Müellifin kendi meali · 12
Onun nefretini yalancı bir makyajla büründüler. (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz size bir tuzağı süslü göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Vasıflandıracağınız şeye karşı yardımı umulacak sadece Allah'tır.
Ondan, iftira ile sıvanmış nefret eder haline geldiler (büründüler).
Onun nefretini yalancı bir makyajla büründüler. (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz size bir tuzağı süslü göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Vasıflandıracağınız şeye karşı yardımı umulacak sadece Allah’tır.
Ondan, iftira ile sıvanmış nefret eder haline geldiler (büründüler). (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz bir tuzağı size güzel göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Tasarladığınız şeye karşı yardımı umulacak Allah’tır.
Onun nefretini yalancı bir makyajla büründüler. (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz size bir tuzağı süslü göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Vasıflandıracağınız şeye karşı yardımı umulacak sadece Allah'tır.
O (kovulmuş ola)'ndan nefret eder hale geldiler
bana düşen güzel sonucu beklemektir
hasediniz bir tuzağı size süslü göstermiş
Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir.
hasediniz size bir tuzağı süslü göstermiş
Onun nefretini yalancı bir makyajla büründüler. (Yakup) Dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz size bir tuzağı süslü göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Vasıflandıracağınız şeye karşı yardımı umulacak sadece Allah'tır.
Bana güzel bir sabır düşer.
ترجمات مقتبسة · 1
Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah'tır.”
Diyanet Vakfı (TDV) meali
ترجمة اقتبسها/قيّمها المؤلف
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0٫90
Müellife göre 12/18'in yaygın çevirisi Tevrat'ın (Yaratılış 37/31-32) teke kanına bulanmış giysi şablonuna uydurma çabasının ürünüdür ve âyetin tahrifidir.
Kur’an da bu şablona uygun hale gelsin diye; 12/18 ayette geçen ٍكَذِب ٍبِدَم ِقَمِيصِ ه ٰعَلَى وَجَاءُوا cümleciğinden asla “onun yalancı kanla bulanmış gömleğini getirdiler” şeklinde bir anlam çıkmazken, kelimelere olmayacak manalar vererek, harfi cerleri yok sayarak ayeti göz göre göre tahrif etmişlerdir.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOnun nefretini yalancı bir makyajla büründüler. (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz size bir tuzağı süslü göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Vasıflandıracağınız şeye karşı yardımı umulacak sadece Allah'tır.
Bölüm sonunda tahlilin sonucu olarak verilen numaralı meal; müellifin tercih ettiği karşılık. Gömlek/kan yerine nefret gösterisi ve makyaj (sıvama) okuması esas alınmıştır.
(18) Onun nefretini yalancı bir makyajla büründüler. (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz size bir tuzağı süslü göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Vasıflandıracağınız şeye karşı yardımı umulacak sadece Allah’tır.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOndan, iftira ile sıvanmış nefret eder haline geldiler (büründüler).
Müellifin cümlecik için tercih ettiği bütünlüklü karşılık: ortada kanlı gömlek yoktur; kardeşler büyük abilerine karşı sahte bir nefret gösterisi sergilemişlerdir.
Bu durumda Yusuf 18 de geçen قَمِيصِ ه ٰعَلَى وَجَاءُوا ٍكَذِب ٍبِدَم cümlesi şu manaya gelmelidir. “Ondan, iftira ile sıvanmış nefret eder haline geldiler (büründüler).” Bu cümle Yusuf’un kardeşlerinin rol yaptıklarını, yalandan en büyüklerine büyük bir nefret gösterisi içine girdiklerini bildirmektedir.
اذهب إلى المصدر
Müellife göre 'câe' fiili 'alâ harf-i ceri ile geldiğinde getirmek manası veremez; ibare bir hâle/duruma gelmeyi anlatır. Kur'an'da veceû + alâ kullanımının tek diğer örneği Nûr 24/13'tür.
