Царь сказал: «Я видел, как семь тощих коров пожирают семерых тучных, а также семь зеленых колосьев и семь высохших. О знатные люди! Разъясните мое видение, если вы умеете толковать сны».
Слова в аяте и их арабская грамматика. Нажмите на слово, чтобы открыть детали.
O kral “Ben, kesinlikle onları cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz ineği ve en sonunda kupkuru olan yedi yeşil başağı görüyorum. Ey önde gelenler ailesi! Rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin.
O kral “Ben, kesinlikle onları cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz ineği ve en sonunda kupkuru olan yedi yeşil başağı görüyorum. Ey önde gelenler ailesi! rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin.
O kral “Ben, kesinlikle onları cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz ineği ve en sonunda kupkuru olan yedi yeşil başağı görüyorum. Ey önde gelenler ailesi! Rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin.
Ey önde gelenler ailesi, rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin.
Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın” dedi
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) mealiперевод, цитируемый/оцениваемый авторомHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0,95
Kral, “Ben yedi semiz ineği, yedi zayıf (ineğin) yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın” dedi
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) mealiперевод, цитируемый/оцениваемый авторомHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0,95
Kral dedi, “Ben yedi semiz ineği, yedi zayıf (ineğin) yediğini…
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) mealiперевод, цитируемый/оцениваемый авторомHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0,90
Отправьте свой вопрос, исправление или предложение по этому материалу. Оно поступает напрямую нашей команде и не публикуется на странице.
O kral “Ben, kesinlikle onları cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz ineği ve en sonunda kupkuru olan yedi yeşil başağı görüyorum. Ey önde gelenler ailesi! Rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin.
O kral “Ben, kesinlikle onları cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz ineği ve en sonunda kupkuru olan yedi yeşil başağı görüyorum. Ey önde gelenler ailesi! Rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin.
O kral “Ben, kesinlikle onları cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz ineği ve en sonunda kupkuru olan yedi yeşil başağı görüyorum. Ey önde gelenler ailesi! rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin.
“seb’un icâf” yedi zayıf inek değil “cılız bir yırtıcı”; “eftûnî” ise fetvâ kökünden “bağlayıcı fikir vermek” diye karşılanmış, rüya tabiri parantezle “bilinmeyenin bilgisine ulaşmak” diye açıklanmıştır.
(12/43) O kral “Ben, kesinlikle onları cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz ineği ve en sonunda kupkuru olan yedi yeşil başağı görüyorum. Ey önde gelenler ailesi! rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin.
O kral “Ben, kesinlikle onları cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz ineği ve en sonunda kupkuru olan yedi yeşil başağı görüyorum. Ey önde gelenler ailesi! Rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin.
BÖLÜM SONU MEÂLİ — tahlilin sonucu olarak verilen, âyetin tamamını kapsayan müellif meâli. DİB meâlinden ayrıldığı noktalar: 'el-melik' = 'O kral', 'yedi zayıf inek' yerine 'cılız bir yırtıcı', 'mele'' = 'önde gelenler ailesi', 'in kuntum' = 'iddia ediyorsanız', 'eftûnî' = 'bağlayıcı fikir verin'.
O kral “Ben, kesinlikle onları cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz ineği ve en sonunda kupkuru olan yedi yeşil başağı görüyorum. Ey önde gelenler ailesi! Rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin.
Ey önde gelenler ailesi, rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin.
'in' edatının iddia bildirmesi ve 'eftûnî'nin bağlayıcı görüş (fetva) anlamı tespit edildikten sonra müellifin açıkça tercih ettiği karşılık ('anlaşılması daha doğru olacaktır').
Buna göre anlamaya çalıştığımız ayetin son cümlesinin; … “Ey önde gelenler ailesi, rüyayı tabir ediyor (bilinmeyenin bilgisine ulaşıyor) olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi rüyam hakkında da bana bağlayıcı fikir verin. Şeklinde anlaşılması daha doğru olacaktır.
Müellifin tenkidi: âyetin ilk cümlesinde geçmeyen 'rüya' kelimesi bu cümlede iki defa geçmektedir; mealler ise iki farklı kelimeye (eftûnî ve ta'burûn) aynı 'yorumlamak' manasını vermiştir.
Birinci cümlede gelmemiş olan rüya kelimesi işte bu cümlede hem de iki defa … ru’yaye ve … lirru’ya şeklinde geçmektedir. Yukarıya aldığımız DİB meali (ve diğer mealler) hem … eftuni kelimesine “yorumlayın” hem de … ta’burune kelimesine “yorumluyorsanız” manası vermişlerdir.
Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın” dedi
Bölüm başında, tahlilden önce verilen ve müellifin eleştireceği meâl; metinde açıkça (DİB meali) diye etiketlenmiştir. Yalnız âyetin son cümlesi alınmıştır.
Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın” dedi (DİB meali).
Kral, “Ben kesinlikle onları cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz ineği ve diğerleri kupkuru yedi yeşil başağı görüyorum” dedi…
Bölüm sonunda, 'ayetin ilk cümlesinin anlamı şu şekilde olmalıdır' denerek verilen genişletilmiş müellif meâli; başak ifadesindeki seb'a ise kurala uyduğu için 7 sayısı olarak korunmuştur. Âyetin ikinci cümlesi (mele'e hitap ve rüya yorumu talebi) bu bölümde karşılanmamıştır.
