Kuran’ın Temel İlkesi ve 65/Tahrim Genel Bakış
01 EKİM DERS NOTLARI Ramazan- KUR'AN'DAKİ bir çok ayet bir yandan başkalarına eleştiri getirirken diğer yandan bir sözün nasıl olması gerektiğinin de ölçüsünü koyar. Söze ölçü koyan bir kitabın kendi sözlerinin de koyduğu ölçüye uyması gerekmektedir. mesela; (Al-i İmran 3/94) َِنَمَف ىِرََْفا ىَلَع ِهفَف ى رََََِْف نَمرف َِدرعَف َف َلَف َِكِئٰٓ ف۬وَلَف ُِمِف ى نوك َنِئمَف Tevrat’ı okuduktan sonra kendi yalanını Allah'a mal edenler yanlış yapanlardır./SV meali Bu ve benzeri ayetler sadece bir yalanı Allah'a atfetmenin kötülüğünden değil, YALAN ATFETMENİN kötülüğünden bahseder.Ayette hem İFTİRA hem de KEZB kelimesi geçmektedir.Kur'an'ın söylemediği bir sözü, ya da Kur'an'ın işaret etmediği bir olayı Allah'a yani Kur'an'a atfetmek yalanı Allah'a atfetmektir.Peki, doğru olaylar, doğru sözler Allah'a atfedilir mi? yani Kur'an'ın kınadığı sadece yalan sözleri Allah'a atfetmek midir? İsterse doğru söz olsun, Kur'an'ın söylemediği bir şeyi Kur'an'a atfetmek, YALANI KURANA ATFETMEKTİR. Kınanan şey sadece yalan sözün Allah'a atfedilmesi değil, doğru söz de olsa herhangi bir asla dayanmadan Allah'a atfedilen her olay ve söz YALANI ALLAHA MAL ETMEK DEMEKTİR. Mesela, Allah bildirmediği halde Kur'an ayetlerinin arkasına sayfalar dolusu nüzul sebepleri eklemek de yalanı Allah'a isnad etmektir Tahrim suresi örneğinde olduğu gibi, velev ki ayetteki noktalar ve harekeler ASIM B. BEHDELENİN takdir ettiği gibi olsa dahi, yalan mı doğru mu olduğu belli olmayan rivayetleri ayetin arkasına yamayıp, ayetin metni içerisine o rivayetlerden isimleri sokuşturmak da yalanı Allah'a yamamaktır, öyle bir olay gerçek dahi olsa bu böyledir. Hangi ayetin hangi sebeple gönderildiğini söyleyecek yegane kaynak yine Kur'an'dır... Herhangi bir ayet için Kur'an dışından olayları getirerek "bu ayet bu olay üzerine inmiştir" demek (haşa) Allah'ın niyetini okumaktır. YALAN, sadece yanlış bir sözü ya da olayı birine atfetmek demek değildir. Bir kişinin söylemediği bir sözü o söylemiş gibi ona atfetmek de yalandır. Sözün içeriğinin hiç önemi yoktur.mesela, Birine demediği halde FALAN ALLAH'TAN BAŞKA İLAH YOKTUR dedi demek de yalandır.Yalanlar asılsız sözler üzerinden değil tam tersi ASLI olan sözler üzerinden söylenir. (Münafikun 63/1) ىَََى ََ۬كءَلَف ى رنِقَكَِنِئمَف اَك ِئى قَدرهَعِف ىَقولَف ََُِْئرِف ِهفَلف ئَِهفِف َُدرلَمِف ىَقولَف ََُِْئ ََِِف ئَِهفِف َُدرهَعِف ىَموف ى رنِقَكَِنُُمَف ََِكََِِئمََف Münafıklar (iki yüzlüler) sana geldiklerinde derler ki "Biz şahidiz; gerçekten sen Allah'ın elçisisin." Allah, elbette senin kendisinin elçisi olduğunu biliyor ama Allah şahit, münafıklar kesinlikle yalancıdırlar. Allah resulüne sen Allah resulüsün diyen münafıklar yalan söylemişlerdir. Çünkü kalplerinde aslı olmayan bu sözü, pisliklerini kapamak için alet etmişlerdir. Yalan söyleyenler her zaman için kendilerine