Tek Kaynak
📄 Makale

Yaratılış ile Alakalı Bazı Mulahazarlar

Ramazan Demir 12 dk 29.10.2020 kurantekkaynaktir.net

29 EKİM 2020 YARATILIŞ KONUSU İLE ALAKALI BAZI MULAHAZALAR Kuran'ın bir kaç ayetinde ilk yaratmanın nasıl olduğunu bizim bilebileceğimize hatta bunu rahatlıkla görebileceğimize dair ayetler vardır . Böyle de olmak zorundadır. Çünkü ilk yaratılışı bilmek sadece geçmiş haberlerin dedikodusunu yapmak için değil, AN'ı yaşayan insanın yaşadığı anda doğru tavırlar takınması için son derece gerekli bir bilgidir (Ankebut 29/19) اَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللّٰهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ اِنَّ ذهلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖ ير Mealler bu ayete şu manaları vermişlerdir; Ali Bulaç Meali “Onlar görmediler mi ki, Allah yaratmaya nasıl başlıyor, sonra onu iade ediyor? Şüphesiz, bu Allah'a göre kolaydır.” Bayraktar Bayraklı Meali”Onlar Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bunu yapmak Allah'a kolaydır.” Edip Yüksel Meali”ALLAH'ın yaratılışı nasıl başlatıp, nasıl tekrarladığını görmediler mi? Bu, elbette ALLAH için kolaydır.” Erhan Aktaş Meali”Onlar, Allah'ın yaratmayı nasıl başlattığını hiç düşünmüyorlar mı? Sonra onu tekrarlayacak. Kuşkusuz bu, Allah'a çok kolaydır.” Mustafa İslamoğlu Meali”PEKİ onlar görmediler mi ki Allah yaratmayı nasıl başlatıyor, sonra onu nasıl yeniden iade ediyor? Besbelli ki bu Allah’a çok kolaydır” Hemen hemen bütün mealler aynı manayı vermişlerdir. Ayetteki hitap özel bir gruba, antropologlara, arkeologlara, doktorlara, ürologlara, jinekologlara vs değildir. Ayetteki hitap gözü olan, baktığının ne olduğunu görecek kadar akla sahip olan herkesedir. Yani ilk yaratmanın nasıl başladığını bilmek için alleme*i cihan olmaya gerek yoktur Hadi diyelim ki ankebut 19.ayetteki hitap müminlere değil kafirleredir. Fakat hemen bir sonraki ayet bu sefer müminlere hem de bir emirle seslenmektedir (Ankebut 29/20) قُلْ سٖيرُوا فِى الَْْرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْاَةَ الْْهخِرَةَ اِنَّ اللّٰهَ عَلهى كُل شَیْء قَدٖير ٌ Bu ayet meallerde şu şekilde geçmektedir; Yaşar Nuri Öztürk Meali “De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yaratılışın nasıl başladığına bir bakın. İleride Allah öteki oluşmaya da vücut verecektir. Allah, her şeye Kadîr'dir.” Kadri Çelik Meali “De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da böylelikle O'nun yaratmaya nasıl başladığına bir bakın! Sonra Allah ahiret yurdunu da inşa edecektir. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.” Mahmut Kısa Meali “Ey Müslüman! Onlara de ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın ve Allah’ın evreni ve hayatı nasıl yoktan var ettiğini görün! Ve buradan yola çıkarak şu gerçeği anlayın: İşte bu şekilde Allah, âhirette yaşayacağınız Son Hayatı da var edecektir! Hiç kuşku yok ki, Allah’ın her şeye gücü yeter. Öyle ki:..” Mehmet Türk Meali “(Ey Muhammed!): “Yeryüzünde dolaşırken (Allah’ın her şeyi ) baştan nasıl yarattığına bir bakın. (İşte) Allah âhirette de (her şeyi aynen öyle) yaratacaktır.1 Şüphesiz Allah’ın, gücü her şeye yeter,” Muhammed Esed Meali “De ki: “Yeryüzünü dolaşı…....” İşte bu ayetler göstermektedir ki, ilk yaratılış dediğimiz olguyu anlamak için bilmem hangi yıldan kalma kemikleri inceleyecek ilim sahibi olmak gerekmemektedir Yaratılış meselesinin günümüzde olduğu gibi karışık, anlaşılmaz, hakkında sadece teoriler üretilen bir mesele haline gelmesi, her meselede olduğu gibi insan türünün Yüce Allah'ın kılavuzluğu olan Kurana küçümser gözle bakmasından dolayıdır Yukarıda paylaştığımız iki ayette iki farklı fiil kullanılmıştır Ankebut 20. فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ Ankebut 19 اَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللّٰهُ الْخَلْق ٌَ FENZUR KEYFE ve YERAV KEYFE 19.AYETTE kullanılan اَوَرَي fiili EFALU'L KULUB olabilen fiillerden biridir Efalu kulub konusunu bir çok kere anlatmıştım ama bir kere tekrar etmenin zararı olmayacaktır (ilim tekrardır). İnsan türü soyut ve somut olmak üzere iki türlü fiil geröekleştirir. Oturmak, gelmek, yemek, atmak, kırmak, düşmek, sevinmek, oynamak, ağlamak, gülmek vs vs gibi somut fiiller yaptığı gibi, anlamak, zannetmek, bilmek, sanmak, olmak, hale girmek, düşünmek, görüş sahibi olmak vs gibi soyut yani gözle görmenin imkanının olmadığı fiillerde yapar İşte gözle görülmeyen ve insanın iç dünyasında olup biten bu fiillere EFALU KULUB fiiller denir Türkçede "anlamak" fiili zaten efalu kulub olduğu ve başka bir fiilde olmadığı için bu direk olarak anlaşılabilmektedir. Fakat arapçada efalu kulup olan fiiller...BULMAK, GÖRMEK, BİLDİRMEK, EĞİTMEK, YAPMAK gibi fiillerden elde edilmektedir Mesela ayette geçen اَوَرَي fiilinin kök harfleri olan RAE kelimesi basbayağı bildiğimiz manada görmek demektir ve görmek soyut bir fiil değildir. İşte bunun gibi bu ve diğer efalu kulub olan fiillerin soyut mu yoksa somut mu manada kullanıldığı cümlenin yapısından anlaşılmaktadır. Bu fiillerin sayısı bellidir 1- Bilmek manasına gelen fiiller (يَلَاعَفَا ي َاَقلاْلا:) َْاَلَعَا .........................bil ki ىَوَد -ََللعَا .....................bildi وَأَد ..........................gördü أَ َلَأ -رَدَىَا .....................buldu رَدَىَا ي َلاَْعََْا ي َاللَعَا اعَللاعاا......