerini iyi yap, kendisine güzel bak" ve "buna izzetle muamele et" şeklinde çevirenler ise; biri isim diğeri fiil olan iki kelimeyi de fiile çevirmektedirler.
Eleştirilen çeviri: Yusuf henüz eve girmediği ve o ailede bir konumu olmadığı için "yerini üstün tutmak" anlamsız kalır.
Onun yerini üstün tut. (…) "Bunun yerini üstün tut, onun yerini yüce tut" şeklindeki çevirilere gelince. Yusuf henüz eve girmemiştir. O evde veya o ailede henüz bir yer sahibi değildir.
Eleştirilen çeviri grubundan biri: isim olan mesvâ kelimesi de fiile çevrilmiştir.
İzzet ikramda bulun, güzel ağırla. (…) "İzzet ikramda bulun, güzel ağırla", "bunun yerini iyi yap, kendisine güzel bak" ve "buna izzetle muamele et" şeklinde çevirenler ise; biri isim diğeri fiil olan iki kelimeyi de fiile çevirmektedirler.
"Ekrimî mesvâhu" ibaresi için müellifin listelediği yedi mevcut meal çevirisinden biri; eleştirilmek üzere aktarılmıştır (biri isim diğeri fiil olan iki kelimeyi de fiile çevirmek). Dipnot kaynak listesi bölüm sonunda toplu verildiği için hangi meale ait olduğu tekil olarak ayrıştırılamıyor; adı geçen mealler arasında Gölpınarlı, Parlıyan, Tekin, Ali Bulaç, A. Fikri Yavuz, Bayraklı, DİB (eski-yeni), Edip Yüksel, Elmalılı, Esed, İslamoğlu, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Yaşar Nuri Öztürk, Hayrat Neşriyat, Kadri Çelik, Ömer Nasuhi Bilmen bulunuyor.
Bu ibare mealler tarafından şu çeşitlilikle çevrilmiştir.
Buna izzetle muamele et.
Müellif bu ifadeyi, Yûsuf'u satın alan ev sahibinin onu evlatlık edinme niyetiyle aldığını göstermek için alıntılar; buna 'ev sahibesine gönlü düşen Yûsuf' tasavvurunun çelişkili olduğu itirazını dayandırır.
Alles, was in den auf dieser Website veröffentlichten Artikeln und Videos dargelegt wird, ist das, was die Autoren – allen voran Ramazan Demir – aus dem Koran verstanden haben; es ist niemals der Koran selbst.