Müellifin kendi meali · 10
(Yûsuf); Rabbim, benim için o (şimdilik) gizli olan, beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir. Eğer sen onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat olacak ve gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlardan biri olacağım” dedi.
(Yûsuf); Rabbim, benim için o (şimdilik) gizli olan, beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir. Eğer sen onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat olacak ve gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlardan biri olacağım” dedi.
(Yûsuf) “Rabbim, benim için o (şimdilik) gizli olan, beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir. Eğer sen onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat olacak ve gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlardan biri olacağım!” dedi.
“Rabbim o saklı tutulan benim için onların beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir” dedi.
“Rabbim, onların beni ona evlat nispet etmelerindense, zindanı daha tercih ederim”
“Onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat niteleneceğim, (işte o zaman) gerçeği bildiği halde bilmez görünenlerden biri olurum.
“(Yusuf) Rabbim onların beni ona evlat nispet etmesinden, zindanı daha tercih ederim” dedi.
(Yûsuf) “Rabbim, benim için o (şimdilik) gizli olan, beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir. Eğer sen onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat olacak ve gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlardan biri olacağım!” dedi.
“Rabbim onların beni ona evlat nispet ederek (elde edeceğim) o şeyden, zindanı kendime daha tercih ederim”
o erkekler beni davet ederler/ediyorlar/edecekler
Alıntıladığı mealler · 6
Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) meali
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0,95
(Yûsuf) Dedi ki; Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) meali
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0,95
Yûsuf, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların (kadınların) beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) meali
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0,95
Yûsuf, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir”
meallerin tamamı (yaygın/geleneksel meal)
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0,90
Yusuf dedi ki: “Rabbim! Bu kadınların isteklerine uymaktansa hapsi tercih ederim…
belirsiz
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 1
güven 0,80
(Yusuf) dedi ki; Rabbim kadınların beni davet ediyor oldukları o şeyden daha çok zindanı tercih ederim
belirsiz
müellifin alıntıladığı / değerlendirdiği meal
Hadım Edilen Nebî — Yusuf 2
güven 0,60
Müellifin meali(Yûsuf); Rabbim, benim için o (şimdilik) gizli olan, beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir. Eğer sen onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat olacak ve gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlardan biri olacağım” dedi.
(Yûsuf); Rabbim, benim için o (şimdilik) gizli olan, beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir. Eğer sen onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat olacak ve gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlardan biri olacağım” dedi.
Kaynağa git
Müellifin meali(Yûsuf); Rabbim, benim için o (şimdilik) gizli olan, beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir. Eğer sen onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat olacak ve gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlardan biri olacağım” dedi.
“es-sicn” zindan değil “o (şimdilik) gizli olan”; “yed’ûnenî ileyh” ise davet değil “beni ona evlat nispet etmeleri”; “el-câhilîn” de “gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlar” diye çevrilmiştir.
(12/33) (Yûsuf); Rabbim, benim için o (şimdilik) gizli olan, beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir. Eğer sen onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat olacak ve gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlardan biri olacağım” dedi.
Kaynağa git
Müellifin meali(Yûsuf) “Rabbim, benim için o (şimdilik) gizli olan, beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir. Eğer sen onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat olacak ve gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlardan biri olacağım!” dedi.
BÖLÜM SONU MEÂL BLOĞU: kitabın kendi yapı beyanına ('daha doğru ve isabetli olduğunu öngördüğümüz ayet meallerini bölüm sonlarında vereceğiz') birebir uyan, 12/33'ün tam meâli. Müellife ait olduğu hem konum hem de 'öngördüğümüz' ifadesiyle kesindir.
Bu açıklamalardan sonra 33. ayetin daha isabetli olduğunu öngördüğümüz meali şu şekilde olmalıdır.
Kaynağa git
el-cahilîn kelimesinin kök tahlili (ج ه ل, Kur'an'da 24 kelime). Müellif 'cahillerden olurum' yerine 'gerçeği bildiği hâlde bilmez görünenlerden olurum' karşılığını buradan çıkarır.
Asıl itibariyle; bilmemek, tanıyamamak anlamında olan bu kökten, bildiği halde bilmez görünmek, tanıdığı halde tanımaz görünmek, bilmeme, tanıyamama numarası yapmak, aptal gözükmek, küstahlık yapmak, durumu gizlemek, değer bilmemek, hafif meşreplik anlamlarına gelen kelimeler türemiştir.
