المفاهيم ذات الصلة
Ahid / Mîsâk
Ahid / Mîsâk
Cerh ve ta'dîl
Delil / Burhan
Hadîs (rivâyet)
Havf ve Recâ
İsm-i mevsûl (ilgi zamiri)
İsrâiliyyât
İştikak (türetim)
Kelime anlam değişimi (anlam kayması)
Kıssa (anlatı)
Mâ edatı
Meal tenkidi
Mes'ûliyet (sorumluluk)
Mısır
Nifak / münâfık
Rivayet tenkidi
Sarf (sarf ilmi)
Şeytan
Şeytan
Şeytan
Siyak - sibak (bağlam)
Tefsir / Te'vîl
Tevârüs (miras)
Ya'kûb (İsrâîl)
Müellifin kendi meali · 5
Ondan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
Ondan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
Ondan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
Ondan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
babam bana izin verinceye veya Allah benim için hükmedinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacağım
ترجمات مقتبسة · 8
Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) meali
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫98
Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında gizli konuşmak üzere bir kenara çekildiler
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) meali
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫95
Allah benim için hükmedinceye yahut babam bana izin verinceye kadar buradan ayrılmayacağım
belirsiz
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫90
babam bana izin verinceye yahut Allah hükmedinceye kadar buradan ayrılmayacağım
belirsiz
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫85
babam izin verinceye yahut Allah hükmedinceye kadar bu yerden ayrılmayacağım
belirsiz
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫85
Ondan umutlarını kesince bir yana çekilip fısıldaştılar: Büyükleri dedi ki “Bilmiyor musunuz babamız sizden Allah adına kesin söz almıştı? Daha önce de Yusuf’a karşı aşırılıklar yapmıştınız. Ben buradan hiçbir yere ayrılmam. Babamın izni olur ya da Allah benimle ilgili bir karar verirse başka; en iyi kararı o verir.
Süleymaniye Vakfı
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫85
Onun hakkında tüm ümitlerini kaybedince gizlice buluşup konuşmayı terk ettiler.
belirsiz
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0٫65
Ondan umutlarını kesince bir yana çekilip fısıldaştılar: Büyükleri dedi ki “Bilmiyor musunuz babamız sizden Allah adına kesin söz almıştı? Daha önce de Yusuf'a karşı aşırılıklar yapmıştınız. Ben buradan hiçbir yere ayrılmam. Babamın izni olur ya da Allah benimle ilgili bir karar verirse başka; en iyi kararı o verir.
Süleymaniye Vakfı
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫60
ترجمة المؤلفOndan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
Ondan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOndan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
Bölüm başında, tahlilden önce ve açıkça "(DİB Meali)" etiketiyle verilen eleştiri konusu meâl. Müellife göre bu meâl, âyette konuşanın büyük kardeş olduğunu ve onun kendisini bütün fiillerin dışında tuttuğunu görünmez kılmaktadır.
Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” (DİB Meali)
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOndan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
“halesû neciyyâ” “fısıldaşmak üzere bir kenara çekildiler” değil “gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular”; “mevsika” ise çevrilmeden terim olarak bırakılmıştır. Konuşan büyük kardeş, 12/10’da fiilden uzak duran azmettiricidir.
(12/80) Ondan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOndan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
Bölüm sonunda, ferrattum tahlilinin SONUCU olarak ("kelimeye 'eksilttiğiniz o şeyi' şeklinde mana verilmesi daha isabetli olacaktır" cümlesinin hemen ardından) verilen tam meâl. Bölüm başındaki DİB meâlinden üç noktada ayrılır: halasû = "gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular", mevsika kelimesi korunmuş, ferrattum = "eksilttiğiniz o şeyi", lî = "benim için".
Ondan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOndan ümitlerini kesince, kendi aralarında gizli konuşmak üzere bir kenara çekildiler
Âyetin ilk cümlesinin ayrıca ele alınışı. Müellifin itirazı: bu çeviri "ellerinden geleni yaptılar ama kurtaramadılar" izlenimi doğuruyor; oysa halasû fiili kurtulmak/sona ermek/terk etmek anlamındadır ve kardeşlerin ümit kesmesi, hedeflerine ulaşmış olmaları demektir.
