وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَد۪ينَةِ امْرَاَتُ الْعَز۪يزِ تُرَاوِدُ فَتٰيهَا عَنْ نَفْسِه۪ۚ قَدْ شَغَفَهَا حُباًّۜ اِنَّا لَنَرٰيهَا ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ
الترجمة
And women in the city said, "The wife of al-ʿAzeez is seeking to seduce her slave boy; he has impassioned her with love. Indeed, we see her [to be] in clear error."
الكلمات الواردة في الآية وقواعدها العربية. انقر كلمة لفتح التفاصيل.
المصادر:
المفاهيم ذات الصلة
Allah'ın sıfatları
Cinsiyet / toplumsal cinsiyet
Cinsiyet / toplumsal cinsiyet
Cinsiyet / toplumsal cinsiyet
Çoğul kalıpları (cem-i mükesser / müennes)
Dalâlet (sapma)
Dalâlet (sapma)
Dalâlet (sapma)
Devlet / siyasî yönetim
Dilbilgisi (gramer)
Gıybet
Harf-i ta'rîf (el- takısı)
Hukuk / teşrî' (yasama)
İftirâ
İsrâiliyyât
İştikak (türetim)
İzâfet (isim tamlaması)
Kadın
Kadın
Kadının beyanı
Kıssa (anlatı)
Kur'an'ın üslûbu
Marife - Nekre (belirlilik)
Meal
Meal tenkidi
Meal tenkidi
Meallerde parantez içi ekleme
Mele' (ileri gelenler)
Mısır
Mısır
Mübîn (apaçıklık)
Nahiv (nahiv ilmi)
Resûl / mürselîn
Sarf (sarf ilmi)
Sarf bâbları (vezin/kalıp sistemi)
Şehâdet / şahitlik
Sîga sadakati (kip/kalıp değiştirmeme)
Siyak - sibak (bağlam)
Siyaset / yönetim
Siyaset / yönetim
Siyaset / yönetim
Siyaset / yönetim
Sözlükler / lügat kaynakları
Sû-i zan
Sûre / âyet analizleri
Tağlîb (galibiyet kuralı)
Tahrîf (vahyin tahrifi)
Tefsir / Te'vîl
Te'vîlü'l-ehâdîs (rüya/olay tevili)
Tevrât
Vezîr
Yalan / Kizb
Yöntem (usûl / metodoloji)
Yûsuf
Yûsuf
Yûsuf
Zamir mercii (âid tayini)
Zan / zannî bilgi
Zan / zannî bilgi
Zinâ
Müellifin kendi meali · 14
(O esnada) “O (Mısır’ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) Bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.
Yusuf Suresi (12. Sure) – Ayet Mealleri
güven 1٫00
(O esnada)… “O (Mısır’ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
(O esnada)… “O (Mısır’ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
yönetimde olan kadınlar dedi ki
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
O en üstün kadın / En üst düzey yönetici kadın
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫92
yönetici kadın danışmanını nefsi hakkında ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu açık bir sapkınlık içinde görüyoruz
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
(O esnada)… “O (Mısır'ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
(O esnada)… “O (Mısır'ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
Şehirdeki kadınlar “Aziz kadın, nefsi hakkında danışmanını ayartıyor” dedi.
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
kadın kişi
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫90
“Şehirdeki kadınlar “Aziz kadın danışmanını nefsi hakkında ayartmaya çalışıyor, bir sevgi onun aklını başından almış, şüphesiz ki biz onu açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi”.
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫85
kadın vezir
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫85
Aziz kadın genç danışmanın ayartıyor, (Yusuf) bir aşkla onun aklını başından almış. Onun (Aziz kadının) sapıklık içinde olduğuna dair bizim görüşümüz kesindir.
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫75
Aziz’in karısı, aklını baştan aşan bir sevdaya tutulmuş, genç danışmanını ayartmaya çalışıyor.
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫70
ترجمات مقتبسة · 8
şehirdeki bir takım kadınlar dedi
Şehirdeki kadınlar dedi ki
meal ve tefsirler (yaygın/geleneksel meal)
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) meali
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) meali
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫95
Aziz’in karısı genç hizmetçisine âşık olmuş, onun nefsinden murad almak istiyor
meal ve tefsirlerin geleneksel okuması
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
sevgi kalbinin zarına işlemiş. Görüyoruz ki o, muhakkak apaçık bir sapıklıktadır
Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr (müellifin aktardığı tefsir metni)
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫85
Şehirdeki kadınlardan bir takımı şöyle dedi: "O vezirin karısı genç kölesini çok istiyormuş. Aşkı yüreğini kaplamış. Bize göre o, açık bir sapkınlık içindeymiş."
Süleymaniye Vakfı Meali (SV)
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Yusuf 23 ve 30 Ayet Mealleri Üzerine
güven 0٫85
Şehirdeki bazı kadınlar şöyle dedi: "Vezirin karısı hizmetindeki genci elde etmeye çalışıyormuş! Kara sevdaya tutulmuş. Biz onu gerçekten açık bir yanılgı içinde görüyoruz."
SV Meali (Süleymaniye Vakfı Meali)
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Yusuf’a Melek Denmesi (Yusuf 31)
güven 0٫80
أرسل سؤالك أو تصحيحك أو اقتراحك حول هذا المحتوى. يصل مباشرة إلى فريقنا ولا يُنشر على الصفحة.
