Tek Kaynak
📄 مقال

Hırsızın Eli

Ramazan Demir 12 dk 15.10.2020 kurantekkaynaktir.net

HIRSIZIN ELİ KESİLMELİ Mİ? / MAİDE 38 🟡Maide 38 Ves sariku ves sarikatu faktau eydiyehuma cezaen bima keseba nekalen minallah vallahu azizun hakim. 🟡Edip Yüksel Meali Erkek hırsızın ve kadın hırsızın ellerini, yaptıklarına karşılık kesin. Bu ALLAH’ın öngördüğü bir caydırma yöntemidir. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir. 🟡Bu ayeti Edip Yüksel ve çevresi "faktaû"geçen kelimeyi mecaz olarak değerlendirip hırsızlıkla ilişkisi kesilsin anlamında mealendirme yapmışlardır. 🟡Edip Yüksel mealin altında verdiği dip notta 3 manaya geldiğini söylemiştir 1- Ellerini kesin koparın 2- Yusuf Suresini delil getirerek ellerini yaralayın 3- İlişkilerini, güçlerini kuvvetlerini kesin.

🟡Maide 39 Femen tâbe min ba’di zulmihi veasleha fe-inna(A)llâhe yetûbu ‘aleyh(i)(k) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un) 🟡Tevbeden sonra ıslah edilme denilen bir kelime vardır. Bu ayete göre bu olay elleri kesildikten sonra gerçekleşmesi gereken bir olay değildir. Yani öyle yaparsa "bu cezayı almaz -ceza verilmez"deniliyor. 🟡Maide 38'de geçen "ceza" nedir elleri kesmek midir, hapis midir, ilişkileri kesmek midir, güçleri-kuvvetlerini kesmek midir?? 🟡"Eyd" kelimesi neden çoğul gelmiştir? Oradaki "sariku" kelimesi fiil gibi amel etmesinden dolayı gelmiştir Cümleye dikkat edersek sariku, sarikatu bunlar mübteda haberi faktaû şeklinde geliyor. Türkçeye bile çevirdiğimizde düşük bir cümle olduğu anlaşılıyor. "Erkek hırsız kadın hırsız ellerini kesin". 🟡Fa hangi durumlarda emir fiilin başına gelir.Genelde şart cevap cümlelerinde eğer cevap olmaya müsait bir fiille başlarsa cevap cümlesi o zaman cevabın başına fa gelir. 🟡Ayetin başında vav atıf edatıdır.Önceki ayete atfedemiyoruz. Daha önceki ayetlere dönderebilmemiz için bir delil olması gerekir.Cümleye baktığımızda emir fiil olarak faktaû deniliyor. Siz deniliyor. Siz denilen kişiler kimlerdir? Zamirin mercii için geriye gittiğimizde faktau denilen kişiler müminlerdir.Maide 35'te zamirin mercii olarak bir müminler topluluğu muhatap alınıyor. "Ellezi" yargı bildiren bir cümleyi kavrama dönüştürür. 🟡Bütün müminler olarak bu ifadeyi kendi üzerimize alamayız. Çünkü toplumsal bir yaptırımdan bahsediliyor. Türkiye'de yaşayan müminler olarak Kur'an'ın hükmü gereği o toplumsal yaptırımı uygulama kudretinde değiliz. Dolayısıyla ayetin muhatabı biz olmuyoruz. Bu bir rahatlık mıdır? Hayır, ayetin muhatabı olamayacak kadar aciz durumdayız demektir. Oysaki o ayetin kapsamına biz de dahil olmalıyız. 🟡Maide 35 deki Ya eyyühellezıne amenüttekullahe ifadesi Musa’nın yada İsa’nın etrafındaki müminlere deniliyor, bize denmiyor diyemeyiz. 🟡Allah'ın emirlerine göre toplum düzeni kurmuş ceza ve mükafatları Allah'ın Kur'anına göre yapabilen bir toplumdan bahsediliyor.Böyle bir toplum oluşturmak öncelik yoksa ayeti ele aldığımızda ayetin hükmünü toplum yapısında uygulayamayız. 🟡"Hırsız" denildiğinde küçük hırsızlıklar geliyor hemen aklımıza... Bugünkü zihniyetimizde bu canlanıyor. Hırsızın tanımıda bu toplum yapısında Allah dikkate alınarak yapılmamıştır. 