Bu kadar açıklamadan sonra Yusuf suresi 12/18 ayette gelen وَجَاءُوا ٰعَلَى veceu ala ibaresine hiçbir şekilde getirmek manası verilemeyeceğini söyleyebiliriz. ٰعَلَى وَجَاءُوا Veceu ala kelimesinin doğru çevirisi “…üzerine geldiler, …hale geldiler” şeklinde olmak zorundadır. Şu halde ibare zorunlu olarak bildiğimiz fiziki manada yürüyerek gelmekten değil, bir duruma, bir hâle gelmekten, bir şeye uygun olmaktan bahsetmektedir.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOnun nefretini yalancı bir makyajla büründüler. (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz size bir tuzağı süslü göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Vasıflandıracağınız şeye karşı yardımı umulacak sadece Allah’tır.
Kanlı gömlek sahnesi tamamen kaldırılmıştır: “kamîs” gömlek değil “nefret”, “bi-dem” kan değil “sıvamak/boyamak” yani “makyaj”, “enfüseküm” nefis değil “hased” (İlyas Karslı, Yeni Sözlük NFS md.), “sabrun cemîl” ise “sakin etmeksizin sonucu beklemek” manasından “güzel sonucu beklemek”tir.
(12/18) Onun nefretini513 yalancı bir makyajla514 büründüler. 515 (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz516 size bir tuzağı süslü göstermiş. … Bundan sonrası517 güzel sonucu beklemektir.518 Vasıflandıracağınız şeye karşı yardımı umulacak sadece Allah’tır.
اذهب إلى المصدر
Müellife göre 12/17-18'de kardeşler tüm suçu en büyük kardeşe atmış, ondan nefret ediyormuş rolü oynamışlardır; Ya'kūb'un ikinci kez sağlam söz almasının sebebi de tehlikenin yine bu kardeşten geleceğini bilmesidir. Meâl verilmemiş, yalnız içerik özetlenmiştir.
babalarına döndüklerinde en büyük kardeşi sorumlu tutmuş, tüm suçu onun üstüne atmış ve hatta ondan nefret ediyormuş rolüne bürünmüşlerdi. (Yusuf 17-18) Bundan dolayı babaları onlarla beraber Mısır’a gönderdiği oğlu hakkında tehlikenin yine bu kardeşten geleceğini söyleyerek Yusuf gibi onu da yalnız bırakmayacaklarına dair onlardan sağlam bir söz almıştı.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOndan, iftira ile sıvanmış nefret eder haline geldiler (büründüler). (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz bir tuzağı size güzel göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Tasarladığınız şeye karşı yardımı umulacak Allah’tır.
Müellifin kendi karşılığı: 'sahte kan bulaşmış gömlek' yerine 'iftira ile sıvanmış nefret', 'nefisleriniz sizi aldattı' yerine 'hasediniz bir tuzağı size güzel göstermiş', 'sabr-ı cemîl' yerine 'güzel sonucu beklemek'. Yaygın meâllerin hiçbirinde bulunmayan, birinci ciltte kurulmuş okuma.
Ondan, iftira ile sıvanmış nefret eder haline geldiler (büründüler). (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz bir tuzağı size güzel göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Tasarladığınız şeye karşı yardımı umulacak Allah’tır.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOnun nefretini yalancı bir makyajla büründüler. (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz size bir tuzağı süslü göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Vasıflandıracağınız şeye karşı yardımı umulacak sadece Allah'tır.
Yaygın meâllerdeki "gömleğine yalancı kan bulaştırdılar" ifadesinden ayrılır: "kamîs" nefret etmek, "dem" sıvamak/boyamak, "nefs" haset, "sabr" ise sakinleşmeksizin sonucu beklemek anlamında alınmıştır.
(12/18) Onun nefretini515 yalancı bir makyajla516 büründüler. 517 (Yakup) dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz518 size bir tuzağı süslü göstermiş. Bundan sonrası519 güzel sonucu beklemektir.520 Vasıflandıracağınız şeye karşı yardımı umulacak sadece Allah'tır.