Yusuf Suresi (12. Sure) – Ayet Mealleri
güven 1٫00
ترجمة المؤلف
(O esnada) “O (Mısır’ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) Bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.
(O esnada) “O (Mısır’ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) Bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
ترجمة المؤلف
(O esnada)… “O (Mısır’ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.
“fetâhâ” genç kölesi değil “danışmanı”; “nisvetun fi’l-medîne” ise şehirdeki kadınlar değil “yönetimdeki kadınlar” diye siyasî bir çevre olarak okunmuştur.
(12/30) (O esnada)… “O (Mısır’ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
Müellifin kendi yeniden inşası: kadınların sözü bir dedikodu değil, Azîz kadının şahitliğini geçersiz kılmayı hedefleyen bilinçli bir algı operasyonudur.
30. Ayet: Aziz (yönetici) kadın ve Yusuf arasında bu olaylar yaşanırken ülke yönetiminde söz sahibi olan kadınlar, yaşanan bu durumu Aziz kadının Yusuf’u ayartmaya çalışma girişimi olarak algılatmış ve Yusuf’un kadının aklını başından aldığını, dolayısıyla Yusuf lehinde yaptığı şahitliğin onu korumak amacıyla yapıldığını söylemişlerdir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
Geleneksel anlatımın özeti. Müellif buna itiraz ediyor: geleneksel kurguya göre kadınlar gerçeği söylemektedir, dolayısıyla söyledikleri ne dedikodu ne de tuzak olabilir. Ayrıca kadınlar, kadının iftirasını ve Azîz'in olayın üstüne gitmemesini hiç konu etmemiştir.
30. ayet; Şehirdeki birtakım kadınlar bir şekilde olayı duymuşlardır ve kendi aralarında konuşmaktadırlar. “Aziz’in karısı yanındaki delikanlıya (genelde genç köle denmiştir) fena halde âşık olmuş, onu ayartmaya (yatağa atmaya) çalışıyormuş” derler.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
ترجمة المؤلف
(O esnada)… “O (Mısır’ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.
Bölümün sonunda, tahlilin nihaî sonucu olarak verilen tam âyet meâli. Müellifin kendi karşılığıdır: el-medîne “Mısır yönetimi”, nisve “yönetimdeki (en az üç) kadın”, fetâhâ “danışmanı” olarak karşılanmıştır.
(O esnada)… “O (Mısır’ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
ترجمة المؤلف
yönetimde olan kadınlar dedi ki
Müellifin tahlilin sonucu olarak sahiplendiği karşılık. Şehir, evlerden ve sokaklardan oluşan bir mekân değil, bir organizasyon tarafından yönetilen, hak ve yükümlülüklerin tarif edildiği yerdir; dolayısıyla fi'l-medîne ifadesi kadınların yönetimde bulunduğunu belirtir.
İşte Yusuf suresinde geçen ِالْمَدِينَة فِي ٌنِسْ وَة َوَقَال vekale nisvetun fil medineti cümlesi bu gerçeği ifade etmektedir ve cümlenin anlamı “yönetimde olan kadınlar dedi ki” şeklindedir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
ترجمة المؤلف
şehirdeki bir takım kadınlar dedi
Aynı âyetin ikinci yönü: meâllerin çoğu ortaya çıkan imkânsızlığı fark edip âyette karşılığı olmayan “bir takım” kelimesini metne eklemiştir. Müellif bunu Allah'ın demediğini Allah demiş gibi göstermek, yani âyete kelime eklemek olarak niteliyor.
Durumun vehametini fark eden meallerin büyük çoğunluğu َوَقَال ِالْمَدِينَة فِي ٌنِسْ وَة cümlesini, Kur’an’ın Arapça metninde olmamasına rağmen “şehirdeki bir takım kadınlar dedi” şeklinde çevirmişlerdir. Oysa ayette “bir takım” anlamı verilebilecek herhangi bir kelime veya harf-i cer bulunmamaktadır. Yüce Allah’ın ayetlerine kelime eklemek manasına gelen bu yaklaşım Allah’ın demediğini Allah demiş gibi göstermektir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
ترجمة المؤلف
Şehirdeki kadınlar dedi ki
Eleştirilen yaygın çeviri. Müellif dört sorun sıralıyor: (1) kadınların sayısını sınırlayan bir emare yoktur, dolayısıyla şehrin bütün kadınlarının olaya dâhil olması ve hepsinin Azîz kadının evine sığması gerekir; (2) kadınlar hâlihazırda olan bir olaydan söz ettikleri için hepsinin aynı anda aynı yerde bulunup aynı şeyi görmüş, düşünmüş ve konuşmuş olması gerekir ki bu ne aklen ne fizîken mümkündür; (3) sonraki âyete göre şehrin bütün kadınlarının ellerini kesmiş olması gerekir; (4) kıssanın ilerisinde bu kadınlar kralın huzuruna çıkar, şehrin tüm kadınlarının kralın huzuruna gelmesi mümkün değildir.