Kaynağa git
Müellifin keyd - mekr ayrımı: Kur'an'da 43 defa geçen mekr 'tuzak', 35 defa geçen keyd 'tuzağa çekmek için kullanılan hile dolu yöntem'dir. Kadınların hedefi (Yûsuf'un aklanması) hak olduğu için burada mekr değil keyd vardır.
Yusuf “kadınların tuzağı” dememiş, “kadınların hile dolu yöntemleri” demiştir. Bunun sebebi hile dolu yöntemle ulaşılacak şeyin “tuzak” olmamasındandır.
Kaynağa git
Müellifin geleneksel meâle birinci itirazı: âyet bir duadır; duada şart koşulmaz, 'yapmazsan ben de şöyle olurum' demek dua değil şantajdır ve Yûsuf'un böyle bir dil kullanması mümkün değildir.
En başta şunu belirtmek gerekir; Yusuf Yüce Allah’a dua etmektedir.
Kaynağa git
Müellifin eleştirdiği geleneksel kurgunun özeti: kadın Yûsuf'u zina ile zindan arasında seçime zorlar, Yûsuf da Allah tuzakları çevirmezse zinaya düşeceğini söyler.
Meal ve tefsirlerimizin kurgusuna göre Yusuf’un bu şekilde dua etmesi kadının “eğer benimle zina yapmaz ise zindana atılacak” tehdidinin bir sonucudur.
Kaynağa git
Müellifin mealiOnların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi
Bölüm başında, tahlilden önce verilen ve müellifin eleştireceği meâl (33. âyetin ikinci cümlesi); metinde (DİB meali) diye etiketlenmiştir. Müellif ayrıca bu karşılığın 'tüm meal ve tefsirler' tarafından böyle çevrildiğini söyler.
Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi (DİB meali).
Kaynağa git
Müellifin sarf tespiti: fâiller kadın olduğu hâlde fiil cem'i müzekker ve muzâridir; meâller ise fiili mâzî ('beni dâvet ettiği') yapmıştır. Müellife göre bunun sebebi kadınların yönetimde etkin olmasıdır.
İşte bu ayette de bir kez daha müennes faillere müzekker bir fiil atfedilmiştir. Bu ayetin öncesine ve hatta sonrasına bakıldığında olay hep kadınlarla Yusuf arasında geçer. Ancak böyle olmasına rağmen ayetteki … yed’unenî kelimesi cem’i müzekker (eril) ve muzari olarak geçmiştir.
Kaynağa git
Müellifin meali(Yûsuf) Dedi ki; Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi
Bölüm başında, tahlilden önce verilen ve müellifin eleştireceği meâl; metinde açıkça (DİB meali) diye etiketlenmiştir.
(Yûsuf) Dedi ki; Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi (DİB meali).
Kaynağa git
Müellifin mealiYûsuf, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların (kadınların) beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi.
Bölüm ortasında delil olarak getirilen ve açıkça (DİB meali) etiketli meâl; müellif bu meâlden bile Yûsuf'un tehlike olarak Aziz kadını değil kadınları gördüğünün anlaşılacağını söyler.
Yûsuf, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların (kadınların) beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. (DİB meali)
Kaynağa git
Müellifin meali“Rabbim o saklı tutulan benim için onların beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir” dedi.
Müellifin, es-sicnu = 'saklı tutulan' okumasından sonra verdiği ilk cümle karşılığı; 'olmaktadır' kalıbıyla tahlilin sonucu olarak sahiplenilmiştir.
Yusuf geçmişini sadece kapıları kilitleyip kendisini bir daha sorguya çeken kadına anlatmıştır. İşte ayette söylediği şey de bununla ilgilidir. Bu durumda ayetin ilk cümlesinin anlamı şöyle olmaktadır.
Kaynağa git
Bölümün en radikal önerisi: es-sicnu 'zindan' değil 'o saklı tutulan'dır. Müellife göre saklı tutulan şey, Yûsuf'un İbrâhîm soyundan olması ve kendisine resullük verilecek olmasıdır; babası bunu açıklamamasını emretmiştir.
