Der König sagte: Bringt ihn zu mir. Als der Bote zu ihm kam, sagte er: Kehr zu deinem Herrn zurück und frag ihn, wie es mit den Frauen steht, die sich ihre Hände zerschnitten. Mein Herr weiß doch über ihre List Bescheid.
Wörter im Vers und ihre arabische Grammatik. Klicke ein Wort, um das Detail zu öffnen.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. O elçi (olarak) geldiğinde, (Yûsuf) “Efendine dön, o kadınların derdi neydi o soruştursun, ki onlar ittifaklarını da bozmuşlardı. Hiç şüphesiz Rabbim onların yöntemlerini hakkıyla bilendir” dedi.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. O elçi (olarak) geldiğinde, (Yûsuf) “Efendine dön, o kadınların derdi neydi o soruştursun, ki onlar ittifaklarını da bozmuşlardı. Hiç şüphesiz Rabbim onların yöntemlerini hakkıyla bilendir” dedi.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. O elçi (olarak) geldiğinde, (Yûsuf) “Efendine dön, o kadınların derdi neydi o soruştursun, ki onlar ittifaklarını da bozmuşlardı. Hiç şüphesiz Rabbim onların yöntemlerini hakkıyla bilendir” dedi.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.”
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) mealivom Autor zitierte/bewertete ÜbersetzungHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0,95
Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir”
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) mealivom Autor zitierte/bewertete ÜbersetzungHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0,95
şüphesiz ki benim rabbim onların fendini hakkıyla bilicidir
müellifin aktardığı klasik tefsir (bölüm metninde kaynağı belirtilmemiş)vom Autor zitierte/bewertete ÜbersetzungHadım Edilen Nebî — Yusuf 2güven 0,85
Senden Sie Ihre Frage, Korrektur oder Ihren Vorschlag zu diesem Inhalt. Sie geht direkt an unser Team und wird nicht auf der Seite veröffentlicht.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. O elçi (olarak) geldiğinde, (Yûsuf) “Efendine dön, o kadınların derdi neydi o soruştursun, ki onlar ittifaklarını da bozmuşlardı. Hiç şüphesiz Rabbim onların yöntemlerini hakkıyla bilendir” dedi.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. O elçi (olarak) geldiğinde, (Yûsuf) “Efendine dön, o kadınların derdi neydi o soruştursun, ki onlar ittifaklarını da bozmuşlardı. Hiç şüphesiz Rabbim onların yöntemlerini hakkıyla bilendir” dedi.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. O elçi (olarak) geldiğinde, (Yûsuf) “Efendine dön, o kadınların derdi neydi o soruştursun, ki onlar ittifaklarını da bozmuşlardı. Hiç şüphesiz Rabbim onların yöntemlerini hakkıyla bilendir” dedi.
12/31’deki “katta’ne eydiyehünne” yine “ittifaklarını bozmak” diye çevrilerek sûre içi tutarlılık korunmuştur.
(12/50) Kral, “Onu bana getirin” dedi. O elçi (olarak) geldiğinde, (Yûsuf) “Efendine dön, o kadınların derdi neydi o soruştursun, ki onlar ittifaklarını da bozmuşlardı. Hiç şüphesiz Rabbim onların yöntemlerini hakkıyla bilendir” dedi.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. O elçi (olarak) geldiğinde, (Yûsuf) “Efendine dön, o kadınların derdi neydi o soruştursun, ki onlar ittifaklarını da bozmuşlardı. Hiç şüphesiz Rabbim onların yöntemlerini hakkıyla bilendir” dedi.
BÖLÜM SONU MEÂLİ — 'Buna göre ayete öngördüğümüz meal şöyledir.' cümlesinin ardından verilen tam müellif meâli. DİB'den ayrıldığı noktalar: 'Elçi Yûsuf'a gelince' yerine 'O elçi (olarak) geldiğinde', 'diye sor' yerine 'o soruştursun', 'ellerini kesen o kadınlar' yerine 'onlar ittifaklarını da bozmuşlardı', 'hilesini' yerine 'yöntemlerini'.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. O elçi (olarak) geldiğinde, (Yûsuf) “Efendine dön, o kadınların derdi neydi o soruştursun, ki onlar ittifaklarını da bozmuşlardı. Hiç şüphesiz Rabbim onların yöntemlerini hakkıyla bilendir” dedi.
'mâ bâlü' tahlili: b-v-l kökünden Kur'an'da yalnız 4 kullanım vardır ve hepsi isimdir; Müfredât'a göre 'bâl' üzüntüye yol açan durum veya insanın kendini verdiği her durumdur. Kalıp örnekleri: 'mâ bâlüke' (görüşün nedir), 'mâ bâlühu' (durumu nasıl), 'mâ bâlü hâze'n-nâs' (bu insanlara ne oluyor).
