İki İsa mı var
21 Ekim Notları İKİ İSA..... SORU: Hz. İsa evlenmiş mi, çocuğu olmuş mu? Evlendiğine ve çocuğu olduğuna dair bir bilgimiz var mı? Aslında Rad 37 ve 39 'a bakılırsa konu Kur'an içeriği...38.ayette peygamberlere eş ve çocuklardan bahsetmesi de pek uymamış gibi konu bütünlüğüne. Meal hatası da olabilir mi? RAMAZAN- Karşımıza çıkan iki İsa arasındaki bariz farklar epey çoktur. Hayatını İsa'ya inananları yok etmeye adamış, fanatik bir yahudi olan Pavlus, bir rüya üzerinden hidayete erince garip bir şekilde İsa'nın öldürüldüğü yer olan JARUŞALAYİM' e gitmek yerine, oraya hiç uğramadan ARABİSTANA gitmekte ve 2,5 sene orada kaldıktan sonra ortaya çıkmaktadır. Geldikten sonra ise, İsa'nın kardeşi Yakoov ile görüşmekte ve onun İsa'nın mirasçısı olduğunu kabul et-me-mektedir Bu yüzden onunla sert dini tartışmalara girişmektedir. Anlaşamayacaklarını anlayınca "düşmanımın düşmanı dostumdur" prensibinde anlaşarak ayrılmaktalar. Hatta Pavlus Yakoova para yardımında da bulunmaktadır. İşte bu İsa'nın hem annesi evlenmiş ve İsa'dan başka çocuklar doğurmuş hem de İsa'nın kendisi evlenmiş ve çocukları olmuştur. Kuranda anlatılan İsa kıssası ise bu anlatılanların hiç birine uymamaktadır. Aslına bakılırsa Kuran, İKİ TANE isa olduğunu ve birinin diğerine benzetildiğini, Hıristiyanların da asıl İsa'nın değil de, çakma İsa'nın peşinden gittiğini söylemektedir Müslümanların İsa hakkındaki kafa karışıklıkları, Kuran okuma biçimlerinden gelmektedir. Mesela şu ayete bakalım (Nisa 4/157) وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَسٖيحَ عٖيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلهكِنْ شُبِّهَ لَهُمْ وَاِنَّ الَّذٖينَ اخْتَلَفُوا فٖيهِ لَفٖى شَكٍّ مِنْهُ مَا لَهُمْ بِهٖ مِنْ عِلْمٍ اِلََّّ اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقٖينًا “Bir de Meryem oğlu İsa Mesih’i; yani Allah’ın Elçisini “Biz öldürdük” demeleri vardır. Onu ne öldürdüler ne de astılar[2*] ama ama onlar için o (öldürdükleri kişi) ona (İsa'ya) benzetildi[2*]. Anlaşmazlığa düştükleri bu şeyde tam bir şüphe içindedirler. Bu konuda bilgileri sadece varsayıma uymaktan ibarettir. Onu kesin olarak öldürmediler.” (SV meali) (paylaşacağım meallerde sadece konuyla alakalı kısımlara değineceğim) Bu ayette ŞUBBİHA kelimesi geçmektedir. Bu kelime meşhur MÜTEŞABİH kelimesinin türediği kök fiildir. Kelime yukarıdaki ayette "meçhul" fiil olarak geçmektedir. Kelime meçhul fiil olmasına rağmen gelmiş geçmiş tüm meal ve tefsir uleması tarafından ALLAH BENZETTi şeklinde anlaşılmıştır O hikayeye göre (haşa) Allah, bir başkasını isaya benzeterek düşmanları şaşırtmıştır. Daha sonrasında ise, İsayı göğe kaldırmıştır. Elbette ki Ulema !!! bu söylemlerini ayetlerle süslemeyi de ihmal etmemiştir Edip Yüksel Meali “ALLAH İsa'ya şöyle demişti: "Senin dünyadaki hayatına son vereceğim ve kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtaracağım ve sana uyanları Diriliş Gününe kadar inkar edenlerin üzerinde tutacağım. Sonra, dönüşünüz banadır ve anlaşmazlığa düştüğünüz konularda aranızda ben hüküm vereceğim." Nisa suresindeki ayetin arkasına bu ayeti koyan ulema, İsa'nın (kimine göre ölüp-kimine göre ölmeden) göğe yükseldiğine hükmetmektedir.Yani doğumu olağan üstü olan İsa'nın ölümü de olağanüstüdür. İşte ayetler bir kere bu şekilde meallendirilince