doğruları kalkan yaparlar. Kur'an varlığın en gerçek kitabıdır. Bu gerçek kitabı kendilerine kalkan yapan müfessir ve meal yazarları Kur'an'ın söylemediği yüzlerce olayı Kur'an'a mal etmişlerdir. işte bu da yalanı Kur'an'a yamamanın ta kendisidir. Emre Okur: Günaydın abim. Tevillerin hepsini bu katagoride almalımıyız o zaman? Allahın açıkça söylediklerinden açıkça söylemediğine ulaşıyor nihayetinde yada en azından bu iddiada oluyorlar. Ramazan- Bir sözün yalan yada gerçek olması, sözün İSNAD edilen kişinin bizzat kendisinin onaylaması ya da evet ben bu sözü söyledim, bu olayı anlattım ya da evet ben bu sözü o olay üzerine söyledim ya da söylemedim demesine bağlıdır Mesela, Tahrim suresinde "EY NEBİ NİÇİN ALLAHIN SANA HELAL KILDIĞINI HARAM EDİYORSUN" dediği far ediliyor...Diyelim ki noktalam ve harekeleme elde edilen bu anlam doğrudur. Kalkıp bu söz falan olay üzerine söylendi, filan resule ve o resulün falan eşlerine söylendi demek yalanın dik alasıdır. Bu sözün o olaya isnadının yalan olmaması için Yüce Allah'ın "evet ben bu sözleri o rivayette anlatılan olaylara binaen söyledim" demesi gerekmektedir. Te'vil kelimesi aslında iyi anlamda bir kelimedir. Bir sözü ya da olayı, o sözü ve olayı meydana getiren yada meydana gelmesine sebep olan İLK KAYNAĞA, İLK SEBEBE döndermektir müfessir ve meal yazarlarının rivayetler üzerinden bir söze bağlam tayininde bulunmaları ve bu yaptıklarına da TEVİL demeleri aslında tevil kelimesine yalan atfetmektir. Orada bulunmayan bir kişi "o oradaydı" demek, söylemediği halde "o söyledi demek", kendisi belirtmediği halde söylediği bir sözü "o bundan dolayı söyledi" demek YALANI MAL ETMEKTİR İsterse oradaydı denilen yer kabe olsun...mesela, biri kalkıp "filan kişiyi kabede huşu içinde namaz kılarken gördüm" dese ve gördüğünü iddia ettiği kişi kabede olmamış olsa BU YALANDIR. SEBT (şabat) ayetlerinin arkasına uydurmaları koyup "bu ayetler bu olay üzerine indi" demek YALANI ALLAH'A MAL ETMEKTİR. Niyazi- Tahrim süresi mealiniz çok güzel ama Yakup nebiye mal etmeniz ayettin devamına uymuyor sanki çünkü Nuh'un karısından luttun karısından ve firavunun karisindan bahsediyor eğer kiraateki metinse Ramazan- aziz, kardeşim akşam devasa bir çalışmanın sadece çok küçük bir kısmından bahsettik...ve o olayı bahse konu etmemizin sebebi, tahirm suresini anlatmak değil, Kur'an'a nokta ve hareke koyanların bunu yaparken nasıl tamiri mümkün olmayan çelişkiler ortaya çıakrdığını göstermek içindi. Yani sadece bir örnekti, kaldı ki bu haliyle bile devamı bizim söylediğimiz yakupa tam tamına uymaktadır. Kuranda anlatılan Yakup ve Yusuf kıssalarından Yakubun birden fazla eşinin olduğu anlaşılmaktadır. O sadece zaten söylemesi gereken bir sözü zamanından önce söylemiştir ama eşleri zamanından önce söylenen bu sözü, sırf kendi evlatları için kötüye hem de yakup ve yusuf aleyhine kullanmışlardır. ve yusufun hadım