Kill Joseph or cast him out to [another] land; the countenance [i.e., attention] of your father will [then] be only for you, and you will be after that a righteous people."
Words in the verse and their Arabic grammar. Click a word to open the detail.
Öldürün Yusuf’u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.
“Öldürün Yusuf’u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.”
"Öldürün Yusuf'u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz."
Öldürün Yusuf’u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.
'Öldürün Yusuf'u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.'
Öldürün Yusuf’u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.
(Aralarında dediler ki:) Yusuf'u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz!
Ahmet Varol, Elmalılı Hamdi Yazır, Kadri Çelik, Ömer Nasuhi Bilmen mealleritranslation quoted/assessed by the authorHadım Edilen Nebî — Yusuf 1güven 0.90
Babanızın teveccühü
Ahmet Tekin, Hasan Basri Çantay, Diyanet Vakfı mealleritranslation quoted/assessed by the authorHadım Edilen Nebî — Yusuf 1güven 0.90
Abdullah Parlıyan, Bayraktar Bayraklı, Cemal Külünkoğlu, Muhammed Esed, Suat Yıldırım, Yaşar Nuri Öztürk mealleritranslation quoted/assessed by the authorHadım Edilen Nebî — Yusuf 1güven 0.90
(Aralarında dediler ki:) Yusuf'u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz!
Âyette konuşan kardeşlerden biri değil şeytandır; TRH ve ERD kelimelerinin tahlili sonucunda "vech" kelimesinin Ya'kûb'un resullüğünden başka bir şey olamayacağı ortaya çıkmıştır.
2.. 12/9. ayette konuşan şeytandır. Bu Yusuf’un 12/100. ayette dediği (en nezağa-ş şeytanu beyni ve beyne ihvati) “şeytan benimle kardeşlerinin arasını açmıştı” ibaresinden açıkça anlaşılmaktadır. Şeytanın insana vahy etmesi ile ilgili açıklamaları “Konuşan kim!” bölümünde yapmıştık. Şeytan, içlerinde en sözü dinlenilene “öldürün veya kökünü koparın ki babanızın veçhi size geçsin” şeklinde vahy etmişti.
Müellifin açıkça sahiplendiği karşılık ("daha uygun görüyoruz"). Bu şeref ve itibar, Allah'ın Yakup'u resul seçmesidir; şeytan kardeşleri bununla kandırmıştır.
Tüm bu sebeplerden dolayı ْأَبِيكُم ُوَجْ ه ْلَكُم ُيَخْ ل ibaresine “babanızın şerefi size geçsin” manasının verilmesini daha uygun görüyoruz.
Müellifin kilit tespiti: kendilerine geçmesi istenen vech fiilen babalarında değil, Yusuf'tadır (yani Yusuf'a geçmiş olan resullüktür).
Kelimelere biraz dikkat edilerek bakıldığında “Yusuf’u öldürün veya uzak bir yere atın ki babanızın veçhi size geçsin” cümlesinde kendilerine geçmesi gereken veçhin babalarında değil, öldürmek istedikleri Yusuf’ta olduğu hemen görülecektir.
"Yahlû" (h-l-v kökü, Kur'an'da 28 defa) tahlili: kelime, bir şeyin birinden diğerine geçip öncekinin ondan mahrum kalması demektir. Müellife göre bu, "sevgi" anlamının saçmaya götürdüğünü gösterir.
Ayetteki “yahlu” kelimesi bir şeyin birindeyken diğerine geçmesi ve öncekinin ondan mahrum hale gelmesi demektir. Kelimeye bu anlamıyla bakıldığında “yahlu lekum veçhi ebikum” ibaresi, şu an babanızda olan vech size geçsin ve vech sahibi olan siz olun anlamına gelmektedir. Eğer Vech kelimesine meallerin yüklediği sevgi manasını yüklersek mana şu şekle gelmektedir. Babanızın Yusuf’a duyduğu sevgi size geçsin ve Yusuf’u babanız gibi seven siz olun.
Yusuf’u öldürün ki babanız bundan sonra sadece sizi sevsin
Müellifin reddettiği yaygın anlam. Gerekçesi: bu anlam âyetin kelimelerinden değil kıssa hakkındaki hazır şablonlardan üretilmiştir.
Genelde meal ve tefsirlerin, “Yahlu lekum veçhi ebikum” cümlesine “Yusuf’u öldürün ki babanız bundan sonra sadece sizi sevsin” şeklinde yükledikleri anlam, ayetteki kelimeler ön plana çıkarılarak değil, kıssa hakkında var olan şablonlar ön plana çıkarılarak verilmiş anlamdır.
Öldürün Yusuf’u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.
