[Of these stories mention] when Joseph said to his father, "O my father, indeed I have seen [in a dream] eleven stars and the sun and the moon; I saw them prostrating to me."
Words in the verse and their Arabic grammar. Click a word to open the detail.
Sources:
Related concepts
Kıssa (anlatı)Künye ve lakap (elkâb)Kur'an'ı Kur'an'la anlamaMeal tenkidiMüktesebât (geleneksel bilgi birikimi)SecdeSecdeTe'vîlü'l-ehâdîs (rüya/olay tevili)Te'vîlü'l-ehâdîs (rüya/olay tevili)YûsufYûsufYûsufYûsufZamir mercii (âid tayini)
Müellifin kendi meali · 7
Bir zamanlar Yusuf babasına: 'Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems'i ve o Kamer'i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm!' demişti.
Bir zamanlar Yusuf babasına: “Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems’i ve o Kamer’i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm” demişti.
Bir zamanlar Yusuf babasına: "Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems'i ve o Kamer'i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm" demişti.
Bir zamanlar Yusuf babasına: “Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems’i ve o Kamer’i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm” demişti.
Bir zamanlar Yusuf babasına: “Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems’i ve o Kamer’i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm” demişti.
Hani Yûsuf, babasına “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti
Müellifin, kendi çalışma düzeni gereği bölüm başında verdiği “çok bilinen meal”. Hemen öncesinde şu notu düşüyor: bölüm başlarında âyeti çoğunlukla DİB meali üzerinden verecek, kelime çalışması sonucunda daha doğru ve isabetli gördüğü meali ise bölüm sonlarında verecektir.
Hani Yûsuf, babasına “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti (DİB meali).
Bir zamanlar Yusuf babasına: 'Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems'i ve o Kamer'i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm!' demişti.
Müellif 'kevkeb', 'şems', 'kamer' kelimelerini Arapça olarak bırakmaktadır.
(12/4) Bir zamanlar Yusuf babasına: "Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems'i ve o Kamer'i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm!" demişti.
Bir zamanlar Yusuf babasına: “Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems’i ve o Kamer’i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm” demişti.
(12/4) Bir zamanlar Yusuf babasına: “Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems’i ve o Kamer’i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm” demişti.
Müellif 12/4'ü kıssanın başlangıç âyeti olarak anar ve 4-25 arasında hiçbir kişinin unvan/lakapla tanıtılmadığını tespit eder.
Yusuf kıssasının anlatılmaya başlandığı 4. ayetten bu bölümde anlamaya çabaladığımız 25. ayete kadar kıssaya konu olan kişiler hakkında onları tanıtıcı unvan, lakap, makam veya herhangi bir niteleme dahi yapılmamıştır.
Bir zamanlar Yusuf babasına: "Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems'i ve o Kamer'i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm" demişti.
Kevkeb, Şems ve Kamer kelimeleri çevrilmeden bırakılmış; Şems ve Kamer harf-i ta'rîfleri sebebiyle "o" ile verilmiştir.
(12/4) Bir zamanlar Yusuf babasına: "Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems'i ve o Kamer'i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm" demişti.
Müellif, rüyanın kendisinin zaten seçilmişliği ifade ettiğini, dolayısıyla 12/6'daki yectebîke'nin ikinci bir "seçme" olamayacağını söylüyor. Ayrıca rüya, önünde uzun bir sürecin başladığını bildirmektedir; Yusuf bunu kendisi bilmemekte, çıkarımı yapan Yakup'tur.
Görülen rüya zaten Yusuf’un seçilmiş olması manasına gelmektedir.
Bir zamanlar Yusuf babasına: “Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems’i ve o Kamer’i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm” demişti.
Müellifin kendi karşılığı (Kevkeb, Şems, Kamer çevrilmeden bırakılmış; bir önceki bölümün sonunda da aynı şekilde verilmişti). Müellife göre bu rüya Yusuf'un resul olduğunun değil olacağının rüyasıdır ve rüyanın resullükle alâkasını Yusuf değil, resul olan babası Yakup kurmuştur.
Yusuf’un gördüğü bu rüya en başta Yakup için kendisinden sonra kimin resul olacağının cevabıdır. Bu rüya Yusuf’un resul olduğunun değil, olacağının rüyasıdır.
Bir zamanlar Yusuf babasına: “Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems’i ve o Kamer’i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm” demişti.
Bölümün sonunda müellif kendi karşılığını veriyor: Kevkeb, Şems ve Kamer kelimelerini çevirmeden, marifelik (o Şems'i, o Kamer'i) ve secde ediciler ism-i fâili korunarak bırakıyor. Bu, bölüm boyunca savunulan tezin (bu kelimelere her yerde "güneş/ay" anlamı verilemeyeceği) doğrudan sonucudur ve DİB mealiyle karşılaştırılmak üzere konulmuştur.