edilmesinin arka planında işte bu vardır Niyazi- Surasini kafam almadı ramazan abi zorlasamda olmuyor olmuş birine neden ey Nebi diye hitap etsin bir türlü bakıyorum ayetlere düşünüyorum düşünüyorum ama kafam almıyor sorun bendemi anlamadim Ramazan- Kur'an, parçalanamaz bir bütündür ve Muhammed parçalanamaz bu bütünün sadece bir kısmıdır...Kur'an'daki hitapların hepsini Muhammede atfetmek, Kur'an'ı parçalamaktır...Ayette EY NEBİ diyen Allah EY MUHAMMED demesini bilemez miydi? Kur'an'daki isim belirtilmemiş hitapların kime yapıldığı devamında gelen tanıtıcı sözlerden anlaşılır Niyazi-Gramer bilgim yok ama şöyle bir algim var tabiki bu benim zannim birine hitap edildiğinde orda olması gerekmezmi yoksa benim zannim yanlis mi abi Ramazan- mesela, bakın ben size hitap ediyorum ama ne adınızı söyledim ne de başka bir şey...ama bu hitabın size olduğu benim sözlerimin sizin sözlerinize atfen olmasından rahatlıkla anlaşılmaktadır. Yoksa bu grupta epey insan var ama hiç kimse bu söylediklerimi üzerine alınmıyor. Aziz kardeşim, o hitap muhammed zamanından yakup zamanına bir hitap değil. Yani Allah ölmüş olan Yakuba "ey nebi" demiyor....yakup yaşarken EY NEBİ diyor.: Burda sizi yanıltan şey Kur'an'da geçen her "sen VEYA ey" ifadelerini "kafadan muhammade" bağlamaktır, mesela, İNNE ATAYNA KE'L KEVSER diyor Niyazi- O zaman kuran Yakup zamaninda a vardı diyorsunuz, bu o anlama gelir sanirim Ramazan- KUR'AN DAHA İNSAN YARATILMADAN VARDI Kur'an Yüce Allah'ın varlığı yönetme ilkeleridir. Yüce Allah önce varlığı yaratıp sonra ilke koymadı Niyazi-Peki abi Tevrat ta, İncil de, Zebur da Kur’an’dı diyebilir miyiz?? Ramazan- DİYEBİLİR – MİYİZ? diyerek ürkek davranmana gerek yok, ALLAH RESULLERİNE SADECE BU KURAN VERİLDİ de hiç korkmadan. aziz kardeşim RAHMAN suresinin ilk 4 ayetini herhangi bir mealden okur musun? Niyazi- Evet abi orda apaacik KURAN yaziyor Ramazan- RAHMAN, KURANI ÖĞRETTİ, İNSANI YARATTI, İNSANA BEYANI ÖĞRETTİ bu ayetler insan yaratılmadan Kur'an'ın öğretilmesinden bahsetmiyor mu? sıralamaya dikkat et,,,KURANI ÖĞRETTİ İNSANI YARATTI Niyazi-Evet abi anladım Allah razı olsun biraz daha çaba harcamam lazim Ramazan- KONUMUZA dönecek olursak, belağat alimleri bir sözün BELİĞ ve FASİH olma kurallarını belirlemişlerdir. Onların getirdiği bu tanımlamalar üzerinden Kur'an'ın BELİĞ ve FASİH oluşuna ölçüler getirmek Kur'an üzerinde başkalarının belirleyici olduğunu da kabul etmek anlamına gelecektir. Peki, biz sadece Kur'an'dan, Kur'an'ın sözlerine tanım bulabilir miyiz?, elbette bulabiliriz Yukarıya aldığım ve daha almadığım onlarca ayette Yüce Allah' asılsız sözleri ve olayları atfetmenin kınanmasından bahsetmektedir. Eğer Kur'an bunları kınıyorsa o halde herkesten ve her şeyden önce "bizzat Kur'an'ın kendisinin o kınadığını yapmaması gerekmektedir". Yani eğer Kur'an birilerine yapmadığı olayları veya söylemediği sözleri atfediyorsa