İşte bu durumda … essicnu kelimesinin “o saklı tutulan” şeklinde bir anlama gelmesi daha isabetli olacaktır. Elbette ki bu durumda haklı olarak “gizli tutulan o şey nedir?” sorusu gündeme gelecektir.
Kaynağa git
Müellifin es-sicnu tahlili (2): kelimenin Kur'an'daki bütün kullanımlarının dökümü; 12/25, 32 ve 33'te fiil olarak 'tutuklanma/gözaltı', bu âyette ise ilk defa isim ve marife olarak gelmektedir.
Essicnu kelimesi ن ج س s+c+n kök harflerinden türemiştir ve Kur’an’da 9 tanesi Yusuf suresinde olmak kaydıyla bu kökten türemiş 12 kelime bulunmaktadır. Bu kelime ele aldığımız 33. ayetten önce, üç defa daha kullanılmıştı. 25, 32 ve 33 ayetlerde kelime fiil olarak ve tutuklanma, göz altına alınma anlamında geçmişti.
Kaynağa git
Müellifin ehabbu tahlili: 'daha sevgili' karşılaştırması, karşısındakinin de sevimli olmasını gerektirir; oysa geleneksel meâlde her iki seçenek de sevimsizdir. Bu tutarsızlık es-sicnu'nun 'zindan' olamayacağını gösterir.
Bu durumda Yusuf’un önündeki iki seçenekten biri “sevgili” diğeri ise “daha sevgili” olmaktadır. Yani Yusuf; önünde iki kötü seçenek olan biri gibi değil, birini daha çok tercih ettiği iki iyi seçenekten biri arasında seçim yapan biri olmaktadır.
Kaynağa git
Müellifin es-sicnu tahlili (1): kelime marifedir, dolayısıyla bilinen bir şeyi göstermelidir; oysa öncesinde anlatılmış bir zindan yoktur.
Çünkü kelimenin başında ال takısıyla marife olarak gelmesi dikkat çekmektedir. … Fakat kelimeye “o zindan” şeklinde mana verilmesi durumunda “hangi zindan” sorusu gündeme gelmektedir. Oysa ayetin öncesine baktığımızda tutuklanmaktan bahsedilmesine rağmen herhangi bir zindanın anlatıldığına dair tek bir belirti yoktur.
Kaynağa git
Müellifin meali“Rabbim, onların beni ona evlat nispet etmelerindense, zindanı daha tercih ederim”
9. bölümde verilen müellif karşılığının bu bölümde hatırlatılması (âyetin ilk cümlesi). Müellif bunu kendi önceki tespiti olarak aktarmaktadır.
Bir önceki cümlede Yusuf : … “Rabbim, onların beni ona evlat nispet etmelerindense, zindanı daha tercih ederim” diyerek, başka birine evlat olmaktansa 25. ayette kendisine isnat edilen kraliyet ailesine bir kötülük tasarlamak suçundan zindana girmeyi tercih ettiğini belirtmişti.
Kaynağa git
Müellifin meali“Onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat niteleneceğim, (işte o zaman) gerçeği bildiği halde bilmez görünenlerden biri olurum.
Müellifin tahlilin sonucu olarak açıkça sahiplendiği kendi karşılığı (âyetin ikinci cümlesi): keyd = 'benim hakkımdaki yöntemler', tasrif = 'boşa çıkarmak', esbu = 'evlat nitelenmek', cahilîn = 'gerçeği bildiği hâlde bilmez görünenler'.
Ayetin ikinci cümlesi bu cümlenin devamıdır. Dolayısıyla aynı şeylerden bahsediyor olması gerekmektedir. Buna göre cümlenin anlamının şu şekilde olması daha isabetli olacaktır.
Kaynağa git
esbu kelimesinin (صبو kökü, Kur'an'da 3 kullanım) anlam yelpazesi. Müellif 'meyletmek' yerine kökteki 'çocuk / evlat' anlamını seçerek 'onlara evlat olacağım' karşılığını kurar.
Çocukça davranmak, çocuk sahibi olmak, gönül vermek, meyletmek, bir şeyi tersinden almak, tersinden koymak, eğik yapmak, yamuk yapmak, gençleşmek, çocuk, çırak, uşak anlamlarına gelen kelimeler türemiştir.