Kral, “Ben kesinlikle onları cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz ineği ve diğerleri kupkuru yedi yeşil başağı görüyorum” dedi…
Kral dedi, “Ben onları, cılız bir yırtıcının yediği yedi semiz inek görüyorum…
Tahlilin sonucu olarak açıkça sahiplenilen müellif karşılığı ('daha isabetli olacaktır'). seb'un icâfun 'yedi zayıf inek' değil 'cılız bir yırtıcı' olarak karşılanmıştır.
İşte tüm bu sebeplerden dolayı anlamaya çalıştığımız ayetin ilk cümlesine aşağıdaki gibi bir mana verilmesi daha isabetli olacaktır.
Bölümün nahiv delili: seb'a bakarâtin ifadesinde sayı-ma'dûd arasında kurala uygun eril-dişil uyumsuzluğu ve mecrûrluk varken, seb'un icâfun ifadesinde her iki kelime de eril gelmiş ve temyiz mecrûr değildir. Bu yüzden ikinci ifade 'yedi inek' olarak çevrilemez.
İşte bu durum … seb’un icafun ifadesine “yedi inek” manasını vermeyi imkânsız hale getirmektedir.
Kral, “Ben yedi semiz ineği, yedi zayıf (ineğin) yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın” dedi
Bölüm başında, tahlilden önce verilen ve açıkça DİB'e nispet edilen meâl. Müellif bu çeviriyi iki yönden eleştirir: (1) ta'burûne ve eftûnî kelimelerinin ikisine birden 'yorum' anlamı verilmesi, (2) farklı iki kelime olan bakarâtin ile icâfun'un ikisine birden 'inek' denmesi.
Kral, “Ben yedi semiz ineği, yedi zayıf (ineğin) yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın” dedi (DİB meali).
Müellif 12/43'ü, mele'nin cevabındaki kelime değişikliğini göstermek üzere karşılaştırma zemini olarak getirir: kral iki fiil (eftûnî, ta'burûn) kullanmıştır.
Bir önceki ayette kral, yönetimde söz sahibi olan mele’ye rüyasını anlattıktan sonra … demişti. Bunu söylerken de onlardan rüyasını tabir etmelerini ve bu tabir üzerinden fikir belirtmelerini söylemişti.
'el-melik' tahlili: belirlilik takısı, sözü edilen kralın daha önce (Seyyid olarak) tanınmış olmasından kaynaklanır; bu yüzden müellif meâlinde 'O kral' der.
Kelimenin … takısı alması bahsi geçen kişinin daha önceden biliniyor olmasına işarettir. Olayların yaşandığı yerin Mısır olarak belirtilmiş olması, daha öncesinde kralın Seyyid kelimesiyle belirtilmiş olması melik kelimesinin burada … takısı alarak … el melik / o kral şeklinde gelmesine neden olmuştur.
Müellifin âyet okuması: kral rüyasının gerçek hayatta bir karşılığı olup olmadığını araştırmaktadır; talebi rastgele bir yorum değil, görünenden görünmeyene geçen doğru bir çıkarımdır.
Kelimenin görünenden görünmeyenin bilgisine ulaşmak anlamını göz önüne aldığımızda kralın bu söyleminin gördüğüm rüyadan görmediğim ve bilmediğim hayattaki karşılığını bana bildirin anlamına geldiği anlaşılacaktır. Yani kral rüyasının hayatta bir karşılığının olup olmadığını araştırmaktadır.
Ey ileri gelenler eğer siz rüya için itibar ediyorsanız rüyam hakkında bana görüş bildirin
Tahlilin ilk sonucu olarak müellifin açıkça sahiplendiği karşılık ('şeklinde olmalıdır'): 'ta'burûn' = itibar etmek, 'eftûnî' = görüş bildirmek.
Bu durumda ayetin son cümlesine … cümlesinin anlamı “Ey ileri gelenler eğer siz rüya için itibar ediyorsanız rüyam hakkında bana görüş bildirin” şeklinde olmalıdır.
Müellifin âyet içi gerilim tespiti: birinci cümle 'görüyorum' diye muzâri ile başlayıp rüya kelimesi geçmezken, hemen devamındaki cümlede rüya kelimesi iki defa geçer. Cevabı: muzâri fiil, kralın aynı rüyayı defalarca görmeye devam ettiğini ve bunu daha önce de anlattığını bildirir. Daha detaylı cevabı bir sonraki âyetteki 'adğâsü ahlâm' ibaresini incelerken vereceğini söyler.
Dahası kurduğu ilk cümlenin içinde rüya kelimesinin geçmemiş olması, cümlenin o an gördüğü şeylerden bahsettiği izlenimi vermektedir. Birinci cümlenin bu durumuna karşılık hemen devamında gelen cümlede rüya kelimesinin iki defa … geçmesi anlatılan şeylerin rüya olduğunu da göstermektedir.
Kral dedi, “Ben yedi semiz ineği, yedi zayıf (ineğin) yediğini…
Aynı DİB meâlinin, kelime kelime tahlile geçilirken bölüm ortasında tekrarlanan kısmı; müellif buradan itibaren bakarâtin, icâfun ve seb'a kelimelerini tek tek ele alır.
Kral dedi, “Ben yedi semiz ineği, yedi zayıf (ineğin) yediğini… (DİB meali)