bu da yalan olur. Mesela, Kuran Nur suresinde zina yapanlar için o suçun işlendiğine dair ispat yöntemi yani şahit yöntemini getiriyor...o halde kendisi de iddialarını ispat etmek zorundadır Mesela, Bakara suresinde israil oğullarının hem de musa zamanından önce NEBİLERİ ÖLDÜRDÜĞÜNÜ söylüyor...Bu birine bir suç isnat etmektir. Eğer Kur'an bu iddiasını ispatlamaz ise birilerine iftira atıyor konumuna düşecektir...Elimizdeki meallere baktığımızda hatta tefsirlere baktığımızda israil oğullarının nebileri öldürdüğüne dair tek bir tane bile ispat bulamazsınız. O halde Kuran yalan mı söylüyor? ya da Kur'an bir çok yerde şöyle söylüyor (Müminun 23/3) ئَى وَُُمَف ُِمرف ىَمَف ى لوغرئَف نِدرَْضِئمَُف /Boş şeylerden[*] kaçınırlar. / SV meali (NOT: bu meal LAĞV kelimesini "boş şeyler" olarak çevirmiş, oysa kelime boş şeyler değil, boş sözler anlamındadır Boş sözden kaçınmak övülüyorsa, herkesten ve herşeyden önce bizzat Kuranın içinde boş ve anlamsız söz olmaması lazım (Furkan 25/72) ئَى وَُُمَف اَف َُدرهَعِئمَف ى رئَُْف ئَىَََى نَْرئى َِك لوغرئَف نَْرئى ََِْىنِك Rahmanın kulları, yalana şahitlik etmezler, boş sözlerin olduğu yerlerden hiç oralı olamadan geçerler, Boş sözlere aldırmamak gerektiği söyleniyor O halde herkesten ve herşeyden önce bizzat Kur'an'ın boş sözlere aldırış etmemesi gerekmektedir. Çünkü boş söze aldırış edilirse o boş söz değerli hale gelir (Mümin 40/36) ئَاَكرَف َِْرىَئرمِف َُك َُكنَكمِف ىِرمَف ُل اَْررِك َدَلهُ۬ل ىَِرلِبِف ىارَُرَِكَُْف Firavun: "Ey Haman! Bana yüksekçe bir kule yap; belki o yollara ulaşırım. (Mümin 40/37) ىَُرَِكَْف ى ُونفئَىسَف َِكَلولَاَف ىَ ف۬ع ىَ فََف نِئُفع ئَىَقهُل اََنِقرَِف َِكََِِكَف ئَََِف َلَف ُُِفمَف َنَْرىَئرمَف ُِ۬ئءِف ىَنَلََُف ئَاِعوف ىَمَف ى ُوُُِرََف ئَنَك َُِرعِف َِْرىَئرمَف ىَاوف ُِل َََِكْبٰٓف Göklerin yollarına ulaşır da Musa'nın ilahını (tanrısını) görürüm. Ben onun, gerçekten yalancı olduğunu düşünüyorum" dedi. Bu kötü tavrı, Firavun’a güzel göründü ve asıl yoldan engellendi. Firavun'un oyunu elbette boşa çıkacaktı. PEKİ, FİRAVUNUN BU SÖYLEMİ BOŞ SÖZ DEĞİL MİDİR? Kule yaparak Allah'a ulaşacağını söylemek sadece boş söz değil aynı zamanda zır deli saçması bir sözdür. O halde bize boş söze aldırış etmeyin diyen Kuran nasıl olurda DELİ SAÇMASI BİR SÖZE ALDIRIŞ EDER. Bunlar ve bunlar gibi yüzlerce ayeti sözü "mefhumu muhalifine" döndererek okuyabiliriz. bu tür bir okuma Kur'an'da kullanılan dilin hem fesahat ve belağat açısından ne seviyede olduğunu görmemizi sağlar, hem de Kurandaki söz seviyesini tespit etmemizi sağlar... Kur'an'ın FESAHAT ve BELAĞATINI tespit etmek için her fırsatta gramer ilkelerini yerle bir eden ulemaya asla ihtiyaç yoktur. Onların tanımlamaları üzerinden Kurana çerçeve belirlemek asla doğru değildir. sözü mefhumu muhalifinden okumak aynı zamanda Kur'an'ı noktalayan ve harekeleyenlerin ortaya çıkardığı iştikak tercihlerini yaparken Kurana