Kaynağa git
tasrif kelimesinin kök tahlili; müellif kökün 'boşa çıkarmak, vazgeçirmek, alıkoymak, bir şeyi başka bir şeye çevirmek' anlamlarından 'boşa çıkarmak' karşılığını seçer.
Ayette geçen ْتَصْ رِف tasrif kelimesi ف ر ص s+r+f kök harflerinden türemiştir ve Kur’an’da bu kökten türemiş 30 kelime bulunmaktadır.
Kaynağa git
Müellifin ikinci olarak aktardığı Kurtubî (el-Câmi' c.9 s.280-281) pasajı. Kurtubî 'keydehunne'yi Aziz'in karısının hayâsızlık daveti veya kadınların Yûsuf'u ayartma girişimi olarak açıklar. Müellif bu iki tefsiri 'hiçbir yorum getirmeden meraklısına bırakır'.
“Cahillerden olurum.” Yani günah işleyen ve bundan dolayı yerilmeyi hak eden kimselerden olurum. Yahut cahillerin işini yapan kimselerden olurum.
Kaynağa git
Müellifin eleştirmek için aktardığı Râzî (Tefsîr-i Kebîr c.13 s.227) pasajı: âyet, kulun ancak Allah çevirirse günahtan uzak durabileceğinin delili sayılır; râcih-mercûh, iki zıddın birleşmesi ve teselsül kavramlarıyla temellendirilir. Müellife göre bu izah sorumluluğu kuldan alıp Allah'a yükler.
Alimlerimiz, insanın, Allah onu günahtan döndürmediği müddetçe, günahtan kendisini alamayacağına bu ayeti delil getirerek şöyle demişlerdir:
Kaynağa git
Müellifin ileyhi tahlili: harf-i cer + müzekker zamirden oluşan kelime yalnız akıllı ve müzekker bir fâili gösterir; meâllerde tümüyle atlanmıştır.
Bu çevirilere göre ayette geçen “ona” anlamındaki … kelimesi hiç çevrilmemiş olmaktadır. Yani Türkçe çevirilerde kelime yok hükmündedir.
Kaynağa git
Müellifin mealiYûsuf, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir”
Müellifin 'istisnasız tüm meâller' diye aktardığı yaygın karşılık. İtirazı: bu çevirilerde 'ona' anlamındaki ileyhi kelimesi hiç çevrilmemiş, Türkçe metinde yok hükmünde kalmıştır.
Anlamaya çalıştığımız 33. ayetin ilk cümlesi tek bir istisnası bile olmadan meallerin tamamı tarafından … “Yûsuf, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir” şeklinde çevrilmiştir.
Kaynağa git
Müellifin meali“(Yusuf) Rabbim onların beni ona evlat nispet etmesinden, zindanı daha tercih ederim” dedi.
Müellifin tahlilin sonucu olarak açıkça sahiplendiği kendi karşılığı (âyetin yalnız ilk cümlesi): yed'ûnenî = 'beni ona evlat nispet etmeleri', es-sicn = 'zindan'.
Anlamaya çalıştığımız 33. ayette geçen … kelimesi de işte tam da bununla alakalıdır. Bu durumda ayetin ilk cümlesinin meali şu şekilde olmalıdır.
Kaynağa git
Müellifin muzâri kipinden çıkardığı sonuç: kelime geçmişte olmuş bir şeyi değil, gelecekte olması muhtemel bir nitelemeyi gösterir; Yûsuf henüz yapılmamış bir nitelemeye razı olmaktansa tutuklanmayı tercih etmektedir.
Yusuf ayette zindanın kendisine daha tercih edilir olduğunu söylemiştir. Onların Yusuf’u zindana atmak için ileriye sürecekleri tek isnat “kraliyet ehline bir kötülük tasarladı” isnadıdır.
Kaynağa git
Müellifin, 'kadınlar Yûsuf'u neye davet etti?' sorusuna verilen geleneksel cevap olarak aktardığı Râzî (Tefsîr-i Kebîr c.13 s.226) pasajı. Müellif bu cevapların kıssadan hiçbir delili bulunmadığını söyleyerek reddeder.
Zeliha son derece güzel. Onun malı mülkü var. O, kendi isteğine uyması halinde, her şeyini kendisine vermeye kararlı. Mısırlı kadınlar Yusuf’u zorlamış ve her biri onu bu hususta teşvik etmeye ve başka yollarla tehdit etmeye başlamışlardı.