Tüm bu açıklamalardan sonra anlamaya çalıştığımız Yusuf suresinin 30. ayetinin başında geçen ِالْمَدِينَة فِي ٌنِسْ وَة َوَقَال vekale nisvetun fil medineti cümlesine gelince; bu cümlenin meal ve tefsirlerde olduğu gibi “şehirdeki kadınlar dedi ki” şeklinde çevrilmesi durumunda birçok sorun ortaya çıkmaktadır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
Cem'i kılle (azlık çoğulu) tahlili: nisvetun, fi'letun vezninde azlık çoğuludur; cümlede çokluğu gösteren emâre bulunmadığı için en az çoğul olan 3 alınmalıdır. 'Şehirdeki bütün kadınlar' okuması imkânsızdır, çünkü aksi hâlde bütün kadınların aynı anda aynı sözü söylemesi ve 'biz' zamirinin hepsini kapsaması gerekirdi.
Şu hâlde ٌنِسْ وَة nisvetun kelimesinin kast ettiği kadınların sayısı, çoğul sayıların en azı olan 3 sayısını göstermelidir. Yani bu ayette konuşanlar sadece 3 kadındır. Yoksa şehirdeki tüm kadınlar değildir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
Müellifin yaygın meâle itirazının gerekçesi: turâvidu muzâri bir fiildir; 'murad almak istemiş' şeklindeki mâzî karşılık kelimenin kipini ihlâl eder. Bu ihlâlin istisnasız bütün meâl ve tefsirlerde tekrarlandığını söyler.
Özellikle ayette geçen ُتُرَاوِد turavidu fiilinin geniş/şimdiki/gelecek zamanı gösteren muzari bir fiil olmasından dolayı cümleye bu anlamın verilmesi imkânsızdır. Yüce Allah'ın muzari olarak indirdiği bir kelimeye, hiçbir kurala dayanmadan mazi bir anlam verilmesi en hafif deyimle ilkesizlik olup gerçekten çok tuhaftır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
ترجمة المؤلف
Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler
Bölüm başında, tahlilden önce verilen ve müellifin eleştireceği yaygın meâl. Metinde açıkça (DİB meali) diye etiketlenmiştir.
Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler (DİB meali)اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫95
Müellif 12/30 için öngördüğü kendi meâlini bu bölümde bilerek VERMEDİĞİNİ, ileri bölümlere bıraktığını açıkça beyan ediyor. Bu yüzden bölümde âyetin müellife ait tam bir meâli yoktur; bu bir eksiklik değil, müellifin tercihidir.
Bu ayetteki birçok kelimeyi işlemiş olmamıza rağmen, ayete öngördüğümüz meali vermeyi biraz daha ileri bölümlere bırakmamız gerekecektir. Çünkü bu ayet daha önceki ayetlerde anlatılan ve açıklanması sonraya bırakılan birçok sorunun cevabını bulduğu ayettir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫95
Müellifin âyet üzerindeki asıl tahlili: fiil müfred-müzekker-gaib-mâzî (kâle) iken fail müennes (nisvetun) gelmiştir; Kur'an'da başka örneği yoktur. Bunun gramer hatası olması ihtimali reddedilir; geriye tek makul açıklama olarak, o toplumda galibiyet (tağlîb) kuralının kadınlardan yana işlemesi, yani etkin olanın kadınlar olması kalır. Müellif bu bölümde âyetin tamamı için kendi mealini vermez.
30. ayette geçen ibare ِالْمَدِينَة فِي ٌنِسْ وَة َوَقَال vekale nisvetun filmedîneti “şehirdeki kadınlar dedi ki” şeklindeydi. Eğer bu fiil sadece kadınlara atfedilmişse bu; “şehirdeki hiçbir erkek bunu duymadı, bunu bilmedi, bunu söylemedi” anlamına gelmektedir. Koskoca bir şehirde kadınların bu söylemini hiçbir erkeğin duymamış, bilmemiş ve söylememiş olmasının imkânı yoktur.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫95
ترجمة المؤلف
Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler
Bölüm başında, tahlilden önce verilen ve açıkça (DİB meali) diye etiketlenmiş yaygın meal. Müellife göre bu ve benzeri mealler âyetin başındaki 've kâle nisvetun' sorununa (müfred-müzekker fiil, müennes fail) kör, sağır ve dilsiz kalmıştır.
Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler (DİB meali).اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫93
Müellif, 12/30'daki kelimeye verilen köle/hizmetçi anlamının kaynağının Kur'an değil Tevrat (Eski Ahit, Yaratılış 39/1-6) olduğunu, yani İsrâiliyyât kaynaklı bir okuma olduğunu söyler.
Tefsir ve meallerin bu kelimeye köle, hizmetçi şeklinde mana verme leri Tevrat’ta anlatılan Yusuf kıssasında Yusuf’un köle, hizmetçi şeklinde tanıtılmasından dolayıdır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫93
Müellif 12/30'daki “İmraetü'l Aziz” tamlamasını izafet kuralları üzerinden tahlil eder: tamlamanın tam karşılığı “bilinen o Aziz'in karısı” olmak zorundadır; oysa kıssada “el-Azîz” diye tanıtılmış hiç kimse yoktur. Bu yüzden “Aziz'in karısı” anlamı imkânsızdır.