اذهب إلى المصدر
Müellif, Râzî'nin 'Allah Yakub'u aramaktan men etti, o da susup sabretmeyi tercih etti' şeklindeki izahını dayanaksız bulur; böyle bir resul tasvirinin resullere olan inancı sarsacağını söyler.
Böyle cevap veren tefsircimize, Yakup’un öyle düşündüğünü nereden çıkardınız diye sorduğumuzda bir cevap alabileceğimizi sanmıyoruz.
اذهب إلى المصدر
Müellif, gömleğin yırtılmadan kanlanması sorununu çözmek için nakledilen Saîd b. Cübeyr ve Süddî rivayetlerini (Yakub'un 'bu kurt pek merhametliymiş' sözü vb.) aktarıp bunları masalımsı ve dayanaksız bulur.
Yusuf’un gömleğinin yukarıdaki gibi soyulduğunu anlatan tefsircilerimiz gömleğin herhangi bir parçalanma olmaksızın, kana bulanarak Yakup’a getirilmesi ile ilgili ise şunları söylemektedirler.
اذهب إلى المصدر
Müellife göre 12/18'deki iftira, kardeşlerin suçu büyük abilerine atmasıdır; üstelik bu iftirayı kendisine atmalarını söyleyen de büyük kardeştir, konu kıssanın sonlarında ayrıca işlenecektir.
Evet onlar Yusuf’u hadım etmenin ve onu kaybetmenin suçunu büyük abilerine atmışlardır. Çünkü büyük abileri Yusuf’u hadım etme fikrini vermiş ama o fiili kendisinin yapmayacağını açık açık ifade etmiştir.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفO (kovulmuş ola)'ndan nefret eder hale geldiler
Müellif 'veceû alâ kamîsihî' ibaresini açıkça sahiplenerek (bizce) 'ondan nefret eder hâle geldiler' diye karşılar; 'hî' zamirinin mercii 12/17'deki ez-zi'b'dir.
Bu durumda قَمِيصِ ه ٰعَلَى وَجَاءُوا Veceu ala kamisihi ibaresine bizce verilecek en doğru anlam “ondan nefret eder hale geldiler” manasıdır. قَمِيصِ ه Kamisihi Kelimesinin sonunda gelen “hi” zamiri ise bir önceki ayette geçen ُالذِّئْبezi’bu göstermektedir. O zaman mana “O (kovulmuş ola)’ndan nefret eder hale geldiler” şeklinde olmaktadır.
اذهب إلى المصدر
Müellif 'kezib' kelimesinin bu âyette iftira manasına geldiğini açıkça sahiplenerek belirtir (bize göre).
Tamlamanın ikinci kelimesi olan ٍكَذِب kazibin ibaresi Kur’an’da 282 defa geçmektedir. Hem söylenen sözde hem de yapılan işte gerçek olmayanı ifade etmek. İftira etmek, hata etmek, aldatmak, yalanlamak, yalanla isnat etmek, inkar etmek anlamlarına gelen bu kelime ele aldığımız ayette (Yusuf 18) bize göre iftira manasına gelmektedir.
اذهب إلى المصدر
Müellif kamîs kelimesinin Kur'an'da 6 kez ve yalnız Yusuf sûresinde geçtiğini belirtip kökün sözlük anlamlarını sıralar: devenin kızışması, tepinmek, koşmak, rol yapmak, taklit etmek, ürküp kaçmak ve bir şeyden nefret edip yüz çevirmek.
Ayette ele alacağımız ikinci kelime tüm meal ve tefsirlerde gömlek diye çevrilen قَمِيصِ هkamisihi kelimesidir. Kur’an’da 6 defa geçen kullanımların tamamı Yusuf suresindedir. قمص Kelimesi bildiğimiz gömlek demektir.
اذهب إلى المصدر
Müellif 12/17-18'i kıssanın anlaşılmasında düğüm noktası sayar; bu yüzden genel ilkesine (meal tenkidi yapmama) istisna getirir.
Zira bu iki ayette anlatılanların doğru anlaşılmaması tüm kıssanın anlaşılmamasına yol açacaktır.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفBir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah'tır.”