Kaynağa git
'Keyd' tahlili: zorlama veya emir değil, asıl amacı gizlenmiş taktik/kandırma. Bu da 12/32'deki 'mâ emuruhu'ya emretme anlamı verilmesine engeldir.
Aynı zamanda yine bir sonraki ayette geçen ve “kadınların tuzağı” olarak çevrilen … keydehunne kelimesi de bir zorlamanın olmadığını göstermektedir. Çünkü bu kelime de birini bir şeye zorlayarak ya da emrederek getirmeyi değil, kandırarak bir yere yöneltmeyi belirtmektedir. Yani asıl amacı gizlenmiş taktik demektir.
Kaynağa git
Müellifin çelişki tespiti: geleneksel kurguda kötü karakter Aziz'in karısıyken, Yûsuf tehlike olarak kadınları göstermektedir.
Herhangi bir mealden bile takip edildiğinde, en başından beri kadınların Yusuf hakkında olumsuz tek bir kelime bile sarf etmedikleri görülecektir. Geleneğin resmettiği kıssada kötü karakter olarak sadece Aziz’in karısı ön plana çıkmaktadır. Her şeyi yapan bu kadın olmasına rağmen Yusuf, kelimeler kullanarak kadınların kendisi için tehlike olduğunu söylemiştir.
Kaynağa git
Müellifin meali(Yûsuf) “Rabbim, benim için o (şimdilik) gizli olan, beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir. Eğer sen onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat olacak ve gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlardan biri olacağım!” dedi.
Müellifin önceki bölümde tahlil edip tercih ettiği dua âyeti karşılığının burada tam hâliyle hatırlatılması. Tezinin bütün anahtar kelimelerini taşır: es-sicn = 'o (şimdilik) gizli olan', mâ yed'ûnenî ileyh = 'beni ona evlat nispet etmeleri', keyd = 'yöntem', cahilîn = 'gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlar'. Bu bölümde âyet numarası verilmemiştir ('birkaç ayet önce'); 12/33 teşhisi sıralamaya dayandığı için ayet_no_belirsiz ve dogrulama_gerekli TRUE.
Hatırlanacağı üzere birkaç ayet önce Yusuf şu şekilde dua etmişti. […] (Yûsuf) “Rabbim, benim için o (şimdilik) gizli olan, beni ona evlat nispet etmelerinden daha sevgilidir. Eğer sen onların benim hakkımdaki yöntemlerini boşa çıkarmazsan onlara evlat olacak ve gerçeği bildiği halde bilmiyormuş gibi davrananlardan biri olacağım!” dedi.
Kaynağa git
Müellifin meali“Rabbim onların beni ona evlat nispet ederek (elde edeceğim) o şeyden, zindanı kendime daha tercih ederim”
Aynı ilk cümlenin, bu sefer 'evlat nispetiyle elde edilecek şey' vurgusuyla verilen müellif karşılığı. Müellif buradan Aziz kadının önerisinin 'Mısırlı birinin evlatlığı olmak' olduğu sonucuna varır.
Aziz kadının ne önerdiğini işte Yusuf’un söyleminde bulmaktayız.
Kaynağa git
Müellifin zamir merciî tahlili: 12/33'teki 'hi' zamirinin marife merciî öncede yoktur; Kur'an'ın metin yapısı gereği zamir ileride gelecek bir âyete bağlanır. Bu bağlantı kıssanın ilerleyen bölümlerinde görülecektir.
Fakat Arapça dil kurallarına göre zamirler metnin içerisinde daha önceden geçmiş marife bir ismin yerine kullanılırlar. Ama daha öncede belirttiğimiz gibi bu kural başı, ortası, sonu olan metinler için geçerlidir.
Kaynağa git
Müellifin çoğul-tekil tutarsızlığı tespiti: 12/32'de önlemi dikte eden tek bir kadınken 12/33'te Yûsuf çoğul konuşur; bu, geleneksel 'tek kadının zina daveti' kurgusunu geçersiz kılar.
Dikkat edilirse bir önceki ayette Yusuf’a yapması gereken bir önlemi dikte eden Aziz kadın olmasına rağmen, Yusuf çoğul bir kelime kullanarak “bunların beni niteleyecekleri” demiştir.