İşte bu bilgiler ışığında ِالْعَزِيز ُامْرَأَت İmraetü’l Aziz ifadesine baktığımızda şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır. İzafet terkipleri birinci isim (muzaf) üzerindeki bir kapalılığı gidermek için yapılmaktadır. Bu kapalılığın giderilmesi ise ancak ikinci ismin (muzafun ileyh) tanınıp bilinmesiyle mümkündür.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫92
Bölümün vardığı sonuç: müellif 12/30'daki “fetâhâ” için kendi kelime karşılığını “Onun (dişil) danışmanı” olarak verir. Şehirdeki kadınların Yusuf'u bu sıfatla anması, onun köleliğinin değil danışmanlığının delilidir. (Âyetin tam meâli bu bölümde bilerek verilmemiştir.)
Şehirdeki kadınların onu niteler şekilde … feteha “Onun (dişil) danışmanı” kelimesini kullanması Yusuf’un birinin kölesi olduğunu değil, danışmanı olduğunu göstermektedir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫92
Müellif, 12/30'daki “fetâhâ”nın köle/hizmetçi değil “fetva veren, danışman, görüşüne başvurulan, müftü” anlamında olduğunu; bu kelimenin Yusuf'un Mısır'daki resmî görevini bildirdiğini ve 12/25'te sona erdirilen görevin de bu görev olduğunu savunur.
Ayrıca bu kelimenin fetva, danışman, görüşüne başvurulan, müftü, görüş gibi anlamları da vardır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫92
ترجمة المؤلف
O en üstün kadın / En üst düzey yönetici kadın
Müellifin 12/30'daki “İmraetü'l Azîz” tamlaması için açıkça tercih ettiği karşılık. Bölümün başlığı da (“Kadın Vezir”) bu tercihi yansıtır. Âyetin tamamının meâli bu bölümde verilmemiştir; yalnız tamlamanın karşılığı sahiplenilmiştir.
İmraetü’l Aziz marife isim tamlamasına verilecek en doğru anlam “O en üstün kadın” veya “En üst düzey yönetici kadın” şeklinde olmalıdır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
30. âyette Yûsuf için kullanılan 'fetâhâ' kelimesi: fikrine danışılan, görüşlerine başvurulan genç. Müellife göre bu, kişinin en az 25 yaş ve üzeri olmasını gerekli kılar.
Bu kelime fikrine danışılan, görüşlerine başvurulan genç demektir. Meselelerle ilgili görüşüne başvurulan birinin artık kişiliğinin oturmuş olması bir yana, etrafında yaşanan olayları doğru değerlendirdiği ve bu olaylara karşı takınılacak tavrı diğer insanlardan ayrı olarak daha doğru belirlediği ve insanların da buna itibar edip ona başvurduğu anlamına gelmektedir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
ترجمة المؤلف
Aziz’in karısı genç hizmetçisine âşık olmuş, onun nefsinden murad almak istiyor
Geleneksel kıssa özetinin 12/30 maddesi. Müellifin kendi okumasında 'fetâ' hizmetçi değil 'genç danışman'dır ve söylemde zina isnadı yoktur.
Daha sonra şehirli kadınların “Aziz’in karısı genç hizmetçisine âşık olmuş, onun nefsinden murad almak istiyor” (Yusuf 30) diyen şehirli kadınların dedikodusunu işiterek, onları yemeğe çağırıp onun dillere destan güzelliğini kadınlara sergiletip, Yusuf’un güzelliğine hayran kalarak şehirli kadınların ellerini kesmelerine (Yusuf 31) sebep olan da yine Aziz’in karısıdır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
Müellifin hukukî değerlendirmesi: 12/30'daki söylemde zina isnadı yoktur, âşık olmak suç değildir; bu yüzden ne Aziz kadının ne de Yûsuf'un bundan yargılanması mümkündür. Ayrıca bu iftiradan asıl etkilenen Aziz kadın değil, jigolo konumuna düşürülen Yûsuf'tur.
Kaldı ki şehirli kadınların söyleminde bir zina isnadı da yoktur. Onların dediği şudur; “genç danışmanını ayartmaya çalışıyor, bir sevdanın aklını başından aldığı kesin” (Yusuf 30). Bu söylemin içinde suça dönüşmüş bir iddia yoktur.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
ترجمة المؤلف
yönetici kadın danışmanını nefsi hakkında ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu açık bir sapkınlık içinde görüyoruz
Müellifin bir önceki bölümün (El Medine) sonunda kendi karşılığı olarak verdiği 12/30 meâlini burada tekrar aktarması. Yaygın meâllerin “Azîz'in karısı genç kölesini ayartıyor” okumasından farklıdır: fetâ danışman, imrae'tü'l-azîz yönetici kadındır.
İşte bu olaylar üzerine 31. ayet َّبِمَكْرِهِن ْسَمِعَت فَلَمَّا “(kadınların) tuzaklarını anladığında” şeklinde başlamış ve kadınların 30. ayette “yönetici kadın danışmanını nefsi hakkında ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” şeklindeki söylemlerinin bir tuzak olduğunu belirtmiştir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
Âyetin sarf yönü: nisvetün azlık çoğuludur, cümlede aksini gösteren emare bulunmadığı için en az çoğul olan üç sayısını ifade eder. Böylece “şehrin bütün kadınları” okuması kelimenin kalıbıyla da çürütülmüş olur.