İnsan ilmi faydalı buldu (gördü). ََللمَلَا أَكعَخَا ًَولامعاا . -........Kardeşinin cömert olduğunu bildim. رَا رَدَىَخَا َعَِلَاا لَنَغَاَأ ........Seni fakir bulup zenginleştirmedi mi? (Duhâ, 8) وَأَاَلَا ي َْحعَبَسَا مَللاىَفاا..........Yüzmenin faydalı olduğunu gördüm. َْاَلَعلا ي َبَاعَفَا دلاعَىياا.............Hayatı cihad bil. 2- Zan manasına gelen fiiller (يَلَاعَفَا ي نََْا:) َْبَا.............................................farzet .ََََعَا ...كعَفَا...ََىَا...نََْا...بَْلبَا .............zannetti, sandı, kendisine öyle geldi َعَ لمعاا. ََللاعاَا بَْلحَلَا ...........................Ali’yi âlim sandım َعَ لمعاا بَْلحََْسَا ..................................Onu âlim sandım ًَدعََعاا. ََىلاقَخَا. ََََمَلَا .................... Arkadaşını cesur zannettim. اعَِلمعاا. ي وَدَفَا نَاَاَلَا..........................Adamı uyuyor zannettim Örneğin son cümlede ي وَدَفَا birinci mef’ûl, اعَِلمعاا ikinci mef’ûldür ve ikisi de fetha ile mansûbtur. 3- Değiştirme Fiilleri (يَلَاعَفَا ي َْبَرلافلا Dönüşme, etme, edinme, kılma ve çevirme anlamına gelen fiillerdir. َلَْكَتَا .........................edindi وَىَا ...........................çevirdi دَاَفَا –ََاَوَا-بَرَفَا –........kıldı, bir halden bir hale çevirdi, etti, yaptı. مَوًَلىياا .ي َقَوَقَْا يلَْكَتَري ....... Kur’ân’ı mürşid edindiler. ي َمَنَملالاَْا ي َلَََْعَا دَاَفَا ........ İslâm mü’minleri kardeş yaptı *Bu fiillerden yalnız (َْاَلَعَاbil ki) ve (َْبَاfarzet) çekimsiz, emr-i hâzır Bu fiillerin anlaşılma yöntemi şudur; TuvaRamazanDemir: Eğer bu fiiller harfi cer yardımı olmadan 2 tane MEFUL (nesne) almışlarsa ve bu iki tane meful da aynı kişiye dönüyorsa, iki meful cümleden alınıp MÜPTEDA HABER haline getirilebiliyorsa bu durumda fiiller kesinlikle EFALU KULUB tur. Yani soyut manada kullanılmıştır demektir Şimdi bu kuralla fiilin geçtiği cümleye bakalım ANKEBUT 19 اَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ الل ّٰهُ الْخَلْ قَ bu cümlede YARAV kelimesi FİİL + FAİL, geri kalan cümle olduğu gibi müfred hükmünde mefuldür. Fakat meful olan cümlede 1 değil 2 değil 4 tane meful olan kelimeler vardır bu mefulleri alsak ve onlardan müpteda haber olacak bir cümle yapmaya kalışsak çok rahat bir şekilde ALLAHU KEYFE YÜBDİUL HALKA şeklinde müstakil bir cümle elde etmek mümkündür. O halde kelime bu ayette somut manada GÖRMEK anlamında değil, soyut manada ANLAMAK anlamındadır Buna göre اََوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ الل ّٰهُ الْخَلْقَ bu cümlenin manası meallerde olduğu gibi GÖRMEDİLER Mİ ALLAH YARATMAYI NASIL BAŞLATIYOR değil...ALLAHIN YARATMAYI NASIL BAŞLATIYOR OLDUĞUNU HALA ANLAMADILAR MI? şeklinde olmak zorundadır Bunun yanında ayette geçen اَحَىلبَا kelimesi İFAL babından bir kelimedir...İfal babı her şeyden önce eğer kelimeler "mücerred sulasi (ek almamış yalın fiil) köklerinde geçişsiz manalara sahiplerse onları geçişli hale getirirler yok eğer yalın halinde zaten geçişli iseler bu sefer geçişliliğini artırırlar