Bölümün sonunda müellifin kendi karşılığı. Dipnotlarında sahiplenir: "evitrahuhu" kelimesinin asıl anlamı "bir şeyi görünsün diye atmaktır", parantez içi (görünür bir şekilde) açıklaması bundandır; "vech" ise şeref ve itibar anlamına dayanılarak çevrilmiştir.
“Öldürün Yusuf’u veya (görünür şekilde)301 bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü)302 size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.”
Bölümün ana tezi: 12/9'da konuşan kardeşlerden biri değil, şeytandır. Delil, cümlenin başında "dedi" fiilinin bulunmamasıdır.
İşte Yusuf’un “şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtı” dediği olay, kardeşlerin kendi aralarında yaptığı konuşma sırasında “Yusuf’u öldürün ya da bir yere atın gitsin de babanızın vechi size geçsin, ondan sonra Salihlerden bir kavim olursunuz” şeklinde şeytandan gelen vahyin ta kendisidir. Zira konuşmanın başında “dedi” şeklinde bir kelimenin olmaması, bu konuşmanın bilinmeyen bir yolla, şeytan tarafından vahy edilerek ilka edildiğini göstermektedir.
(Aralarında dediler ki:) Yusuf'u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz!
Müellife göre bu âyet, en hain planı yapanların bile kendilerini "Sâlihler kavmi" sayabildiğini gösterir; "resûl çocukları" olan bu kişilerin sâlih kelimesine yükledikleri anlam büyük bir savrulmadır.
Yûsuf 12/9 … (Aralarında dediler ki:) Yusuf'u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz! (TDV meâli)
“Öldürün Yusuf’u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.”
Dipnot gerekçesi: “itrahûhu” = “bir şeyi görünsün diye atmak”; “vech” = yüz değil “şeref ve itibar”, müellif bunu Resullük olarak parantezlemiştir. Kardeşlerin saiki babalarının nübüvvet konumuna geçmektir.
(12/9) “Öldürün Yusuf’u veya (görünür şekilde)494 bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü)495 size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.”
"Öldürün Yusuf'u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz."
"İtrahûhu" = bir şeyi görünsün diye atmak; "vech" = şeref ve itibar, yani babalarının resullük konumu. Kardeşlerin hedefi bu konumun kendilerine geçmesidir.
(12/9) "Öldürün Yusuf'u veya (görünür şekilde)496 bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü)497 size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz."
Öldürün Yusuf’u veya kökünü söküp atın (kökünü kurutun) ki babanızın veçhi sadece size geçsin, ancak bundan sonra düzelmiş bir kavim olabilirsiniz.
Bölüm sonunda tahlilin sonucu olarak verilen müellif karşılığı. Âyetin başında "kāle/dedi" bulunmaması, konuşmanın şeytanın vahyi şeklinde gerçekleştiğinin delili sayılır.
Bu ayette konuşan şeytandır. Bu konuşma kardeşlerin içinden en çok sözü dinlenene vahiy şeklinde olmuştur. Bu yüzden ayetin başında “dedi” ibaresi yoktur.
Öldürün Yusuf’u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.
Bölüm sonunda, TRH ve ERD köklerinin tahlili neticesinde verilen müellif karşılığı. Müellif karşılığı açıkça sahiplenir: "Kökünü koparın şeklinde çevirdiğimiz ... etrahuhu erden ibaresi". Âyet numarası bu bölümde yazılı değildir; metin Yûsuf 12/9'dur (bir sonraki bölümde numarayla anılıyor).
Şeytan Yusuf yaşadığı müddetçe resullüğün ondan başkasına geçmeyeceğini herkesten iyi bilmektedir. Şu halde öldürün dedikten sonra veya onu bir yere atın dememiş, bambaşka bir şey demiş olmalıdır.
Müellif, Diyanet İşleri mealinin eski ve yeni baskıları arasındaki farkı ("size" → "sadece size") kaydeder.
Bunun yanında Diyanet İşlerinin eski mealinde “Babanız size yönelsin” şeklinde çevrilmişken yeni baskısında bu ibare “Babanız sadece size yönelsin” şeklinde anlamlandırılmıştır.
(Aralarında dediler ki:) Yusuf'u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz!
Kötülük planlayanların bile kendini 'sâlih' sayabildiğine, dolayısıyla kelimenin 'iyi' diye gevşek anlaşılamayacağına delil.
'Öldürün Yusuf'u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.'
Müellif 'وَجْهُ' kelimesini 'yüz' değil 'şeref, itibar, Resullük' olarak karşılamakta; bu geleneksel mealden büyük sapma oluşturmaktadır. Dipnotta 'وَجْهُ' kelimesinin şeref ve itibar anlamına dayandığını belirtmektedir.
(12/9) 'Öldürün Yusuf'u veya (görünür şekilde)[8] bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü)[9] size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.'