Biraz önce ٌنِسْ وَة nisvetun kelimesi üzerinde durmuş ve bu kelimenin Arapçadaki Kırık Çokluk (Cem’i Mükesser) denilen çoğul formunun ُجَمْع الْقِلَّة - Azlık çoğulu olduğunu ve kelimenin ٌفِعْلَة fi’letun vezninden geldiğini belirtmiştik. Azlık çoğulu: eğer cümlenin içinde sayının 3 den fazla olduğunu gösteren açık bir emare yoksa bunun en az çoğulu gösteren 3 sayısını belirtmesi gerektiğini açıklamıştık.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
Âyetin nahiv yönü: müennes fâil nisvetün'e müzekker fiil kāle'nin atfedilmesi, ancak kadınların bir hüküm belirtmesi hâlinde mümkündür. Bu da onların toplumun yönetiminde söz sahibi olmalarıyla açıklanır.
Hatırlanacağı üzere bu cümledeki müennes bir faile, müzekker bir fiil atfedilmesi üzerinde durmuş ve bu şekilde bir kullanımın ancak kadınların bir hüküm belirtmesi durumunda olabileceğini söylemiştik.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
El-Medîne tahlili: marife takısı kelimeyi 'bilinen o şehir'e kilitler; ancak Mısır çok şehirli bir ülke olduğu için el-Medîne Mısır olamaz. Müellif bölümü 'o şehir neresidir' sorusunu açık bırakarak bitirir (soru bu bölümde cevaplanmaz).
Genelde ayette geçen ِالْمَدِينَة el Medineti kelimesinden kast edilen şehrin Mısır olduğu sonucuna gidilmiştir. Fakat bu asla doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü ِالْمَدِينَة el Medineti kelimesinin Mısır ülkesini kast ettiğini kabul ettiğimizde Mısır tek bir şehirden oluşmuş site devletine dönüşmüş olmaktadır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
Müennes fâile (nisvetun) müzekker fiilin (kāle) gelmesinin gerekçesi: söz, hüküm verme yetkisi bulunan kadınların hükmüdür. Müellife göre Kur'an'da şahitlik, hüküm verme, iman/küfür/fısk gibi fiiller fâil kadın olsa dahi eril formda gelir.
bu söylemin, hüküm verme yetkisinde bulunan kadınların hükmü olduğu için dişil bir faile eril bir fiilin geldiğini belirtmiştik. Çünkü Kur'an'da birçok fiil, faili kadın da olsa sadece eril formda kullanılmaktadır. Mesela, Şahitlik yapmak, iman etmek, hüküm vermek, kafirlik etmek, fasıklık etmek gibi.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
ترجمة المؤلف
(O esnada)… “O (Mısır'ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.
Şeğafehâ tahlilinin sonucu olarak verilen nihaî müellif meâli. Fiil müzekker gâib olduğu için fâil Yûsuf'tur: gönlü çalan kadın değil Yûsuf'tur; yaygın meâldeki 'Ona olan aşkı yüreğine işlemiş' karşılığı fiilin cinsiyetini ihlâl eder.
Kelime ayette fiili mazi, müfred, müzekker, gâib sigasında gelmiştir. Yani bu fiilin faili erkektir. Bu durumda ayette geçen حُبًّا شَغَفَهَا ْقَد ifadesi “(O) Bir sevdayla onun gönlünü çalmış” şeklinde olmak durumundadır. Yani kadınlar direk olarak Yusuf'a bir suçlama getirmiş, onun bir sevdayla danışmanlığını yaptığı Aziz kadının gönlünü çaldığını yani kandırdığını söylemişlerdir. Bu durumda ayetin meali şu şekilde olmalıdır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
Müellif kendi tutarlılığını savunur: kelimenin temel anlamı 'bir şeyi kibarca tekrar tekrar istemek / ikna etmek'tir. 12/23'te kapıların kilitlenmesi ve zorlama bulunduğu için 'soruşturma', 12/30'da karşılıklı rıza ve sevgi bulunduğu için 'ayartıyor' karşılığı zorunlu olmuştur.
Hatırlanacağı üzere 23.ayetin başında gelen ُرَاوَدَتْه ravedethu kelimesine “(kadın) onu sorguladı” manası vermiştik. Fakat 30. ayette ُتُرَاوِد turavidu şeklinde muzari olarak geçen aynı kelimeye “ayartmaya çalışıyor” manası verdik. Dikkatli okuyucu bunu bir çelişki olarak görecek ve aynı kelimeye neden iki farklı mana verdiğimizi sorgulayacaktır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
Müellifin 12/30 yorumu: kadınların sözü bir dedikodu değil, Aziz kadının Yûsuf lehine yaptığı tanıklığı hükümsüzleştirmeye yönelik hukukî bir itirazdır.
Aslında kadınlar “aklını baştan alan bir sevdaya tutulmuş” derlerken Aziz kadının danışmanı hakkında doğru düşünemediğini, onun bir kötülük tasarlamış olduğunu göremeyecek kadar aşkına kapılmış olduğunu söylemişlerdir. Bu durumda olan birinin yaptığı tanıklık elbette şüpheli bir tanıklık olacaktır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
ترجمة المؤلف
(O esnada)… “O (Mısır'ın) yönetimindeki kadınlar, “Aziz kadın nefsi hakkında danışmanını ayartıyor. (Yusuf) bir sevgiyle onun (Aziz kadının) aklını başından almış. Şüphesiz ki biz elbette onu (kadını) açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi.