Sulasi mücerred (yalın halinde) zaten "başlamak" olan bir kelime "ifal" babına taşınırsa ona yalın halinde olduğu gibi başlamak değil BAŞLATMAK anlamı verilmek zorundadır. Çünkü başlamak anlamı geçişsiz bir anlamdır...

Şu halde ayetin ilk cümlesine ALLAHIN YARATILIŞI NASIL "BAŞLATTIĞINI" HALA ANLAMADILAR MI? anlamı verilmesi gerekmektedir Yaratılışı başlattı....varlık içinde "yaratılış" diyebileceğimiz herhangi bir varlık türü yoktur ki ona başlattırılsın? Yaratılış isim değil mastardır. Yani bir fiilin mastarıdır Kelime ayette ي َكَلََْا şeklinde EL takısı ile geçmektedir. EL takısının ne olduğu, kelimelere hangi özellikleri kazandırdığı ile ilgili derslerimizde uzun açıklamalar yapmıştık. EL HALK kelimesi sulasi mücerred fiilin (yalın fiilin) mastarıdır. O halde bu kelimenin sulasi mücerred mazi köküne bakılmak gerekmektedir

İşte bu durumda ayetin tam anlamı ""ALLAH'IN YOKTAN VAR ETMEYİ İLK DEFA NASIL BAŞLATTIRDIĞINI HALA ANLAMADILAR MI?" şeklinde olmak durumundadır Bu anlam "KENDİSİ BAŞLAMADI MI? KİME BAŞLATTIRDI? şeklinde bir soruyu beraberinde getirmektedir. Başlattırdı demek zorundayız çünkü kelime ayette YUBDEU şeklinde İFAL babında gelmektedir. (yanlışım varsa Arapça bilenler müdahale etsin lütfen) Bu soruların cevabı elbette ki ilk önce ayetin bağlamından yani siyak ve sibakından anlaşılacaktır? Mesela YARATMA derken bu varlıkların tamamını mı kapsamaktadır. Mesela meleklerin, cebrailin, mikailin yaratılması da buna dahil midir?. Ayetlerin öncesine ve sonrasına baktığımızda konunun sadece İNSAN türü ile alakalı olduğu rahatlıkla görülecektir. hemen bu ayetten sonra gelen ayette de açıkça SİRU FİL ARD dendiği için EL HALK kelimesinin kast ettiği anlam bununla sınırlı olmak zorundadır Aslında kendi oluşumumuza baktığımızda YARATILMAMIZIN Allah tarafından değil, annemiz tarafından başlatıldığı rahatlıkla anlaşılacaktır. Bir kadın her ay mütemadiyen kendi bünyesinde bulunan yumurtayı serbest bırakır. bunun için dış bir müdahaleye gerek yoktur. Hatta bu sadece insanlarda değil, varlıkların tamamında böyledir. Annelerin her ay yumurta bırakmaları kendi

vücutlarında olup bietn bir şey olsa da bu mekanizmayı işletmek veya durdurmak onların elinde olan bir şey değildir. Yani isteseler de istemeseler de bu sistem onlara İŞ-LET-Tİ-RİL-MEK-TEDİR İşte BAŞLATTIRMAK (kanaatimce) bu olmalıdır Günümüz dünyasında biz bir anneden doğduğumuz için bu durumu otomatiğe bağlanmış kendi kendine işleyen bir sistem zannetmekteyiz Aklı selim olarak düşündüğümüzde annelerimizde olan şey aslında yoktan var etmenin ta kendisidir., hiç kimse istediği zaman, istediği çocuğu, istediği biçimde var edememektedir. YÜCE ALLAH İSTEDİĞİNİ VAR ETTİRMEKTEDİR İşte tek başına bu bile İLK YARATMANIN ne olduğunu anlamaya yeterlidir, nasıl ki bugün insanlar bir annede yaratılıyorsa İLK YARATMADA TIPKISININ AYNISIDIR. Burda soru; İLK ANNE/LER NERDEN GELDİ? NASIL OLDULAR? NASIL YARATILDILAR? şeklindedir Bu da ayrı bir çalışmanın konusudur ...................................... Aslında yazılanları şöyle bitirmiştim; Burda soru; İLK ANNE /LER NERDEN GELDİ? NASIL OLDULAR? NASIL YARATILDILAR? şeklindedir Bu da ayrı bir çalışmanın konusudur...vesselam. Ne ki anlattıklarımızla, anlattıktan sonra konuşulanlar arasında bir bağ olmadığı da gayet açık. ....................................... Orada ilk yaratılmanın her insan tarafından anlaşılacak bir konu olduğunun altı çizilmeye çalışıldı. Yani yaratılış konusu gündemde olduğu gibi karışık, anlaşılmaz, bilinemez ve sadece antropologların bilebileceği bir konu değildir denmek istendi Ayetin kelime tahlilleri yapıldı ve ALLAHIN YARATMAYI NASIL BAŞLATTIĞINI HALA ANLAMADILAR MI? şeklinde bir anlama ulaşıldı Bu anlamdan "demek ki bu konu anlaşılamayacak kadar kapalı ve karmaşık bir konu değilmiş" sonucuna ulaşıldı. Bunu anlamak içinde ilk önce insanın şu an yani ilk defa olmayan yaratılışının nasıl olduğu üzerinde duruldu ve yukarıdaki sorularla konu bitirildi Tuhaf olan şu ki (İnsan 76/2) اِنَّا خَلَقْنَا الِْْنْسَانَ مِنْ نُطْفَة اَمْشَاج نَبْتَلٖيهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمٖيعًا بَصٖيرًا “Doğrusu, biz insanı karışım olan bir spermden yarattık. Halden hale geçiririz onu. Sonunda onu işitici, görücü yaptık.” Yaşar N.Öztürk meali