🟡Bu ayetteki emirler, hırsızlık daha olmadan sonucu kabul edilmiş, Allah'ın emir ve yasaklarının uygulanabilir olduğu bir toplumda uygulanabilir. 🟡Bu ayetin mecazi bir kullanımı mı, hakiki bir kullanımı mı var?? Bunu ancak bu cümleye bakarak ve başka ayetlerdeki kullanımına bakarak anlayabiliriz. Yusuf suresindeki "katta" kelimesine baktığımızda bunu gerçek mana olarak aldığımızda ortalığın kan gölüne dönmesi gerekirdi ama kadınların bunu hissetmediği de ortada. Bunu da Yusuf'un güzelliği olduğuna bağlıyorlar. Oysaki Kur'an da Yusuf'un güzel olduğuna dair hiç bir ifade yok. Katta fiilinin mecazi anlamda kullanıldığı çok açıktır. 🟡Katta: Bir parçayı bağlı bulunduğu bütünden koparmak kesmektir. 🟡Eyd kelimesi parmak anlamına gelmez, meyve keserken meyvenin değil elin kesilmesi de, bütün kadınların aynı anda elinin kesilmesi de mümkün değildir. Onun güzelliğini ayet değil müktesebat ve israiliyat söylüyor. Fiilin mecaz olarak kullanıldığı çok açık. 🟡Maide 38 de ise mecaz olarak kullanıldığına dair bir şey var mı onu aramamız gerekir. 🟡Devamında "cezaen bima keseba nekalen minallah"geliyor. Faktaû kelimesine ne anlam verirsek verelim o ceza nekalen minallah olmak zorundadır. 🟡Nekel: Bukağı, zincir, ibret demektir. 🟡Bakara 66, Nisa 84, Maide 38, Müzzemmil 12, Naziat 25 de geçmektedir. Müzzemmil12: İnne ledeynâ enkâlen ve ca h îmâ (n) İsim olarak şu manaları var, 🟡Nekel: Başkasına caydırmak için verilen,verildiğinde de ceza verilenin üstünde görülen bir cezadır. 🟡Müzzemmil 12: "Katımızda ibret olacak cezalar var" 🟡Ahirette caydırıcılık yoktur oradaki kelimeye bukağı, zincir gibi anlamlarını kullanmak gerekir. 🟡Eğer o ayette dünyadan bahsediliyorsa çok rahat bir şekilde başkasının da görebileceği caydırıcı ceza manası verilebilir. 🟡Nazıat 25 ve Bakara 66 daki kullanım Musa kıssaları bağlamında kullanılmıştır. 🟡Bakara 66: Fece’alnâhâ nekâlen limâ beyne yedeyhâ vemâ ḣalfehâ vemev’izaten lilmuttekîn(e) 🟡İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara "Aşağılık birer maymun olunuz" dedik; bunu çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık. (Diyanet meali) 🟡O hadise nedir? Allahu Tealanın o hadiseyi nakel haline getirdiği ceza nedir? Geriye doğru gittiğimizde Ashabı Sebt olduğunu görüyoruz. "Aşağılık maymunlukları" nakel haline getirilmiştir. Peki bunlar kimdir? Sebt ashabının Firavun ve yandaşları olduğunu görüyoruz. Sebti uyduranlar, ortaya çıkaranlar bunlardır. 🟡Meallerde "cumartesi azgınlık yapanlar"deniliyor. Buradaki amaç güya Allah sebt diye bir şeyi emretmiş bunlarda ona uymadığı için Allah onlara aşağılık maymunlar olun demiş nekel yapmış 🟡Nekel, başkasının görebileceği bir şekilde ibretlik olarak cezalandırmaktır. 🟡Bu olay sonrakiler olarak bize nekel olmamıştır. İsrailoğullarına bir şey olmuş. O bugün de devam ediyor ama öncesinde ne olduklarına bakmak gerekiyor, neydiler ki ne oldular… 🟡Baktığımız zaman Kur'an'da İsrailoğulları için fa dd altukum 'ale-l'âlemîn deniliyor. Onlarla misak yapıyor. Onlarla yapılan misak Kalu beladaki misak değildir, öyle bir misak olamaz ayet öyle bir şeyden bahsetmiyor. 