Soru Cevap
SORU BANKAMIZA DÜŞENLER
SORU: Hocam SA HİKMET nedir diye sormak isterim.Mesela: Bakara 269 O hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse ona pek büyük bir hayır verilmiş demektir. Bunu ancak sağlıklı düşünen akıl sahipleri anlar. اليفََ تْيرَييََُُ َُ اُذُ اَُُ الييثُ تْيرَييََُُ تُُُ ي ْلافََُ مُاينيت يُتَانيت اَُُ اُشَيَنل َةَ ْلايْلاتي تؤُ ْيبُ بَ Doğru hüküm verebilme seviyesine ulaşmak mı? Her konuda mı? Teşekkür ederim. Oya Ufuk
CEVAP: Aleykum Selam Oya hanım HA-KE-ME kökünden türüyen Hikmet kelimesi Kuranda 22 defa kullanılır. Bu kullanımların hepsinde de hikmetin çalışmayla elde edilen bir şey değil "verilen" bir şey olduğu bildirilir. Hatta yukarıya aldığınız ayette bile "kime hikmet verilmişse" şeklindedir. Hikmet kelimesinin geçtiği ayetlere baktığımızda hep "kitap" bağlamında geçtiği görülecektir. Yani "kitap ve hikmet verdik" ya da "öğrettik" denmektedir. Bu demektir ki Kitap ve hikmet iki ayrı şey olmasına rağmen birlikte olması gereken iki şeydir. Kitab hikmetsiz, hikmet kitapsız olmaz demektir. Fakat buna rağmen elimizde kitap haricinde adına hikmet denilen bir şey yoktur. HİKMET kelimesinin türediği kök kelime olan HAKEME kelimesi, temelde "ıslah etmek, düzeltmek maksadıyla alıkoymak" anlamındadır. başka birine yada kendisine zarar vermesin diye bir hayvanı bağlamaya HAKEMTU'T DABBE denir. Akılsız birinin arzuladığı ama kendisine zarar verecek bir şeyden engellenmesine de "HAKEMTU'S SEFİHA denir. Hüküm vermek bile aslında suçluyu zarar vermesin diye engellemek içindir.
Kurandaki "hikmet" kelimesi hep "kitap" ile beraber geçmekte ve hikmetin "öğrenilen" ve öğretilen bir şey olduğu bildirilmektedir. Bir yazı da asla kuralsız olmaz. Kuralsız bir yazı her an herkese zarar verme kapasitesine sahiptir. İşte o yazının kurallara bağlanması "hikmettir"...Yüce Allah sadece kitap (yazılı belge) göndermemiş ayrıca o kitabın (yazılı belgenin) okuma kurallarını da öğretmiştir. İnsanlar nedense "gramer kurallarını sonradan insanlar icad ettiler" gibi bir saçmalığa kendilerini inandırmışlardır. Oysa gramer kuralları olmadan söz söylenmesi mümkün değildir.Bir insanın bildiği bu kuralları "isim, fiil, nesne, tümleç, zarf, isim tamlaması, sıfat tamlaması" vs gibi şeylerle ifade edemiyor olması onun gramer kurallarını bilmediği anlamına gelmez. Eğer herhangi biri "kapının kolunun üstündeki sarı lekeyi gördün mü" cümlesinin ne demek istediğini anlıyorlarsa bu onların grameri pekala biliyor olduğu anlamına gelir. Eğer bir çocuk "anne" kelimesi ile neyi ve kimi kast ettiğini biliyorsa o gramer kurallarını anlamaya başlamış demektir.
İnsanlar konuştukları dilin kurallarını hep birbirlerinden öğrenirler. Kuran müstakil bir kitaptır ve o kitabın okuma yani sözün kuralları da Yüce Allah tarafından öğretilmiştir. Bizim çalışmalarımızdan elde ettiğimize göre "hikmet" Kurandaki sözün anlama kurallarıdır. Bu kurallar asla insanlar tarafından belirlenmemiştir. İnsan böylesine muhteşem kuralları belirleyecek kadar yüksek bir akla sahip değildir. Ama o belirlenmiş kuralları öğrenecek akla sahiptir. Bu yüzden Hikmet yani sözün kuralları Yüce Allah tarafından belirlenmiş ve resullere öğretilmiştir. Elbette ki. resuller de insanlığa öğretmiştir. Ramazan Demir
SORU: Selam Ramazan abi, Harun aleyhisselamın Musa aleyhisselamın talebi ile beşer soyundan olmadığı halde talep üzere resul tayin edilmesi mümkün iken ve Yusuf aleyhisselam sonrası esbattan olanlar risaletin devamı için büyük önem arz ederken Yüce Allah risaleti her şeye rağmen ilkesi dahilinde soy ile devam ettirmiş. Sorum ise; Neden Yusuf aleyhisselam sonrası Harun aleyhisselam gibi tayin ile resul olan bir başka örnek olmamıştır ve Harun aleyhisselamın resul tayin edilmesinin tek sebebi musa aleyhisselamın istemesi midir yoksa arka planında bir detay var mıdır? Müsait bir vakitte cevaplaman dileğiyle... Roni Can IŞIK CEVAP: Aleykum Selam Roni Can Evet Harun’un resul olmasındaki tek sebep Musa'nın isteği oldu diyedir. Arka planında elbette çok detaylar vardır. Benim çalışmalarımdan elde ettiğime göre Yahya ve İsmail de Harun gibidir. Yani plan dışı.
SORU: Selamın aleyküm. Ramazan abi şimdi kuranda ruhumdan üfledim derken bizler Allah’ın ruhunumu taşıyoruz ? Allahta olan tüm vasıflar hemen hemen bizdede mevcut gibi geliyor bana. Örn : Güçlü olmaya çalışmak, Zengin olmak, Tek olmayı sevmek ortaklarla geçinememek, Emir almaktan hoşlanmamak, Övülmeyi sevmek, Kızmak, Öfkelenmek, Tehditle ertelemek, Ceza veren taraf olmak, Affetmeyi sevmek, Merhamet, Yoktan değil ama sadece insanoğlunda olan bir nevi yaratma gücü, ve Ölümsüzlük yani insan en nihayetinde bu dünyadan sonra ölümsüzdür. Aslında daha yığınla varda çok uzun olunca okunulası olmuyor diye burada bırakayım. Sedat
CEVAP: Aleykum Selam Sedat, Herşeyden önce o ruhumdan üfledim dediği insan değil beşer. İkincisi Kuranda Ruh kavramı insanlar alakalı olarak hiç geçmez. Üçüncüsü ruh üflemek yaratma aşamasında değil yarattıktan sonra. Dördüncüsü Yüce Allah'a bugün konuşulan ve bilinen manada bir ruh atfederseniz bir de beden atfetmek zorunda kalırsınız. Bedeni ve ruhu olanın elbetteki mekanı da olacak, zamanı da olacaktır. Bu da Yüce Allah'ı insanlaştırma gibi bir şey olacaktır. Allah dilerse bu meseleleri yaratılış üzerine yaptığımız çalışmaları bölüştüğümüzde detaylıca ele alacağız Ramazan Demir
عرض المستند الأصلي (PDF) هنا
أرسل سؤالك أو تصحيحك أو اقتراحك حول هذا المحتوى. يصل مباشرة إلى فريقنا ولا يُنشر على الصفحة.