Ayetin ilk cümlesi genelde en başa aldığımız DİB meali gibi … “Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında gizli konuşmak üzere bir kenara çekildiler” şeklinde çevrilmiştir.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفAllah benim için hükmedinceye yahut babam bana izin verinceye kadar buradan ayrılmayacağım
Âyetin ikinci kez, farklı bir yönden ele alınışı: "babamın izin vermesini beklemek" ifadesi, babanın bu oğlun Mısır'da olduğundan haberdar edildiğini gösterir.
Babasının izin vermesini beklemek demek, babasının ondan ve Mısır’da olduğundan haberdar edilmesi demektir. Yani Yakup bu oğlunun da Mısır’da olduğunu bilmektedir.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفbabam bana izin verinceye yahut Allah hükmedinceye kadar buradan ayrılmayacağım
Müellif bu âyeti, en büyük kardeşin Mısır'da kalmış olmasına rağmen diğerlerinin kardeşlerini sormamasının tuhaflığını göstermek için anar.
Üstelik en büyükleri “babam bana izin verinceye yahut Allah hükmedinceye kadar buradan ayrılmayacağım” (Yusuf 80) diyerek Mısır’da kalmıştır.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفbabam izin verinceye yahut Allah hükmedinceye kadar bu yerden ayrılmayacağım
En büyük oğlun sözü, onun da Mısır'da kaldığının delili olarak getiriliyor; müellif buradan Yakup'un "hepsi" derken kimleri kastettiği sorusuna geçiyor. Kaynak belirtilmemiş, ayırt edici bir sahiplenme işareti yok.
Yakup’un en küçük oğlu Mısır’da hırsızlık suçlaması ile alıkonulmuştur, en büyük oğlu ise “babam izin verinceye yahut Allah hükmedinceye kadar bu yerden ayrılmayacağım” (Yusuf 80) demiş ve o da Mısır’da kalmıştır.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOndan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
Bölüm başı blokta verilen karşılık; lafzı, bir sonraki bölümde (57 "Büyük Kardeş") "ferrattum" tahlilinin SONUCU olarak verilen müellif meâliyle kelimesi kelimesine aynıdır ("gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular", "sağlam bir mevsika", "eksilttiğiniz o şeyi"). Bu yüzden alıntı değil müellif meâli sayıldı. 57. bölümün başındaki DİB meâlinden açıkça farklıdır.
(80) Ondan ümitlerini kesince, gizlice buluşup konuşmaktan kurtuldular. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizin üzerinize (onu yalnız bırakmayacağınıza dair) Allah’tan sağlam bir mevsika aldığını ve daha önce de Yusuf da eksilttiğiniz o şeyi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, benim için hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
اذهب إلى المصدر
Müellif, 80. âyette en büyük kardeşin gerçek yüzünün ortaya çıkacağını ve o âyette Mısır'da olduğunun anlaşıldığını söyler: 'Yakup 80. ayette Mısır'da olduğu anlaşılan büyük oğlundan çekinmektedir.' Bu, Yakup'un 67. âyetteki tedbirinin gerekçesi olarak kullanılır. Âyet numarası metinde açıkça yazılıdır; meâli verilmemiştir.
Bu kardeş gerçek yüzünü 80. ayette gösterecektir. İnşallah bu ayete geldiğimizde şeytanın yakın dostu olmuş büyük kardeş üzerinde daha detaylı duracağız.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOndan umutlarını kesince bir yana çekilip fısıldaştılar: Büyükleri dedi ki “Bilmiyor musunuz babamız sizden Allah adına kesin söz almıştı? Daha önce de Yusuf’a karşı aşırılıklar yapmıştınız. Ben buradan hiçbir yere ayrılmam. Babamın izni olur ya da Allah benimle ilgili bir karar verirse başka; en iyi kararı o verir.
Müellifin tezinin kilit delili: büyük kardeş 'babanız SİZDEN söz almıştı' ve 'SİZ aşırılık yapmıştınız' diyerek kendisini hem söz verenlerden hem fiilen rol alanlardan ayırmakta; 'babam izin verirse veya Allah hakkımda hüküm verirse' diyerek de işin akıl vericisinin ('O Kurt'un) kendisi olduğunu itiraf etmektedir. Bölüm ortasında aktarılan meâl olduğu ve sahiplenme işareti bulunmadığı için alıntı sayıldı.