🟡Bu misakı Yusuf suresinde görüyoruz. "Allah'tan bir mevsika getirmedikçe" 🟡Mevsika: Sözleşmenin konusu olan, etapları olan yapıldığında mükafatı yapılmadığında cezası olan bir sözleşme demektir. 🟡Genel sözleşmeye misak, bu sözleşmenin maddelerine ahit, yerine getirildiğinde elde edilecek vaat denilir. Üçü bir arada olmazsa olmaz. 🟡Kuranda Allah’ın fa dd altukum 'ale-l'âlemîn dediği israiloğullarından başka birileri yok. Nasaralarda israiloğulları'nın devamı olduğu için onlar içinde kullanılır. Yahudilik ve Hıristiyanlık aynı dinin iki farklı mezhebi gibidir.Bu dinde zaten Allah'tan değildir. 🟡Yahudilik, Musa'nın izinden gitmeyenlerin uydurduğu bir dindir. 🟡Hristiyanlık, İsa'nın izinden gitmeyenlerin uydurduğu bir dindir. 🟡Müslümanlık da Muhammed'in izinden gitmeyenlerin uydurduğu bir dindir. 🟡kunu kıradeten hasiin 🟡Kunu: Evrilin, öyle kalın manası da var 🟡Hasiin: Çok istenilen bir şeyi elde etmek için gösterilen çabadan dolayı yorgun düşmek buna rağmen aynı hatayı aynı çabayı devam ettirmektir. Yani aynı deneyi, sonuç alınmamasına rağmen tekrar tekrar yapıp yorgun hale gelmektir. 🟡Mülk 4 Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve zayıflığı bulamayıp) bitkin hâlde sana dönecektir. Burada da hasiin kelimesi kullanılmıştır. Burada da istediğini elde edememekten dolayı aynı deneyi yapmaktan yorgun düşmek, aşağılık-rezil bir duruma düşmek, yılmak ve yorulmak anlamlarına geliyor. 🟡İsrailoğulları şu an öyle midirler? Evet istedikleri neyi elde ettiler. Yusuf’u hadım ettiler, Allah'a ve Resulüne had çizmek, tanım getirmek, yön belirlemek istediler. Allah değil onlar Allah'a yön vermeye kalktılar ve denemeye devam ettiler. Hala da devam ediyorlar. Her seferinde başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen! 🟡Musa'nın zamanında çocukların öldürülmesi ile Yusuf'un hadım edilmesi aynı şeydir. Risalete yön vermek içindir. Her resulde de bunu denemişlerdir. Hiç biride onların istediğini vermemiştir. ⚫Yahudiler nekeldir. Sebt, şabat yasaklarını Allah'a mal ettiler. Sebt Firavun'un uydurduğu bir şeydir. Allah cumartesi yasağını emretmemiştir. Yahudi'nin uydurduğu kitabına bakılıp Kur'an tefsir ediliyor. Bunun için nekel olan budur hiçbir zaman kurtulamayacaklardır, amaçlarını elde edemeyeceklerdir ⚫Maide 38 de "nekalen minallah" Allah'ın vermiş olduğu bir ceza alacak ve o cezada o kişinin üstünde görülecek yani görünen bir ceza olması gerekiyor ⚫"Faktaû"ya mecazi manada gücünü, kuvvetini kesin demek olarak aldığımızda bir kişinin gücünün kuvvetinin kesilmesi ancak öldüğünde mümkün olur. Öldürülmesi mi isteniyor. Hayır, hapishaneye atmak da bir çözüm olamıyor. Orada hırsızlıkla değil özgürlükle alakası kesiliyor. ⚫Faktaû kelimesine nekalen minallah kelimesi olduğu sürece mecaz anlam veremeyiz. Nekalen minallah bildiğimiz el kesme ise öyle bir ceza vermek suçla ceza arasında bir mütekabiliyet kurmayı gerekli kılar. ⚫Hırsızlık deyince içerisinde