gerisi iplik söküğü gibi gelmektedir. Bu şekilde ortaya konulan İsa, HAKİKİ İSA değil, çakma İSA dır. Hatta verilen bu anlamların sonu Allah sözünde durmadı gibi bir sonucu beraberinde getirmesine rağmen çakma İsa'da ısrar edilmiştir. Şimdi şu ayete bakalım (Al-i İmran 3/55) اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا عٖيسهى اِنٰٖى مُتَوَفٰٖيكَ وَرَافِعُكَ اِلَیَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذٖينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذٖينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذٖينَ كَفَرُوا اِلهى يَوْمِ الْقِيهمَةِ ثُمَّ اِلَیَّ مَرْجِعُكُمْ فَاَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فٖيمَا كُنْتُمْ فٖيهِ تَخْ تَلِفُونَ "Bir gün Allah şöyle dedi: “Bak İsa! Seni vefat ettireceğim[1*] ve katıma yükselteceğim[2*]. Ayetlerimi görmezlikte direnen şu insanlardan seni kurtaracağım. Senin izinden gidenleri, ayetleri görmezlikte direnenlere kıyamet gününe kadar üstün kılacağım[3*]. Sonunda yeniden diriltilip bana geleceksiniz[4*]. Aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz konuları, o zaman karara bağlayacağım.” SV MEALİ Bu ayette Yüce Allah'ın vaad ettiği şeyler bakalım 1- SENİ VEFAT ETTİRECEĞİM 2-KATIMA YÜKSELTECEĞİM 3-SENİ KURTARACAĞIM 4-SENİN İZİNDEN GİDENLERİ KIYAMETE KADAR İNANMAYANLARA ÜSTÜN TUTACAĞIM 5-DİRİLİP BANA GELECEKSİNİZ 6-İHTİLAFLARINIZI O ZAMAN KARARA BAĞLAYACAĞIM **"senin izinden gidenleri kıyamete kadar kafirlere üstün tutacağım"*** Şimdi bu ulemaya göre HIRİSTİYANLAR İsanın izinden gidenlerdir. Evet onların hem geçmişte hem de günümüzde bir üstünlükleri vardır ama ne tuhaftır ki bu üstünlük kafirlere değil müslümanlaradır.Şu an dünyada "biz hıristiyanız, İsa'nın izinden gidenleriz" diyenlerin tartışmasız bir üstünlüğü vardır. Biz müslümanlar da zaten İSA, ONLARIN PEYGAMBERİ demekteyiz. Yukarıdaki SV mealinin yazarları ayette geçen MUTAHHİRUKE ifadesini "seni kurtaracağım" şeklinde çevirmişlerdir. TAHARE kökünden türemiş bu kelimenin asla ve kata "kurtarmak" gibi bir anlamı yoktur. (Bu ilkesiz kişiler için Yüce Allah'ın kelimelerinin şu ya da bu şekilde gelmesinin hiç bir önemi yoktur. Kendi "pislik akan akılları" ne emrediyorsa onu yapmaktalar ) MUTAHHİRUKE kelimesi, TAHARE kökünden türemiş Tefil babından gelme İSMİ FAİL dir Yalın anlamı SENİ TEMİZLEYECEĞİM şeklindedir..Fakat kelime "tefil" babında olduğu için "temizleme" işinin çok şiddetli bir şekilde olması gerekmektedir. TERTEMİZ YAPACAĞIM demek daha doğru olacaktır. Tabi ki bu anlam, yukarıdaki SV mealini yazanların kafasındaki hikayeye uymadığı için "seni kurtaracağım" manasını uygun görmekteler. Çünkü ortaya şu soru çıkacaktır..Yüce Allah İsa'yı hangi kirden temizleyecektir? Aslında biraz önce bölüştüğüm Nisa suresindeki ayetin bir öncesi bu temizlenmenin ne olduğunu açıkça söylemektedir. (Nisa 4/156) وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلهى مَرْيَمَ بُهْتَانًا عَظٖيمًا “Bunun bir sebebi de ayetleri görmezlikten gelmeleri ve Meryem’e büyük bir iftirada bulunmalarıdır.” Bu iftira ne zaman ortaya çıkmıştır. İsa doğduğunda mı, doğmadan mı? (Meryem 19/27) فَاَتَتْ بِهٖ قَوْ مَهَا تَحْمِلُهُ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْپًا فَرِيًٰا “Çocuğu kucaklayıp halkına getirdi. Dediler ki “Meryem! Kendini iğrenç bir hale düşürmüşsün.”