Bölüm başında eleştirilmek üzere aktarılan meal. Müellife göre bu iki âyetin yanlış anlaşılması tüm kıssanın anlaşılmamasına yol açmaktadır.
Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.”
اذهب إلى المصدر
Müellife göre Yakup, elinde delil bulunmadığı için oğullarının getirdiği kayıp haberi karşısında yalnızca güzel sonucu beklemekle yetinmiştir; Yusuf'un kaybında bunu ifade etmiştir.
Yapabileceği tek şey güzel sonucu beklemektir. O da her iki oğlunun kayıp haberi kendisine verildiğinde bunu ifade etmiştir (Yusuf 18 ve 83).
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفbana düşen güzel sonucu beklemektir
Müellifin 'fe-sabrun cemîl' için verdiği kendi karşılığı (yaygın 'artık bana güzelce sabretmek düşer' yerine 'güzel sonucu beklemek'). Aynı âyetin bölüm içindeki ikinci ele alınışı; burada bölümün açılış sorusunun cevabı olarak kullanılır: Yakup Yûsuf'u aramamıştır çünkü vahiyle bildirilenlerin gerçekleşmeye başladığını anlamıştır.
Yusuf kaçırıldığında Yakup’un neden onu aramayıp “bana düşen güzel sonucu beklemektir” (Yusuf 18) demesinin kendisine vahiyle bildirilen olayların gerçekleşmeye başladığını anladığından dolayı olduğu anlaşılmış olmalıdır.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفhasediniz bir tuzağı size süslü göstermiş
Müellifin kendi karşılığı ('nefisleriniz sizi aldattı' değil 'hasediniz bir tuzağı size süslü göstermiş'). Yaygın meâllerde bulunmayan, birinci ciltte kurulmuş okuma; külliyatta aynı ibare müellif meâli olarak kayıtlıdır. Bu bölümde açık sahiplenme cümlesi yoktur.
en azından Yusuf konusunda kendisine söylediklerine inanmamış, onlara “hasediniz bir tuzağı size süslü göstermiş” (Yusuf 18) diyerek de bunu belli etmiştir.
اذهب إلى المصدر
Müellif 24 meali taradığını, çoğunun 'getirdiler' dediğini; DİB'in 'getirdiler', TDV ve Ömer Nasuhi Bilmen'in 'geldiler', Edip Yüksel'in 'bulaştırdılar', Muhammed Esed'in 'çıkarıp gösterdiler' dediğini bildirir.
Diyanet işleri mealinde 18. ayetteki ceu kelimesi “getirdiler” şeklinde çevrilmişken, TDV mealinde ise aynı kelime “geldiler” şeklinde çevrilmiştir. Bu kelime TDV mealinden başka Ömer Nasuhi Bilmen mealinde de “geldiler” şeklinde çevrilmiştir. Baktığımız 24 mealin bir çoğu kelimeye “getirdiler” manası verirken Edip Yüksel meali “bulaştırdılar”, Muhammed Esed meali “çıkarıp gösterdiler” manası vermiştir.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفBundan sonrası güzel sonucu beklemektir.
Müellif 'fe-sabrun cemîl'i 'bundan sonrası güzel sonucu beklemektir' diye karşılar; 'bundan sonrası' manasını fâ harfine, 'sonucu beklemek' manasını sabr kökünün sözlük anlamına dayandırır.
Bundan sonrası anlamı ف harfinden kaynaklanmaktadır. صبر kelimesinin “sakin etmeksizin sonucu beklemek” manası için bkz. Yrd. Doç. Dr. İlyas Karslı, Yeni Sözlük, SBR md.s.1390
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفhasediniz size bir tuzağı süslü göstermiş
Müellif 'sevvelet lekum enfusuküm' ibaresindeki nefs kelimesini sözlüğe dayanarak kıskançlık/haset diye karşılar.