Bir kenara çekildiklerinde içlerinden en büyüğü şunları söylemiştir.
Ondan umutlarını kesince bir yana çekilip fısıldaştılar: Büyükleri dedi ki “Bilmiyor musunuz babamız sizden Allah adına kesin söz almıştı? Daha önce de Yusuf’a karşı aşırılıklar yapmıştınız. Ben buradan hiçbir yere ayrılmam. Babamın izni olur ya da Allah benimle ilgili bir karar verirse başka; en iyi kararı o verir.
اذهب إلى المصدر
Kur’an’da yalnız üç yerde geçen kelimenin örneklerinden biri olarak veriliyor; buradaki karşılık “asla ayrılmadan beklemek” olarak gösteriliyor.
Yusuf 12/80 (ebrehe = asla ayrılmadan beklemek)
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفbabam bana izin verinceye veya Allah benim için hükmedinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacağım
Bölümün merkezî cümlesinin müellif okuması ("lî" = benim için, diğerleri için değil). Yorumu: bu, hırsızlık olayıyla değil, yıllar önce kendisine atfedilen Yûsuf suçuyla ilgilidir; "babam izin verinceye kadar" cezasının Yûsuf'un velisi olan babası tarafından diyete çevrilmesini istemek, "Allah hükmedinceye kadar" ise cezanın uygulanmasını kastetmektir.
Büyük kardeşin babalarından ayrı olduğuna dair ikinci delil ise ele aldığımız 80. ayette geçen … “babam bana izin verinceye veya Allah benim için hükmedinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacağım” cümlesidir.
اذهب إلى المصدر
Müellif 'mevsik'in 'söz' anlamına Kur'an içi şahit olarak Yûsuf 12/66 ile birlikte 12/80'i gösterir (dipnot: Bkz. Yusuf 12/66, 80). 12/80'de kardeşler babalarının kendilerinden Allah adına aldığı mevsiki hatırlarlar.
Mevsiken kelimesi Kur’an’da; bağlamak, bağ,275 sağlam,276 güvence, teminat,277 söz278 anlamlarında kullanılmıştır.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOnun hakkında tüm ümitlerini kaybedince gizlice buluşup konuşmayı terk ettiler.
Kardeşlerin en küçük kardeşten ümit kesmesinin delili. Karşılık yaygın meâllerden farklıdır ('aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler' yerine 'gizlice buluşup konuşmayı terk ettiler'); muhtemelen müellifin z-h-b/hulûs okumasına dayalı kendi karşılığıdır, ancak bu bölümde sahiplenme işareti bulunmadığından talimat gereği alıntı/belirsiz sayıldı. Âyet numarası (Yusuf 80) diye yazılıdır.
Diğer kardeşlerinden ise ümitlerini Mısır’da alıkonulduğunda kesmişlerdir. … “Onun hakkında tüm ümitlerini kaybedince gizlice buluşup konuşmayı terk ettiler.” (Yusuf 80)
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOndan umutlarını kesince bir yana çekilip fısıldaştılar: Büyükleri dedi ki “Bilmiyor musunuz babamız sizden Allah adına kesin söz almıştı? Daha önce de Yusuf'a karşı aşırılıklar yapmıştınız. Ben buradan hiçbir yere ayrılmam. Babamın izni olur ya da Allah benimle ilgili bir karar verirse başka; en iyi kararı o verir.
Müellif bu âyeti, büyük kardeşin 'babanız sizden söz almıştı, siz aşırılık yapmıştınız' diyerek kendini olayın dışında tuttuğunu göstermek için kullanır. Bölüm ortasında, sahiplenme işareti olmadan verildiği ve müellifin tezine özgü bir kelime içermediği için alıntı sayılmıştır; âyet numarası metinde yazılı değildir.
Ondan umutlarını kesince bir yana çekilip fısıldaştılar: Büyükleri dedi ki “Bilmiyor musunuz babamız sizden Allah adına kesin söz almıştı? Daha önce de Yusuf’a karşı aşırılıklar yapmıştınız. Ben buradan hiçbir yere ayrılmam. Babamın izni olur ya da Allah benimle ilgili bir karar verirse başka; en iyi kararı o verir.
اذهب إلى المصدر