(Meryem 19/28) يَا اُخْتَ ههرُونَ مَا كَانَ اَبُوكِ امْرَاَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ اُمُّكِ بَغِيًٰا “Ey Harun’un[*] kızkardeşi! Baban kötü bir kişi değildir, anan da yoldan çıkmamıştır.” Kurana göre Meryeme atılan BUHTAN, Meryemin İsa ile kavmine dönmesinden sonradır Çünkü yine Kurana göre "hamile kalan meryem" kavminden uzaklaşmış, hamileliğini herkesten gizlemiştir (Meryem 19/22) فَحَمَلَتْهُ فَانْتَبَذَتْ بِهٖ مَكَانًا قَصِيًٰا “Arkasından ona hamile kaldı. Onunla uzak bir yere çekildi.” Hıristiyanların incil dedikleri (ki asla incil değildir) ellerindeki kitaba göre ve bizzat Hıristiyanların anlattığı tarihe göre, Meryem'in marangoz Yusuf ile evliliği Meryemin hamile kaldığı anlaşılıncadır MATTA 1/18-24 “ İsa Mesih'in doğumu şöyle oldu: Annesi Meryem, Yusuf'la nişanlıydı. Ama birlikte olmalarından önce Meryem'in Kutsal Ruh'tan gebe olduğu anlaşıldı. 19Nişanlısı Yusuf, doğru bir adam olduğu ve onu herkesin önünde utandırmak istemediği için ondan sessizce ayrılmak niyetindeydi. 20Ama böyle düşünmesi üzerine Rab'bin bir meleği rüyada ona görünerek şöyle dedi: “Davut oğlu Yusuf, Meryem'i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü onun rahminde oluşan, Kutsal Ruh'tandır. 21 Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından O kurtaracak.” 22 Bütün bunlar, Rab'bin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu: 23“İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.” İmmanuel, Tanrı bizimle demektir. 24Y…” Hıristiyanların anlattığı kıssaya göre, Meryemin İsaya babasız bir şekilde hamile kalması gizli bir bilgidir ve bunu artık evlenmiş olduğu Yusuf'tan başkası bilmemektedir. Kıssanın devamında YILDIZ BİLİMCİLER den bahsedilmekte ve onlarda İsanın doğmuş olduğunu çıkarmaktadırlar. Bunlar gelip meryemi bulmakta ama bırakın kötü söz söylemeyi YERE KAPANARAK ONA TAPINMAKTALAR (matta 2/9-12) Yani İncile göre Meryem İsa'ya olan hamileliğinden dolayı herhangi bir BUHTANA uğramamıştır. Kuran ise yukarıya aldığımı Meryem suresindeki ayetlerde Meryemin Buhtana uğradığını bildirmektedir. Eğer meryem hamileliği sırasında Yusuf ile evlenmiş olsaydı, kavmi ona bunları söyler miydi? Burada çakma İsa ile Hakiki İsa arasındaki farkların daha netleşmesi için Meryem suresindeki kıssanın iyi anlaşılma zorunluluğu vardır. Çünkü genel kanıya göre o kıssada İSA mucizevi bir şekilde henüz altı bağlanan bir bebekken konuşmaktadır. Konuşmayı bırakın "Allah beni nebi yaptı bana kitap verdi" demektedir (Meryem 19/30) قَالَ اِنٰٖى عَبْدُ اللّٰهِ اهتهاينِىَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنٖى نَبِيًٰا "Çocuk şöyle dedi: “Ben Allah’ın kuluyum. O, bana kitap verecek ve beni nebi yapacaktır.” (Meryem 19/31) يَنَلَعَجَو اًكَماَبُم ََنْيَا اَم بًجًُْْا يَََيَْْمجَو كِموْلعصياِا يََوٰلبصياِا