Kaynağa git
Müellifin mealio erkekler beni davet ederler/ediyorlar/edecekler
Müellifin sarf tahlilinin sonucu olarak 'gelmesi gerekirken' diyerek sahiplendiği karşılık: fiil muzâri, cem'i, MÜZEKKER ve gâibdir; dolayısıyla davet edenler kadınlar değil erkeklerdir. Tüm meâl ve tefsirlerin kipi mâzî-müennese çevirdiğini söyler.
Mesela bir sonraki ayette geçen … yed’unenî kelimesi “fiili muzari,105 cem’i,106 müzekker,107 gâib” iken ve anlamı “o erkekler beni davet ederler/ediyorlar/edecekler” şeklinde gelmesi gerekirken tüm meal ve tefsirlerde kelime fiili mazi, cem’i, müennes, gâib olarak ve “bu (kadınların) beni çağırmış oldukları” şeklinde çevrilmiştir.
Kaynağa git
Müellifin aktardığı tefsir açıklaması (Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr c.13 s.226 dipnotlu); müellif bu açıklamanın hiçbir delili olmadığını söyleyerek reddeder.
Mısırlı kadınlar Aziz’in karısının “emrettiğimi yapmazsa zindana atılacak” şeklindeki tehdidini duyunca, anlaşılıyor ki onlar da Yusuf’a yüklenmiş ve “onun emrine karşı direnmende fayda yok. Aksi halde hapse düşer, zillete uğrarsın” demişlerdir.
Kaynağa git
Müellif 12/33'ü, "ehabbu" kelimesinin "daha çok sevmek" değil "daha fazla tercih etmek" manasında kullanıldığının Kur'an içi delili olarak gösterir.
Bu ayette geçen ُّأَحَب kelimesinin daha çok sevmek manasına gelmediğini söylemiştik. Yine Yusuf suresinin 12/33. ayetinde bu kelime aynı formda “daha fazla tercih etmek” manasında kullanılmıştır.
Kaynağa git
Müellifin mealiYusuf dedi ki: “Rabbim! Bu kadınların isteklerine uymaktansa hapsi tercih ederim…
Aynı kökün (ehabbu) “tercih etmek” anlamında kullanıldığının kıssa içi delili. Metinde âyet numarası verilmemiştir.
Kelime tercih etme anlamında yine Yusuf kıssası içinde kullanılmaktadır.
Kaynağa git
Müellif, bir önceki âyetteki (12/33) duanın muhtevasını açıklar: Yûsuf, kadınların 'Mısırlı biri tarafından evlat edinilme' yönteminin boşa çıkarılmasını istemiştir. Bu âyetin meâli bu bölümde verilmez, yalnız içeriği hatırlatılır.
Yusuf’un Yüce Allah’tan dilediği şey, kadınların taktiğinin, yönteminin kendisinden başka tarafa ya da başka bir hale çevrilmesiydi. Kadınların taktiği ise Yusuf’un Mısırlı biri tarafından evlat edinilmesidir ki bu kişi köle iken kendisini alıp özgürleştiren kişidir. Yusuf Yüce Allah’tan böyle bir yöntemi boşa çıkarmasını dilemiştir.
Kaynağa git
Müellifin meali(Yusuf) dedi ki; Rabbim kadınların beni davet ediyor oldukları o şeyden daha çok zindanı tercih ederim
Bölüm ortasında, tahlilin aracı olarak verilen bir karşılık; kaynak etiketi ve açık sahiplenme ifadesi yoktur, ayrıca müellif bölüm sonunda 'yed'unenî'nin müzekker olduğunu söyleyerek buradaki 'kadınların' ifadesini kendisi de düzeltmektedir. Bu yüzden alıntı sayıldı. Tahlilin özü: 'yed'unenî' zorlamasız, gönüllü icabet edilen davet bildirir.
… Yed’uneni kelimesi zorlama olmadan, emir olmadan, gönüllü olarak icabet edilen davet ve çağrı için kullanılan bir kelimedir. İşte bu yüzden Aziz kadının kullandığı … ma emuruhu kelimesine “emredeceğim gibi” anlamı vermek mümkün değildir.
Kaynağa git