Ayrıca bu kelime işlediğimiz ayette olduğu gibi … ma balu şeklinde geldiğinde “ne oluyor” anlamına gelmektedir.
İkinci mantıksızlık tespiti: geleneksel kurguda Yûsuf 12/42'de anılmayı istemişken 12/50'de bizzat çağrıldığında gitmeyi reddetmiş olur; ayrıca mahkeme talep eden kişinin o mahkemede bulunmaması gerekirdi.
Yine geleneğe göre, Yusuf zindandayken bu adama “efendinin yanında beni an” diyerek zindandan çıkarılması için yardım talep etmiştir. Şimdi bu adamın onu efendisinin yanında anmasına gerek yoktur, çünkü o efendi bizzat Yusuf’u yanına çağırmaktadır. Ama daha önce o efendinin yanında anılmayı önemseyen Yusuf, şimdi yanına gitmeyi reddetmektedir.
Müellifin aklî delili: kral buyruk verdiğine göre zindandaki bir tutuklunun seçme hakkı olamaz; buyruğun yerine getirilmemesi hâkimiyet sorunudur. Üstelik adamlar krallarının değil 'efendine dön' diyen tutuklunun emrini önemsemiş olurlardı. Sonuç: Yûsuf zindanda değildir.
Aslında bırakın ayetteki kelimelerden delil aramayı, mantıken bile Yusuf’un zindanda olmadığı gün gibi ortadadır. Çünkü kral “gidip Yusuf’tan rica edin, yanıma gelebilir mi?” dememiş bir kral olarak buyruk vermiştir.
'i'tûnî' tahlili: emir çoğuldur, muhataplar üç veya daha fazla kişidir ve emri veren kraldır; dolayısıyla bu bir istek/rica değil buyruktur. Müellif 've Kral “onu bana getirin” dedi' karşılığını verir.
Bunu diyen ülkenin yöneticilerinden herhangi biri değildir. O bir kraldır. Söylediği sözler, verdiği emirler kesinlikle yerine getirilmesi gereken buyruklardır. Üstelik bu emir tek bir kişiye verilmiş bir emir de değildir. … i’tuni kelimesi cem’i (çoğul) bir kelimedir.
Müellifin bölüm açılışındaki tezi: 12/50, geleneksel Yûsuf kıssasının kırıldığı ve iflas ettiği âyettir. Çünkü kurguya göre kıssanın kötü karakteri Aziz'in karısı olmalıyken Yûsuf ondan hiç söz etmeyip kadınları sormaktadır.
Bu ayet; meal ve tefsirlerin kelimeleri yerlerinden kaydırarak, fiili
isim, ismi fiil, müzekkeri müennes, müennesi müzekker, mazisini muzari, müzarisini mazi yaparak, bazen ayetin mealine orijinal metinde olmayan kelimeler ekleyerek, bazen de orijinal metinde olan kelimeleri hiç görmeyerek, kelimelere anlam yelpazesinde olmayan manalar vererek, kıssa çıkmaza girdiğinde ise İsrailiyata sarılarak şekil verdikleri geleneksel Yusuf kıssasının kırıldığı, hatta iflas ettirildiği ayettir.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.”
Bölüm başında, tahlilden önce verilen ve müellifin eleştireceği meâl; metinde açıkça (DİB meali) diye etiketlenmiştir. Aynı meâl bölüm ortasında, âyetin ikinci yarısı işlenirken bir kez daha aynı etiketle tekrarlanmıştır.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.” (DİB meali)
Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir”
Açıkça (DİB meali) etiketli; müellif bu âyeti, Yûsuf'un Aziz kadını değil kadınları sorun ettiğinin ikinci delili olarak getirir.
Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir” (DİB meali).
Müellifin kendi kıssa kurgusunun özeti ve âyetin bu kurgudaki yeri: kadınlar Yûsuf'u suçlamış, Aziz kadın onun lehine şahitlik etmiş, kral açıklama istemiş, kadınlar Yûsuf'un Mısırlı birinin evlatlığı olmasını şart koşmuştu. Yûsuf şimdi kraldan bunun soruşturulmasını istemektedir.
Hatırlanacağı üzere kadınlar, öncesinde Yusuf’a kraliyet ehline bir kötülük tasarlamak suçlamasında bulunmuş ve Yusuf’un danışmanlık görevine son vermişlerdi. … İşte şimdi Yusuf kraldan bunu araştırmasını istemektedir.