Bir zamanlar Yusuf babasına: “Babacığım, ben kesinlikle on bir Kevkeb ve o Şems’i ve o Kamer’i gördüm. Onları da benim için secde ediciler olarak gördüm” demişti.
Müellif, kardeşlerin sayısının Kur'an'da belirtilmediğini, 11 sayısının geleneksel anlayışın 4. âyetteki 'on bir kevkeb'den yaptığı bir çıkarım olduğunu belirtir; yaş hesabında bu sayıyı 'doğru kabul ettiğimizde' kaydıyla kullanır.
Geleneksel anlayış, 4. ayette Yusuf’un “ben onbir kevkeb görüyorum” demesinden yola çıkarak kerdeşlerin sayısının 11 olduğunu söylemişlerdir.
Bir gün Yusuf babasına şöyle demişti: “Babacığım rüyamda on bir kevkebi/gezegeni, güneşi ve ayı gördüm; baktım ki hepsi benim için emre amade oluyor.”
Yakup-Yûsuf arasındaki birinci diyalog olarak yeniden verilen numaralı meâl bloğunun ilk âyeti. Müellife özgü iki okuma taşıyor: 'kevkeb' = yıldız değil gezegen; 'sâcidîn' = secde etmek değil 'emre amade olmak'. DİB 'on bir yıldız … bana boyun eğiyorlardı' der.
(4) Bir gün Yusuf babasına şöyle demişti: “Babacığım rüyamda on bir kevkebi/gezegeni, güneşi ve ayı gördüm; baktım ki hepsi benim için emre amade oluyor.”
Âyetin ikinci ele alınışı: müellif âyeti kelime kelime incelemeye “iz kâle Yûsufu li-ebîhi” ibaresiyle başlıyor ve buradan Yusuf isminin etimolojik kökeni tartışmasına geçiyor; ismin İbranice olduğu kabulünün İsrâiliyat dışında dayanağı olmayan bir peşin kabul olduğunu savunuyor. Verilen karşılık âyetin tamamı değil ilk ibaresidir.
ِلِ َبِيه ُيُوسُف َقَال ْإِذ “Hani Yusuf babasına demişti ki:”
Müellif Yusuf'un rüyasını (güneş, ay ve on bir yıldızın secdesi) hatırlatarak, gerçekliği ortaya çıkmamış bir rüyanın kardeşleri tuzak kurmaya sevk edecek bir tehlike sayılamayacağını, dolayısıyla geleneksel kurgunun tutarsız olduğunu savunur. Âyet numarası metinde verilmemiştir.
Eninde sonunda Yusuf sadece bir rüya görmüştür ve insan rüyasında her şeyi görebilir. Üstelik gördüğü rüya çok fantastik bir rüyadır. Güneş, ay ve on bir yıldızın kendisine secde ettiğini görmüştür. Bu rüya gerçekliği ortaya çıkmadıktan sonra nasıl bir tehlike arz edebilir ki, kardeşler ona bu rüyadan dolayı tuzak kursunlar.
Müellifin en cüretli çıkarımı: beklenen resulün alâmetleri (güneş, ay ve on bir yıldızın secdesi dâhil) vahiyle önceden bildirilmiş olmalıdır. Rüya sahnesi Yûsuf 12/4'tür; metinde âyet numarası verilmemiştir.
Bu yüzden sadece Yakup’un oğulları değil, vahyin kendisine ulaştığı herkes bir resulün geleceğini, onun Yakup oğulları arasından çıkacağını, güneş, ay ve onbir yıldızın ona secde ettiği bir rüyayı göreceğini, uzun bir süreçten geçirilip hadiselerin te’vilinden öğrenmeye müsait hale getirileceğini, o nimetin ataları İbrahim ve İshak da olduğu gibi Ona ve Yakup âl’ine de tamamlanacağını biliyor olmalıdır.
on bir gezegen, güneş ve ayın benim için emre amade olduklarını gördüm
Müellif rüyanın içeriğiyle Yakup’un sözleri arasında hiçbir sembol bağı bulunmadığını göstermek için rüyayı bu şekilde aktarır. Metinde âyet numarası verilmemiştir; sahiplenme ifadesi de yok.
Yusuf rüyasında “on bir gezegen, güneş ve ayın benim için emre amade olduklarını gördüm” demiştir.
Yusuf’un rüyası bölüm boyunca dayanak olarak kullanılır; müellife göre Yakup rüyadan kendisinden sonraki elçinin kim olacağını öğrenmiştir. Metinde âyet numarası verilmemiştir.
O, Yusuf’un rüyasından kendisinden sonra gelecek elçinin varlığını öğrenmiştir.
Everything explained in the articles and videos published on this site is what the authors — primarily Ramazan Demir — understood from the Qur'an; it is never the Qur'an itself.