Müellif 12/9 ile 12/10’u bir tabloda karşılaştırıyor: 12/9’da alternatifleri ayıran veya (ev) varken 12/10’da ve (vav) gelmektedir; bu fark yorumun tamamını değiştirir.
Her iki ayette kullanılan iki alternatifi ve bağlacı şu şekilde tasnif edelim. … ALTERNATİF BAĞLAÇ ALTERNATİF Ayet 12/9 veya bir yere atın Ayet 12/10 ve o kuyunun dibine atın
Yusuf’u öldürün ya da bir yere atın gitsin de babanızın vechi size geçsin. Ondan sonra Salihlerden bir kavim olursunuz.
Bir önceki âyet hatırlatılıyor (“Bir önceki ayette şunlar geçmişti”). Aktarılan metin, 18. ve 19. bölümlerin BAŞINDA verilen yaygın meâlin birebir aynısıdır; müellifin kendi karşılığı değil, tekrar alıntılanan meâldir. Müellif bu konuşmanın şeytana ait olduğunu daha önce tespit ettiğini belirtiyor.
“Yusuf’u öldürün ya da bir yere atın gitsin de babanızın vechi size geçsin. Ondan sonra Salihlerden bir kavim olursunuz. Bu ayeti incelediğimiz bölümde, ayette geçen konuşmanın şeytana ait olduğunu belirtmiştik. Konuşmaya dikkat edilirse Yusuf hakkında yapılması istenen iki şey olduğu görülecektir. “Öldürün ya da bir yere atın.”
Yusuf’u öldürün ki babanızın şeref ve itibarı size geçsin
Müellifin önceki bölümde tercih ettiği karşılığın ("şeref ve itibar") burada tekrar kullanılması; şeytanın ilkāsı kardeşlerin kendi mantıklarının devamı olarak kurgulanmıştır.
Şeytan da onları tam buradan yakalamış ve hemen devreye girerek; “madem ki Yusuf daha dünkü çocuktur ve onun ağır süreçlerden geçemeyeceğini düşünüyorsunuz, madem ki siz güçlü kuvvetli ve süreçlere dayanıklı olan biziz diyorsunuz, o halde Yusuf’u öldürün ki babanızın şeref ve itibarı size geçsin” şeklinde vahy etmiştir.
8. âyetle birlikte anılır; müellife göre kardeşlerin Yûsuf'u ortadan kaldırma kararı bu âyetlerde ifade edilmiştir.
Onlar daha surenin en başında babalarının şerefi ile kendi aralarındaki engel olarak Yusuf ve kardeşini görmüşler (Yusuf 8-9) Yusuf'u hadım ederek bir köle kervanına satmışlardır.
Müellifin önceki bölümlerde temellendirdiği kendi okumasının hatırlatılması. Yaygın meâllerdeki "onu bir yere atın" karşılığından tümüyle ayrılıp "kökünü kesin" (hadım etme) okumasını verdiği için müellife aittir; ayrıca müellife göre bu sözü fısıldayan şeytandır.
Hatırlanacağı gibi 9.ayette şeytan kardeşlerden en büyüğüne vahyetmiş ve ona Yusuf hakkında iki şeyi yapmalarını fısıldamıştı. “Öldürün veya kökünü kesin.”
Öldürün Yusuf’u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.
Müellif, "kavim" kelimesinin Yûsuf sûresindeki ilk kullanımının 9. âyette bizzat Yusuf'un kardeşlerini kastettiğini göstermek için âyeti aktarır. Aktarılan karşılık müellifin cilt 1'de temellendirdiği kendi meâlidir ("bir kökten söküp atın", "(Resullüğü)" gibi kendi yorum parantezlerini taşır), yaygın meâl değildir.
“Öldürün Yusuf’u veya (görünür şekilde) bir kökten söküp atın onu ki; babanızın şeref ve itibarı (Resullüğü) size geçsin. Bundan sonrasında bir Salihler kavmi olursunuz.”
Öldürün Yusuf’u veya herhangi bir kökten söküp atın onu, ki babanızın veçhi size geçsin. Ancak bundan sonra barışanlar kavmi olursunuz.
Müellifin kendi karşılığı: bu âyetteki konuşmaların şeytan tarafından yapıldığını daha önce söylediğini hatırlatır ve son cümledeki ‘sâlihîn’ tercihini dipnotta savunur (savaşmamak, barış yapmak). Ona göre şeytan kardeşleri babalarının veçhinin kendilerine geçmesi vaadiyle aldatmıştır; veçh, Yakup'un şeref ve itibarı, yani resullüğüdür.
Öldürün Yusuf’u veya herhangi bir kökten söküp atın onu, ki babanızın veçhi size geçsin. Ancak bundan sonra barışanlar kavmi olursunuz.
Everything explained in the articles and videos published on this site is what the authors — primarily Ramazan Demir — understood from the Qur'an; it is never the Qur'an itself.