'eydiyehunne' tahlili (y-d-y, Kur'an'da 120 kelime): 'yed' el demektir, istiare yoluyla nimet, kontrol, mülkiyet ve kuvvet için de kullanılır; kökten 'ittifak etmek' anlamı da türer. Müellif meâlinde 'kattaʿne eydiyehunne'yi 'ellerini kestiler' değil 'ittifaklarını bozmuşlardı' diye karşılamasının dayanağı budur.
Daha çok tamlamalarla birlikte kullanılan bu kelimeden ayrıca yardım etmek, öncelik vermek, ittifak etmek, yardım, maharet, huzurunda, önünde, güç, iş, meşguliyet, cömert, el gibi kelimeler türemiştir.
Müellifin aktardığı geleneksel izah; kendisi bunu kıssanın kırıldığı nokta sayar: kurguya göre asıl fail Aziz'in karısıysa Yûsuf'un ondan hiç söz etmemesi açıklanamaz bir çelişkidir.
Yusuf (a.s), kendisinin uzun bir müddet hapse atılması için gayret gös
terenin esasında Aziz’in karısı olduğu halde, ondan bahsetmemiş, “Mısırlı kadınlar” ifadesini kullanmıştır…
Müellif 12/50'yi 12/32'nin 'itiraf cümlesi' okumasına karşı delil yapar: kadın itiraf etmiş olsaydı Yûsuf sonradan kadınları değil onu şikâyet ederdi.
Madem ki yönetici kadın burada itiraf etmiştir ve Yusuf duymuştur, o halde kıssanın ilerleyen bölümlerinde kralın emriyle kendisini zindandan çıkarmak için gelen elçiye “efendine dön ellerini kesen kadınların derdi neydi diye sor” demesinin anlamı nedir?
Müellif 12/50'yi numarasıyla anar ve olay örgüsünü kurar: kralın ilk “onu bana getirin” emrine rağmen Yûsuf, kadınların attığı iftira aydınlanmadan gelmeyi reddetmiştir. Bu, Yûsuf'un kralın emrine girmediği tezinin ilk delilidir. Tam meâl verilmez, yalnız “onu bana getirin” ibaresi aktarılır.
Yusuf’un söylediklerini aktaran elçiye karşı kralın gösterdiği tavır … “onu bana getirin” (Yusuf 50) şeklinde olmuştur. Fakat kralın bu emrine rağmen Yusuf kadınların attığı iftirayı ortaya çıkarmadan gelmeyeceğini bildirmiştir.
şüphesiz ki benim rabbim onların fendini hakkıyla bilicidir
Müellifin eleştirmek üzere aktardığı klasik tefsir metni (a-b-c şıkları): kadınların Yûsuf'a tuzağı 'şöyle olmuş olabilir' denerek üç ihtimalle açıklanır. Müellif bu açıklamaların hiçbirinin delili olmadığını söyleyerek reddeder. Bölüm metninde kaynak adı verilmemiştir (dipnot bloğu bu bölüm dosyasında yoktur).
Belki de onların her biri, Yusuf’u, sahibesi olan o kadının isteğine uyması hususunda arzulandırmaya çokça uğraşmışlardır. Hz. Yusuf ise kendisine iyilikte bulunmuş olan efendisine karşı böylesi hiyanetin doğru olmayacağını düşünüyordu. İşte, “şüphesiz ki benim rabbim onların fendini hakkıyla bilicidir” ifadesi ile o kadınların, Yusuf’u bu hiyanete ne denlü teşvik ettiklerine işaret etmiştir.
Müellif, Yusuf'un zindana hiç girmediği tezinin çok daha kuvvetli delilinin Yûsuf 12/50'de geleceğini haber verir; bu bölümde âyetin meâli veya içeriği açılmamıştır (ileriye atıf).
Yusuf’un zindana hiç girmemiş olduğu ile ilgili çok daha kuvvetli bir delil 50. ayette gelecektir.
Müellif kıssanın ileri bölümlerinde aynı kadınların kralın huzuruna çıkıp Yûsuf hakkında sorguya çekilmesini, “şehrin bütün kadınları” okumasının imkânsızlığına dördüncü delil sayıyor. Metinde âyet numarası verilmemiştir; Yûsuf 12/50-51 bağlamı en olası karşılıktır, bu yüzden belirsizlik bayrakları konuldu.
Kıssanın çok daha ilerleyen bölümlerinde bu kadınlar ülkenin kralının huzuruna çıkmakta ve kral onlara Yusuf hakkında sorular sormaktadır. Şehirdeki tüm kadınların kralın huzuruna gelmesi mümkün değildir.
Alles, was in den auf dieser Website veröffentlichten Artikeln und Videos dargelegt wird, ist das, was die Autoren – allen voran Ramazan Demir – aus dem Koran verstanden haben; es ist niemals der Koran selbst.