اَم ًُاًْْا َۖنًُّمُا “Nerede olursam olayım, beni bereketli kılacaktır. Hayatta olduğum sürece bana namaz ve zekat görevi yükleyecektir.”SV MEALİ Bu meal yazarları, her iki ayette geçen ve hepsi de MAZİ (geçmiş zaman) fiillerini MUZARİ (gelecek zaman)'ye çevirmişlerdir. Yani ayet VERDİ demekte ama onlar VERECEK diye...ayet YAPTI demekte onlar YAPACAKTIR yazmaktalar! Hemen belirtelim ki Gramerde bazı durumlarda fiiller mazi de gelse muzariye çevrilebilmektedir. Bunun tam tersi olarak Muzari de gelse mazi çevrilebilmektedir. Fakat bunları yapmak için mutlaka bir KARİNE gerekmektedir. Mesela geçmiş zaman ifade eden bir fiilin önüne İN, İZA gibi şart edatları gelirse fiillerin gelecek zamana çevrilmesi mümkündür. Tersi olarak...gelecek zaman fiilinin başına LEM, LEMMA, LEV gibi edatlar gelirse kesinlikle fiiller geçmiş zamana dönüşmektedirler. AMA ayette geçmiş zaman fiillerini gelecek zamana çevirecek hiçbir karine yoktur. ...... Hakikaten İSA beşikte mi konuşmuştur??? Bunu anlamak için ayetleri tek tek anlamaya çalışalım. İsa ile kavmine gelen Meryeme ilk tepki şu şekildedir (Meryem 19/27) فَاَتَتْ بِهٖ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْپًا فَرِيًٰا “Çocuğu kucaklayıp halkına getirdi. Dediler ki “Meryem! Kendini iğrenç bir hale düşürmüşsün.” LEKAD Cİ'TE ŞEY'EN FERİYYE...Kendini iğrenç bir hale düşürmüşsün.... (la havle vela kuvvete illa billah.......) Meal ile ayet arasında en ufak bir benzerlik yok!! Kavmi Meryeme önce اَاْنَرًا نَم ey meryem) demekte, ardından ise وَدَُْا LEKAD) edatını kullanmaktadır. Kavminin ilk defa karşılaştığı bir şey karşısında sözlerine bu edatla başlamaları tuhaf ve hatta anlaşılmazdır. Çünkü bu edatı kullanmak için sözün öncesi olması gerekmektedir. Bu edat söylenen bir sözün karşıdaki kişide tam bir kesinlik oluşturmaması durumunda. kullanılan tekid edatıdır Şöyle bir örnek vereyim Biri ZEYDUN KAİMUN (zeyd ayaktadır) der, diğeri "hayır değildir" cevabını verir. Bu sefer KAD ZEYDUN KAİMUN (kesinlikle zeyd ayaktadır) der Meryemin kavminin sözlerine LEKAD ile başlamaları da böyle bir durum gerektirmektedir. Fakat, eğer meryemin geldiği hal onlara malum şse ve bu duurmun başka bir açıklaması yoksa, vardıkları sonucun başka türlü olmasının imkansızlığını belirtmek için de LEKAD ifadesini kullanabilirler. Bu durumda sözün öncesi değil durumun öncesi biliniyor demektir. Eğer Meryemin bir kocası olsaydı LEKAD ifadesini kullanmaları çok saçma olurdu. Ama evlenmediğini, kocası olmadığını bildikleri meryemin bir çocukla gelmesinin bir tek açıklaması olduğunu bildikleri için LEKAD demişlerdir. Evlenmemiş bir kızın bir çocukla gelmesinin onlara göre bir tek açıklaması vardır; ZİNA!.... İşte bu yüzden LEKAD ile başlamışladır. Zaten sözlerinin devamında bu daha da anlaşılır hale gelmektedir. devamla