hangi düzeyden baktıklarını görmemizi de sağlar bana bir kule yap musanın ilahına ulaşırım, sözü sözlerin en düşüğüdür. böyle bir sözü söyleyebilmek elbette ki saçmalıktır ama böyle bir saçmalığın Yüce Allah tarafından Kurana almaya değer kötü bir örnek olarak görmesi, o saçmalıktan daha büyük bir faciadır Mekkeli putperestler bile Yüce Allah'ın kuşatılamaz, merdivenle yada asansörle onun yanına çıkılamaz olduğunu bilirlerken, Yüce Allah'ın firavunun bu deli saçması sözünü Kurana alması tuhaf ve açıklanması mümkün olmayan bir durumdur. Bu tıpkı bugün türkiye sokaklarında "ben hepinizin lideriyim" diyen bir deliyi dikkate değer görmek gibidir Sema Firengiz-Ramazan kardeşim, hayırlı sabahlar..Bir konu tekrar aklıma takıldı Rabbim Kur'an'ı öğretti insanı yarattı derken insan yaratılmadan Kur'an'ın kime öğretti meleklere mi öğretti burayı açıklar mısınız lütfen? Ramazan-Kuranı öğretecek olanlara (melei ala). ...... Niyazi- Meryem Ayet:56/Kitap’ta İdris’i de an. O, çok sadık bir nebiydi. Meryem Ayet:41/Kitap’ta İbrahim’i de an. O, sadık* bir nebiydi. Meryem Ayet:51/Kitap’ta Musa’yı da an. O, muhles* bir rasul, bir nebiydi. Meryem Ayet:54/Kitap’ta İsmail’i de an. O, sadık* bir rasul, bir nebiydi. Şu ayetlere baktığımda tahrim süresinde Yakup Nebi ile ilgili olması mümkün değil, birde eğer Tevrat Zebur ve İncil kuran tıpatıp aynıysa bu metinlerin kitapta olmaması gerekirdi? Evet verdiğiniz meal gayet doğru ama yukarda yazdıklarım mümkün degil? Ramazan- aziz kardeşim, bahsettiğin ayetlerle tahrim suresinin ilk ayetlerini bağ kurarak oarada bahsi konu olan nebinin yakup olamayacağını söylemişsin...Doğrusu verdiğin ayetlerle tahrim suresinin ilk ayetine nasıl bir bağ kurarak bu sonuca vardın ben anlamadım... Lütfen o ayetlerden nasıl öyle bir sonuca vardır bize de açıklar mısın? ve en sonda da şöyle bir cümle kurmuşsun """birde eğer Tevrat Zebur ve İncil kuran tıpatıp aynıysa bu metinlerin kitapta olmaması gerekirdi"".....bunu da anlamadım?...ne demek istediğini açıkça anlatır mısın? Niyazi- Tevrat Zebur İncil deki hitapta bu şekilde olması gerekiyor ki yaşayan nebiye hitap ettiğini anlayalım buradan yola çıkarak verdiğim ayetlerde ise onları bu kitapta an diyor nasıl olurda hem onlar zamanında olan metin böyle bir metin barindirabilir Ramazan- "KİTAPTA AN" emrinde bir tuhaflık görmüyor musunuz? bu kitapta kimin anılıp anılmayacağına Allah resulü MUHAMMED mi karar veriyor? SİZCE, Allah resulü Muhammed "kendisine verilen kitapta an" emrini yerine getirmek için ne yapmalı? Herhalde bu emrin laf olsun diye verildiğini düşünmüyorsunuzdur? Mehmet Koçan: sanırım arkadaş isa nın kıssasının da musa ya verilende, musa nın kıssasının da ibrahime verilende olduğunun iddia edildiği gibi bir düşünceye kapıldı kuran hep vardı söyleminden Ramazan- ama bunu onlarca kere açıkladık....