bulunduğumuz toplumun tanımını alıyoruz. Hırsız, kendisine ait olmayan malı çalarken her şeyi göze alıyor. ⚫Hırsız: Bir başkasının malına öldürmek de dahil her şeyi göze alarak giren kişidir. Ev sahibi ile karşılaşmamış olması onun bunu göze almadığı anlamına gelmez ⚫Bu ayetin arka planında devasa bir Kur'an öğretisi vardır. O devasa Kur'an öğretisini iman olarak benimsemiş toplumdan bahsediyoruz. Bu ayet o toplumu düzenliyor!! Şu an içerisinde yaşadığımız toplumu değil!! Şu an T.B.M.M bu ayeti uygulamak üzere karar alsa olmaz. Çünkü insanların hırsızlık yapmalarının haklı gerekçelerini ortadan kaldırmamış bir toplum gayrimeşrudur. ❗İnsanlar adaletsiz bir biçimde gelirden payını alıyorlarsa, ❗İnsanlara adaletsiz biçimde vergiler yükleniyorsa, ❗İnsanların hepsine eşit imkanlar verilmiyorsa, Kuranın istediği toplum oluşmamış demektir!! ⚫Fakirler fukaraları, yolda kalmışlar, miskinler, yetimler, dullar toplum tarafından hem de kendi çocuklarından kendi ailelerinden daha iyi sahiplenilmiyorsa siz hırsızlığın meşru gerekçelerini ortadan kaldıramamışsınız demektir. Böylesi toplumda ceza verilmesi gereken kişi hırsız değil toplumdur!! ⚫Rabbimiz bize imanlı bir toplum oluşturun derken hakikaten çok zor bir şey mi söylüyor bize. Şuan kölesi kulu olduğumuz tağuti sistemden çok daha zor, çok daha külfetli bir düzen mi öneriyor bize?? ⚫Allah'ın sisteminde vergi denilen bir şey yoktur. Devletin gelirleri zekata dayalıdır. Yani zorla değil gönülden gelene dayalıdır. Fakir fukaradan asla vergi alınmaz. İnsani haklar, zorunlu ihtiyaçlar şu, barınma, elektrik v.b bunlara ulaşmak asla paralı olamaz. ⚫Şu an günümüzde yaşanılan sistem hakikat/gerçek ama Allah'ın önerdiği sisteme ütopik demek insafsızlıktır. Oysa ki Allah'ın önerdiği sistem son derece sadedir. Her aklı olanın kolaylıkla uygulayabileceği bir sistemdir. Yapılması gereken sadece güvenilir olmak ve güvenmektir. Zorluk bizim anlayışımızdadır... ⚫Maide 39-Femen tâbe min ba'di z ulmihi vea s le h a fe-inna (A)llâh e yetûbu 'aleyh (i) (k) inna (A)llâh e ġafûrun ra h îm (un) ⚫Tevbe: Gidilen istikametten aynı istikamet takip edilerek geri dönmektir. ⚫Yani kişi yaptığından geri dönerse yaptığını düzeltirse… Hırsızlık yapmak büyük bir karardır, yakalanmadığı halde yaptığı "hırsızlıktan geri dönmek" çok daha büyük bir karardır. Rezil olacağını bile bile geri dönmek alkışlanacak, hürmet edilecek büyük bir erdemdir. ⚫Islahen: Bir düzeltme ile yaptığını düzeltmektir. ⚫Çaldığını düzeltmek bazıları için 1 yıl bazıları için 5 yıldır. Hırsızın eli kesildikten sonra tövbe edilecek diye bakılıyor. Bu ayet,yakalanan için midir! Yakalanmayan ne olacak? ⚫Hırsızlık yapıp yakalanmayan bir insan pişman olmuşsa geri dönüşünü imkansızlaştırmak yerine kolaylaştırmak gerekiyor. Zira Kur'an'daki cezaların hafifletme yönünde olduğuna dair birçok ayet vardır. ⚫Örneğin kısas ayetinin sonunda "kim bağışlarsa" deniliyor. Allahu Teala'nın cezalandırma yönteminde cezayı şiddetlendirme yoktur. Tam tersi hafifletilebilir,kaldırılabilir, vazgeçilebilir olması gerekir. ⚫Tam aksi bir cezalandırma kişiyi günahına mahkum etmek/ dönmesini imkansız hale getirmektir. 