وَدَُْا نِتِْْا اَنْْيُم اَاِنًُّم demektedirler Bu cümledeki نِتِْْا ci'te) kelimesinin kökü gelmek manasındaki CEA fiilidir. Kelime ayette olduğu gibi نِتِْْا ci'te) şeklinde olunca "getirmek" manasındadır,devamındaki شَيْپًا فَرِيًٰا ifadesi ise bir SIFAT TAMLAMASIDIR. ŞEY'EN اَنْْيُم mevsuf)...FERİYYE اَاِنًُّم Sıfat) Arapça bilmeyenler için söylüyorum...Türkçede sıfat tamlamalarında önce sıfat sonra sıfatı alan kelime (mevsuf) gelir...krımızı kitap, uzun adam, sarı çiçek gibi...Fakat arapçada durum tam tersidir. Sıfat daima sonra gelir. Bu bir kuraldır. Arapça bilenler اَاِنًُّم feriyyen) bu kelimenin sonundaki ŞEDDELİ YA yı sanırım fark etmişlerdir. Bu kelime kök olarak FRY harflerindendir. Sondaki ikinci YA mansubiyet YA sıdır. Bu kelimenin mastarı FERYEN dir. FERİYYE kelimesi sözlüklerde İFTİRACI, YALANCI, İFTİRA UYDURAN manasında geçmektedir. Sözlüklerde bu kelimeye ACAYİP gibi bir mana verilmiştir... Bu da TUZ BİLE KOKMUŞ dedirtiyor insana! Bu kelimeye sadece "enterasan veya acayip" gibi bir mana vermek, kelimenin köküyle alakasını koparıp bambaşka bir manaya büründürmektir. Bu kelime Kuranda türevleriyle birlikte 60 kez geçmektedir. Geçtiği yerlerin tamamında "yalan, iftira, yalancı, iftiracı, uydurma" gibi manalarında kullanılmıştır. Her ne hikmetse iş meryem suresine gelince birden bire kelime ACAYİP veya ENTERESAN anlamına bürünmektedir. Hadi diyelim ki kelime bu anlamdadır. evlenmemiş bir genç kızın kucağında bir bebekle gelmesinin neresi acayip veya enteresandır? Üstelik acayip dediğiniz bir şeyi belirtirken nasıl olurda LEKAD edatıyla başlarsınız Acayiplik veya enteresanlık bir şey bilinen şekilde açıklanmadığı zaman söylenen bir sözdür. Sihirbazın şapkadan tavşan çıkarması acayip ve enteresandır, bir adamı kaybedip yeniden ortaya çıkarması acayip ve enteresandır ama kucağında bir bebekle gelmiş evlenmemiş genç bir kız acayip ve enteresan değildir. Diyelim ki ayette geçen feriyye kelimesi acayip anlamındadır. Peki kavmi neye acayip demektedir? Ayette geçen kelime ŞEYEN dir. MEALLER bu cümleye şu manaları vermiştir; “şaşırtıcı bir şey, pek büyük bir iş, tuhaf bir iş, korkunç bir şey, acaip bir şey, iğrenç bir şey, kötü bir şey, utandırıcı bir şey, utanılacak bir şey, alimallah yumurcak bir şey (elmamlılı orjinal), görülmemiş bir şey, dehşet bir şey, çirkin bir şey, kendini ne hale düşürmüşsün (sv meali)... ARKADAŞLAR; Tam burada Erkan abi devreye girdi, madem bu kadar yazacak kadar kendini iyi hissediyorsun, o zaman bu söylediklerini akşam derste anlatırsın dedi Ben de olur dedim. Bu yüzden konuyu burda kesiyorum..... (Özeti ve devamı akşam canlı yayında) Ramazan Demir 21.10.2020 / Çarşamba
عرض المستند الأصلي (PDF) هنا
أرسل سؤالك أو تصحيحك أو اقتراحك حول هذا المحتوى. يصل مباشرة إلى فريقنا ولا يُنشر على الصفحة.