Bu ayetlere rağmen hala maymun muhabbetlerinin yapılıyor olması.... Bakın bu ayetteki EL İNSAN kelimesi tür ismidir ve bu ismin kapsamına sadece günümüz insanı değil, insan türünün tamamı girer, değilse kelime tekildir ve marifedir, O İNSAN demektir. Vakıa 56/62) وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الُْْولهى فَلَوْلَْ تَذَكَّرُونَ Ali Bulaç Meali “Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?” Ali Fikri Yavuz Meali “Her halde (bu dünya hayatında topraktan sonra nutfeden) ilk yaratılışınızı bildiniz. O halde (kıyamette sizi ikinci defa diriltmeğe kadir olduğumuzu) düşünseniz ya!...” Bahaeddin Sağlam Meali “Andolsun! Siz ilk yaradılışı bildiniz. Artık düşünüp idrak etmeniz gerekmez mi?” Bayraktar Bayraklı Meali 60,61,62. “Aranızda ölümü takdir eden biziz. Biz, sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var etmek konusunda önüne geçilebileceklerden değiliz. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz; düşünüp bundan ders almanız gerekmez mi?” Besim Atalay Meali “Önceden olan yaratılışı, pek iyi bilirsiniz, düşünmüyor musunuz?” Bu ayete SV vakfı şöyle bir meal vermiş, Süleymaniye Vakfı Meali; “Şimdiki yapınızı iyi biliyorsunuz. Keşke elinizdeki bilgileri kullanıp da aklınızı başınıza alsanız?” ayette geçen وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الُْْولهى bu cümle hem de tekid edatıyla gelmekte, EN NEŞETİL ULA....HEM DE KELİMELER MARİFE Bu ayetler dururken yaratılış konusunda tahminlerde bulunmak değil, kelimelerin peşine takılıp onların götürdüğü yere gitmek gerekmektedir Bu ayetler ilk yaratmayla ilgili tüm soruların cevaplanmış olduğu anlamına gelmektedir Sorular cevaplanmışsa akıl yürütmeden önce akılla o cevapları bulmak gerekmektedir Mealden dahi okunsa o ayetlerden çıkması gereken sorular yukarıda konuşulanlar değil bambaşka sorulardır (Ankebut 29/19) اَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللّٰهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ اِنَّ ذهلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖ ير “Görmüyorlar mı, Allah yaratmayı nasıl başlatıyor; sonra nasıl tekrarlıyor? Bunu yapmak Allah için kolaydır.”