Müellifin 12/23 ile birleştirerek verdiği 12/30 meâli. Kıssanın olay kronolojisinin âyet tertibinden farklı olduğu (25-26-27-28-29-23-24-30) tezini ortaya koyar.
İşte o ayet 30. ayete bağlanmaktadır ve kıssa kronolojik olarak 25, 26, 27, 28, 29, 23, 24, 30 şeklindedir. Yani 23 ve 24. ayetlerde anlatılan olaylar 30. ayette bahsedilen olaylarla aynı anda yaşanmıştır. İki ayeti birleştirerek okuduğumuzda şu anlam ortaya çıkmaktadır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
İşteş (müşâreket) vezni tespiti: fiilin çift taraflılığı, kadınların suçlamasının Yûsuf'u da kapsadığını gösterir. Muzâri kipi ise suçlamanın hâlihazırda devam eden bir duruma yöneldiğini gösterir.
Ayette geçen ُتُرَاوِد turavidu kelimesinin işteş (müşareket) vezinde olması aynı zamanda “danışman” olarak nitelenen Yusuf'un da yönetici kadının (kadın Aziz) ayartmalarına cevap verdiğini göstermektedir. Yani kadınlar sadece Aziz kadına suçlama getirmemiş aynı zamanda Yusuf'un da ayartmalara olumlu cevap vererek kadının işlediği fiilde ortak olduğunu söylemişlerdir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
ترجمة المؤلف
Şehirdeki kadınlar “Aziz kadın, nefsi hakkında danışmanını ayartıyor” dedi.
Müellifin tahlilin sonucu olarak verdiği kendi karşılığı (âyetin yalnız ilk cümlesi): 'imraetü'l-azîz' = 'Aziz kadın' (yani Aziz'in kendisi kadındır), 'fetâhâ' = 'danışmanı', 'turâvidu' = 'ayartıyor' (muzâri).
İstemek, arzulamak, ayartmaya çalışmak, ısrarla sorgulamak manalarına gelen bu kelime belirttiğimiz gibi müennes ve muzari bir fiildir. Bu durumda ayetin ilk cümlesinin anlamı şu şekilde olmalıdır. […] Şehirdeki kadınlar “Aziz kadın, nefsi hakkında danışmanını ayartıyor” dedi.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫90
Müellif 12/30'un nahiv tahlilini tamamlar: “fetâhâ”daki “hâ” zamirinin mercii, hemen önündeki “imraetü'l-azîz” isim tamlamasıdır; müellif bu terkibi “Aziz'in karısı” değil “o en üstün kadın veya yönetici kadın” diye okur. Sonuç: Yusuf, ülkenin en üstün/yönetici kadınının danışmanıdır ve sarayda serbestçe bulunmasının sebebi budur.
Kelimedeki هَا ha zamiri hemen öncesinde gelen ِالْعَزِيز ُامْرَأَت “o en üstün kadın veya yönetici kadın” isim tamlamasını göstermektedir. Yani Yusuf ülkenin en üstün kadınının danışmanlığını yapmaktadır. İşte sarayda serbestçe dolaşması, yönetimde söz sahibi olan kişilerle rahatlıkla görüşüyor olması bundan dolayıdır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫90
Müellif 12/30'daki nitelemenin ilâhî bir övgü değil, o günkü Mısır toplumunun kabulünü bildiren bir tespit olduğunu; dolayısıyla âyetin aynı zamanda Mısır toplumunun yapısını (ana erkil düzen) haber verdiğini söyler.
İşte bunun gibi Kur’an’ın Yusuf kıssasında geçen bir kadını ُامْرَأَت ِالْعَزِيز İmraetü’l Aziz “o en üstün kadın veya yönetici kadın” şeklinde tanıtması bu kadını Aziz yapan değerlerin Kur’an tarafından bildirilen değerler olmasını değil, o günkü Mısır toplumunun bu kadını “en üstün kadın veya yönetici kadın” olarak gördüğünü göstermektedir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫90
Müellif 12/30'daki tamlamadaki eril-dişil uyumsuzluğunu tağlîb (galibiyet) kuralıyla açıklar; bunun kadının ülke yönetimindeki karşı çıkılamaz üstünlüğünü gösterdiğini söyler.
ِالْعَزِيز ُامْرَأَت İmraetü’l Aziz “o en üstün kadın” tamlamasına bakıldığında eril-dişil açısından uyumsuz olduğu görülecektir. ُامْرَأَت İmraetu kelimesi müennes (dişil)’dir, الْعَزِيز el Aziz kelimesi ise müzekker (eril)’dir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫90
Müellif, 12/30'daki kadının evli olduğuna dair sûrede hiçbir bilgi bulunmadığını, aksine kocası olmadığına dair deliller bulunduğunu ileri sürer; delilleri ileri bölümlere bırakır.