🔴Maide 39.ayette hırsızın tevbe etmesi/dönmesi durumunda,"bir daha yapmayacağım"dediğinde o kişiye güvenmeniz gerekir. Aldatma ihtimali olsa bile aldatmama ihtimali de vardır. Neden böyle yapacağız. Çünkü Kur'an'da kişinin beyanının esas olduğuna dair yüzlerce ayet vardır. Kur'an'da bir kişi" müminim" diyorsa imtihana mı sokacağız, kalbini mi açacağız?? Güvenmek zorundayız. Zaten ikinci hırsızlığı yaptığında yalan söylediği belli olur. 🔴Hırsızı masum görmek yanlıştır, aslında topluma ihanet etmektedir. İman eden bir toplumda herkesin kapısı herkese açıktır. Hırsız bu güveni sarsıp toplumdaki tüm kapıların kapanmasını sağlıyor. 🔴Biz müminiz elimizde baltayla el kesmek için beklemeyiz ama aptal da değiliz. Durumunda hakikilik varsa, bırakın ceza vermeyi binlerce kez özür dileyip ihtiyacını görüp öyle göndeririz. Ömür boyu da ona sahip çıkarız, hiçbir zaman da ona bir zamanlar hırsızlık yapmıştır gözüyle bakmayız. Çünkü biz müminiz. İslam toplumunda yaşamasak da bu davranışı gösteririz. 🔴Pişman olduysa her türlü desteği gösteririz ama buna rağmen devam ederse el kesilmelidir. Ceza da mütekabiliyet vardır. Hırsızlığın giriştiği iş ile/göze aldığı iş ile, el kesmek arasında hırsın giriştiği iş daha büyüktür, el kesmek ise küçüktür. 🔴Maide 39'u uygulayanın, dönüş yapanın eli kesilmez zaten. Kur'an hırsızın elini kesmemek için uğraşıyor. Peki hırsızında öyle bir uğraşı var mıdır? "El" kazanılan şeyin sembolüdür. Başkasının el emeğini yok sayarsan hem de öldürmeyi göze alarak senin de elin yok sayılır. 🔴Bir ülkede fakirlik muhtaçlık vb varsa, kişiye açıkta kaldığı için, ihtiyaçlarını gidermek için insanlık seviyesini düşüren yöntemler sunulmuşsa, yapılana hırsızlık denmez. Toplumun utancı denilir. ❗Biz çocuğumuza vermeyiz götürür onlara veririz ve teşekkür beklemeyiz. ❗Rabbinize teşekkür edin, Kur'an'a teşekkür edin deriz. ❗Biz kendisi ihtiyaç içerisinde olduğu halde başkasına yedirenleriz. ❗Biz mala sevgisi olmasına rağmen ondan vazgeçenleriz. ❗Bizim dünyamızda, hayat anlayışımızda yığmak yoktur. ❗Bizim dünyamızda, hayat anlayışımızda bölüşüm vardır. Her şeyimizi ama her şeyimizi bölüşürüz bir tek imanımızı bölüşmeyiz. 🔴İşte bu toplumun oluşturacağı toplum biziz, biz olmalıyız. 🔴Bir insan muhtaç olduğu için hırsızlık yapacak biz de elini şuradan mı keseceğiz buradan mı keseceğiz bunu mu yapacağız?!! 🔴"Sana sahip çıkamadık, bizi Allaha şikayet etme" diye elini ayağını öpenleriz. Biz onlarız.Böyle bir toplum bırakın el kesmeyi karıncanın ayağını koparmaz, kanını emen sineği öldürmez. Ama bunu suistimal edene de aptal gibi davranmayız. Bu durumda korunması gereken, toplumdur. O hırsız benim açık kapımı kapattırmıştır ve herkesin kapısını kapattırmıştır... 🔴Maide 39'a göre beyan etmesi yeterlidir. Yerine koyabiliyorsan koy, koyamıyorsan da koyma. Bu malı çalınanla hırsız arasındaki bir durumdur. Eğer tevbe ettikten sonrada devam ederse, birbirine güven duyan toplumda güvensizlik yayması da çok büyük suçtur, gaddarlıktır. Ama dönüş yapıp mümin olmuşsa hiçbir kimseye sen hırsızsın diyemeyiz, güvenmek zorundayız, kitabımız bunu öngörüyor. 