نفس kelimesinin “kıskançlık, haset” manaları için bkz. Yrd. Doç. Dr. İlyas Karslı, Yeni Sözlük, NFS md.s. 2032
اذهب إلى المصدر
Müellife göre 'bidemin' kelimesinin kökü d-m-v'dir ve Kur'an'da 10 kez geçer; sözlükte boyamak, boya sürmek, sıvamak; işkence etmek; soy yakınlığı gibi geniş manaları vardır. Müellif burada 'sıvamak/boyamak' manasını tercih eder.
bidamin kelimesinin kök harfleri ٍبِدَم Tamlamada geçen ve Kur’an’da bu kelime 10 defa kullanılmaktadır. Bu kelimenin oldukça .geniş manası vardır • دم الشيء به دما....................... boyamak, boya sürmek, sıvamak.
اذهب إلى المصدر
Kanlı gömlek ve kurt iddiası âyeti: Ya‘kūb yalana inanmadığı hâlde Yûsuf’u aramamıştır. Müellif, müfessirlerin bunu Ya‘kūb’un mihnetinin artırılmasıyla açıklamasını yetersiz buluyor ve meseleyi bir tefsir eleştirisine çevirmeyi gereksiz görüyor. Âyet numarası metinde verilmemiştir.
Yusuf’u kuyuya atan kardeşler babalarına yalancı kana bulanmış gömlekle gelip “Yusuf’u kurt yedi” dediklerinde Yakup onların yalanına inanmamıştı. Ama inanmamış olmasına rağmen Yusuf’u bulmak için herhangi bir çabanın içine de girmediği anlaşılmaktadır. Bu durumu fark eden müfessirlerimiz şunları demiştir. Yusuf’un kardeşlerinin yalan ve hıyanetleri ortaya çıktığına göre, Yakup buna daha niçin sabretmiştir? … Allah Teala Yakup’u, mihnetini arttırmak ve meseleyi ona daha zorlaştırmak için, Yusuf’u aramaktan onu men etmiştir.340
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفOnun nefretini yalancı bir makyajla büründüler. (Yakup) Dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz size bir tuzağı süslü göstermiş. Bundan sonrası güzel sonucu beklemektir. Vasıflandıracağınız şeye karşı yardımı umulacak sadece Allah'tır.
Müellif 'قميص'ı 'gömlek' değil 'nefret', 'بدم'ı 'kan' değil 'yalancı makyaj', 'نفس'i 'kıskançlık/haset' olarak tercih etmekte; bu tercihler geleneksel mealden radikal şekilde ayrılmaktadır.
(12/18) Onun nefretini[27] yalancı bir makyajla[28] büründüler.[29] (Yakup) Dedi ki; hayır öyle değil, hasediniz[30] size bir tuzağı süslü göstermiş. Bundan sonrası[31] güzel sonucu beklemektir.[32]
اذهب إلى المصدر
Müellife göre Yakup'un 'yaptığınız iş size süslü gösterildi' cevabı, oğullarının yalanına inanmadığını gösterir; ama geleneksel kurguda bu, hiçbir araştırma yapmayan pasif bir resul tablosu doğurmaktadır. Âyet numarası metinde verilmemiştir.
Buna rağmen hiç bir şey söylememiş, Yusuf’u son kırıntısına kadar yiyen kurdun nasıl olurda gömleği sağlam bıraktığını da sorgulamamış, Yusuf’u aramaya gitmemiş, başka herhangi bir şey sormamış sadece “yaptığınız iş size süslü gösterildi” demekle yetinerek kabuğuna kapanmıştır. Evet onların yalan söylediğini söyleyerek inanmadığını belirtmiştir ama bu durumu ortaya çıkarmak için herhangi bir çaba göstermemiştir.
اذهب إلى المصدر
ترجمة المؤلفBana güzel bir sabır düşer.
Müellif bu ifadeyi, geleneksel anlatıdaki 'oğlunu aramaya çıkmayan Ya'kûb' tasvirinin anlaşılamaz olduğunu göstermek için kullanır; ona göre Ya'kûb ihtiyar bir baba değil bir resûldür.
فَصَبْرٌ جَمِيلٌ
اذهب إلى المصدر