Yusuf suresi boyunca bu kadının birisinin karısı olduğuna dair herhangi bir bilgi geçmemektedir. Tam tersi kadının bir kocası olmadığına dair deliller bulunmaktadır. Bununla ilgili açıklamalar ilerleyen bölümlerde yapılacaktır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫90
Müellif 12/30'daki el-azîz kelimesini kök ve Kur'an içi kullanım taramasıyla inceler; 119 kullanımdan 82'sinin Allah'ın sıfatı olduğunu, kelimenin “kralın veziri” gibi bir anlama gelemeyeceğini söyler. (Pasajdaki dipnot rakamları çıkarılmıştır.)
Temel anlamı: güçlü olmak, değerli olmak, az bulunur olmak, galip olmak anlamında olan bu kelime Kur’an’da desteklemek, galip gelmek, yüceltmek, gurur, şeref, şerefli, güçlü, vakarlı, onurlu, ağır, üstün, yönetici, put adı, Yüce Allah’ın sıfatı anlamlarında kullanılmıştır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫90
ترجمة المؤلف
kadın kişi
Müellif, 12/30'daki imraet kelimesinin sözlükte “karı/eş/zevce/hanım” değil “kadın kişi” anlamına geldiğini, dolayısıyla tamlamanın “karısı” diye çevrilemeyeceğini söyler.
İmraetü kelimesinin “karı, eş, zevce, hanım” gibi bir anlamı bulunmamaktadır. Bu kelime görüldüğü gibi “kadın kişi” anlamındadır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫90
Müellifin ikinci sonucu: buradaki 'kâle' bir dedikodu değil, hüküm vermedir. Kadınlar hüküm vermektedir ve öne çıkması gereken kadınlıkları değil hüküm vermeleridir. Bu hüküm, ileride Yusuf lehindeki şahitliği zan altına düşürüp zindana giden yolu açacaktır.
Tüm bu açıklamaların ötesinde ayette müennes (dişil) bir faile, müzekker (eril) bir fiil atfeden (ٌنِسْ وَة َوَقَال vekale nisvetun) bu cümlede, dedi şeklinde çevrilen َوَقَال vekale fiili basit bir söylem veya dedikodu değil, devamında gelen kadın hakkında verilmiş bir hükmün dile gelmesidir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫85
ترجمة المؤلف
sevgi kalbinin zarına işlemiş. Görüyoruz ki o, muhakkak apaçık bir sapıklıktadır
Müellifin eleştirmek üzere aktardığı klasik tefsir metnindeki 12/30 karşılığı (dipnot: Er Razi, Tefsir-i Kebir c.13 s.224).
Bilesin ki, Mısırlı kadınlar, Aziz’in karısı hakkında, “sevgi kalbinin zarına işlemiş. Görüyoruz ki o, muhakkak apaçık bir sapıklıktadır” (Yusuf 30) deyince, onların bu şekildeki sözü Aziz’in karısına iyice dokundu da bunun üzerine o, onları bir araya getirdi.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫85
ترجمة المؤلف
“Şehirdeki kadınlar “Aziz kadın danışmanını nefsi hakkında ayartmaya çalışıyor, bir sevgi onun aklını başından almış, şüphesiz ki biz onu açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi”.
Müellifin, kadınların bu sözü hangi olgudan hareketle söylediğini gösterdikten sonra verdiği kendi karşılığı. Ona göre kadınların gerekçesi, Aziz kadının Yûsuf lehine tanıklık edip sonra onunla kapalı kapılar ardında baş başa kalmasıdır.
İşte kapalı kapılar ardında bunlar olurken Aziz kadınının kilitli kapılar arkasında danışmanı ile kaldığını öğrenen kadınlar; […] “Şehirdeki kadınlar “Aziz kadın danışmanını nefsi hakkında ayartmaya çalışıyor, bir sevgi onun aklını başından almış, şüphesiz ki biz onu açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dedi”.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫85
Yusuf’un iptal edilen görevinin ne olduğu sorusunun cevabı olarak ileriye havale edilen âyet; bu bölümde içeriği açılmaz.
Bu soru 30. ayette cevabını bulacağı için, şimdiden o görev hakkında bir şey dememek kıssanın düzenine uygun bir davranış olacaktır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫85
ترجمة المؤلف
kadın vezir
"İmraetü'l-azîz" tamlaması ancak 30. âyette geçmektedir; 23. âyetteki kadını peşinen "Aziz'in karısı" saymak Allah'ın önüne geçmektir. Müellif ayrıca tamlamanın "Aziz'in karısı" değil "kadın vezir" anlamına da gelebileceğini bir imkân olarak öne sürer. meal_metni bu tek ibarenin müellifçe önerilen karşılığıdır, âyetin tamamının meâli değildir.
Çünkü Aziz’in karısı anlamı verilen ِالْعَزِيز ُامْرَأَت tamlaması çok daha sonra 30.ayette gelecektir. Yüce Allah ِالْعَزِيز ُامْرَأَت tamlamasını eğer 30. ayette kullanmışsa Yüce Allah’ın önüne geçercesine hemen bu ayette geçen kadını “Aziz’in karısı” olarak nitelemenin tutarlı bir tarafı yoktur. Kaldı ki, Arapçadaki isim tamlaması şeklinde gelen ِالْعَزِيز ُامْرَأَت ifadesinin anlamının “Aziz’in karısı” olduğu nereden bilinmektedir. Bu isim tamlaması pekâla “kadın vezir” anlamına da gelmektedir.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫85
Kıssadaki üç “dalâl” kullanımından üçüncüsü; müellif kelimenin kıssa içindeki dağılımını sayarak ağırlığını gösterir.