🔴Tacizci bir tecavüzcü yada başka herhangi daha kötü görülen suç içinde, hatta karıncayı incitmenin bile tarifi var kitap’da. O bağlamda bir ders işlendiğinde bunlarda açıklanacaktır. 🔴Kimsenin sizi taciz etmeyeceğinden emin olduğunuz zaman, kapımızı açık bıraktığımızda kimsenin içeriye girmeyeceğinden emin olduğumuz zaman, bir kadın olarak Allah'tan başka kimseden korkulmadığı zaman ( Allah'tan da korkmamalıyız) dünyanın bir ucundan bir ucuna bir kadın iftiraya uğramadan gidebildiğinde, bir erkek de aynı şekilde emin olarak yaşayabildiğinde o güvenilir toplum oluşturulmuş demektir. 🔴Kur'an kıssalarını bilmeyen cennete gidemeyecek, denilen bir şey yoktur. İyiliği Allah için devam ettiren herkes mümindir, isterse tek satır Kur'an bilmesin! İnsan kalan herkes yapabilir zor değildir. Mümin olmak çok basittir… 🟡Sahabelerin Kur'an öğretisini bilmek gibi bir zorluğu yoktu ama bizim böyle bir zorluğumuz vardır. Asım kıraatine rağmen iman ediyoruz.Tağuti sistem içerisinde işimizi bırakıp Allah'a iman edip öğretiyi anlamaya çalışıyorsak Rabbimiz indinde bunun mutlaka bir değeri vardır. 🟡Hazf: Bir gramer deliline binaen cümleden kelimeler veya cümleler düşürmeye hazf denilir. Ama yaparken arkada iz bırakılmalıdır ayete baktığımızda iz var mıdır? Vardır, vav var, Fa var. Haberin fiille başlaması da delilidir hazfin. 🟡Şia mecusiliğin kopyasıdır. Sünnilikte ona tepki olarak çıkmıştır aynı yöntemi sonra oda izlemiştir. 🟡Yusuf suresi 13.ayette "inni aba" olması; 3.ayetinde ise ġâfilûn yerine "akılın" olması gerekiyor. "Sen bundan önce gafildin" 🟡Gafil: Dikkat edilmesi gereken şeye dikkat etmediğinden dolayı farkına varmamaktır. 🟡Başka bir ayette "gafillerden biri olma demesine"rağmen bu iki ayet birbiriyle çelişmektedir. 🟡Duha suresinde delaletdeydi diyor Musa için. Bir kişi Allah resulü olmadan önce delalet de olabilir ama Allah resulü olduktan sonra delalet de olamaz. Musa, resul olmadan önce delaletdeydi. Yanlışlıkla adam öldürdükten sonra kaçması üstelik haksız olana arka çıkması delaletinin göstergesidir. Çıkıp yanlışlıkla oldu demesi gerekirdi. Kendini savunmak yerine kaçmayı tercih etmesi işte buna delalet denilir. 🟡Şu an noktalanıp, harekelenen metne göre bu haksızlığın cezasını Musa ödemiyor. Ayete göre öldürdüğü kişinin yakınının onu affetmesi gerekiyor. Bir adamın, taammüden öldürmesinin cezası kısas, taammüden öldürmemiş ise diyet ödemesi gerekir. 🟡Noktasız, harekesiz metinde görünen, Musa'nın resul olduktan sonra yaptığı ilk iş bunun diyetini ödemektir. Onun için Musa Mısır'a geldiğinde öldürmediler. Firavun ve toplumu ona bu diyeti ödediği için bir şey diyemiyorlar. 🟡Araf 179 da "Biz insanlardan ve cinlerden birçoğunu cehennem için besleyip büyüttük" Oysa noktasız ve harekesiz metnin imkânlarını kullanarak; 🟡"Biz insanlardan ve cinlerden birçoğunu cehennem için uyardık(aydınlattık)" anlamı çıkarılabilmektedir.

عرض المستند الأصلي (PDF) هنا