öyleyse, "kitapta an" emrini nasıl yerine getirmesi gerek? Niyazi-: Dün muhhammed resulden önce kuran sahifelernin karbon testi sonucu ortaya çıktığı söylenince biz böyle iman ediyoruz yani Kur'an'ın metni aynı kelime ve harflerle aynı metinle gelmiş olarak algiladim Ramazan- aziz kardeşim, hatırlamıyorum ama çok kısa bir zaman önce (bu sabah veya dün) Rahman suresinin ilk 4 ayetini vermiş ve oradaki ALLAMEL KURAN ifadesine dikkat çekmiştim. Erkan abiyle yaptığımız derslerde de resullere verilenlerin bir sonraki resule nasıl aktarıldığını da SÜRÜCÜ KURSU örneği üzerinden anlatmaya çalışmıştım. ...... Kemal Gürger-Tahrim suresi ilk ayette eşler ağır bir dilde eleştirilmiş ve onların nezdinde tüm mümin ve müminelere 10. ayetten itibaren 2 kötü 2 iyi örnek şahsiyet verilmiştir. Bunlar Nuh ve Lut'un karısı Firavun'un hanımı ve Hz. Meryem. İlk ayetteki yaşananın tarihsel olarak bu sayılanlardan sonra yaşanması gerekmez mi? Ki ibretlik bir örnekliği olsun. MehmetKoçan: hüseyin hocam, 6. ayetten itibaren anladığım kadarıyla kıssa da ana muhataplar da değişiyor yanlış anlamıyorsam. o kısma kadar bir nebi( şu an için kim olduğu önemli değil diyelim) ve bir olay anlatılıyor. 6. ayette ya eyyuhllezine amenü ile konu ve muhataplar değişiyor gibi görünüyor. Kemal Gürger: Tahrim 9. ayette aynı şekilde hitap ettiğinden zaten kısa bir sure olan tahrim suresinden ilk ayetten son ayete kadar konunun değişmeden bir bütün olduğu kanaatindeyim. MehmetKoçan: tmamaıyla ilgili çalışmanın yayınlanmasını bekliyelim bakalım , kafamızda ki soru işarteleri cevap buluyor mu ama her halukarda şu bir gerçek, orada mevcut duruma göre helal kılınanı haram kılan bir resul amam kınanan eşler var.! Şener Hoca: (Tahrim 66/4) ىَمرف َََِئَِ۬ك ىَ َع ِهفَف َِنَعرف اَغَسرف اِلِئِِِِنَكَف ئَىَمرف ََنَكََُْى ىَلَُرََف َِكَموف ِهفَف ُِئَف نَئر فَُِف ئَََِرُُْرِف ئَاَك َصِف ى رنِ۪رنَقُُمََف ئَى رنَلف۬وََِاِف َِدرعَف َف َلَف نَهَُُْف Ey Nebî’nin iki eşi!) Allah’a yönelip tevbe ederseniz iyi olur. Çünkü ikinizin de gönlü kaydı. Eğer birlikte ona karşı harekete geçerseniz bilin ki Allah, Cebrail ve iyi müminler onun yakın dostlarıdır. Bundan sonra melekler de ona destek olurlar. Kemal Gürger: Evet haklısınız çalışmanın tamamını görmek lazım. Ama yaşlı, kendi evlatlarıyla bile mücadele etmekte zorlanan bir nebiden ziyade 9. ayetinde ifade ettiği gibi kafir ve münafıklarla galiz bir şekilde mücadele gücü olan bir nebi aranmalı kanaatindeyim. Allah en doğrusunu bilir. MehmetKoçan: ayrıca 3. ayette başta ki hitap edilen nebi 3. şahsa dönüyor. hitap edilen kişiden bahsedilen kişiye ,onu da atlamışız. yani 1. ayette muhatap alınan kişi 3. ayette kıssa edilen kişi oluyor kendinden sonrasında ki bir muhataba Şener Hoca: Cibril isminin burada geçmesi olayın şerbet veya bir kadına yaklaşmamamak olmadığını gösteriyor.konu risalet bağlamında olması daha makuldur. Kemal Gürger: Tabii ki konu Hududullah... MehmetKoçan: mehmet, derslerine niye çalışmıyorsun, zamanında işlerini görmüyorsun v.s v.s bana yönelik konuşuluyor. hemen arkasından hani mehmet şöyle şöyle yapmıştı... şeklinde olay daha sonra ki kişiye-kişilere kıssa ediliyor, bu durumda ilk ayette ki nebi ile devamında ki dönem araya girince 9. ayette ki nebi bu olayın kıssa edildiği nebi olmalı, farklı bir nebi, onun kim olduğu da o ayetten önce bahsedilenler üzerinden öncelik sonralık ilişkisiyle anlaşılabilir Kemal Gürger: Şener hocam haklı cibrilin ve meleklerin işin içine dahil edilerek bir cephe oluşturulması konunun haram helal belirle yetkisine bir gönderme olabilir. Zira haramı helali sadece Allah belirler. Bu hükmü de Allah cibril ve meleklerle elçisine bildirir nebi ve salih kullarda hükümlere razı olur. Mehmet Koçan-Hüseyin hocam, aslinda direk şunu uapalim.bu Tahrim süresini hiç okumadık, rivayetleri duymadık, yok onlar hatta.. önümüzde harekesiz noktasiz metin, baştan ilerley ilerleye sağa sola sapa sapa buraya geldik. Haram helal kurallari cebimizde, onları ogrenmisiz. hiçbir Nebi Allah'ın yanında bana da kul olun demez minvali ayetler cebimizde. Helal haram tayini sınır ihlali, bende yaparım demek gibi. İlk ayeti anlayıp nokta hareke tespit etmeye çalışıyoruz. Ne olabilir tespit etmeye çalışıyoruz, Ey Nebi dedik, lima yi bildik, o kelimeye geldik istikak yapıyoruz, tuharrimuyu kafadan elemez miyiz daha devamına bile bakmadan ayetlerin. Sanırım şunu deriz, tuharrimu olmaz, bir Nebi bunu yapmaz. Ve bunu yaptıysa ona hiçbir şey denmeden geçilmez, adem örneği ortada.neler söyleniyor ona, tevbe etmese gidiyor. Burada öyle bir şeyde görünmüyor. Kemal Gürger-Mehmet hocam zaten rivayetsiz baktık bir nebi bunu yapmaz zaten tehdit nebiye değil eşlerine sanırım meramımı anlatamadım? MehmetKoçan-Kaldı ki bu noktalamayi tercih eden kişilerin döneminde bırakın nebiyi, imamlar, alimler hepsi haram belirliyor. O adamın bunu sorgulaması o açıdan bakınca hadi normal diyelim, biz bunun olmiyacagini iddia ediyoruz, helal haramı yanlız Allah'ın belirliyecegini ve delilimiz sağlam. MehmetKoçan- Hocam işte orada kendine haram kılan nebiye, velev ki yanıldı yaptı ve bize bu durum aktariliyirsa yerilen kişi Nebi olmalı, yanlış mıyım.tipki adem gibi. Ve o Nebi Tevbe etti bu yaptığına v.s v.s denilece ki biz haaa, nebinin haram kilamiyacagi ayetlerinin bı saglamasi da burası diyelim. Yanlış anlamayın, tamamen düşünelim diye yazdım usttekileri, sizi yermek için degil Ramazan- Arkadaşlar, Tahrim suresi hakkında mütaala yapıyorsunuz bu çok güzel ama konuşmalarınızın merkezine ayetleri alsanız daha iyi olur. mesela, 1.ayette EY NEBİ diyor ama 2. ayet direk olarak LEKUM ve KUM zamirleri ile devam ediyor...