üçüncüsü ise 30. ayette şehirli kadınlar tarafından, Yusuf’un nefsinden murad almak isteyen azizin karısına atfen kullanılmaktadır.اذهب إلى المصدر
Yusuf 23 ve 30 Ayet Mealleri Üzerine
güven 0٫85
ترجمة المؤلف
Şehirdeki kadınlardan bir takımı şöyle dedi: "O vezirin karısı genç kölesini çok istiyormuş. Aşkı yüreğini kaplamış. Bize göre o, açık bir sapkınlık içindeymiş."
Müellif, aynı kökten gelen 'turâvidu' fiiline burada 'murad almak istedi' manası verilmesini, 23. ayetle çelişkili olarak değerlendirir.
وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَدِينَةِ امْرَأَتُ الْعَزِيزِ تُرَاوِدُ فَتَاهَا عَنْ نَفْسِهِ قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا إِنَّا لَنَرَاهَا فِي ضَلَالٍ مُبِينٍاذهب إلى المصدر
Yusuf’a Melek Denmesi (Yusuf 31)
güven 0٫80
ترجمة المؤلف
Şehirdeki bazı kadınlar şöyle dedi: "Vezirin karısı hizmetindeki genci elde etmeye çalışıyormuş! Kara sevdaya tutulmuş. Biz onu gerçekten açık bir yanılgı içinde görüyoruz."
Müellife göre 'şeğafehâ' fiili müzekkerdir ve müstetir zamir Yusuf'a döner; bu yüzden aklı başından alan kadın değil Yusuf'tur.
قَدْ شَغَفَهَا حُبًّااذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫75
ترجمة المؤلف
Aziz kadın genç danışmanın ayartıyor, (Yusuf) bir aşkla onun aklını başından almış. Onun (Aziz kadının) sapıklık içinde olduğuna dair bizim görüşümüz kesindir.
Müellifin cilt 2 bölüm 02'de ('Danışmanını Ayartıyor') tahlil edip tercih ettiği 12/30 karşılığının burada hatırlatılması; tezinin anahtar kelimelerini taşır (Aziz kadın = kadın yönetici, fetâ = danışman, turâvidu = muzâri 'ayartıyor'). Bu bölümde âyet numarası verilmediği için ayet_no_belirsiz ve dogrulama_gerekli TRUE. Metindeki 'genç danışmanın' ifadesi kaynakta böyledir (muhtemelen 'danışmanını' dizgi hatası), birebir korundu.
İkinci iddia ise kadınların; “Aziz kadın genç danışmanın ayartıyor, (Yusuf) bir aşkla onun aklını başından almış. Onun (Aziz kadının) sapıklık içinde olduğuna dair bizim görüşümüz kesindir.” şeklinde dillendirdikleri ve Aziz kadının yaptığı şahitliği üzerinde şaibe oluşturan iddiadır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫70
Kadınların 12/30'daki hükmünün müellif tarafından işlevsel okunuşu: bu söz Aziz kadının şahitliğini geçersizleştirir, böylece Yûsuf hakkındaki tutuklama kararı yeniden gündeme gelir. Bölümde âyet numarası verilmemiştir.
Onlar Yusuf’un Aziz kadını kendisine aşık ettiğini, aklını başından aldığını, Aziz kadının sağlıklı düşünemediğini, açık bir sapkınlık içinde olduğunu söylemişlerdi. Sonuçta açık bir sapkınlık içinde olan birinin, kraliyet ailesine kötülük tasarlamış biri hakkında yaptığı şahitliğin şaibeli, şüpheli ve gerçeği yansıtmayan bir şahitlik olacağı sonucu kendiliğinden ortaya çıkmıştı.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫70
ترجمة المؤلف
Aziz’in karısı, aklını baştan aşan bir sevdaya tutulmuş, genç danışmanını ayartmaya çalışıyor.
Müellifin kendi terminolojisiyle (fetâ = 'genç danışman', 'hizmetçi' değil) verdiği 12/30 karşılığı; kitapta bu okuma önceki bölümlerde temellendirilmiştir. Açık bir 'tercih ettik' ifadesi yoktur, bu yüzden güven tam değil.
Şehirli kadınlar bu olaydan sonra “Aziz’in karısı, aklını baştan aşan bir sevdaya tutulmuş, genç danışmanını ayartmaya çalışıyor.” (Yusuf 30) şeklindeki iftirayı dillerine dolamışlardır.اذهب إلى المصدر
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫65
Yûsuf hakkındaki ikinci isnat; kadınların 12/30'daki sözüne işaret eder. Müellif bu bölümde âyet numarası vermemiştir, teşhis içerik üzerinden yapılmıştır.
İkinci isnat ise Aziz kadın ile bir aşk yaşadığı hatta Aziz kadını kendisine aşık ederek onun aklını başından aldığı isnadıdır. Bu isnada Yusuf ile beraber Aziz kadının da adı karışmış, bu isnattan o da etkilenmiştir.اذهب إلى المصدر
سجّل الدخول لعرض ملاحظاتك وإضافتها.
تسجيل الدخول