(Ankebut 29/20) قُلْ سٖيرُوا فِى الَْْرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْاَةَ الْْهخِرَةَ اِنَّ اللّٰهَ عَلهى كُل شَیْء قَدٖير De ki “Yeryüzünde gezin de Allah’ın yaratmayı nasıl başlattığına bir bakın.” İlerisinde Allah, o son yapılanmayı da yapacaktır). Allah her şeye bir ölçü koyar.” SV MEALİ YERYÜZÜNDE GEZİN DE ALLAHIN YARATMAYI NASIL BAŞLATTIĞINA BAKIN ! Yeryüzünde gezmeyle ilk yaratmayı anlama arasında nasıl bir bağ vardır?...hakikaten ilk yaratma yeryüzünde gezmeyle anlaşılabilecek bir şey midir?...Bir önceki ayette EVELEM YERAV deniyor, muhatap alınan bu kitle yeryüzünü gezmiş ama ilk yaratmayı anlamamış kitle mi?..yoksa onların gezmesine gerek yok mu?...onlar gezmeden ilk yaratmayı anlayabiliyorsa bir sonraki ayette neden FE SİRU FİL ARD şeklinde emir verilir? Bu SİRU emrine araştırma yapmak dahil midir, yoksa sadece gözlem yeterli midir?..eğer araştırma dahilse bu emir sadece araştırma yapma imkanına sahip olanlar için midir? Allah bir konuda emir verdiği zaman bir müminin yapması gereken işittik ve itaat ettik demektir...20.ayette FESİRU denilerek emirveriliyor ve ayette imkanı olanlar yeryüzünü gezsin denmiyor...bu emri duyan her müminin hemen bavulu toplayıp emri yerine getirmesi gerekmektedir? yoksa bu emrin muhatapları biz değil miyiz? Yeryüzünün ne kadarını gezsek bu emrin gereğini yerine getirmiş oluruz? Yoksa oradaki emir (haşa) "laf olsun torba dolsun" cinsinden bizi ilgilendirmeyen bir emir midir? Neden hiç kimse bu emri umursamaz? Mesela bu emri alan ALLAH RESULÜ MUHAMMED devesine atlayıp yeryüzünü gezmeye başlamış mıdır? Gezmeye başlamamışsa (haşa) Allah resulü bu emri umursamamakta mıdır? Bu ve daha sorabileceğim onlarca soru sözü anlamayla alakalı sorulardır. (Rum 30/20) وَمِنْ اهيَاتِهٖ اَنْ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَاب ثُمَّ اِذَا اَنْتُمْ بَشَر تَنْتَشِرُونَ “Sizi topraktan yaratmış olması Allah’ın ayetlerindendir. Sonra bir de bakarsınız ki siz bir insansınız, dolaşıyorsunuz.”

Fâtır/11 وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَاب ثُمَّ مِنْ نُطْفَة ثُمَّ جَعَلَكُمْ اَزْوَاجًا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ اُنْثهى وَلَْ تَضَعُ اِلَّْ بِعِلْمِهٖ وَمَا يُعَمَّرُ مِنْ مُعَمَّر وَلَْ يُنْقَصُ مِنْ عُمُرِهٖ اِلَّْ فٖى كِتَاب اِنَّ ذهلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖير “Allah sizi (önce) topraktan, sonra meniden yarattı. Sonra sizi çiftler (erkek-dişi) kıldı. O'nun bilgisi olmadan hiç bir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Şüphesiz bunlar, Allah'a kolaydır.” Enbiyâ/30 اَوَلَمْ يَرَ الَّذٖينَ كَفَرُوا اَنَّ السَّمهوَاتِ وَالَْْرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَیْء حَی اَفَلَ يُؤْمِنُونَ “İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?” (Hicr 15/26) وَلَقَدْ خَلَقْنَا الِْنْسَانَ مِنْ صَلْصَال مِنْ حَمَا مَسْنُون “Biz o insanı[*] kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan yarattık.” En’âm/2 هُوَ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ طٖين ثُمَّ قَضهى اَجَلً وَاَجَل مُسَمًٰى عِنْدَهُ ثُمَّ اَنْتُمْ تَمْتَرُ ونَ “Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O'dur. Bir de O'nun katında muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır. Siz hâla şüphe ediyorsunuz.” Neyden yaratıldık? SU, ÇAMUR, YILLANIP KOKUŞMUŞ KARA BALÇIK, TOPRAK, NUTFETUN EMŞACUN, FAHHAR, ACUL, HALUA, LAZİB, ALAK Yoksa bir de burda söylenmeyen MAYMUN da mı var, veya erkek mi, veya nefsun vahidetun mü? Tüm bu karmaşa içinde "evrim teorisi" tabiki daha derli toplu duruyor, değil mi? Tabi ya, ne güzel bir sürü homo iskeleti de bulunmuş, dünya kadar duvar resmi de var...üstelik arkasına konulacak binlerce bilimsel(!) makale de var...İlk başlangıçta biraz maymunumsu olmayı içimize sindireceğiz ama kokuşmuş kara balçıktan tabi ki daha iyidir.

Orijinal belgeyi (PDF) burada görüntüle