üslupta birden bire bu değişikliğin sebebini tespit etmek ayetin devamını anlamaya epey yardımcı olacaktır Kemal Gürger: Eyvallah Ramazan hocam. Mehmet hocam ben nebiye küçük bir düzeltme yapıldığını ancak eşlerinin açık ve sert bir şekilde uyarıldığını anladığım için eşlerin kabahatleri üzerinden konunun devam ettiğini düşünüyorum. Zira 10-11 ve 12 de iyi ve kötü eşler/hanımlar yine örnek verilmiş. Ramazan- ayetler eğer eşler üzerinden devam ediyorsa herşeyden önce bu eşlerin ALLAH'I, MELEKLERİ, CEBRAİLİ VE SALİH MÜMİNLERİ karşılarına alacak kadar ne yaptıklarının tespit edilmesi lazım. 3.ayet bir İZ edatıyla başlıyor, bunun da sebebin tespit edilmesi lazım..Çünkü bu İZ edatı 3.ayeti zaman olarak birinci ayetin öncesine götürebilir. Tahrim suresinde yanlış iştikak ve yanlış harkelemenin sadece 1.ayetle sınırlı olduğu zannıyla hareket etmek sanırım biraz acelecilik olacaktır Kemal Gürger: Hocam zaten gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmişse o devam edecektir. Ramazan- mesela 3.ayette َِلَنوك قَِوكَسرف ََُِف ifadesi geçiyor meallere bakarsanız bu ifade BİR EŞ DİĞER EŞE HABER VERDİ diye çevriliyor (Tahrim 66/3) ئَىََرف ىََُْوف ى قوَِلرف ىَ فع َِدرعَف ىَ رئَىَََُف رَعُُيِكَف َِلَنوك قَِوكَسرف ََُِف ئَىَنرهََْاِف ِهفِف ىَلَُرََف ىَْورَف َِدرضََِف ئَىَىرَْعَف ىَمرف َِدرعبَف َِلَنوك قَِوكََُك ََُِف اَك َسرف نَمرف ىَقرَِكَلَف ُفََىَف اَكرَف قَِوكَقَلَف ى ردَلُُمِف ى ريَُُِِْف Bir gün Nebi, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Eşi onu, diğer eşine bildirince Allah, Nebisini o konuda bilgilendirdi. O da onun birazını eşine anlattı, birazını da anlatmaktan vazgeçti. Eşine bildirdiğinde o: “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Nebi de “Bana, her şeyi bilen; her şeyin iç yüzünü bilen bildirdi.” diye cevap verdi./ SV MEALİ yukarıdaki ayette EŞİ ONU DİĞER EŞE SÖYLEDİ ifadesindeki BİHİ edatında zamir MÜZEKKER olmasına rağmen yukarıdaki meal onu müennes olrak çevirmiş Kemal Gürger: "Fakat onu başkasına haber verince" şeklinde mi anlamalıyız? Ramazan- ayette başkası yok Kemal Gürger: Evet doğru haber verince Ramazan- Bunun yanında NEBEE kelimesi birinin bildiği şeyi diğerine söyleyinde kullanılan bir kelime değildir. Ayette NEBBEET bihi diyor,, HU zamirinin karşılığı nedir? eğer hemen öncesinde geçen ESERRA kelimesine dönderirsek o kelime fiil zamirler fiillere dönemezler. Dahası ESERRA kelimesi hem sakladı hem de açığa çıkardı manasına gelebilen bir kelimedir. İşte mütalaa ederken ayetleri karşınıza alıp tek tek hiçbir zamirini hiç bir edatını atlamadan ve acele etmeden giderseniz daha verimli sonuçlar elde edilir.. Kemal Gürger: Eyvallah Ramazan- Bir de şöyle bir durum var...10.ayet, ALLAH KAFİRLERE NUHUN VE LUTUN KARISINI MİSAL VERİR...Kafir adama misal vermenin alemi nedir? Ayetleri konuşuyor olmanız çok güzel ama konuşurken hakkında konuşulan ayetleri de konuşmanıza dahil ederseniz şahane olur
Показать здесь оригинал документа (PDF)
Отправьте свой вопрос, исправление или предложение по этому материалу. Оно поступает напрямую нашей команде и не публикуется на странице.